Kemal Can, 5 Soru 10 Cevap programında “olağanüstü zamanlar” tartışmasını değerlendirdi. Can, dünyada ve Türkiye’de olağanüstülüğün nasıl kalıcı hale geldiğini, iktidarların kriz söylemini nasıl bir yönetim aracına dönüştürdüğünü ve bunun muhalefet ile toplum üzerindeki etkilerini programda analiz etti.
Kemal Can “Olağanüstü zamanlar: Ne yapmalı, nasıl yapmalı” başlıklı videola şu soruları ele aldı:
- Olağanüstülük nereden geliyor?
- Dünyanın gidişatı nereye doğru?
- Türkiye’de OHAL neden bitmiyor?
- Olağanüstü davranış beklentisi nedir?
Olağanüstülük nereden geliyor?
Kemal Can, olağanüstülüğün artık geçici bir durum değil, kalıcı bir zemin olduğunu söyledi:
“Artık hem dünyada hem de Türkiye’de çok da kısa olmayan bir süredir olağanüstülük bir süreklilik arz ediyor. Olağanüstülük sıradanlaştı. Herkes iktidarından muhalefetine kadar bir olağanüstülüğü kendi argümanlarının zemini yapmaya yatkın. ‘Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz’ cümlesi bir standart haline geldi.”
Bu olağanüstülüğün tek bir kaynağı olmadığını vurgulayan Can şöyle devam etti:
“Nereden geliyor bu olağanüstülük? Çok kaba bir cevapla: her yerden ve her şeyden geliyor. Dünyadan geliyor, politikadan geliyor. Nerede baksanız bir olağanüstülük görüyorsunuz ve bu bir tedirginlik yaratıyor.”
Türkiye’de olağanüstülüğün artık anayasa ve hukuk düzeninin aşınmasıyla birlikte sıradanlaştığın öne süren Can, “Türkiye uzun zamandır bu döngünün içerisinde. Artık iyice kuralsız, hatta anayasadan başlayarak neredeyse kanunsuz bir düzen içerisinde ilerliyor. Hukuk normlarının devreden çıkarıldığı, keyfiliğin ve çifte hukukun hakim kılındığı çok özel bir yönetme biçimi sıradan bir düzen haline getiriliyor” diye konuştu.
Adalet Bakanlığı atamasını sembolik bir örnek olarak gösteren Kemal Can, şunları söyledi:
“Yargının siyasallaşmasının, iktidarın bir organı olarak ölçüsüz ve fütursuz faaliyet göstermesinin sembol adımlarından biriyle tanıştık. Bundan sonra daha da acayip gelişmeler olması kimse için sürpriz olmayacak.”
Kemal Can, İktidar için olağanüstülüğün bir avantaj, karşıtları için ise hareket alanını daraltan bir baskı mekanizması olduğunu vurguladı:
“Olağanüstülük karar vericiler açısından büyük bir hareket serbestliği demek. Ama karşıda yer alanlar için tam tersi hareketlerin kısıtlandığı bir alan. Sürekli ‘şimdi zamanı değil’, ‘şimdi böyle yapılmaz’ kalıpları üretiliyor.”
Bu nedenle olağanüstü bir durum varsa, buna olağanüstü bir karşılık gerektiğini savunan Can, “Olağanüstü durum konusunda bir mutabakat varsa, bunun cevabı için olağanüstü davranışlar akıl etmek gerekir ama genellikle tersi oluyor” dedi.








