Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Prof. Dr. Mustafa Öztürk ile “Mahşerin üç atlısı: Devlet-cemaat-siyaset” başlıklı yayında Süleymancılara yönelik operasyon üzerinden Türkiye’de devlet-cemaat-siyaset ilişkisini, Cumhuriyet’ten bugüne uzanan tarihsel süreçle değerlendirdi.
Ruşen Çakır, konuğu Prof. Mustafa Öztürk ile Süleymancılar cemaatine yönelik operasyonu Türkiye’de devlet, siyaset ve dini cemaatler arasındaki tarihsel ilişki üzerinden ele aldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, dini duyguların istismar edilerek haksız kazanç elde edilmesine karşı gerekli adımların atıldığı yönündeki açıklamasını değerlendiren Öztürk, aynı kriterlerin diğer dini cemaatlere de uygulanması gerektiğini söyledi:
“Eğer bugün Süleymancılara yönelik operasyonun gerekçelerini sıraladılarsa yarın bunları Menzil’e, İsmailağa’ya da uygulayın. Belki oralarda fazlasıyla sorun bulabilirsiniz. Ama aynı süreç onlara da işleyecek mi? Bana göre işlemeyecek. Burada kritik mesele bu. ‘Tabanla işimiz yok, dini duygularla işimiz yok, tepede istismar varsa ona müdahale ediyoruz’ deniliyor. Fakat bu istismar yalnızca parasal bir istismar değildir.”
“Burada bir hesap kesme durumu var”

Süleymancıların tarihsel olarak siyasal İslamcı hareketlerle mesafeli bir ilişki kurduğunu belirten Mustafa Öztürk, cemaatin Milli Görüş geleneğine ve ardından AKP’ye hiçbir zaman tam olarak yanaşmadığını vurgulayarak, “Kemal Kaçar’ın cemaati devraldığı 1970’lerden bu yana siyasal İslamcı partilere hep mesafeli bir duruşları oldu. Refah Partisi döneminde kısa süreli bir yakınlaşma yaşandı ama 28 Şubat’tan sonra o da bitti. Son olarak 2016-2019 döneminde gerilim yeniden görünür hale geldi. Bugünkü operasyonda bana göre bir hesap kesme durumu var” dedi.
Öztürk, soruşturmanın mali gerekçelerinin bütünüyle temelsiz olduğunu söylemediğini fakat benzer denetimler başka cemaatlere uygulandığında da çok sayıda usulsüzlük ortaya çıkabileceğine dikkat çekti:
“Bahanesi ekonomik ve finansal. MASAK üzerinden diğer cemaatler araştırılsa, denetlense en az bu kadar çürük çarık oralarda da çıkar. Ben Süleymancılar hiçbir yolsuzluk yapmamıştır demiyorum ama neden bu yolsuzlukların bugün bu kadar acil biçimde soruşturmaya konu olduğu ve neden önceliğin Süleymancılara geldiği sorusunun siyasi bir cevabı olduğunu düşünüyorum.”
Günümüzde siyasi iktidarla devletin büyük ölçüde özdeşleştiğini ve bu nedenle dini cemaatlerin iktidara karşı tutumunun artık doğrudan devletle ilişkileri üzerinde sonuç doğurduğunu belirten Mustafa Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün itibarıyla devletle siyasi iktidar iç içe geçmiş durumda. Dolayısıyla bir cemaatin Diyanet’e mesafeli olması ya da siyasi iktidara tepki göstermesi, devletin kendisine karşı bir tutum gibi algılanabiliyor. Süleymancıların da Erbakan’dan bu yana siyasal İslamcı harekete mesafesi vardı. Ekrem İmamoğlu gibi Erdoğan’ı çok öfkelendiren siyasi aktörlerle dirsek temasında bulunmaları da devletin üst kadrolarını rahatsız etti.”







