ANKARA (Medyascope) – CHP’nin 2023’teki kurultayına dair ceza davası sürüyor. Aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da olduğu 12 sanıklı dosyanın bugünkü duruşmasında neler yaşandı, İBB dosyasında itirafçı olan Adem Soytekin neden dinlenecek? Mutlak butlan iddiaları neden gündemden düşmüyor? Bu soruların hepsini CHP avukatı Çağlar Çağlayan, Medyascope için yanıtladı.
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- CHP’nin 2023 kurultayıyla ilgili ceza davası devam ediyor.
- Davada Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 12 kişi yargılanıyor.
- Davanın bir sonraki duruşması 1 Temmuz 2026’da yapılacak.
- CHP avukatı Çağlar Çağlayan, davanın hukuki temeli olmadığını vurguladı.

Bilmeniz gerekenler
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda oylamaya hile karıştırıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının beşinci duruşması bugün (6 Mayıs) yapıldı. CHP avukatı Çağlar Çağlayan hem ceza davasını, hem de “mutlak butlan” iddialarıyla gündeme gelen istinaf sürecindeki davayı tüm detaylarıyla Medyascope’a anlattı.
Kurultay davaları ne aşamada?
Aralarında CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da olduğu, 12 kişinin yargılandığı dava Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. 12 kişi hakkında Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesinde yer alan “oylamaya hile karıştırma” suçlamasıyla 1 yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Davanın altıncı duruşması 1 Temmuz 2026’da yapılacak.
Öte yandan 2023’teki kurultayın iptali, “mutlak butlan” kararı verilerek önceki yönetimin göreve getirilmesi talebiyle açılan davayı Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi 24 Ekim 2025’te reddetti. Bu dosya şu an istinaf aşamasında ancak istinafın ne zaman karar vereceği bilinmiyor. İstinaf ilk derece mahkemesinin kararını onayabilir veya yeniden yargılamanın önünü açacak bir karar verebilir. “Mutlak butlan” tartışmaları bu dosyaya dayandırılıyor.
- CHP’nin kurultay davasıyla gündeme gelen “mutlak butlan” kavramı nedir?
- İBB davası: Adem Soytekin hakkında tahliye kararı
- İBB davasında küfür tartışması
Ceza davasındaki son gelişmeler
Avukat Çağlar Çağlayan, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde süren davanın henüz karar aşamasında olmadığına işaret ederken, Adem Soytekin’in tanık olarak dinlenmesi kararının dosyanın ilerleyişi bakımından dikkat çekici olduğunu söyledi. Çağlayan duruşmadaki gelişmeyi “Savcı ‘Bu iddianamede geçen beyanları nedeniyle Adem Soytekin’in beyanları alınsın’ talebinde bulundu. Bugün Aziz İhsan Aktaş iddianamesinin düzenlendiği savcılık dosyasının numarasını ama İBB davasının esas numarasını yazdılar. Biz birbirinden ilgisiz bir savcılık dosyası ile kovuşturma dosyasının numaralarının yazıldığı konusunda uyardık, onu da düzeltmediler” diye anlattı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın celse arasında Aziz İhsan Aktaş iddianamesini mahkemeye gönderdiğini hatırlatan Çağlayan, “Bu dava yeni başladığı zaman mahkeme kamuoyunda bu konuyla ilgili tartışmaların olduğu bütün dosyaları istemişti. Aziz İhsan Aktaş dosyasının görüldüğü İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi ilgisiz gördü, cevabı göndermedi. Ama başsavcılık kendi kendine ‘Sizin dosyanızı ilgilendirecek konular olduğunu düşünüyoruz’ diyerek Aziz İhsan Aktaş iddianamesini gönderdi. O iddianamenin içerisinde kurultayla ilgili somut hiçbir şey geçmiyor. Haliyle ilgilendiren bir husus yok” diye konuştu.
Adem Soytekin neden tanık oldu?
Çağlayan, iddianamenin mahkemece kabul edilip başsavcılıktan çıktığına dikkat çekerek “Bugünkü duruşmada da bunun dikkate alınmaması gerektiğini, ne niyetle yapıldığının anlaşılamadığını, hukuki hiçbir temelinin olmadığını söyledik” dedi. Mahkemenin, neden İBB dosyasının itirafçısı Adem Soytekin’in tanıklığına ihtiyaç duyduğu sorusuna Çağlayan şöyle yanıt verdi:
“Adem Soytekin İBB dosyasında bir iftiracı. Kişilerin kendisine kötü davrandığı iddiasıyla savunmada öne alınmak istedi, iddialarını yineledi ve tahliye oldu. İddialarının tamamının çarpık ve uydurma olduğu daha duruşma anında ortaya kondu. Kurultayla ilgili ceza davası bir süredir devam ediyor ve İstanbul’daki davaların iddianameleri de yeni yazılmadı. İBB dosyası da kurultay dava dosyasında var. Sanki iddianameler yeni ortaya çıkmış gibi, Adem Soytekin’in burada da beyanda bulunması için savcı talepte bulundu. Üstelik müştekilerden birinin talebiyle değil, dosyada Adem Soytekin’in adı dahi geçmiyorken savcı tanık olarak dinlenmesini istedi. Mahkeme de bunu kabul etti. Biz Adem Soytekin’in tahliyesi sonrası duruşmada dinlenecek olmasını manidar bulduğumuzu ve bu tanıklığı reddettiğimizi duruşmada söyledik. Ama 1 Temmuz tarihinde duruşmada dinlenecek. Anladığımız kadarıyla bir delil yaratma çabası var. Ama Adem Soytekin’in beyanlarıyla da o deliller yaratılamayacak. Biz orada da aktif avukatlık yapacağız ve doğru olmayan şeyleri söylerse o yalanlarını ortaya çıkaracağız.”
Soytekin’in İBB ve Aziz İhsan Aktaş dosyalarında, kurultaya ilişkin doğrudan bir iddiası olmadığını belirten Çağlayan, “Örneğin Kiptaş’ın evleriyle ilgili bir şey anlatıyor. Kurultay dosyasında da delegelere Kiptaş’tan ev verildiği iddiası var. Sadece böyle teğet geçen şeyler var. Ama ‘Kurultayda oy verilmesi karşılığında şu kişiye şöyle bir şey yapıldı’ demiyor. Adem Soytekin buraya fazladan yerleştirilmiş gibi görünüyor” diye konuştu.
“Mutlak butlan bilgi değil, temenni”
Kurultayın iptaline ilişkin davayla ceza davası arasında doğrudan bir bağ olmasa da bu duruşma yaklaşırken “mutlak butlan” iddiaları da yeniden gündeme geldi. Önceki duruşmalarda da benzer tartışmalar kamuoyunun gündemini meşgul ederken Çağlayan şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mutlak butlan tartışmaları aslında küçük bir grup tarafından bugün köpürtülmüyor, hep gündemde tutuluyor. Ama dönem dönem partinin hukuki süreçleriyle ilgili başka bir şeye denk geldiği zaman, sanki mutlak butlanla ilgili bir sonuç çıkacakmış algısı yaratmaya çalışıyorlar. Bunlar herhangi bir bilgiden ziyade temenni. Temennileri gerçekleşsin ve mutlak butlan meselesi konuşulsun istiyorlar. Aslında bunu konuşmak onların işine geliyor. Birincisi hiçbir kötü niyeti olmayan birisi için bile CHP’nin reytingi yüksek, bunu konuşmak izletiyor. İkincisi de bu davayı açan kişilerin şu anda siyaseten tek tutundukları yer burası. Bu tartışmanın canlı kalması, onların da siyaseten var olması sonucunu doğuruyor.”
“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçu oluşur”
İstinafın kararının ne olacağı ve ne zaman karar vereceğine dair iddialar üzerine Çağlayan, “Biz bunların hiçbir tanesinin herhangi bir olguya, bilgiye dayanmadığını düşünüyoruz. Dayanmıyor olmasını da temenni ederiz bir yandan. Zira bu iddialarda bulunanların istinaf heyetiyle görüşerek ‘Şu gün karar çıkacak, bu karar çıkacak’ deme ihtimali büyük bir fecaat” dedi.
Çağlayan, bu iddiaların “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçunu oluşturduğunu vurguladı:
“Eğer bu bilgiye dayalı olmadan bir manipülasyon için yapılıyorsa, TCK 217/A’daki ‘halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçu’ oluşur. Eğer bir bilgiye dayalı söyleniyorsa zaten mahkeme heyetinin reddedilmesi, görevden el çekmesi gerekir ama istinaf heyetinin dışarıya böyle bir bilgi verdiğine dair bir bilgi yok. Haliyle bunların hangi noktasından bakarsanız bakın, şu anda bu iddiaların gerçek hayattaki tek karşılığı yalan. Hakikatle hiçbir alakası yok.”
“Dava en başından sakat”
Çağlayan, istinafta bekleyen mutlak butlan dosyasında, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ret kararından sonra dosyada heyetin görüşünü değiştireceği yeni bir olgu, bilgi, delil olmadığına dikkat çekti. Mutlak butlan gerektirecek hiçbir somut gerekçe olmadığını, kurultayın iptaliyle sonuçlanabilecek hile iddiaları içinse dava açma süresinin 30 gün ile sınırlı olduğunu aktaran Çağlayan, “Bu sadece davayı açarken süre sınırına takılmamak için ortaya atılan bir iddia. Süresiz dava imkanı tanıyan ‘mutlak butlan’ sözcüğünün kullanılıyor olması, hukukta çok sınırlı sayıdaki mutlak butlan hallerinin var olduğu sonucunu ortaya çıkarmaz. Dava en başından sakattır” dedi.
Bütün delegeler yenilenerek yapılan olağan kongreyle davanın tamamen konusuz kaldığına değinen Çağlayan, ilk derece mahkemesinin de bunu dikkate aldığını hatırlattı. Çağlayan, CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci’nin koordinasyonunda istinaf dosyasında bir hareketlilik olup olmadığını her gün kontrol ettiklerini paylaştı. Çağlayan, “Heyetin dosyayı ne zaman ele alacağına dair kesinleşmiş, taraflara duyurulmuş bir takvim de yok. Haliyle bugün böyle iddialarda bulunanların tamamı sadece temennilerini güçlü bir şekilde gerçekmiş gibi ortaya atıyorlar” dedi.
“Ceza davası, butlan davasını etkilemez”
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nden çıkabilecek olası ceza kararının, istinaftaki dosyayı nasıl etkileyeceği sorusuna Çağlayan şu yanıtı verdi:
“Ceza davası, hukuk davalarını ‘suçun gerçekleşmiş olması, sübut bulmuş olması’ bakımından etkiler. Bu suçun gerçekleşmiş olması ya da olmamasının bir kongreyi etkilemesi ise başka bir konu. Siyasi parti kongreleriyle ilgili Yüksek Seçim Kurulu’nun da, mahkemelerin de ‘Ceza davasından çıkacak sonuç kongre sonucunu etkilemez’ diye kararları var. Haliyle orayı doğrudan etkileyen bir durum yok.”
Ceza davasında, ceza vermeye yeterli delil olmadığı için yeni tanıklar arandığı yorumunu yapan Çağlayan, şimdiye kadar konuşan tanıkların parti yönetimiyle husumetlerine dayanarak iddialarda bulunduklarını ve bunların çarpıklığını ortaya çıkardıklarını söyledi. Dosyada ceza verilecek bir hukuki ortam olmadığını vurgulayan Çağlayan, ceza verilse dahi itiraz süreçleri de tamamlanarak kararın kesinleşmesinin oldukça uzun süreceğini dile getirdi.
“2025 soruşturmalar yılıydı, 2026 davalar yılı”
CHP’nin hem kurultayına hem belediyelerine dönük davalar sürerken kamuoyuna karışık bir süreç olarak yansıdığına dikkat çeken Çağlayan şöyle devam etti:
“Konu çok net. Mutlak butlan talepli dava reddedildi. İstinafta da bu reddi değiştirecek herhangi bir husus yok. Ceza davasında da bugüne kadar aleyhe, suçlayıcı beyanda bulunan tanıkların tamamının yalan söylediği ispatlandı. Bizzat ‘Şu kişiden duydum’ denilen kişi gelip ‘Ben böyle bir şey söylemedim’ diyor. Eğer dosyalara dikkatli bakılırsa, bunların hiçbirinde suç olmadığı ortaya çıkacak. Bu bir süreç. 2025 ceza soruşturmaları yılıydı, 2026 da davalar, duruşmalar yılı. Bu yıl sürekli duruşmalarla geçecek ama bu yılın sonundan itibaren göreceğiz. Bu ülkede hukukun kırıntısı kalmışsa, bu davaların tamamında beraat kararlarını, davanın reddi kararlarını göreceğiz. Siyasi meseleler siyasi sonuçlarıyla ortaya çıkıyor. Nasıl ki butlan iddiasını 14 davada ortaya atan yedi kişi ne derse desin kongrelerdeki sonuçlar değişmediyse, aynı şekilde ülke genelindeki siyasi sonuç da değişmeyecek.”








