Baba hanesinden koca hanesine: Kadının nüfus kaydı neden hâlâ erkek üzerinden tutuluyor?

İSTANBUL (Medyascope, Zehra Erçakar) – Anayasa Mahkemesi (AYM), “Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” hükmünün iptal talebini reddetti. Yüksek mahkeme uygulamayı “teknik bir kayıt düzenlemesi” olarak nitelendirirken, karşı oy kullanan üyeler ve kadın hakları savunucuları karara tepki gösterdi. Medyascope’tan Zehra Erçakar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan (KCDP) Işıl Kurt’la konuştu.

"Kadının kaydı kocasının hanesine
Baba hanesinden koca hanesine : Kadının nüfus kaydı neden hâlâ erkek üzerinden tutuluyor?

İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin “Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” düzenlemesi hakkında yaptığı iptal başvurusu, AYM tarafından geri çevrildi. AYM üyelerinin çoğunluğu, düzenlemeyi “idari bir kütük prosedürü” olarak değerlendirirken, karşı oy kullanan üyeler ve kadın hakları savunucuları kararı eleştirdi.

Karşı oy kullanan AYM üyeleri ne dedi?

Karara katılmayan beş AYM üyesi, düzenlemenin sadece teknik bir idari işlem olarak görülemeyeceğini belirtti. Karşı oy gerekçesinde, aynı hukuki konumda olmalarına rağmen, sadece kadının kaydının değiştirilmesinin, kadın aleyhine farklı muamele oluşturduğu kaydedildi.

AYM üyeleri, kadının evlenmeden önce baba hanesinde, evlendikten sonra koca hanesinde gösterilmesinin kadını bağımsız bir hukuki merkez olarak görmeyen anlayışın ürünü olduğunu vurguladı. Düzenlemenin Anayasa’nın eşitliği güvence altına alan 10. maddesi ile ailede eşitliği düzenleyen 41. maddesiyle bağdaşmadığı belirtildi. Ayrıca aile bağlarının korunması için kadının erkeğin hanesine taşınmasının zorunlu olmadığı aktarıldı.

“Mesele yalnızca bir nüfus kaydı değil”

Peki, kadınlar bu uygulamaya neden karşı çıkıyor ve kadının nüfus kaydının evlilikle birlikte erkeğin hanesine taşınması ne anlama geliyor? Medyascope’tan Zehra Erçakar sordu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) Ankara temsilcisi Işıl Kurt cevapladı.

Işıl Kurt, nüfus kaydının devletin kadını ve erkeği hukuk düzeninde nerede konumlandırdığını gösterdiğine dikkat çekti. Kurt, kaydın tutulma biçiminin devletin kadın politikalarından bağımsız olmadığını belirterek “Kadının evlilikle birlikte eşinin hanesine geçirilmesi, yalnızca idari bir işlemin parçası olarak görülemeyecek bir eşitlik meselesi” dedi.

Kurt, bu uygulamanın kadınların aile içerisindeki konumuna ilişkin daha geniş bir anlayıştan ayrı ele alınamayacağı görüşünde. Özellikle AKP iktidarı döneminde kadını aile ve doğurduğu çocuklar üzerinden tanımlayan bir politika izlendiğini belirten Kurt, “Aile Yılı” ilan edilmesini ve kadınların doğum şekilleriyle ilgili söz söyleme haklarının kendi ellerinden alınarak başka mercilere bırakılmasını bu yaklaşımın örnekleri arasında gösteriyor.

Bu çerçevede nüfus kaydı ve soyadı tartışmalarını, kadınların hukuk önünde eşitlik mücadelesinin devam eden başlıkları olarak değerlendiren Kurt, şöyle devam etti:

“Bugün soyadı hakkına ilişkin elde edilen kazanımlar ve kadınların aile hukukundaki mevcut hakları kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bunlar uzun yıllara yayılan kadın hareketinin mücadelesinin sonucu. Bugün nüfus kaydı ve soyadı gibi başlıkların tartışılabiliyor olması dahi bu mücadelenin bir sonucu. Bugün görece ileri sayılabilecek Medeni Kanun’a sahip olmamız da yine kadın hareketinin mücadelesi sayesinde mümkün oldu.”

“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden bağımsız değil”

Devletin kadına ilişkin belirli bir bakış açısının bulunduğunu ve yasaların da bu bakış açısından bağımsız olmadığını savunan Kurt, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca toplumsal ilişkilerde değil, kurumsal düzeyde de sürdüğü görüşünde.

Bunun geçmişte hukuk metinlerinde açık karşılıkları olduğunu hatırlatan Kurt, çok uzak olmayan bir döneme kadar Medeni Kanun’da kadının çalışmasının kocasının iznine bağlandığını ve “evin reisi erkektir” anlayışının kanunda yer aldığını hatırlatıyor.

Bu tarihsel arka planın, bugünkü nüfus kaydı tartışmasını da anlamak açısından önemli olduğunu belirten Kurt’a göre bu nedenle kadının evlilikle birlikte kocasının hanesine geçirilmesini, toplumdaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden bağımsız ve yalnızca teknik bir düzenleme olarak ele almak mümkün değil.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş