Tuğba Özay Medyascope’a konuştu: “Ben kalbi Deniz Gezmiş ile atan bir kadınım”

Tuğba Özay

Sanatçı ve aktivist Tuğba Özay, Medyascope’a verdiği röportajda magazinin 90’lardaki altın çağından sosyal medyanın yükselişine, 2007’deki tutuklanma sürecinden ideolojik duruşuna kadar geniş bir yelpazede görüşlerini paylaştı. Özay, “Kalbi Deniz Gezmiş ile atan bir kadınım” dedi.

Haber: Emir Berke Yaşar

Sanatçı ve aktivist Tuğba Özay, Medyascope’a konuştu. Özay, magazinin en renkli yıllarını, popüler kültürün değişimini ve kalıcı olmanın sırrını anlattı. Solcu olduğunu belirten Özay, “Kalbi Deniz Gezmiş’le atan bir kadınım” dedi.

Özay, magazinin en renkli dönemlerinden sosyal medyanın yükselişine, Türkiye’de ünlü bir kadın olmanın zorluklarından ideolojik duruşuna kadar geniş bir perspektifte görüşlerini paylaştı. Röportajda, magazin dünyasının değişimi, halkla ilişkilerin önemi, toplumsal eşitlik ve kadın hakları konularında değerlendirmelerde bulundu.

Özay, 90’ları magazinin en güzel yılları olarak belirtti:

“Magazinin en güzel yıllarını yaşadım. Tam benim çıktığım dönemde Televole magazin programları da çıkmaya başlamıştı. Bizden önce de magazin vardı; Yeşilçam dönemi, Ses programları, dergiler vesaire vardı. Bizim dönemimizde özel televizyonların çıkması ve magazin programlarının yayınlanmasıyla bizler hep birlikte büyüdük. Bu anlamda en güzel dönemimizdi. Çok şaşaalı, eğlenceli bir dönemdi. İnsanlar magazini izleyerek eğleniyorlardı. Ünlülerin özel hayatları, ev hayatları, aralarındaki polemikler… Hepsi çok renkliydi. Bazı sert atışmalar hafızalarımızda var ama bugünle kıyasladığımızda o günler çok bambaşkaydı. O günlerin atmosferi çok farklı ve çok daha canlıydı.”

“Türkiye’de çok şey değişti, çok ayrımcılık yapılıyor”

Özay, AKP döneminde magazin hayatının değişimine de değindi:

“Türkiye’de koşullar hep zordu ama artık çok ciddi uçurumlar var. Yaşam koşulları, ekonomik koşullarla beraber çok zor. Eskiden insanlar keyifle programları izlerken şimdi ya çok ilgilerini çekmiyor, ya sosyal medyanın varlığıyla ilgi başka yöne kayıyor ya da kendi ekonomik zor koşullarından dolayı öfkeyle yaklaşabiliyor.

Ama magazin her zaman var olmalıdır. Kaliteli magazin, toplumun eğlencesidir, el frenidir. O yüzden ben her zaman kaliteli magazine ‘evet’ diyenlerdenim, her dönemde. Eskiden çerçeve daha genişti bence. Şimdi hep aynı kişiler, aynı konular, aynı oyuncular, hep aynı yüzler.

Eskiden biz kendimiz haber üretirdik. Mesela ben bir magazin programına beş kasetle giderdim. Çok ciddi bir şey. Çünkü attığım her adım gündemdi. Yaptığımız işler çok güzeldi. O kadar çok defile, açılış, festival, etkinlik olurdu ki dolayısıyla malzeme çoktu. Bu anlamda bence ben magazinin en güzel yıllarını yaşayanlardan biriyim.

Türkiye’de çok şey değişti. Çok ayrımcılık yapılıyor. ‘Bizden olmayan kenara’ diye bir zihniyet var. Ama ne olursa olsun, baktığın zaman yine de magazinin nabzını hep eskiler tutuyor, hâlâ da öyle. Şimdi evet, birtakım isimler çıkıyor. Tabii ki hayat böyle; sonuçta eskiler gidecek. Yaşamını yitirenler oluyor, sektörden uzaklaşanlar oluyor, eski popülaritesinde olmayanlar oluyor. Dolayısıyla popüler kültür böyle bir şeydir: Sürekli yenisini üretir, eskisini unutur.

Ama sen unutulmak istemiyorsan, senin de sürekli üretimde olman lazım. Sürekli kendini geliştirmen lazım. Vizyonunun geniş olması lazım. Evet. Ama burada şöyle bir şey var: Mesela bizim yaptığımız işler, defileler, açılışlar, tanıtımlar… Her sektör magazin kanallarını getirebilmek için birbiriyle yarışıyordu. ‘Tuğba Özay açılışa gelecek ama televizyon da gelecek mi?’ Bunlar önemliydi. Çünkü insanlar oradan reklamını yapıyordu. Ne için o kadar para veriyor? Sonradan ne oldu? Televizyonda bütün bu markalar blurlanmaya başladı. Markalar blurlandıkça sektörde bir değişim söz konusu oldu. İnsanlar eskisi gibi açılışlara, tanıtımlara büyük yatırımlar yapmamaya başladı. ‘Onu da getirelim, bunu da getirelim’ dönemi azaldı.

Bak, sektör değişiyor. Tabii bu aslında olumsuz yönde etki etti. Ardından, demin dediğim gibi, özellikle biraz muhalifsen engellenmeye başlandı. Onun dışında sosyal medya çok güçlü hâle geldi. Eskiden muhabirler haber üretirken artık sosyal medyadan gördüklerini, bulduklarını programlarda işlemeye başladılar. Artı, bir de çok garip figürler çıkmaya başladı. Bak, 32 yıldır varım. Benden çok daha eski isimler var: Hülya Avşar, Bülent Ersoy… Hâlâ gündemdeyiz. Hâlâ magazinin gündemini belirleyebiliyoruz. Ama bugün çıkan birçok ismin 30 yıl sonra anılması çok zor. Çünkü çok hızlı bir tüketim var.

Bizler çok şükür kalıcı olmuşuz. Halkla iletişim kurabilmiş, gönüllere girebilmişiz. Bir şeyler üretmiş, yenilikler yapmış, kariyerimizle ilgili farklı adımlar atmışız. Doğru işler üretmezsen savrulup gidersin.

Her dönemin siyasi konjonktürü de önemli. Sanatçılar her zaman hedefte. Bülent Ersoy, Zeki Müren, Ahmet Kaya, Yılmaz Güney; özellikle solcu sanatçılar her zaman hedefte. Solcular her daim hedefte olmuştur ama destekçileri sayesinde bu engelleri aşmışlardır. Ünlü olmak kolay değil ama nasıl ünlü olduğun önemli. Sosyal medya fenomenlerine ünlü diyorlar; Anadolu’nun ötesinde tanınmıyorsam bana göre ünlü değilsin.”

Tuğba Özay: “Ben kalbi Deniz Gezmiş ile atan bir kadınım.”

İşte Tuğba Özay ile olan röportajımız:

“Tutuklanmamın nedeni eleştirel duruşumdu”

  • Siz, siyasal kimliğinizden dolayı baskı altında kaldınız mı?

2007 yılında bir orman yangını yaşadık. O yangında dönemin Orman Bakanı’yla bir polemik yaşadım. Ağır konuştum. Biz de yangınların içindeydik. Ailem ölümden dönmüştü. Babam demişti ki: “Seni en geç bir ay içinde alırlar, en erken de altı ayda bırakırlar.” Dediği gibi oldu. 8 Temmuz’da yangın oldu, sonrasında tutuklandım. “Gözünde kaşın var” deyip de tutuklanabilirdim. Bir bahane gösterilip tutuklanabilirdim. Her şey olabilirdi. Tutuklanmamın asıl nedeni eleştirel duruşumdu.

O dönemde benim yaşadığım özel bir durum vardı, bir sıkıntı vardı. Onların tam da istediği bir şey oldu ve ben beş ayımı hapiste geçirdim. Bunun alt kaynağına baktığın zaman siyasi bir sebebi var: Susturmak, korkutmak, bastırmak, cezalandırmak. Sonrasında yine konuşmalarıma devam ettim. Toplumsal olaylarla ilgili, toplumsal konularla ilgili görüşümü her zaman beyan etmişimdir, hâlâ da etmeye devam ediyorum.

Benim kişilerle işim yok. Ben sistemi sorgulayan biriyim. Bu sadece Türkiye için değil; dünyadaki sistemi de sorguluyorum ve ölene dek sorgulamaya devam edeceğim. Çocukken de böyleydim. O yüzden göz önünde olan sadece sanatçılar, iş insanları fikirlerini rahatça beyan edemez. Ben konuşacağım.

  • Türkiye’de ünlü bir kadın olmanın zorlukları neler?

Öncelikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz teşekkürler. Türkler çok kadim bir millettir. Bin yılların milletiyiz biz; Türk tarihine baktığınız zaman Tomris Hatun var, dünyadaki ilk kadın hükümdardır ve bir Türktür. Benim lakabım Tomris Hatun.

Tomris Hatun çok cesur bir kadındır. Dolayısıyla Türklere baktığınızda bin yıllar öncesinde kadına çok değer veren bir millet görürsünüz. Ne zaman ki dini insanlar zaman zaman yanlış, işlerine geldiği gibi anlamaya başladı, Arap kültürünü benimseyen Türklerin kadına bakışı değişmeye başladı. Kadın bir meta hâline geldi. Hâlbuki Hazreti Muhammed de bunu kabul etmiyor.

Aslında Türkler tarih boyu kadına çok değer vermiştir. Sonrasında inançları da sömüren zihniyetler sebebiyle bir Orta Çağ karanlığı yaşanmıştır. Batı’ya baktığınız zaman Avrupa’da Engizisyon döneminde kadınları cadı diye yakmışlar. Hele ki bir beniniz varsa, kediniz varsa… O çağda yaşasaydık belki bizi de yakarlardı. Yani Batı dediğin de kusursuz değil.

O yüzden Atatürk’e çok şey borçluyuz. Batı kadınları seçme ve seçilme hakkını daha tanımamışken, Gazi Mustafa Kemal 1934 yılında kadınların bu hakkını anayasa hükmüyle kabul ettirmiştir. Bu sosyalist ülkelerde de görülmüştür.

“Deniz Gezmişler benim için gerçek vatanseverlerdir”

  • Kendinizi ideolojik olarak nasıl tarif ediyorsunuz?

Solcu bir ailede yetiştim. Bütün kültürleri alarak büyümüşüm. Ama ideolojik olarak da solcu bir ailenin içinde olmam muhakkak ki beni etkiledi. Ama zaman içerisinde de baktığım zaman, yaşadığım zaman, gözlemlediğim zaman evet, yolum doğru. Kalbi soldan atan bir solcuyum. Ben vatanseverim ama önce vatanını düşünüp, sevip, sayıp, koruyup, aynı zamanda evrensel barışı, evrensel kardeşliği de savunanlarız. Zaten solun ham maddesi de budur.

Deniz Gezmişler benim için gerçek vatanseverlerdir. Ben kalbi Deniz Gezmiş’le atan bir kadınım. Emperyalizme karşı boyun eğmeyen ve Türkiye’deki halkların kardeşliğini savunan bir insanın vatan haini olmasını bekleyemem.

Türk solu bence o dönemde biraz da sınıfta kalmıştır. İdamı engelleyememişlerdir. Bu aslında Amerika’nın istediği bir şeydir. Amerika, Menderes döneminde Türkiye’ye girmiştir. Menderes’le beraber ne süt tozu bırakmışlardı ne zeytinyağı yiyebilmişiz. Bunların hepsi seni özünden koparma politikasıdır. Seni yedirdikleriyle, içirdikleriyle zehirleme politikasıdır. Bu da Menderes döneminde oluşmuş bir şeydir.

Deniz Gezmişler ne yapmıştır? Silahsız, gencecik üniversiteli çocuklar Amerikan 6. Filosunu denize dökmüştür. İşte vatanseverlik budur. Sen şimdi Gazze’yi savunduğunu zannediyorsun ama Deniz Gezmiş, Filistin Halk Kurtuluş Örgütü’ne bizzat girip Filistin halkı için mücadele etmiştir.

Asıl vatansever ve asıl evrensel düşünebilen kimdir? Deniz Gezmişler ve onların savundukları ideolojidir. Sen şimdi alıyorsun Coca-Cola’yı, döküyorsun yere. Ne o, boykot ettin mi? Hadi ya… O şişeyi alarak onlara hizmet ediyorsun.

Yani benim kalbim Deniz Gezmiş gibi insanlardadır. Evet. Zaten Mustafa Kemal yürüyüşlerini düzenleyen insanlardır. O dönemin gençliği bambaşkadır. Şimdiki gençliğe bakıyorum, diyorum ki sadece gençlik değil, yaşlılar da aynı. Allah aşkına TikTok’larda orada burada neler çıkıyor karşımıza.

Diyorum ki, bu insanlar bugünler için mi öldü? Daha 24 yaşında, 25 yaşında gençler bu toplum için mi öldü, diyorum, eleştiriyorum. O yüzden ben kendimi devrimci ruhta hissediyorum…

Ama evet, yaşamsal olarak popüler kültürün içerisindeyim. Fakat bu da lazım. Bu benim mesleğim. Şimdi Engels’e baktığın zaman çok zengin, Nazım Hikmet’in ailesi paşa. Mesela komünizm ve sosyalizm farklı anlatılıyor. “Tu kaka, kötü bir şey” deniyor. Hayır kardeşim. Sana demiyor ki fakir ol. Sana fakirliği empoze eden başka inançlar vardır, dikkatini çekerim. Sana “şükret” diyenler farklı görüşlerdir. Sosyalizm sana “şükret” demiyor; çalış diyor, üret diyor, üretime katkıda bulun diyor.

Tuğba Özay: "Ben kalbi Deniz Gezmiş ile atan bir kadınım"
Tuğba Özay: “Ben kalbi Deniz Gezmiş ile atan bir kadınım.”

“Faşizm var oldukça, dünyada mutluluk, huzur, barış, kardeşlik arayamazsınız”

Herkese insanca yaşamayı, eşit olmayı zaten sunuluyor. Ama emperyalizm tüm bu ideolojileri kötü gösteriyor; çünkü işlerine gelmiyor. Onlar olursa özelleştirme olmaz, istediklerini yapamazlar. Etnik kültürleri birbirine vurdurturlar, öldürtürler. Sosyalizm veya komünizm olsa, kapitalistler istediklerini çürütüp atamazlar. Emperyalizm ve faşizm var oldukça, dünyada mutluluk, huzur, barış, kardeşlik arayamazsınız.

Şunu da söyleyeyim; ben, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle herkesin kardeş olmasını, kardeşçe yaşamasını arzu edenlerdendir. Mesela bugün milletvekili olsam, gerçekten bağımsız bir vekil olmayı çok isterdim. Bana diyorlar: “Bağımsız seçilmen çok zor, işte onun için şu lazım, bu lazım falan.” Ama keşke bağımsız bir milletvekili seçilebilsem.

  • Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve Türkiye’nin gidişatıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Çok ürkütücü. Tutuklamalar, gizli tanıklar, gizli tanıkların sözleriyle ortaya atılan iddialar… Çok yıpratıcı şeyler bunlar. Ben davaların politik olduğunu düşünüyorum.

“Aleyna Tilki dinlenmeli”

  • Dünyada hangi olaylar dikkatinizi çekiyor?

Herkesin ayağa kalkması gereken Epstein olayı var. Ben lider olsaydım, bu davadaki herkesin dünya kamuoyunun önünde yargılanması için elimden geleni yapardım. Siyaseten asla muhatap almazdım. Sadece siyasiler değil; adı geçen Bill Gates gibi kişilerin ürünlerini ülkeden toplatırdım. Bu bir domino etkisi yaratır, diğer ülkelerden de muazzam etkileşim olur, halk güçlenirdi. Onca olay çıkıyor. Korkunç videolar artık ifşa edildi; milyonlarca belge, röportaj, görüntü var. Destekledikleri sanatçıların konserleri, filmler, yayınlar… Hepsi birbirine bağlı. Bir şeyleri çözmek için âlim olmaya gerek yok. Suskunlukla zalimliği seçiyorsunuz. Aleyna Tilki kesinlikle dinlenmesi gereken biri. Ödül törenindeki konuşması ve kliplerindeki mesajlar önemli. Çocuk diyor ki: “Çocukluğumu yaşayamadım. Tehditler aldım, konserime bomba atıldı.” Bunlar es geçilecek şeyler değil

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.