İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Süleymancılara yönelik operasyonun ardından cemaatlerin şeffaflık sorununu değerlendirdi. Çakır, Türkiye’deki dini yapıların varlıklarını büyük ölçüde kapalılık üzerine inşa ettiğini belirterek, gerçek anlamda bir şeffaflığın mümkün görünmediğini söyledi.
Gazeteci Ruşen Çakır, “Cemaatler şeffaf olabilir mi?” başlıklı yayınında Türkiye’de din, cemaat ve siyaset ilişkilerini ele aldı. Prof. Mustafa Öztürk ile yaptığı yayından hareketle cemaatlerin şeffaflığı meselesini yeniden gündeme taşıyan Çakır, uzun yıllara dayanan gazetecilik deneyiminden örnekler verdi.
“Cemaatler gazetecilere kapılarını açmıyor”
Çakır, 1980’li yıllarda Nokta dergisinde çalışırken Süleymancılar hakkında hazırladıkları dosyayı anlattı. Cemaatin yöneticilerinin başlangıçta kendileriyle iletişim kurmayı kabul ettiğini söyleyen Çakır, daha sonra görevlendirilen kişinin asıl amacının gazetecilerin hangi bilgilere ulaştığını takip etmek olduğunu öğrendiğini aktardı.
Benzer bir deneyimi başka bir cemaatle de yaşadığını belirten Çakır, cemaatlerin gazetecilere karşı son derece temkinli davrandığını ve faaliyetlerini kamuoyundan uzak tutmaya çalıştığını söyledi.
“Cemaatlerin varlık nedeni kapalılık”

Cemaatlerin dış tehdit algısı üzerinden kapalı bir yapı oluşturduğunu söyleyen Çakır, bu yapıların yalnızca dini faaliyetler yürütmediğini, aynı zamanda çeşitli toplumsal ve ekonomik ilişkiler ağı oluşturduğunu belirtti. Çakır’a göre, gizlilik bu yapıların çekiciliğini artırıyor ve üyeler arasında aidiyet duygusunu güçlendiriyor.
Çakır, cemaatler arasındaki ilişkinin de sanıldığı kadar dostane olmadığını savunarak, “Türkiye’de cemaat cemaatin kurdudur” ifadesini kullandı. Çakır’a göre cemaatler arasındaki rekabet, bu yapıların birbirlerine karşı da gizli davranmalarına yol açıyor.
Süleymancılar örneği
Süleymancıların uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en kapalı dini yapılarından biri olduğunu söyleyen Çakır, Almanya’nın Köln kentinde açılan ve maliyetinin 70 milyon dolar olduğu iddia edilen merkezin bu açıdan dikkat çekici olduğunu belirtti. Çakır, cemaatin artık daha görünür hâle gelmesinin önemli bir değişime işaret ettiğini söyledi.
“Şeffaflık sadece devlete karşı olmaz”
Çakır, cemaatlerin yalnızca devlete değil, topluma karşı da şeffaf olması gerektiğini vurguladı. Gazetecilerin ve vatandaşların bu yapılara özgürce ulaşabilmesi gerektiğini belirten Çakır, mevcut ilişkilerin cemaatlerin inisiyatifine bağlı olduğunu ifade etti.
Cemaatlerin tam anlamıyla şeffaflaşmasının mümkün olmadığını söyleyen Çakır, bunun gerçekleşmesi hâlinde bu yapıların etkilerini kaybedeceğini savundu. Cemaatlerin vakıflar üzerinden daha denetlenebilir hâle gelmesinin önemli olduğunu belirten Çakır, bunun Türkiye’nin siyasi ve toplumsal yapısı içinde gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti.
Çakır, değerlendirmesinin sonunda Süleymancıların AKP iktidarı boyunca bağımsız kalmayı tercih ettiğini ancak bunun tek başına olumlu bir özellik olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Cemaatin yıllarca sürdürdüğü kapalılığın bugün karşı karşıya kaldığı eleştirilerin temel nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.






