Yapay zekanın farklı sektörlerdeki etkisi giderek artarken, gastronomi de bu dönüşümden payını alıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü doktor öğretim üyesi Ece Şener’in Harun Şahnacı’nın konuğu olduğu “Yapay Zeka ve Gastronomi” programında, yapay zekanın yeme içme sektöründeki rolü, sunduğu olanaklar ve yarattığı tartışma alanları ele alındı.
Yapay zekâ mutfağa girdi | Gastronomi değişiyor mu? başlıklı programda, yapay zekanın özellikle restoran operasyonlarında sağladığı verimlilik ve optimizasyon imkanları öne çıktı. Menü mühendisliği, stok yönetimi ve maliyet kontrolü gibi alanlarda kullanılan yapay zeka uygulamalarının, şeflerin ve işletmecilerin karar alma süreçlerini desteklediği vurgulandı. Yapay zekanın bu yönüyle yaratıcılığı ikame etmekten ziyade, zaman kazandıran ve seçenekleri görünür kılan bir araç olarak konumlandığı söylendi.
Gastronomi değişiyor mu?

Şener ve Şahnacı arasındaki sohbette gastronominin sürdürülebilirlik boyutu da önemli bir başlık olarak ele alındı. Gıda israfının azaltılması, sıfır atık uygulamaları ve ileri dönüşüm pratiklerinde yapay zekanın rehberlik edici rolüne dikkat çekildi. Üniversitelerde yürütülen kompostlama ve atık değerlendirme çalışmaları, gastronomi eğitiminin yalnızca mutfak pratiğiyle sınırlı kalmadığını gösteren örnekler arasında yer aldı.
Programda ayrıca 2025 yılının gastronomi açısından bir kırılma dönemi olduğu değerlendirmesi yapıldı. Pandemi sonrası değişen tüketici beklentileri, sağlıklı yaşam arayışı, yerel ürünlere yönelim ve deneyim odaklı tüketim anlayışının sektörü dönüştürdüğü belirtildi. Bu dönüşümün, geleneksel fine dining anlayışının ötesinde daha esnek ve erişilebilir konseptleri öne çıkardığı vurgulandı.
Yapay zekanın gastronomide istihdamı nasıl etkilediği de programın tartışılan başlıkları arasında yer aldı. Şeflik mesleğinin fiziksel ve sezgisel yönü nedeniyle, yapay zekanın insan emeğinin yerini almasının kısa vadede mümkün olmadığının vurgulandığı programda robotik mutfak ekipmanlarının ise daha çok destekleyici bir rol üstlendiğine dikkat çekildi.
Programda gastronominin yalnızca teknik bir üretim alanı değil, aynı zamanda kültürel ve sembolik bir ifade biçimi olduğunun altı çizildi. Yapay zekanın bilinçsiz kullanımının tek tipleşme riski yaratabileceği belirtilirken, ancak kültürel bağlam ve insan dokunuşu korunduğunda bu riskin aşılabileceği değerlendirildi.








