Adalet Bakanı Akın Gürlek’in CHP’nin kurultay davalarına etkisi olup olmayacağı Ankara’nın gündeminde. Mutlak butlan davalarının istinaf süreci devam ederken CHP kaynakları aleyhte bir sonuç beklemediklerini ancak Gürlek’in atanmasının endişe yarattığını ifade etti. Gürlek’in siyasi taraf olduğunu ifade eden CHP’liler “Devlet yönetimi, bir adliyeyi yönetmekten farklı. Umarım farkına varırlar” dedi.

Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı bir buçuk yıl boyunca siyasetin gündemini belirlerken, Adalet Bakanlığı koltuğuna oturmasının CHP’ye dönük yargı süreçlerine etkisinin ne olacağı merak ediliyor.
Adalet Bakanı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun başkanlığını yürütecek olan Gürlek, hakim ve savcı atamalarından da doğrudan sorumlu olacak. Mahkemelerin reddetmesiyle CHP’nin kurultay davalarının kapandığı düşünülürken, Gürlek’in göreve gelmesiyle yeniden mutlak butlan tehdidi olup olmayacağı gündemde.
Kurultay davaları hukuken bitmedi, istinafta sürüyor
2025’in yargı gündemini, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirdiği ve Özgür Özel’in Genel Başkan seçildiği 38. Olağan Kurultayı’na şaibe olduğu iddiasıyla açılan davalar meşgul etmişti. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 11 Eylül 2025’teki ilk duruşmasında karar verdi. Mahkeme, kurultayın mutlak butlanla geçersiz sayılması talebine ilişkin somut belge sunulmadığını, işlemi baştan itibaren geçersiz sayacak olguların tanık dinletilerek ispat edilemeyeceğini gerekçe göstererek davayı reddetti.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde süren davada ise 24 Ekim 2025’teki beşinci duruşmada karar çıktı. Davayı reddeden mahkeme, kararında menfaat temin ettiği belirtilen delegelerin kongrede oy kullanma karşılığında pazarlık yaptığı, aktif husumet bulunmadığı ve davanın konusuz kaldığı değerlendirmelerine yer verdi. Davacı taraf, davanın reddine itiraz ederek kararı istinafa taşıdı.
Kurultaya dönük birinci derece mahkemelerdeki davalar sonuçlansa da istinaf süreci devam ettiğinden hukuken süreç henüz bitmedi. İstinaf aşamasında farklı senaryolar söz konusu: İstinaf talebi reddedip ilk derece mahkemelerinin kararlarını onaylayabilir; istinaf talebini kabul edip eksik incelemenin tamamlanmasını isteyebilir; davanın reddi yönündeki kararı kaldırıp duruşma açıp tarafları dinleyebilir.

“Gürlek’in atanması endişe yaratıyor”
Yeni Adalet Bakanı’nın bu sürece etkisi olup olmayacağı CHP kaynaklarınca değerlendirildi. Mutlak butlan davasının istinaf sürecinde parti aleyhine bir karar beklemediklerini vurgulayan CHP’liler, “Hakimlerle ilgili de bir şüphemiz yok ama bakanın değişmesi bizde, başsavcı atamalarını dikkatle takip etme zorunluluğu doğurdu” dedi.
Bakan değişikliğinin kurultay davasını doğrudan etkilemesini beklemediklerini kaydeden parti kaynakları, “Korku iklimi genele yayılabilir. Dosyada kötü giden bir şey olmasa da Gürlek’in atanması endişe yaratıyor” yorumunu yaptı. Öte yandan istinaf dilekçesiyle dava dilekçesini karşılaştıran CHP’liler, dosyaya giren yeni bir şey olmadığını da belirtti.
CHP’liler, “‘Kesin aleyhte karar çıkacak’ diyenler bir bilgiye dayanarak konuşmuyorlar. Bazısı gündem olmak için, bazısı da korku iklimini körüklemek için böyle yapıyor” dedi. Mutlak butlan senaryosunun ancak çok hukuk dışı müdahalelerle gerçekleşebileceğini ve bu ihtimalin Gürlek’ten önce de var olduğunu vurguladılar.

“Bürokrasideki yöntemlerini bürokratların uygulamasını bekleyecektir”
CHP’nin hukukçu kurmayları, İstanbul’da CHP İl Yönetimi’ne dönük tedbir kararına ve kayyumun görevine ısrarla son verilmemesine, özellikle İBB soruşturmasındaki uzun tutukluluğa tepki gösterirken; Ankara’da mahkemelerin hâlâ hukuk kuralları çerçevesinde karar verebildiğini ifade ediyordu. Ancak Gürlek’in atanmasıyla İstanbul dışındaki mahkemelerin uygulamalarının değişmesi endişesi güçlendi.
Gürlek’in bakanlığı öncesinde hem yargıçlık hem de savcılık yaptığını hatırlatan CHP’liler, bakanla iyi ilişki kurmak isteyen bürokratların onun uygulamalarına benzer tutumda olabileceğini ifade etti. Ayrıca Gürlek’in de “bürokrasideki yöntemlerini bürokratların uygulamasını bekleyeceği” görüşünü dile getirdiler.
“Umarım devlet yönetmenin, adliye yönetmekle aynı olmadığının farkına varır”
CHP’li kaynaklar, mutlak butlan davalarında davacı tarafların, kurultayın iptalinden ziyade bir tedbir kararı alınması için ısrarcı olduğunu hatırlattı. Mutlak butlan kararı verilmeden ve kesinleşmeden önce, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP İstanbul İl Yönetimi’ni görevden uzaklaştırmasına benzer bir tedbir kararının Genel Merkez yönetimi için de alınarak “Özgür Özel’in Genel Başkanlık koltuğundan kalkmasının” istendiğine dikkat çekildi.
2023’teki kurultayın üstüne seçimli iki olağanüstü kurultay ve bir olağan kurultay yapıldığı, delegenin iradesinin yeniden ortaya konduğu ve davaların konusuz kaldığına işaret eden CHP’liler şu ifadeleri kullandı:
“Somut bir endişe değil ama doğal olarak bir korku var. Akın Gürlek bariz şekilde tarafını belli eden birisi. Devlet yönetimi, bir adliyeyi yönetmekten farklı. Umarım farkına varırlar. İlk savcı atamaları niyet beyanı olacak.”
Başsavcılığın CHP’nin kapatılması yönündeki bildirimi ne olacak?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB iddianamesinde; CHP tüzel kişiliğinin sorumluluğundaki seçim sandık verilerinin usulsüz şekilde sızdırıldığı iddiasıyla, Siyasi Partiler Kanunu’nun parti kapatılmasını düzenleyen maddelerine referansla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı şu ana kadar adım atmadı.
Gürlek’in atanmasının bu konuda nasıl etkisi olacağı sorusuna CHP kaynakları, Yargıtay’ın seçim ve çalışma usullerini hatırlatarak yanıt verdi. Ancak asıl hedefin CHP olduğuna işaret eden partililer, “Temennisi gerçekleşsin isteyecektir” görüşünü paylaştı.
Akın Gürlek ise 13 Şubat’ta katıldığı A Haber yayınında konuyla ilgili şunları söyledi:
“Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Partilerin kapatılmasını zorlaştıran da zaten AK Parti. CHP’de söz konusu partinin hesaplarında, il binasının alınması, kurultay süreçleriyle ilgili bir usulsüzlük bulduk. Usulsüzlük bulduğumuz için, biliyorsunuz, Yargıtay Başsavcılığı siyasi partileri denetlemekle yükümlü. Biz Yargıtay Başsavcılığı’na ihbarda bulunduk. Onu farklı yere çektiler. Bu yanlış bilgi.”







