Ruşen Çakır yorumladı: Türkiye’nin Amedspor ile yakaladığı fırsat

Amedspor’un Süper Lig’e yükselişini değerlendiren Ruşen Çakır, başarıyı “toplumsal barış için fırsat” olarak niteledi; provokasyon riskine karşı uyardı.

Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ruşen Çakır Amedspor’un Süper Lig’e yükselişi, toplumsal barış için bir fırsat olarak değerlendirildi.
  • Ruşen Çakır, Amedspor’un geçmişte siyasi gerilimlere maruz kaldığını ancak bu durumun Süper Lig’de de devam etme ihtimaline dikkat çekti.
  • Amedspor, sadece bir futbol kulübü değil, Kürtler için önemli bir kültürel kimlik sembolü haline geldi.
  • Çakır, Amedspor’un toplumsal hareketliliğinin, Kürt siyasi hareketinin ötesinde bir dinamizm taşıdığını belirtti.
  • Süper Lig tecrübesinin Türkiye’de yeni sosyal bağlar kurabileceğini, ancak provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.


Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Türkiye’nin Amedspor ile yakaladığı fırsat” başlıklı son yayınında Amedspor’un Süper Lig’e yükselişini ve bunun Türkiye’deki toplumsal-siyasal etkilerini değerlendirdi.

Amedspor’un zorlu bir sezonun ardından Süper Lig’e çıkmasının Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde büyük bir coşkuyla karşılandığını belirten Çakır, taraftarların maçları meydanlarda toplu şekilde izlediğini ve elde edilen başarının geniş bir kesimde heyecan yarattığını vurguladı.

Türkiye'nin Amedspor
Ruşen Çakır yorumladı: Türkiye’nin Amedspor ile yakaladığı fırsat

Geçmişte yaşanan gerilimler ve riskler

Yayınında, Amedspor’un özellikle deplasman maçlarında sık sık siyasi içerikli gerilimlere ve provokasyonlara maruz kaldığını hatırlatan Çakır, tribünlerde açılan pankartlar ve hedef gösteren söylemlerin geçmişte ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.

Bu tür olayların Süper Lig’de de yaşanma ihtimaline dikkat çeken Çakır, buna karşın Amedspor’un Süper Lig’de yer almasının Türkiye’de toplumsal barış ve birlikte yaşama kültürü açısından bir fırsat olabileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bazı siyasetçiler ile büyük kulüplerin yayımladığı tebrik mesajlarını “olumlu işaretler” olarak değerlendirdi.

Türkiye’de uzun süredir çatışma yaşanmamasına dikkat çeken Çakır, futbolun geniş kitleleri etkileyen bir alan olarak bu süreci güçlendirebileceğini dile getirdi.

Amedspor’un sembolik rolü

Çakır’a göre Amedspor, yalnızca bir futbol kulübü değil, aynı zamanda Kürtler açısından kültürel bir kimlik sembolü haline geldi. Bu durumun “tehlike” olarak değil, toplumsal çeşitliliğin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini savundu.

Yayınında Kürt siyasi hareketinin son dönemde yaşadığı tıkanmaya da değinen Çakır, Amedspor’un yarattığı toplumsal hareketliliğin bu siyasi alanı aşan bir dinamizm taşıdığını belirtti.

Çakır, Amedspor’un Süper Lig macerasının Türkiye’de yeni bağlar ve ilişkiler kurulmasına katkı sunabileceğini ifade ederken, olası provokasyonlara karşı devletin, kulüplerin ve taraftar gruplarının dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Video deşifresi

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. Dün Erzurumspor’dan sonra Amedspor da Süper Lig’e çıktı. Şampiyon oldu. Süper Lig’e çıktı. Aslında çok zor oldu. Birkaç hafta üst üste kötü sonuçlar aldı ama en büyük rakibi İstanbul Erokspor da aynı şeyi yapınca sonunda bir şekilde ikinci gelerek şampiyon oldu. Öyle deniyor. Şampiyon ona da söyleniyor ve çıktı. Bu tabii çok büyük sevinç gösterilerine yol açtı; başta Diyarbakır’da ama Diyarbakır’ın dışında bölgede, Güneydoğu’da birçok yerde halkın büyük ekranlarda maçı izlediğini ve sonucu coşkuyla karşıladığını biliyoruz. Amed, Diyarbakır’ın tarihten gelen bir adı. Amedspor, Diyarbakır’ın bir takımı. Aslında baktığımız zaman adı yeni, yakın zamanda ama öteden beri var olan bir takım; adı değişe değişe giriyor. Bir dönem Büyükşehir Belediye Spor olarak var oluyor. Sonra DİSKİ olarak devam ediyor. En son Amedspor oldu ve ilk defa peş peşe birtakım ligleri aşarak Süper Lig’e geldi ve şimdi merakla tabii neyi bekliyoruz? Yeni sezon başlayacak ve Amedspor maçlarında neler olacak? Çünkü kötü bir sicil var ortada. Amedspor’un değişikliklerde yaptığı maçlarda, özellikle gittiği deplasmanlarda yaşadığı birtakım tatsız olaylar oldu. Bu arada Amedspor’un kendi sahasında yaptığı maçlarda da birtakım sorunlar yaşandı. Ama en önemlisi futbol sahalarında olup biten sorunların dışında yaşanan sorunlar.

Bunlar ne? Tribünlerde bazen sahada da yaşanan birtakım siyasi olaylar, öyle söyleyelim. Amedsporluları bir tür terörist gibi gören ya da terör destekçisi olarak gören kişiler ya da gruplar, kimi zaman organize birtakım hareketler. Özellikle Bursaspor tribünlerinde bunu çok gördük. Neler oldu mesela? Faili meçhul cinayetlerin sembolü olan beyaz Toros pankartları açıldı. Ya da yine faili meçhullerin en önde gelen faillerinden olan Yeşil’in pankartları açıldı. Bunu çok gördük ve buna birtakım siyasetçiler destek de verdiler. Bu konuda gazoz içmeler vesaireler daha yeni yaşanan olaylar. Bunu biliyoruz ama bu risk hep var. Bu riskin bir nedeni de tabii ki şu: Amedspor’un çok geniş bir taraftarı var ve taraftar grupları var. Türkiye’nin dört bir yanında zaten yaşayan Diyarbakırlı ama Diyarbakırlı dışında Kürtler için Amedspor bir tür sembol haline geldi. Onun dışında bir de tabii Diyarbakır’an kalkıp maçları izlemeye gidenler de olacak. Bunların hepsini bir potansiyel bir gerilim unsuru olarak görmek tabii ki gerçekçi. Ama şunu da unutmamak lazım; tam tersine pekâlâ burada bu olay, Amedspor’un varlığı Türkiye’de kardeşliğin yeniden tesisi için bir fırsat da olabilir. Nitekim Amedspor’un lige, Süper Lig’e çıkışının hemen ardından başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere bazı siyasetçiler ama aynı zamanda da Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlar da kutlama mesajları yayınladılar ve özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray’da gördüm; onlar Amedspor’un yaptığı kutlama şampiyonluk duyurusunu alıntılayarak yapıyorlar ki o duyuruda Kürtçe de var.

Bunlar küçük ama bence güzel adımlar. Bunun sürmesi halinde, şu anda sürüp sürmediğini bilmediğimiz çözüm sürecine de çok ciddi katkısı olacağını düşünüyorum. Bu bir fırsat. Bunu mesela Federasyon Başkanı bir ara Diyarbakır’a giderek yapmıştı; Amedspor’u ziyaret ederek yapmıştı ama bir yerden sonra tıkandı o tür şeyler ve yine birtakım gerginlikler yaşandı. Iğdırspor’la dün yaptıkları maçta tribünlerde yine gördük birtakım tezahüratlar ya da semboller. Bir de en azından benim izlediğim kısmında kaleciye yönelik, Amedspor kalecisi Erce’ye yönelik tribünden gelen bir saldırıyı da gördüm ki Iğdır, çok yoğun Kürt nüfusunun da olduğu bir yerdir. Buna rağmen birileri tribünden Amedspor’a bir öfke, nefret dile getirme ihtiyacı diyeceğim ama böyle bir ihtiyaç yok tabii, hissediyor. Bunu aşmak pekâlâ mümkün ama işin hiç de kolay olmadığı da ortada. Özellikle birtakım siyasetçiler, birtakım siyasi partiler her Amedspor maçını, özellikle deplasmanda olduğu her maçı bir tür kendi propagandaları için, her neyse o propaganda, kullanmak isteyecekler. Ama şimdi şöyle düşünün; mesela yaşanan bir süreç var. Tamam durdu, etti vesaire ama sonuçta bir buçuk yıldır, belki de daha fazladır artık saymayı da bıraktım, Türkiye’de çatışma yaşanmıyor. Cenaze gelmiyor. Hiçbir taraftan cenaze gelmiyor. Türkiye bir anlamda içeride bir barışa kavuştu. Bundan sonra da pekâlâ bunu sürdürebiliriz ve futbol ki her ne kadar Türkiye’de futbolun kalitesi çok düşmüş olsa da yine de Türkiye’de geniş kitleleri en fazla motive eden bir alan. Şimdiden birtakım provokatif şeyler başladı ama açıkçası benim gözlemim çok da korktuğum kadar yaşanmadı. Diğer yandan Diyarbakır başta olmak üzere kutlamalar da çok dengeli, sorunsuz bir şekilde ama coşkulu bir şekilde yaşandı. Bir de şu notu özellikle düşmek lazım; Türkiye’de Kürt siyasi hareketi özellikle bu son dönemden itibaren garip bir tıkanmaya girdi. Onu hep konuşup duruyoruz. Yani muhalefetle iktidarın arasında kaldığı, bir diğer taraftan İmralı ile Kandil arasında kaldığı ve bloke olmuş durumda. Böyle bir yerde Amedspor Kürtlerin mobilizasyonunu, hareketliliğini gerçekleştirdi ve bu anlamda da siyasi hareketi aşan bir yönü var bu olayın. Bu bence iyi bir şey. Kürtlerin bir kimlik olarak Amedspor’a, kültürel kimlik artık nasıl derseniz, kimlik olarak Amedspor’a sahip çıkması bence hiç de fena bir şey değil.

Şunu diyenler olacaktır: “Bunlar Diyarbakır’ın takımı değil. Diyarbakır’ın takımıysa adını değiştirsin.” Zaten ad birçok insanı baştan irite ediyor, rahatsız ediyor. Niye? Diyarbakır değil. Mesela bir ara kayyum atanan belediye başkanı, kulübe yardım etmesi için belediyenin adını değiştirme şartını koşmuştu. Ama Diyarbakırlılar bunu reddettiler. Bu isim artık kaldı. Herkes bunu kabullenmek zorunda. Diyarbakır’ın adı Diyarbakır olarak kalıyor olabilir ama Amed’i de insanlar kullanıyorlar ve buradan bir kimlik tanımı ve kimliğin dışa vurumu, kimliği sahiplenme olarak görüyorlar. Bunu hiç de bir tehlike olarak, bölücülük olarak vesaire görmemek lazım. Benzer bir durum Tunceli-Dersim meselesinde de var. Evet, her ne kadar benim takımım dün itibarıyla şampiyonluğunu ilan edemediyse de Amedspor’un şampiyonluğu beni çok mutlu etti. Umarım bu sadece Kürtler için değil, tüm Türkiye için güzel yeni ilişkilere, yeni samimiyetlere, yeni bağlara vesile olur. Tabii bunu söylerken hep birtakım provokasyon ihtimallerini akılda tutmak ve bunlara karşı birtakım tedbirleri başta devlet ama sadece devlet değil bütün toplum, özellikle de taraftarlar, taraftar grupları ve kulüp yöneticilerinin alması gerekiyor.

Bugünün ithafı bir büyük yazara: Ernest Hemingway. Yazar ama gazeteci. Gazetecilikten başlayarak gitmiş birisi. Genç yaşta dünyanın değişik yerlerinde gazetecilik yapmış ama şöyle bir özelliği var; kitaplarına baktığımızda, mesela ‘‘Silahlara Veda’’ I. Dünya Savaşı’nda ambulans şoförlüğü yapmış, yaralanmış da galiba. Zaten Hemingway’in hayatında hep böyle birtakım yaralanmalar, şunlar bunlar var; uçak kazaları var. Bütün bunlardan sağ çıkmış ve yazmış. İspanya İç Savaşı’nı yazmış. Paris’i yazmış. Ama şu anda mesela ‘‘Yaşlı Adam ve Deniz’’ bence en güzel kitaplarından birisidir. Hemingway nevi şahsına münhasır birisi. Maceracı birisi. Heyecanlı birisi. Heyecanlarını, maceralarını yansıtan birisi. Duruşunda hep böyle bir olaylara, dünyaya bakışında siyasi duruşu var. II. Dünya Savaşı’nda, İspanya İç Savaşı’nda bütün bunlarda kimi zaman gazeteci, kimi zaman yazar olarak kendini göstermiş ama en sonunda yaşadığı kazaların ardından dünyanın değişik yerlerinde yaşıyor; Afrika’da, Küba’da, şurada burada birçok yerde, Paris tabii ki. “Güneş de Doğar”, “Paris Bir Şenliktir” mesela. ‘‘Güneş de Doğar’’ ilk romanını bildiğim, hatırladığım kadarıyla Paris’te yazmıştı. Evet, çok büyük bir yazar ve Amerika’da bir yerde kendine bir ev alıp bir kırsalda yaşarken 62 yaşında ne yaptı? Kendi eliyle hayata veda etti. Bu da aslında kimseyi şaşırtmadı. Ernest Hemingway dünyada çok ciddi iz bırakmış bir yazar. Kendisini saygıyla ve hayranlıkla burada anmak istiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.