Medyascope’un Açık Oturum programında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası sonrası yaptığı açıklamalar değerlendirildi. Programa katılan CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, gazeteci Alişer Delek ve ekonomist Nesrin Nas, partiden ayrılanların ardındaki nedenleri, öz eleştiri tartışmalarını ve CHP’nin karşı karşıya olduğu zorlukları ele aldı.
CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, Özgür Özel’in eleştirilerden rahatsız olan bir kişi olmadığını söyledi, “Genel başkanımız eleştirilerden rahatsız olan, bunları duymak istemeyen bir kişi değil. Aksine dikkatle bunları takip eder” dedi.
Emre, CHP’ye yönelik siyasi bir kara kampanya yapıldığını iddia etti, “Burada isteniyor ki Cumhuriyet Halk Partisi kendi kabuğuna çekilsin. Kendisine destek olmamış, geçmişte oy vermemiş kesimler ya da o kesimlere erişmesini sağlayacak sembol isimler, bunlarla arasında mesafe koysun” ifadelerini kullandı.
CHP’nin son seçimde yüzde 38 oy aldığını hatırlatan Emre, bu oyun altında geçmişte DEM Parti’ye, AKP’ye, MHP’ye başka partilere oy vermiş milyonlarca insanın bulunduğunu belirtti, “Şimdi bizden CHP’de yaratmak istiyorlar: Sağcılara güven olmaz, CHP kendi mahallesine dönmeli gibi bir yaklaşım. Bu gerçekçi değil ve CHP’yi başarıdan uzaklaştıracak” dedi.

Delek: “Genel başkana yakışmadı”
Gazeteci Alişer Delek ise farklı bir bakış açısı ortaya koydu. Delek, “Ayrılan bir belediye başkanına gece çok sayıda mesaj atmak, bu bozuk psikolojinin anlaşılabilir tarafı değil. Ben bunu ilk an itibarıyla eleştiren birisiyim. CHP’nin başındaki bir isme bunun yakışmadığını düşündüm” dedi.
Delek, Mesut Özarslan’ın siyasi ahlaksızlık yaptığını, partisinin seçmeninden aldığı oya ihanet ettiğini söyledi. Ancak bir genel başkanın özellikle CHP genel başkanının böyle bir süreçte daha sakin olması gerektiğini vurguladı.

“CHP bir devletle mücadele ediyor”
Delek, belediye başkanı adaylarının seçiminde “organik olmayan siyaset yerine hormonlu bir tercih yapıldığını” belirtti. “Ayrılmaların bu kadar kolay olmasının sebebini öyle yorumluyorum” dedi.
CHP’nin artık bir siyasi partiyle değil devletle mücadele ettiğini ifade eden Delek, “Hakimiyle, savcısıyla, polisiyle, jandarmasıyla, günlük hayatta bizlerin bile her an karşılaşabildiği noktada bir bütün olarak AK Parti’yle değil, eşit şartlarda olmayan bir mücadele, bir devletle mücadele ediyorlar” diye konuştu.
Delek, CHP’nin Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının unutturulmaması üzerinde bir siyasetin seçmen tarafından satın alınmadığını düşündüğünü söyledi:
“Yüzde 30’u konsolide eder, artı eksi 4-5 istediğiniz tarafa verin, onunla devam ederiz. Mevcut kutuplaşmada kavga etmek, karşı tarafın yöntemleriyle ona saldırmak CHP’yi kazandırmayacak.”
Nas: “Öz eleştiri kültürümüz yok”
Ekonomist Nesrin Nas, Türkiye’de öz eleştiri kültürünün olmadığını söyledi, “Bizim siyasi kültürümüzde değil, bizim kültürümüzde öz eleştiri yok. Aynaya bakma yok, kendi hatalarını görmek yok, özür dilemek yok. Özür dileyen biri için ‘bak hatasını kabul etti’ denmez, ‘gördünüz mü nasıl hatalıymış’ şeklinde karşılanır” ifadelerini kullandı.
CHP’nin bir kitle partisi olduğunu hatırlatan Nas, “Kitle partisinin içinde hemen her görüşten, her geçmişten çok sayıda hem partili hem aktiv olarak görev alanlar var. Hepsini tek bir fotoda eritebilmek çok kolay değil. Zaten liderlik dediğimiz mesele de biraz budur” dedi.
“Yargı tehdit aracına dönüştü”
Nas, Türkiye’nin 2017 referandumundan sonra başka bir rejime geçtiğini, bu rejimin vesayet aracının yargı olduğunu söyledi:
“Yargıyı sürekli olarak muhalefetin tepesinde sallıyor. Bir tehdit aracına dönüştürmüş durumda. Yargı yoluyla siyasi mücadelenin yerini, yargı yoluyla rakiplerini eleme, yargı yoluyla rakiplerinin moralini bozma, yargı yoluyla rakiplerine oy verecek seçmeni, düşüncelerini ve tercihlerini etkileme gibi bir yol benimsemiş durumda.”








