İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Cübbeli Ahmet Hoca’nın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik sözlerinin ardından tutum değiştirmesini devlet-cemaat ilişkisi üzerinden değerlendirdi. Çakır, Süleymancılara yönelik son operasyonun da benzer bir sınırı gösterdiğini söyledi.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, yayınında devletle dini cemaatler arasındaki ilişkiyi Cübbeli Ahmet Hoca örneği üzerinden ele aldı ve onun şu anda Türkiye’nin en popüler İslami cemaat ismi olduğunu söyledi.
Cübbeli, İsmailağa’dan ayrılarak kendi cemaatini kurdu
Cübbeli Ahmet Hoca, Nakşibendiliğin İsmailağa kolundan geliyor. Bir süre sonra bu yapıdan ayrılan Cübbeli, kendini İsmail Ağa’nın devamı olarak sunmakla birlikte kendi cemaatini kurdu.

Çakır, Cübbeli’nin bugün geldiği noktayı özetlerken “Bir nevi YouTuber oldu” dedi ve sürekli vaaz verip bunları sosyal medyaya yükleyen Cübbeli’nin geniş bir takipçi kitlesine sahip olduğunu belirtti.
Çakır, Cübbeli Ahmet Hoca ile bir kez Habertürk stüdyosunda karşılaştığını hatırlatarak o dönem kendisinin de Habertürk’te çalıştığını ve Cübbeli’nin cezaevi çıkışı bir yayına katılan Veyis Ateş ile birlikte geldiğini anlattı. Cübbeli’nin o gün kendisine, “Ya bu Fethullahçılar benden ne istiyor?” diye sorduğunu aktardı.
Bahçeli eleştirisi Çakıcı ziyaretinin ardından değişti
Cübbeli Ahmet Hoca, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ı Meclis’e davet çağrısına tepki göstererek, “Düşmanla, kâfirle barış olmaz, muharebe olur, son teröriste kadar mücadeleye devam” dedi ve Öcalan için de ağır ifadeler kullandı.
Ancak Çakır, bu eleştirinin ardından Bahçeli’ye yakınlığıyla bilinen Alaaddin Çakıcı’nın Cübbeli’yi ziyaret ettiğini, bu ziyaretin ardından ise Cübbeli’nin tutumunu değiştirdiğini aktardı. Cübbeli, ziyaretin ardından sosyal medya hesabından, “Devlet Beyefendi’nin PKK’nın arkasında Siyonist Yahudiler ve Amerikalılar var sözünün doğruluğu ortaya çıkmış oluyor” dedi.

Çakır, cemaatlerin devletin sınırları içinde hareket ettiğini söyledi
Çakır, bu örnek üzerinden Türkiye’deki dini cemaatlerin devletin çizdiği sınırlar içinde faaliyet yürütebildiğini, İslam adına konuşma iddiasındaki kişi ve cemaatlerin devletin kırmızı çizgilerine yaklaştıklarında hizaya çekildiğini değerlendirdi.
Süleymancılara yönelik operasyonun bu yapıya yönelen en kapsamlı müdahale olduğunu belirten Çakır, bu operasyonun yüzyıllık harekete devletin bugüne kadar indirdiği en büyük darbe olduğunu söyledi.
Çakır ayrıca, Süleymancılar gibi kapalı ve sıkı örgütlenmiş bir yapı bu denli etkilenmişken, Cübbeli gibi daha gevşek yapılı cemaatlerin devlet nezdinde çok daha kolay hedef haline gelebileceğini ileri sürdü.






