Bu hafta sonu Türkiye’de alışılmışın dışında bir şey olacak.
26-27 Eylül 2026 günlerinde yüz binlerce insan sandığa gidecek ve üyesi olduğu siyasi partinin ilçe başkanını doğrudan belirleyecek. Birkaç hafta sonra aynı üyeler il başkanlarını, ardından da Genel Başkanlarını seçmek üzere yeniden sandık başına gidecek. YENİ Parti Türkiye’de siyasetin işleyişini kökten değiştirecek.
İlk bakışta bunun yalnızca bir parti içi seçim yöntemi değişikliği olduğu düşünülebilir. Ancak değiştirmeye çalıştığımız şey yalnızca yöneticilerin nasıl seçileceği değil, siyasetin nasıl yapılacağıdır.
Bu yazıda hafta sonu yapılacak seçimlerin siyasi hayatımız için önemini açıklayacağım.
Yeni bir mücadele dönemine, yepyeni bir başlangıç
Türkiye’de siyasi partilerin en önemli sorunlarından biri, üyelik ile karar verme arasındaki bağın zaman içinde zayıflamasıdır. Vatandaş partiye üye olur ama çoğu zaman partisinin yöneticilerinin belirlenmesinde gerçek ve doğrudan bir söz hakkına sahip değildir. Kararlar giderek daha dar çevrelerde alınır, üye ise siyasetin asli öznesi olmaktan çıkarak seçim dönemlerinde hatırlanan bir destekçiye dönüşür.
Biz bunun tersini yapmak istiyoruz.
YENİ Parti’de üye yalnızca aidat ödeyen, toplantıya çağrılan ya da seçim zamanı sahaya çıkan kişi değildir. Parti üyesi, partisinin yönünü ve yöneticilerini belirleyen yurttaştır.
İlçe başkanlarının bütün üyelerin katılımıyla seçilmesinin anlamı da tam olarak budur. Bir ilçede kimin başkan olacağına Ankara’dan, genel merkez koridorlarından ya da dar bir delege çevresinden karar verilmeyecek. O ilçenin üyeleri karar verecek.
Bu değişikliğin doğal sonucu, parti yöneticisinin kime karşı sorumlu olduğunun da değişmesidir. Göreve gelmesini birkaç kişinin desteğine borçlu olan yönetici ile yüzlerce ya da binlerce üyenin oyuyla seçilen yönetici aynı değildir. Doğrudan üyelerin oyuyla göreve gelen bir başkan, görev süresi boyunca da üyelerine karşı sorumluluk taşır.
Ancak üyeye oy hakkı vermek tek başına yeterli değildir.
Demokratik siyasetin seçmen ile aday arasında gerçek bir tercih ilişkisi kurabilmesi gerekir. Üyeler yalnızca isimler arasında değil, farklı çalışma anlayışları ve programlar arasında da seçim yapabilmelidir.
Bu nedenle YENİ Parti’de il ve ilçe başkan adaylarından bir çalışma programı sunmalarını istiyoruz.
Aday, seçildiğinde ne yapacağını üyelerine önceden anlatacak. İlçesinin ya da ilinin örgütsel durumunu nasıl değerlendiriyor? Bir yıl içinde hangi hedeflere ulaşmak istiyor? Üyelerin parti çalışmalarına daha fazla katılması için ne yapacak? Mahallelerde, köylerde, işyerlerinde ve kampüslerde nasıl bir çalışma yürütecek? Sivil toplumla, esnafla, çalışanlarla, iş dünyasıyla, çiftçilerle, gençlerle ve kadınlarla nasıl ilişki kuracak? Yeni üyelerin sorumluluk üstlenmesini ve yeni kadroların yetişmesini nasıl sağlayacak?
Bunların seçimden önce bilinmesi gerekir.
Çünkü siyasette hesap verebilirlik ancak neyin vaat edildiğinin bilinmesiyle mümkündür. Seçilen başkan çalışma programını yıllık bir uygulama planına dönüştürecek; ortaya koyduğu hedeflerin ne ölçüde gerçekleştiğini üyeleriyle paylaşacaktır.
Böylece parti içi seçim bir günlük bir oy verme işleminden çıkacak, seçen ile seçilen arasında süreklilik taşıyan demokratik bir ilişkiye dönüşecektir.
Parti içinde seçim kazanacak liste değil siyasal örgütü koordine edecek liste
Bir başka önemli değişiklik yönetim anlayışında olacaktır.
Parti içi seçimlerde sıkça görülen yöntem, adayın kendi yakın çalışma çevresinden bir liste oluşturmasıdır. Seçimi kazanan liste göreve gelir, kaybedenler ise çoğu zaman örgüt çalışmalarının dışında kalır. Zamanla parti örgütleri aynı görüşleri ve benzer toplumsal çevreleri paylaşan küçük gruplara dönüşebilir.
Biz farklı bir anlayışı yerleştirmek istiyoruz.
Bir il veya ilçe yönetimi adayın arkadaş çevresini değil, mümkün olduğunca o yerin toplumsal gerçekliğini yansıtmalıdır.
Kadınlar ve gençler yönetimde yalnızca bir kotayı tamamlamak için bulunmamalıdır. Karar süreçlerinde gerçek sorumluluk üstlenmelidir. Farklı mesleklerden, mahallelerden, toplumsal kesimlerden ve siyasi deneyimlerden insanların aynı yönetim içinde birlikte çalışabilmesi gerekir.
Çünkü güçlü bir siyasi parti, birbirine benzeyen insanların oluşturduğu kapalı bir çevre değil; farklı insanların ortak amaçlar doğrultusunda birlikte çalışabildiği bir örgüttür.
Liyakat, çalışkanlık ve dürüstlük temel ölçülerimiz olacaktır. Bunun yanında cinsiyet ve kuşak dengesi, mesleki ve toplumsal çeşitlilik, coğrafi temsil ve saha çalışması yapabilme kapasitesi de gözetilecektir.
Türkiye’yi yönetmeye talip olan bir siyasi parti, önce kendi örgütlerinde Türkiye’nin çeşitliliğini yaşatmalıdır.
Rekabet olacak, düşmanlık olmayacak
Demokratik bir parti içinde farklı adayların yarışması son derece doğaldır.
Hatta gereklidir.
Farklı çalışma yöntemlerinin, farklı kadroların ve farklı fikirlerin üyelerin önüne çıkması parti için bir zenginliktir. Ancak parti içi rekabetin bir sınırı vardır: seçim bittikten sonra birlikte çalışma imkanını yok etmemelidir.
Bu nedenle adaylardan yalnızca nasıl kazanacaklarını değil, nasıl yarışacaklarını da önemsemelerini istiyoruz.
Kişisel saldırı, dışlama, baskı ve ayrıştırıcı yöntemler parti içi demokrasinin parçası olamaz. Parti veya kamu kaynaklarının herhangi bir aday lehine kullanılması kabul edilemez. Görevde bulunanların makamlarının sağladığı imkanları diğer adaylara karşı avantaja dönüştürmemesi gerekir.
Seçimin adil olması, sonucu kadar önemlidir.
Çünkü demokratik kültür sadece sandığı kurmakla oluşmaz. Sandığa giden yolun da demokratik olması gerekir.
Temiz siyaset önce kendimizden başlamalı
YENİ Parti’nin siyaset anlayışının en önemli unsurlarından biri de etik ve hesap verebilirlik olacaktır.
Bir siyasi parti ülkede şeffaflık, dürüstlük ve temiz siyaset talep ediyorsa bu ilkeleri önce kendi içinde uygulamalıdır.
Bu nedenle adaylarımızdan yalnızca siyasi bir program sunmalarını değil, etik yükümlülükler üstlenmelerini de istiyoruz.
Parti görevleri kişisel, ailevi veya ticari çıkar için kullanılamaz. Yakınlara veya iş ilişkisi bulunan kişilere ayrıcalık sağlanamaz. Çıkar çatışmaları açıklanmalıdır. Parti düzenlemelerinin gerektirdiği mal varlığı ve ekonomik ilişki bildirimleri yapılmalıdır. Görevle bağlantılı kararları etkileyebilecek hediyeler veya menfaatler kabul edilmemelidir.
Parti kaynakları kişisel tanıtım için kullanılamaz.
Bunların her biri adayların kabul edeceği açık yükümlülüklerdir.
Türkiye’de siyasete duyulan güveni yalnızca başkalarını eleştirerek yeniden kuramayız. Yurttaştan talep ettiğimiz güvenin karşılığında siyasetçinin de şeffaflığı ve hesap verebilirliği kabul etmesi gerekir.
Bu nedenle temiz siyaset bizim için başkalarına yöneltilmiş bir eleştiri değil, önce kendi üzerimizde uygulayacağımız bağlayıcı bir ilkedir.
Seçimin ertesi günü
Belki de bütün bu sistemin en önemli sınavı seçim günü değil, seçimden sonraki gün başlayacaktır.
Bir aday kazanacak, diğerleri kaybedecek. Fakat YENİ Parti’de seçimi kaybeden insanlar partiyi kaybetmiş olmayacak.
Seçilen ilçe başkanı yalnızca kendisine oy verenlerin başkanı değildir. Bütün üyelerin başkanıdır.
Başka adayları destekleyen üyelerin dışlanması, yönetimlerden uzaklaştırılması veya parti çalışmalarında etkisizleştirilmesi kabul edilemez. Onların bilgisine, deneyimine ve emeğine de ihtiyaç vardır.
Komisyonlarda, çalışma gruplarında, mahalle örgütlenmelerinde ve parti faaliyetlerinin her alanında mümkün olan en geniş katılım sağlanmalıdır.
Parti içi seçimlerin amacı kazanan ve kaybeden kamplar yaratmak değildir. Amaç, üyelerin iradesiyle daha güçlü, daha çoğulcu ve birlikte çalışabilen örgütler oluşturmaktır.
Bu nedenle bizim için seçim gecesinin en önemli sorusu “kim kazandı?” sorusu olmayacaktır.
Asıl soru şudur: Seçimden sonra daha güçlü bir örgüt kurabildik mi?
Siyaseti yeniden yurttaşın uğraşı yapmak
Türkiye’de demokrasiyi yalnızca devlet kurumları veya seçim sistemi üzerinden tartışamayız. Demokrasinin ilk öğrenildiği ve uygulandığı yerlerden biri siyasi partilerdir.
Partiler demokratik değilse, siyasal hayatın bütünü üzerinde bunun etkileri kaçınılmazdır.
YENİ Parti’de başlattığımız değişimin temelinde bu nedenle basit bir düşünce var: Yurttaşa güvenmek.
Kimin ilçe başkanı olacağına üye karar versin.
Kimin il başkanı olacağına üye karar versin.
Kimin Genel Başkan olacağına üye karar versin.
Aday ne yapacağını önceden anlatsın. Seçilen yönetici verdiği sözlerin hesabını üyelerine versin. Parti yönetimleri toplumun çeşitliliğini yansıtsın. Siyasi rekabet özgür ve adil olsun. Etik kurallar herkes için bağlayıcı hale gelsin.
Ve seçim bittiğinde herkes yeniden aynı masanın etrafında oturabilsin.
26 ve 27 Eylül’de kurulacak sandıkların önemi bu nedenle yalnızca YENİ Parti’nin ilçe başkanlarının kim olacağından ibaret değildir.
Biz siyasetin kapılarını üyeye açarak, Türkiye’de başka türlü bir siyasi parti mümkün mü sorusuna kendi uygulamamızla cevap vermeye çalışıyoruz.
Siyaseti birkaç kişinin işi olmaktan çıkarıp yurttaşın işi haline getirmek istiyoruz.
Bu hafta sonu da çıktığımız yolda önemli bir kavşak noktası.
Bütün vatandaşlarımızı demokrasi ve özgürlük mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz.








