İslam Özkan’ın Dr. Alam Saleh ile söyleşisi: İran, Trump ve bölgesel güvenlik

İslam Özkan

İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında yeniden başlayan nükleer temaslar, Washington’ın artan ekonomik ve askeri baskıları eşliğinde ilerliyor. İran çalışmaları uzmanı Dr. Alam Saleh’e göre süreç, kalıcı bir uzlaşmadan çok, tarafların gerilimi kontrol altında tutmaya çalıştığı bir “kriz yönetimi” dönemine işaret ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran ile iş yapan ülkelere yüzde 75 gümrük vergisi getirme kararıyla sertleşen Washington hattı, nükleer müzakerelerin geleceğine dair soru işaretlerini artırdı. Katar’ın başkenti Doha’daki 17. Al Jazeera Forumu’nda gazeteci İslam Özkan’ın sorularını yanıtlayan İran çalışmaları uzmanı Dr. Alam Saleh, taraflar arasında başlayan temasları olumlu bir adım olarak nitelendirse de bunun uzun vadeli ve sürdürülebilir bir anlaşmaya işaret etmediğini vurguladı.

Saleh, nükleer görüşmeleri bir “diplomatik çözüm” arayışından ziyade kriz yönetimi olarak tanımladı. “Aslında ben bunu daha çok ‘kriz yönetimi’ olarak adlandırırım. Konuşmaya başlamak çok iyi bir adım. Her iki tarafın da bunu ‘iyi bir başlangıç’ olarak nitelendirmesi güven verici. Ancak uzun vadeli ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varmadan önce ele almaları gereken çok, çok derin zorluklar olacaktır” dedi.

“Zorlayıcı diplomasi” ve artan baskı

Trump yönetiminin İran’a yönelik politikalarını “zorlayıcı diplomasi” olarak tanımlayan Alem Saleh, Washington’ın müzakere sürecini askeri ve ekonomik baskıyla birlikte yürüttüğünü söyledi. “Bir yandan müzakere ederken aynı zamanda askeri güç kullanıyorlar. Bunun yanında daha fazla yaptırım uyguluyorlar ve medya üzerinden psikolojik bir savaş yürütüyorlar. Amaç masada daha fazla kazanç elde etmek” ifadelerini kullandı.

Saleh’e göre bu baskı, İran açısından sadece ekonomik ya da siyasi bir mesele değil. “İran’ın dört bir yanı askeri üslerle çevrilmişken, bu tehdit varoluşsaldır. Bu yüzden Tahran, sadece ekonomik baskılar veya askeri tehditler nedeniyle basitçe geri adım atmaz” dedi.

Nükleer program: Pazarlık gücü mü, güvenlik sigortası mı?

Geçen yıl ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 90’a yaklaştırdığı iddiaları gündeme gelmişti. Saleh, bu süreçte İran’ın “belirsizlik politikası” izlediğini belirterek, nükleer programın hem bir pazarlık aracı hem de güvenlik sigortası olarak kullanıldığını söyledi.

“İran, ‘eşik nükleer devlet’ olma durumunu müzakerelerde bir pazarlık payı olarak kullanıyor. Aksi takdirde diplomasi masasında herhangi bir pazarlık gücü olmazdı” diyen Saleh, Washington’ın nihai hedefinin de net olmadığını vurguladı.

Direniş Ekseni tartışması

Bölgedeki İran ile bağlantılı grupların geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Saleh, bu yapıların İran tarafından yaratılmadığını savundu. “Yemen’deki Husiler, Lübnan’daki ve Irak’taki Şii gruplar İran’dan çok önce vardı. Bu grupların kendi iradeleri ve karar mekanizmaları var” dedi. Saleh’e göre İran, bu ilişkiler üzerinden Batı’ya ve İsrail’e, ABD çıkarlarına yönelik tehditlerin sınırlandırılabileceği mesajını vermeye çalışıyor.

Dr. Alam Saleh kimdir?

İran’ın Ahvaz bölgesi Araplarından olan Dr. Alem Salah, İran çalışmalarında uzman bir isim. Avustralya Ulusal Üniversitesi’ne (ANU) bağlı Arap ve İslami Araştırmalar Merkezi’nde (CAIS) kıdemli öğretim görevlisi olarak çalışan Saleh, İran çalışmaları ve Orta Doğu siyaseti üzerine uzun yıllar çalıştı. Lisans ve doktora derecelerini İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nden alan Saleh; Lancaster, Exeter ve Durham gibi prestijli üniversitelerde dersler vermiştir. Temel araştırma alanları arasında İran’ın dış politikası, bölgesel güvenlik, etnik kimlik meseleleri ve uluslararası ilişkiler teorileri yer almaktadır. Akademik çalışmalarının yanı sıra NATO, Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı ve BBC gibi kuruluşlara danışmanlık yapmış olan Dr. Saleh, özellikle Ethnic Identity and the State in Iran (2013) kitabıyla tanınmakta ve güncel jeopolitik analizlerini sıklıkla Al Jazeera ve TRT World gibi platformlarda paylaşmaktadır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.