Kemal Can, 5 Soru 10 Cevap’ta Bahçeli’nin “Öcalan, Ahmetler, Demirtaş” vurgusunun ne anlama geldiğini, Suriye’de oluşan yeni denklemin Türkiye siyasetine nasıl taşındığını değerlendirdi.
Kemal Can, “Suriye’deki sonucun Bahçeli yorumu: Bahçeli’nin ‘Öcalan, Ahmetler, Demirtaş’ çıkışı ne anlama geliyor?” başlıklı yayında şu soruları ele aldı:
- Bahçeli’nin çıkışı ne anlama geliyor?
- Kazananı ve kaybedeni kim belirler?
- Buradan sonrasına nasıl yansıyacak?
- Bilanço Türkiye’ye nasıl taşınır?
- Muhalefete nasıl yansıtılacak?
Bahçeli’nin çıkışı ne anlama geliyor?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuşmasına değinen Kemal Can, Bahçeli’nin sözleriyle sürecin sınırlarını da açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Can, Bahçeli’nin sözlerinin bir vaat değil, görev listesi olduğunu vurguladı:
“Bahçeli çok net bir çerçeve çizdi. ‘Öcalan umut hakkına, Ahmetler göreve, Demirtaş evine gidene kadar devam edeceğiz’ dedi. Burada neyin ima edildiği gayet açık. Bu, sürecin nereye kadar gideceğinin ilanıdır.”
Kazananı ve kaybedeni kim belirler?
Suriye’de oluşan tablonun herkes tarafından farklı yorumlandığını fakat ortak kabulün SDG’nin ciddi bir yenilgi yaşadığı yönünde olduğunu belirten Kemal Can, “SDG’nin önemli bir yenilgi aldığı genel bir kabul. Kimileri bunu tasfiye olarak gördü, kimileri uygun bir formüle varıldı dedi ama hatırlatmak lazım, ortada artık bir model yok, entegrasyon tartışması da başka bir dengeye girmiş durumda” dedi.
Kemal Can, Bahçeli’nin Suriye’de ortaya çıkan sonucu Türkiye’deki sürecin bir fragmanı olarak sunduğunu vurgulayarak, “Bahçeli diyor ki Suriye’de devlet otoritesi tesis edildi, eşit müzakere iddiası bir kenara bırakıldı ve tek renkli bir yapı ortaya çıktı. Aslında Türkiye’de varılmak istenen sonucu Suriye üzerinden tarif ediyor” diye konuştu.
Muhalefete nasıl yansıtılacak?
Kemal Can, Suriye sonrası en somut sonuçlardan birinin muhalefet cephesinde yaşandığını belirtti. Özellikle CHP’nin 2023’te olduğu gibi yeniden bir abluka altına alınmaya çalışıldığını nitelendiren Can sözlerini şöyle sürdürdü:
“CHP, sürece mesafeli ama dışarı itilmeye direnen bir pozisyon aldı. Şimdi 2023’tekine benzer biçimde, CHP’nin Kürt seçmenle kurduğu ilişki hedef alınarak yeniden bir kuşatma başlatıldığını görüyoruz.”








