İSTANBUL (Medyascope, ANKA) – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar soruşturması kapsamında beş şirkete el koydu. Şirketlerin adına kayıtlı olduğu İrfan Yılmaz’a ise gözaltı kararı verildi.
- Alihan Kuriş kimdir? Süleymancıların lideri hakkında bilinenler
- Süleymancılar niçin güven vermiyor? Ruşen Çakır yorumluyor
- İzleyin – Erdoğan iktidarında cemaatler: Bir çöküşün öyküsü
- Eski bir Süleymancı anlatıyor: “Evet kapalı kutular ama aslında çok da merak edilecek bir tarafları yok”
- Ruşen Çakır: Bir Süleymancı olmadığım kalmıştı
Süleymancılar soruşturmasında MASAK tarafından yapılan incelemelerde Yılmaz Kimya, Yılkim Kimya, Erimer Kimya, Mie Girişimcilik ve Makine ile Astra Polimer şirketlerine el koyuldu. Söz konusu şirketlerin adına kayıtlı olduğu belirlenen İrfan Yılmaz’a da gözaltı kararı verildi.
Ne olmuştu?
Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapıya yönelik ilk operasyon 13 Ağustos’ta düzenlendi. İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde eşzamanlı baskın yapıldı.
Operasyonda, yapının lideri olduğu öne sürülen Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilere “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamaları yöneltildi.
MASAK raporlarında, yapıyla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar lirayı aşan para trafiği bulunduğu iddia edildi. Şüphelilere ait 43 adres ile 32 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma işlemi yapıldığı bildirildi. Süleymancılar soruşturmasında ilerleyen aşamada Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 kişinin tutuklandığı, altı kişinin ise adli kontrolle serbest bırakıldığı aktarıldı.
Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’e ait olduğu belirtilen bir adreste yaklaşık 1 milyar 340 milyon lira değerinde 200 kilogram külçe altın bulunduğu bildirildi. Kuriş, ifadesinde altınların aileye ait olduğunu ve düğünlerde takılan ziynetlerden oluştuğunu söylediğini aktardı.
21 Ağustos’ta İstanbul, Konya, Mersin ve Muğla’da ikinci dalga operasyon düzenlendi. 13 şüpheli hakkında işlem yapılırken 12 kişinin yakalandığı bildirildi.
Yurtdışına kaçmaya hazırlandığı öne sürülen Hilmi Tuna Kuriş, Erhan Yılmaz ve kaçışa yardım ettiği değerlendirilen Mehmet Özmen’in Muğla’nın Bozburun beldesinde yakalandığı aktarıldı. Kuriş ve Yılmaz’ın taşındığı belirtilen 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu ortaya çıktığı bildirildi.
Şahin ise yaptığı açıklamada aracı kiraladığını, ancak bilgisi ve izni dışında kullanıldığını belirtti. Şahin, ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Aracın Mehmet Özmen’in şirketi adına kayıtlı olduğu ve Özmen tarafından kullanıldığının tespit edildiği iddia edildi. Özmen’in telefon kayıtlarına göre 16 Ağustos’ta Muğla yönüne giderken telefonunu kapattığı, dönüşte yeniden açtığı öne sürüldü. Özmen’in 2023’te Alihan Kuriş’in eşi Seda Kuriş adına alınan bir otomobil için 2 milyon 406 bin 650 lira gönderdiği de tespit edildiği belirtildi.
Şahin’e tahsisli 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha farklı kişilerce kullanıldığı bildirildi. Bu araçları kullananlar arasında Ömer Sipahioğlu ile 2011-2014 döneminde İçişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nde görev yaptığı belirtilen Ömür Yücel’in bulunduğu aktarıldı. Diplomatik pasaportlu üç Belarus vatandaşının 21 Ağustos’ta bu araçlardan biriyle taşındığına dair görüntüler bulunduğu, kullanılan iki hattın Yücel adına kayıtlı olduğu öne sürüldü. Süleymancılar soruşturmasında 2011’de yapılan rüşvet, ihalelere müdahale ve kadın ticareti iddialarını içeren bir ihbarın yeniden incelemeye alındığı bildirildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “Alihan Kuriş suç örgütü” soruşturmasında üçüncü dalga operasyon başlattı ve 54 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 11 şirket ile üç derneğe de kayyum atandı.
Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüyle ilgili şüphelerin artmasının ardından 19 Ağustos 2026’da Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarı açılarak fethi kabir işlemi yapıldı ve cenazesi yeniden incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. İncelemelerin ardından hazırlanan bilirkişi raporunda ölümün doğal nedenlerle gerçekleştiğinin kesin olarak söylenemeyeceği, bazı bulguların boğma ihtimalini dışlamadığı belirtildi.







