İSTANBUL (Medyascope) – Türkiye’nin Gidişatı‘nın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Prof. Mehmet Altan, Türkiye’deki üniversitelerin başarı durumlarını, AKP’nin 25. yılını, Süleymancılara yönelik operasyonu ve çerçeve yasayı değerlendirdi.
Türkiye’nin Gidişatı‘nın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Prof. Mehmet Altan, Türkiye’nin siyasal, hukuksal ve toplumsal gündemini değerlendirdi. Üniversite sınavı sonuçlarının açıklanmasının ardından Altan, Türkiye’deki üniversitelerin dünya üniversite sıralamalarında alt sıralarda yer aldığını belirtti.
Aladağ’daki yurt yangınını ve yurtlardaki şüpheli ölüm olaylarını hatırlatan Altan, “Bu yurtlarda şüpheli ölümler, şiddet ve istismar davaları var. Devlet bu dini gruplarla ilişkisini ve denetimini nasıl sağlayacak? Bu, siyasetin üstünden yürüyen bir durum. Muhtemelen de parasal işlerle ilgili” dedi.

AKP 25 yaşında
Mehmet Altan, 25. yıldönümünde AKP’ye katılan milletvekilleri ve belediye başkanlarının sadece kendi geleceklerini düşünerek hareket ettiğini söyledi:
“Onların tek bir derdi var, kendi ikballeri. Aynı zamanda da bu siyasetin partileri arasında bir fark olmadığını ispatlıyor. Siyaset yapmak, toplumsal sorunları çözmek, projeler geliştirmek, formül önermek gibi bir dertleri yok. Muhalefetin umutlarını ortadan kaldırıyorlar. Nerede kendilerinin seçilmesine yönelik bir umut varsa oraya gidiyorlar. Herhalde milletvekili olmak büyük bir zenginlik kaynağı.”
Türkiye’nin temel sorununun Montesquieu’nun kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulanmaması olduğunu vurgulayan Altan, “Montesquieu diyor ki, iktidar tek bir elde toplanırsa zulme yol açar. TBMM’nin yönetimi kuvvetler birliği. Yargının en önemli unsuru her şeyi denetliyor olması” diye konuştu.
Çerçeve yasa
Mehmet Altan, 2001’deki AKP programında PKK’nın bir neden değil bir sonuç olarak görüldüğünü ve “Terör ve baskı karşılıklı birbirini besler” dendiğini belirtti:
“Benim anlamadığım nokta, terör sonuçtur ve ancak baskı dışında özgürlükçü bir formülle ortadan kalkar diye koyduğu teşhis 2025’te faaliyete başladı. Geçen yıl şubat ayında Abdullah Öcalan’ın yaptığı deklarasyonda ‘demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır’ denildi. Öcalan’ın 24 yıl sonra yaptığı tespit, 2001 yılındaki tespitle aynı. Ancak uygulama ve formül aynı değil. Belli ki bu süreç hızlı yürüyecek. Çünkü bunun bütün tedbirleri alınmış, çözüm süreçleri daha önceden ayarlanmış. Ancak anayasayı uygulamayan, Demirtaş’ın içeride tutulduğu ve AKP programının tam tersinin uygulandığı bir anlayışla bunun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.”







