Halid Meşal: “Filistin’i tanıyan 159 devlet önemli ama sahada karşılığı yok”

Halid Meşal

Hamas Siyasi Büro Dış İlişkiler Sorumlusu Halid Meşal, Filistinli direniş örgütlerinin silahsızlandırılmasına yönelik tekliflerin saf bir uluslararası talebi yansıtmadığını, aksine uluslararası mecralarda pazarlanmaya çalışılan bir İsrail vizyonu olduğunu söyledi.

İslam Özkan, Doha’dan bildiriyor.

Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 17. Al Jazeera Forumu’ndaki sabah ilk oturuma katılan Hamas Siyasi Büro Dış İlişkiler Sorumlusu Halid Meşal, Hamas’ın silahsızlanmaya değil, “garantilere” dayalı gerçekçi yaklaşımlara açık olduğunu vurguladı.

Meşal, hareketin arabulucular (Katar, Mısır ve Türkiye) aracılığıyla; uzun vadeli bir sakinleşme ve gerilimi önleyecek uluslararası mekanizmaları içeren formüller sunduğunu belirtti.

Karmaşık ve tarihi bir moment

Oturum sırasında Filistin’in son dönemdeki durumunu değerlendiren Meşal, Gazze’deki soykırım savaşının yansımaları, bölgedeki ve uluslararası sistemdeki hızlı değişimler ışığında; Filistinlilerin, bölgenin ve dünyanın oldukça karmaşık ve tarihi bir momentle karşı karşıya olduğunu belirtti. Savaşın durmasının acıların bittiği veya çatışmanın özünün sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Asıl tehlikenin, toparlanması uzun zaman alacak olan Gazze’den değil, İsrail’den geldiğini kaydeden Meşal; herhangi bir dış vesayeti veya mandacılığın yeniden üretilmesi çabalarını reddetti. Gazze’nin halkına ait olduğunu, Filistinlilerin kendi kendilerini yöneteceğini ve halkın topraklarındaki direnişinin asıl güç unsuru olduğunu vurgulayan Meşal, tehcir sürgün projesinin boşa çıkarılmasını bu dönemin en büyük başarılarından biri olarak nitelendirdi.

İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te saldırılarını farklı biçimlerde sürdürdüğünü, aynı zamanda birden fazla bölgesel sahada vurduğunu ifade eden Meşal; dünyanın ise Filistin davasıyla benzeri görülmemiş bir etkileşim içinde olduğunu, özellikle ABD ve Avrupa’daki siyasi dönüşümlerle birlikte İsrail’e karşı öfkenin arttığını belirtti.

Meşal’e göre Filistinliler bugün çok zorlu bir gerçeklik yaşıyor: “Gazze’deki soykırım savaşının yaklaşık iki yıl sonra durmasına rağmen, gerek Gazze’de gerekse Batı Şeria’da İsrail saldırıları ve günlük ihlaller devam ediyor.”

Meşal ayrıca, İsrail’in tüm bölge üzerindeki “zorbalığına” ve tahakküm kurma çabalarına dikkat çekti.

Dört temel soru

Meşal, Filistinlilerin tek bir soruyla değil, dört büyük soruyla karşı karşıya olduğunu ve bu tartışmaların dar bir açıya sıkıştırılmadan kapsamlı bir çerçeveye oturtulması gerektiğini ifade etti:

  1. Gazze’nin Geleceği ve İnsani Durum: İlk soru Gazze’nin bugünü ve geleceği ile “tehlikeli süreçlerden” geçen Batı Şeria hakkındaydı. Savaşın durmasının üzerinden 4 aydan fazla zaman geçmesine rağmen Gazze’nin hâlâ katastrofik insani koşullar altında olduğunu belirten Meşal, Gazze’nin yeniden imarı ve toplumun yaralarını sarması için ulusal bir vizyonla hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Bu aşamada Refah Sınır Kapısı’nın tamamen açılması, yardımların girişi, barınmanın sağlanması ve İsrail ihlallerinin durdurulması mümkün olacak mı?
  2. Aksa Tufanı Sonrası Filistin Davası: İkinci soru, davanın bölge ve dünya gündemindeki yerine ilişkindi. Meşal, Aksa Tufanı ve sonrasındaki sürecin, davayı tozlu raflardan indirip tekrar dünya gündemine taşıdığını söyledi. 159 devletin Filistin’i tanımasının önemli ancak yetersiz olduğunu belirterek, “Filistin devletini sahada nasıl somut bir gerçekliğe dönüştürebiliriz?” sorusunun merkezi olduğunu ifade etti.
  3. Direniş Hareketleri ve Silahı: Üçüncü soru, direnişin meşruiyeti ve silahı üzerineydi. Meşal, direnişi suç sayma ve silahsızlandırma çabalarını reddederek; işgal altındaki bir halkın bağımsızlık mücadelesinde direnişin doğal bir hak olduğunu kaydetti. Filistin mücadelesi önderi Şeyh İzzeddin el-Kassam’dan (1935) günümüze kadar olan tarihi sürece atıfta bulunarak, “İşgal sürdüğü müddetçe direniş de devam edecektir, değişen sadece yöntem ve araçlardır” dedi.
  4. Dünyanın İsrail ile Sorunu: Dördüncü soru, İsrail’in küresel imajına ilişkindi. Meşal, İsrail’in Batı medeniyetini temsil eden bir yapı gibi sunulduğunu ancak Gazze’de yaşananların onun “vahşi” yüzünü ortaya çıkardığını söyledi. İsrail’in artık destekçileri için ahlaki, siyasi ve ekonomik bir yük haline geldiğini belirten Meşal, savunma siyasetinden saldırı siyasetine geçilmesi ve İsrail’in tıpkı Güney Afrika’daki Apartheid rejimi gibi dışlanmış bir yapı olarak tescil edilmesi çağrısında bulundu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.