Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta

“Kürt Açılımı”, Suriye’deki gelişmeler nedeniyle tıkanma noktasına gelmişti. Ama, tarafların anlaşması ile birlikte sorunlar şimdilik çözülmüş görülüyor ve önümüzdeki dönemde büyük değişiklikler olmazsa “Açılım sürecinde” bir hızlanma beklenebilir.

Dışardan gözleyebildiğim kadarıyla, “Açılım” herhangi büyük bir kırılma veya sapma ile karşılaşmadı ve her şey tüm iniş-çıkışlara rağmen başından planlanan çerçeveye uygun gelişiyor. Süreci planlayanların, Türkiye’de de Suriye’dekine benzer bir “açılıma” gideceklerini de tahmin etmek zor değil.

Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta
Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta

İki ayrı tasarı-temel fikir

Süreci dışardan izleyen bizlerde ise büyük bir kafa karışıklığı var galiba. Birçok kişi ve çevre, “Açılımın” Kürtlere vaat ettiklerini yetersiz ve az buluyor ve meseleye “teslimiyet” penceresinden yaklaşıyorlar. Genelde gözleneni, “bunca yıl boşuna mı savaşıldı” ve “niçin hiçbir kazanım elde edilmeden örgüt dağıtılıyor” ifadeleri ile özetlemek mümkün. Bu kafa karışıklığının nedeni ise ortada “Terörsüz Türkiye” ve “Kürt meselesinin demokratik katılım yoluyla çözümü” gibi iki ayrı konseptin varlığı. Kafası karışık olan çevrelerin ana iddiası, demokratik bazı kazanımlar olmadan “Kürt meselesinin çözümünün” mümkün olamayacağı. Teorik olarak doğru bir iddia olsa bile bu iddianın yaşananlar karşısındaki konumu oldukça zayıf.

Çözüm konusunda anlaşan tarafların (Güvenlik Bürokrasisi ve Öcalan’ın) konuya bakışları çok net gibi duruyor. Adı konmuş özel bir “demokratikleşme” programına sahip değiller. Ana problem “Terörsüz Türkiye” olarak formüle edilmiş. Yani, PKK silahı bırakacak, o kadar gibi gözüküyor. Belki Kürtçenin seçmeli dil olarak okutulması, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ve vatandaşlığı tanımlayan Anayasa’nın maddelerinin değişmesi gibi hususlarda anlaşılmış olabilir ama bu konular henüz dillendirilmedi.

Vatandaşlık hukuku yönünde bazı adımların atılacağını AKP’nin komisyon raporuna dayanarak iddia edebiliriz. Raporda bir tek sefer bile “Türk Vatandaşı” ifadesi geçmiyor. Türklük ifadesi ise bir tek Türk Ceza Kanunu bağlamında kullanılıyor. Vatandaşlığa ilişkin kullanılan kavram ise, “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı” ifadesi. Raporda bu ifade, beş defa tekrar ediliyor ve çok açık olarak etnik kimlikten bağı koparılmış bir vatandaşlık tanımı yapılıyor.

Öcalan, belki Suriye’de Kürtler için bir statü beklentisi içinde idi ve ama bu özellikle Türkiye’nin sert direnişi nedeniyle gerçekleşmedi. “Statü” konusunun Türkiye’de yapılacak “Açılımın” hiçbir biçimde gündeminde olmadığını ise Öcalan’ın açıklamalarından biliyoruz. Suriye’de beklentisi gerçekleşmediği için Öcalan bir başka tercihe yönelir mi? Bu zayıf bir ihtimal olarak duruyor.

Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta
Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta

“Terörsüz Türkiye” yetersiz olabilir ama

O halde şimdilik büyük ölçüde “Terörün sonlandırılması” ile sınırlı bir “Açılım” ile karşı karşıya olduğumuz çok açık. “Açılım” sürecinin en önemli ayaklarından birisi olan PKK üyelerine af konusunun bile Şeyh Sait ayaklanması sonrası gündeme getirilen 1928 affı çerçevesinde ele alınıyor olması bunun en büyük kanıtı.

“Terörü sonlandırma” çerçevesini elbette yetersiz bulma ve eleştirme hakkına sahibiz. Kürt meselesinin demokratik bir programa bağlanmadan çözülemeyeceğini rahatlıkla iddia edebiliriz. Hatta, meseleye 1928 Affı çerçevesinde yaklaşıyorsanız, demek ki 1930 Ağrı isyanı benzeri bir isyan ile de karşılaşma ihtimalini hesap ediyorsunuzdur gibi kuvvetli bir polemik de geliştirebiliriz. Ama konunun muhatapları bu çerçeve üzerinde anlaşmışlarsa, bizlerin söyleyecek çok sözünün olmayacağını düşünüyorum.

Sonuçta aralarında anlaşanlar 50 yıldır savaşan taraflar. Ve taraflardan birisi olarak PKK tüm yetkiyi Öcalan’a bırakmış durumda. Öcalan süreçten çekilmediği müddetçe ne DEM ne de PKK süreci etkileyecek bir güce sahip değiller gibi duruyor. PKK’nin, Öcalan’a rağmen bir siyasi irade geliştirme alanı ise artık iyice daralmış vaziyette. Bölgesel ve Uluslararası güç dengeleri, PKK’nin, Öcalan çizgisi dışında bir çizgi geliştirebilme imkanını neredeyse ortadan kaldırmıştır diyebiliriz.

Bu noktada, “Açılım” sürecine yöneltilecek eleştirilerin haklı mı haksız mı olduğu çok önemli değil. Hele hele Öcalan’a ve PKK çevrelerine “niye hiçbir karşılık almadan silah bırakıyorsunuz” eleştirisinin de çok fazla bir anlamı yok. Bu eleştirilerin ama daha önce PKK’ya hiçbir eleştiri yöneltmeyen ve hatta onun sunduğu alanlarda var olma imkânı bulan çevrelerden geliyor olması da ayrı bir ironi…

Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta
Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta

“Söz” geri geldi

Oysa açılımı, “hiçbir kazanç elde etmeden teslim olma” olarak görenlerin, göremedikleri büyük bir kazanç var! Onlar da bu sayede PKK’yı ve Öcalan’ı eleştirme “kazancını” ve “imkanını” elde ettiler. Yıllardır, PKK’yı eleştiren çevrelere yönelik baskıları “ıslık çalarak” izleyen bu çevrelerin, “açılım” sayesinde PKK karşısındaki “suskunluklarını” bozmuş olmaları oldukça olumlu bir gelişme sayılmalı. Çünkü “söz” geri geldi. İddiam odur ki PKK’nın “Açılımdan ne kazandığından” bağımsız, “Açılım” Türkiye insanına “sözü” geri getirerek büyük bir hizmet sunmuştur.

Savaşın-terörün yarattığı korku ortamı yavaş da olsa dağılmaya başlamış ve özellikle Kürt sivil siyasetinin önü açılmaya başlamıştır. Bugüne kadar, savaşın gerilimi nedeniyle konuşamayan ve suskunluğa mahkûm olan Kürt sivil toplumu yeni bir çoğulculuğa doğru evrilecektir. Geçmişte Devlet-PKK eksenine sıkışmış ve taraflardan birisinin yanında olmayanlara ‘yaşam hakkı’ tanımayan politik atmosfer yavaş yavaş dağılmaktadır ve daha da dağılacaktır.

“Sözün”, silahın yerini almasından daha büyük bir kazanç düşünülemez. “Hiçbir şey elde edilmeden teslim olundu” diye düşünen PKK veya ona yakın çevrelerin, Türk ve Kürt insanına sundukları bu büyük hediyeden mutluluk duymaları gerekir. Söz giderek silahın yerini alacaktır. En büyük kazanç budur. Ve bize düşen “sözün” alanını açan her adıma destek olmaktır.

“Söze” sınır konacak mı?

Peki “sözün” sınırı ne olacaktır? Bu söz ne kadar “koruma altına alınacak”, hangi söz “koruma dışı” sayılarak cezai kovuşturma konusu olacaktır? Ana sorun budur.

2007 yılında Arat Dink ve Sarkis Seropyan’ı, soykırım kelimesini kullandıkları için cezalandıran Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi, soykırım kelimesini kullanmanın “koruma altına alınacak konuşma” kapsamına alınamayacağına hükmetmişti. Çünkü Mahkemeye göre, bu kelimeyi kullananlar, Türkiye’nin mevcut sınırlarını kabul etmiyorlar ve bu sınırlar üzerinde başka devletlerin kurulması gerektiğini ileri sürüyorlardı. Soykırım kelimesi, ulusal güvenliği tehdit ediyordu ve bu nedenle fikir özgürlüğünün yani “sözün” dışında tutulmalı idi.

Şimdi, Kürt Açılımı konusunda da “söze” bazı sınırlar konulacağını anlıyorum. MHP’nin Komisyon Raporunda bu konuda çok açık ifadeler yer aldı. Bu ifadelere göre, “Cumhuriyet’in kurucu kodlarını tartışmaya açmaya dönük” girişimler, “devletin temellerini sarsmak isteyen kötü niyetli hain” bir arayışın üründür. MHP lideri Bahçeli de geçenlerde yaptığı bir konuşmada, Kürt Açılımı sürecinde, “Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak… devletin varlığına kast etmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir,” ifadelerine yer verdi. Elbette, “ihanet” içinde olan “hainlerin” söyleyecekleri sözler koruma altına alınamazdı.

O halde soru şu: Kürt Açılımında, “Cumhuriyet’in kurucu kodları” ve “kuruluş ilkeleri” üzerine konuşabilecek miyiz? Bunun konuşulmasının şart olduğunu ileri sürenlerin başında geliyorum. Bu nedenle MHP raporunda benim yazdıklarımı doğrudan hedef alan ifadelere bolca yer verilmişti. Konu, üzerinde yazmayı ve düşünmeyi hak ediyor. Çünkü sonuçta, ben ve benim durumumda olanlar “sözlerinin sınırlarını” bilmek zorundalar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.