Başsavcılık CHP’nin kapatılmasını mı istiyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB iddianamesinde CHP’nin sorumluluğundaki verilerin usulsüz sızdırıldığı iddiasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirdi. Başsavcılık bildirimin ihbar niteliğinde olduğunu söylerken CHP avukatı Çağlar Çağlayan “Bugüne kadar soyut bir tehlikeydi, bu yazıyla somut bir hal aldı” dedi.

Başsavcılık CHP'nin kapatılmasını mı istiyor?
Başsavcılık CHP’nin kapatılmasını mı istiyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında iddianameyi tamamladı. 3 bin 900 sayfalık iddianamede, CHP tüzel kişiliğinin sorumluluğundaki seçim sandık verilerinin usulsüz şekilde sızdırıldığı iddiasıyla, Siyasi Partiler Kanunu’nun parti kapatılmasını düzenleyen maddelerine referansla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulduğu kaydedildi.

Başsavcılığın daha sonra yaptığı açıklamada, CHP’nin kapatılması yönünde herhangi bir bildirim olmadığı, yapılan bildirimin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbar niteliğinde olduğuna dikkat çekildi. CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan, iddianamede CHP’ye yönelen tehdidi değerlendirdi.

“Ne yapılmak istendiği baştan belli, sonradan doldurulmuş bir iddianame”

“Bir hafta öncesine kadar hiç var olmayan ‘CHP’den İBB’deki örgüt üyelerine veri sızdırma’ iddiası alınmış, iddianamenin içine konulmuş” diyen Çağlayan, bir yıldır parti kapatmaya dair söylemin dillendirildiğini vurguladı. Çağlayan, “Belli ki kapatmak için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazmaya dönük bir irade varmış, bunu bir şekilde temellendiremiyorlarmış. Sonunda buldukları bir bahaneyi, önce buldukları bahaneden daha kuvvetli görmüşler” diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu’nun divan başkanı olduğu 38. Olağan Kurultay üzerinden CHP’ye gelmeyi hedeflediklerinin anlaşıldığını belirten Çağlayan şöyle konuştu:

“Divan Başkanı sonucu açıklıyor. Özgür Özel de birlik beraberlik mesajı veriyor ve o arada etrafı kalabalık. İşte orada Murat Ongun var. Neden? Ekrem Bey’in basın danışmanı. Ekrem Bey’in özel kaleminden bir arkadaşımız, daha önce İstanbul’da belediye başkan adaylığı yapmış siyasiler, belediye meclis üyesi olanlar, ondan sonra belediye başkanı adayı olanlar var. Bunların başlarını yuvarlak içine almışlar, bir kısmı dosyada şüpheli bile değil. ‘Bu kişiler Ekrem İmamoğlu’nun burada yanındaysa beraber hareket ediyorlardır. İçlerinde şüpheliler de var. Demek ki Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirmeye çalışıyorlar’ diye bir çıkarım yapmışlar. Aslında buradan geleceklermiş CHP’ye, son dakika başka bir şey çıkmış, yazıyı başka bir yerden yazmışlar. Öbür taraf komple havada kalmış zaten. O kurultayla ilgili görüntüler niye var? Şu anda çok anlamsız. Ne yapılmak istendiği baştan belli, sonradan doldurulmuş bir iddianame.”

CHP
Başsavcılık CHP’nin kapatılmasını mı istiyor?

“Tehlike somut bir hal aldı”

CHP’nin kapatılmasına ilişkin bir tehdit olup olmadığı sorusu üzerine Çağlayan şöyle konuştu:

“Bugüne kadar soyut bir tehlikeydi, bu yazıyla somut bir hal aldı. ‘Böyle bir şey yazmışlar ama önemli değil’ diyeceğimiz şeyler değil. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidecek yazıya göre biz de bir beyanda bulunacağız tabii. Kapatmaya dönük bir niyetin olduğu belli. Kanuna göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan böyle bir istekte bulunma imkânı yok. O bir ihbarda bulunacak. ‘Kapat/kapatma’ gibi bir şey söylemeyecektir ama en başından beri kapatma niyetiyle hareket ettikleri çok belli.”

İBB Hanem uygulamasıyla ilgili iddianın partinin kapatılmasına gerekçe olamayacağını belirten Çağlayan, kanunda parti kapatmanın ne şekilde düzenlendiğine de değindi.

“CHP elinde olmayan veriyi İBB’ye vermekle suçlanıyor”

CHP’nin sorumlu olduğu ve YSK’dan temin ettiği veriyi İBB Hanem uygulamasıyla sızdırdığı iddiasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmasıyla ilgili Çağlayan şunları söyledi:

“Savcılık özgüvenli şekilde ‘Eylül 2023’te YSK’dan seçmen verilerini almış, eylül-kasım arasında bir tarihte CHP’den bir kişi bunu İBB’ye vermiş. Bir kısmını İBB kullanmış, bir kısmını da yurtdışına casusluk maksadıyla göndermişler’ diyor. Bir kere yurtdışına gönderme kısmı hiç yok. 2023 Eylül ayında CHP’ye sandık verisi verilmedi çünkü seçim yoktu. Şubat 2024’te, yerel seçimlerden önce verildi. Bu veri sandık bazlı seçmen kütüğüdür, içinde sandık verisi olmayan veri de seçmen kütüğüdür. 2023 Eylül ayında gelen veri seçmen kütüğü verisi. CHP elinde olmayan bir veriyi İBB’ye vermekle suçlanıyor ve bunun üzerinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir yazı yazılıyor.”

İBB Hanem ile ilgili soruşturmalarda bunu savcıya anlatmalarına rağmen bu bildirimin yapıldığını söyleyen Çağlayan, “Çünkü işi bir noktada CHP’ye dayandırmak istiyorlar. Artık şöyle bir şey olmuş belli ki: ‘Çelişki de olsa, yanlış da olsa doğrudur. Bir yerden dayandırın ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazıyı yazın’ demişler” dedi.

Başsavcılık CHP’nin kapatılmasını mı istiyor?

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyu AYM’ye taşımayacağını düşünüyorum”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu bildirimden sonra ceza soruşturması yapabileceğini ve belgeleri toplayabileceğini kaydeden Çağlayan, “Zaten burada toplanamayacak gizli bir belge yok. Bu belgelerle Anayasa Mahkemesi’ne bir dava açıp açmamayı değerlendirir” diyerek süreci anlattı.

Anayasa’da ve Siyasi Partiler Kanunu’nda parti kapatmaya dayanak suçların odağı haline gelme meselesinin çok daraltılmış durumda olduğunu söyleyen Çağlayan, “Hem bu yüzden hem de veri sızıntısının ispatı bulunmadığı ve öyle bir veriyi sızdırma imkânı da var olmadığı için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımayacağını düşünüyorum” dedi.

İmamoğlu’na yöneltilen “CHP kurultayıyla CHP’yi ele geçirme, sonra da cumhurbaşkanı adayı olma” suçlamasıyla ilgili Çağlayan, “Kendince kurultayla ilgili hiçbir tespitte bulunmamışken, kurultayla ve İstanbul il kongresiyle ilgili açılmış iki dava da reddedilmişken hâlâ birinci gün söylediği neyse aynı şeyi söyleyerek savcılık ‘Bir suç örgütü çerçevesinde CHP’yi ele geçirme çabası olduğunu’ iddia ediyor” dedi.

“Yolsuzluk soruşturmasında bir kuruş yok ortada”

“İddianameye artık yazdıkları için pişman olacakları kısım” diyerek Çağlayan, yolsuzluk soruşturması olmasına rağmen hiçbir maddi iddia olmadığını söyledi. Çağlayan şöyle devam etti:

“Yolsuzluk üzerine kurulu bir soruşturma yürütmüş ama bir kuruş yok ortada. ‘Şu para şu kişiye gitti, bu para buradadır’ diye bir tespit yok. Buradan herhangi bir kişiye ceza vermek mümkün değil. Yönetici olduğu iddia edilen kişilere, örgüt hiyerarşisinde daha aşağısında bulunan kişileri ya da aşağıdaki kişilere yöneticileri sormadıkları örnekler dahi var. İlk anda göze batanlar bunlar. Yolsuzluğun nereye gittiğine dair bir şey yok. İkincisi, örgüt hiyerarşisi diye çizilen şema çizilemez bir şema. Üçüncüsü de iddianamenin başında, sonunda daha ilk saatlerde göze çarpan bir sürü çelişki var. Bu iddianame, CHP’ye ve Ekrem İmamoğlu’na bir kumpas olduğunu söyleyenlerin ne kadar haklı çıktığını gösteren bir iddianame.”

Avukat Çağlayan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in “Bizde sadece tanık beyanıyla tutuklu kimse yok. Beyanı delillendirmeden tutuklamıyoruz” sözlerini hatırlatarak, beyanlarla tutuklanan kişiler hakkında delillerin iddianamede olduğuna dikkat çekti. Çağlayan, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeyle tahliye edilen ancak daha sonra ifadesinde çelişkiler olduğu gerekçesiyle yeniden tutuklanan Adem Soytekin’in ilk ve son ifadesinin de iddianamenin düzenlenmesinde dayanak olduğunu anlattı.

Başsavcılık CHP’nin kapatılmasını mı istiyor?

“İddianamede parti kapatma nasıl yer aldı?”

İBB iddianamesinde, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) raporu uyarınca 11 milyon vatandaşın sandık verilerinin usulsüz temin edildiği ve sızdırıldığının tespit edildiği yazıldı. İddianameye göre, dosya şüphelilerinden olup etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı belirtilen Erol Naim Özgüner ifadesinde, CHP Genel Merkezi’nde Bilgi İşlem Sorumlusu olarak çalışırken geçtiğimiz hafta tutuklanan Orhan Erdoğan’dan seçmen verisini temin ettiğini anlattı.

Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) temin edilen verilerin CHP sorumlusu tarafından üçüncü kişilere sızdırıldığı belirtilen iddianamede, siyasi partilerin kapatılmasını düzenleyen yasa ve Anayasa maddelerine işaret edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirileceği paylaşıldı.

“CHP’nin kapatılması yönünde herhangi bir bildirimde bulunmadık”

İddianamenin kamuoyuna yansımasının ardından, Başsavcılığın CHP’nin kapatılması için başvuruda bulunup bulunmadığı sorusu gündeme geldi. Başsavcılık konuyla ilgili açıklama yaptı:

“CHP’nin ülke genelinde ve yerelde gerçekleşen seçimlerin güvenilirliğini, seçmenin iradesini ve demokratik düzeni etkilemeye yönelik, sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde müdahalede bulunduğu tespitlerine adı geçen siyasi parti hakkında Anayasa’nın 68 ve 69’uncu maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu’nun 101’inci ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmuştur. Bir kısım medya organlarında belirtildiği gibi partinin kapatılmasına yönelik bir talep söz konusu değildir.”

“Siyasi partilerin kapatılması nasıl düzenleniyor?”

Başsavcılık açıklamasında, Anayasa’nın ilgili maddeleri siyasi partilerin uyması gereken esasları, Siyasi Partiler Kanunu’nun 101’inci maddesi ise “Anayasa’daki yasaklara aykırılık halinde partilerin kapatılmasını” düzenliyor. Bunlara göre, Anayasa Mahkemesince bir siyasi parti hakkında kapatma kararı üç durumda verilebilir:

a) Tüzük ve programının devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olması; sınıf veya zümre diktatörlüğünü ya da herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlaması; suç işlenmesini teşvik etmesi.

b) Bir siyasi partinin, Anayasa’nın 68’inci maddesinin dördüncü fıkrasına (a bendinde işaret edilen hususlara) aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespiti.

c) Bir siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması.

Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanabilir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “ihbar niteliğinde” olduğunu açıkladığı bildiriminin ardından, gerekli görürse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı konuyu gündemine alabilir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.