Behlül Özkan ile söyleşi | Menderes, İnönü, Demirel, Özal: Dış politikada özerklik tarihi

Türkiye dış politikada gerçekten ne kadar bağımsız hareket edebiliyor? Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu Özyeğin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Behlül Özkan, Türkiye’nin ABD, NATO ve Sovyetler Birliği/Rusya arasında izlediği denge politikasını tarihsel örneklerle değerlendirdi.


Ruşen Çakır’a konuk olan Behlül Özkan, Türkiye’nin ABD, NATO ve Sovyetler Birliği/Rusya arasında izlediği denge politikasını tarihsel örneklerle Çakır’a değerlendirdi. Stratejik özerkliği bir ittifaktan kopmak değil, ittifak içerisinde kendi çıkarlarını koruyabilecek alan yaratmak olarak tanımlayan Özkan, şunları söyledi:

“Bütün yumurtaları tek sepete koymamak, uluslararası ilişkilerde tek bir ittifaka fazla yatmamak. Bu bağlantısızlık olarak anlaşılmamalı. Bu, ittifak içinde kendine alan açma ve milli çıkarlarını koruma, diğer kamptaki süper güçle dirsek teması kurma ve aslında şöyle de tanımlayabiliriz, iki süper güç arasında alan açarak ikisinden de taviz koparma.”

Dış politikada özerklik
Behlül Özkan ile söyleşi | Menderes, İnönü, Demirel, Özal: Dış politikada özerklik tarihi

Menderes döneminde Sovyetler ile ilişkiler

Özkan, Türkiye’nin Batı’ya karşı alan açma arayışının başlangıcını 1964’teki Johnson Mektubu’ndan yaklaşık 10 yıl önceye götürdü. Menderes hükümetinin 1954’ten itibaren Doğu Almanya ile geliştirdiği ticari ilişkilerin Batı Almanya’da rahatsızlık yarattığını belirten Özkan, “Türkiye tanımadığı bir ülkeyle ikili ilişkilerini geliştiriyor. Üç yıl içinde dış ticareti Doğu Almanya’nın yüzde sekizine yükseliyor. Batı Almanlar havalara zıplıyorlar. ‘Ne oluyor, biz Türkiye’yi mi kaybediyoruz?’ diye. Ve Menderes bunu pazarlık kozu yaparak Doğu Almanya’dan yüklü bir kredi çekiyor” dedi.

Menderes’in ardından İnönü döneminde de devam eden bu çizginin örneklerinden birinin Süleyman Demirel dönemi olduğunu nitelendiren Özkan, Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile ilişkilerinin özellikle 1960’ların ikinci yarısında hız kazandığını anlattı. Behlül Özkan, Demirel’in iktidara geldikten sonra aldığı bir karara dikkat çekti:

“İktidara gelir gelmez, 65 seçimlerinden bir ay sonra yaptığı ilk iş, Amerika’nın Türkiye’den kalkan Sovyetler Birliği’ne karşı istihbarat uçuşlarına son vermek. Bakın bu o kadar kritik bir hamle ki, Sovyetler için o kadar değerli ki. Ama Batı İttifakı için ciddi bir sorun da yaratabilir. 12 sene sonra artık telaffuz eder, ‘Ben iktidara gelir gelmez bu uçuşları yasakladım. Çünkü Türkiye’nin dış politikası kimseye ipotekli değildir’ diyor.”

Özal döneminde yeni bir ilişki modeli

Behlül Özkan ile söyleşi | Menderes, İnönü, Demirel, Özal: Dış politikada özerklik tarihi

1980’i bir kırılma noktası olarak tanımlayan Özkan, neoliberal ekonomiye geçişle birlikte Türkiye’nin Batılı müttefiklerine kredi bakımından daha bağımlı hale geldiğini, buna rağmen Özal döneminde Sovyetler Birliği ile farklı bir ekonomik ilişki geliştirildiğini söyledi:

“Özerklikten bir nebze Özal döneminde ekonomik sorunlar sebebiyle vazgeçmek zorunda kalıyor ama orada da yine mesela Özal Sovyetler Birliği ile doğalgaz anlaşması yapıp karşılığında mal mukabili anlaşmalar yapıyor. Orada da yine bu sefer Sovyetler Birliği’ni ağır sanayiye yatırım alınacak bir ülke değil de ‘Doğalgaz alalım, bunun karşılığını dövizle ödemeyelim. Biz de ne yapalım? Karşılığında inşaat yapalım size.’ Aslında bu da yine başka bir açıdan bakıldığında kazan-kazan politikasını gerektiriyor.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş