İSTANBUL (Medyascope) – Ruşen Çakır “Akın Gürlek olayında saflar iyice karıştı” başlıklı yayında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında ortaya attığı iddialar ve bu iddialara siyasi partiler ile medyanın yaklaşımını yorumladı.
24 Mart Salı gününden beri Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi partilerin grup toplantılarını izleyen Ruşen Çakır, esas gündemin İran savaşı olduğunu söyledi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun gündeminin yeni çözüm süreci olduğunu belirten Çakır, “Oradan bir şeyler yapmaya çalışıyor” dedi.
Çakır, “Akın Gürlek olayında saflar iyice karıştı” başlıklı yayında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in gündeminin hem savaş hem de Adalet Bakanı Akın Gürlek olduğunu hatırlattı.
MHP’nin karışık tavrı
Akın Gürlek’in iki gündür gündemde olduğunu söyleyen Çakır, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin basın tanışmanı Yıldıray Çiçek’in Türkgün Gazetesi’ndeki yazısını hatırlattı. Çiçek’in Gürlek’e, malvarlığı iddialarına dair basın açıklaması yapması çağrısında bulunduğunu belirten Çakır, “Bütün iddiaları çürütme çağrısı yapmış. Bu çok anlamlı çünkü o kişi hem Bahçeli’nin danışmanı hem de MHP’nin yayın organı olarak kabul edilen bir gazetenin başyazarı. Yani kendi başına bir şey yapacak, partiyi ve Bahçeli’yi zor durumda bıracak birisi değil tanıdığım, bildiğim kadarıyla. Dolayısıyla bunu biz MHP’nin mesajı olarak okuduk ve Bahçeli’yi grup toplantısında dinledik” dedi.
Çakır şöyle devam etti:
“Bahçeli bu konuya hiçbir şekilde girmedi. Çıkışta gazeteciler Bahçeli’ye yine Akın Gürlek’i sordular. Bahçeli cevap da vermedi. Daha sonra tabii ki Özgür Özel uzun uzadıya yeni birtakım belgeler ve bilgilerle Akın Gürlek olayını bayağı bir kullandı. Çünkü çok bereketli bir malzeme elinde varmış gibi hareket ediyor günlerdir. Ve hiçbir şekilde geri adım da atmıyor. Geri adım atmadığı gibi hep ileriye doğru gidiyor. Yeni birtakım belgeler, yeni birtakım iddialarla gidiyor ve çağrı yapıyor tabii ki. Yeni Yol’da Saadet ve DEVA partileri bu olaya değinmedi. Bir tek Ahmet Davutoğlu girdi ve ‘Birisi bir suçlamada bulunuyorsa tazminat davası açmak yerine benim her şeyimi araştırın, ben buradayım deyin’ dedi. Müsavat Dervişoğlu hiçbir şekilde girmedi.”
AKP ve iktidarın sessizliği
Özgür Özel’in hem Erdoğan’ı hem de Akın Gürlek’i eleştirdiğini, AKP’li bazı isimlerin de cevap verdiğini hatırlatan Çakır, “Ömer Çelik, Burhanettin Duran ve Cevdet Yılmaz uzun uzun açıklamalarla Özgür Özel’i eleştirdiler. Erdoğan’a yönelik eleştirilerine cevap verdiler. Ama hiçbirinde Akın Gürlek meselesi yok. Hiçbir şekilde telaffuz etmiyorlar. Ve zaten baktığımız zaman şu ana kadar iktidar partisinin yani AKP’nin MHP’nin durumu karışık” dedi.
Çakır, iktidar medyasının da tapu meselesine değinmediğini belirtti, “İktidar medyası dışındaki medyanın içerisinde bazıları çok ciddi bir şekilde görüyor. Bazıları da ilginçtir, görmezden geliyor ya da hafif geçiyor. Çünkü Akın Gürlek şu anda yaşanan BB davasının mimarı sadece o değil, Türkiye’deki birçok şeyi daha başsavcıyken kontrol eden birisiydi. Şimdi Adalet Bakanı oldu ve korkulacak birisi” diye konuştu.
- Haftaya Bakış (304): Yeni bakanların anlamı | Komisyonun ortak raporunu beklerken
- Ruşen Çakır yorumluyor | Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasında son durum: Kim haklı?
- Ruşen Çakır yorumladı: “Varsa bir belgesi gitsin yargıya”
- Kritik davaların hâkimi Akın Gürlek, Adalet Bakan Yardımcılığı’na atandı
- Dosyası HSK’ya gönderilmişti: Akın Gürlek hakkındaki şikâyetlere de Akın Gürlek bakacak
Deşifre: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. İki gün Ankara’da beş tane grup toplantısı izledim. Beş mi? Dört pardon. DEM Parti yapmadığı için salı günü iki, çarşamba günü iki. Erdoğan, savaş nedeniyle yapacağı görüşmeler olacakmış, onun için iptal etti sonradan. O da olmadı. DEM Parti de yapmadı. Ve orada tabii ki bütün partiler ki Yeni Yol grubunda üç siyasi parti lideri sırayla konuşuyor. Esas olarak gündem savaştı tabii birçoğunda ama Müsavat Dervişoğlu dün konuşmasının önemli bölümünü aslında çözüm sürecine ayırdı, Terörsüz Türkiye sürecine. Oradan bir şeyler yapmaya çalışıyor. Özgür Özel’in konuşmasında da savaş vardı, başka şeyler de vardı ama esas olarak tabii ki Akın Gürlek meselesi vardı. Ve bu yayında biraz onu deşmek istiyorum. Çünkü iki gün Ankara’da Akın Gürlek’in nasıl gündemde olduğunu görebiliyorsunuz. Konuşmaları, birilerinin onu dile getirmeleri ayrı bir şey, dile getirmemeleri de ayrıca bir öneme sahip.
Şimdi ilk günden başlayalım. Salı günü MHP lideri Devlet Bahçeli’nin basın danışmanı olan ve aynı zamanda Türkgün gazetesinin başyazarı olan Yıldıray Çiçek bir yazı kaleme almış salı günü ve orada Akın Gürlek’e çıkıp basın toplantısı düzenleyip bütün iddiaları çürütmesi çağrısı yapmış. Bu çok anlamlı bir şey. Çünkü o kişi hem Bahçeli’nin danışmanı hem MHP’nin yayın organı olarak kabul edilen bir gazetenin başyazarı. Yani kendi başına bir şey yapacak, partiyi ve Bahçeli’yi zor durumda bırakacak birisi değil tanıdığım kadarıyla, bildiğim kadarıyla. Dolayısıyla bunu biz MHP’nin mesajı olarak okuduk ve Bahçeli’yi dinledik. Bahçeli bu konuya hiçbir şekilde girmedi. Çıkışta gazeteciler Bahçeli’ye yine Akın Gürlek’i sordular. Bahçeli cevap da vermedi. Daha sonra tabii ki Özgür Özel uzun uzadıya yeni birtakım belgeler ve bilgilerle Akın Gürlek olayını bayağı bir kullandı. Çünkü çok bereketli bir malzeme elinde varmış gibi hareket ediyor günlerdir Özgür Özel ve hiçbir şekilde geri adım atmıyor. Geri adım atmadığı gibi hep ileriye doğru gidiyor. Yeni birtakım belgeler, yeni birtakım iddialarla gidiyor ve çağrı yapıyor tabii ki.
Ondan sonra çarşamba günü izlediğim parti liderleri, öncelikle Yeni Yol liderlerinden Saadet Partisi ve DEVA Partisi girmedi topa. Yalnız bir tek Ahmet Davutoğlu girdi ve şunları söyledi: ‘‘Birisi bir suçlamada bulunuyorsa tazminat davası açmak yerine ‘benim her şeyimi araştırın, ben buradayım’ deyin.’’ dedi. Daha sonra partinin ağır isimlerinden Selçuk Özdağ da Meclis’te mal varlığı ve şeffaflık çağrısı yaptı. Yani bir şekilde Gelecek Partisi’nin burada olaya bir şekilde dahil olduğunu görüyoruz. Müsavat Dervişoğlu hiçbir şekilde girmedi. Ki konuşma metninde, çünkü biz gazetecilere de dağıtıyorlar konuşma metnini, metninde olmayan irticalen Nevrozdan bahsederken adını vermeden CHP’nin de Nevroza katılmasını sert bir şekilde eleştirdi. Onu da vurgulayalım. Yani CHP ile hiçbir şekilde ilişkisi yokmuş olarak görülemez. Ama Akın Gürlek olayına girmedi. Şimdi bu siyasi partilerin bakışları.
Dün Özgür Özel’in yaptığı konuşmada Akın Gürlek ana gövde olmasına rağmen Erdoğan’a yönelik tabii ki savaş ve diğer konularda birtakım eleştiriler vardı. O eleştirilerin üzerine Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İletişim Başkanı Profesör Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ayrı ayrı uzun uzun açıklamalarla Özgür Özel’i eleştirdiler. Erdoğan’a yönelik eleştirilerine cevap verdiler. Ama hiçbirinde Akın Gürlek meselesi yok, hiçbir şekilde telaffuz etmiyorlar. Ve zaten baktığımız zaman şu ana kadar iktidar partisinden yani AKP’den — MHP’nin durumu karışık, MHP ilgili olayla, öyle söyleyelim — bu konuda hiçbir şey görmüyoruz. İktidar medyası kısmen topa giriyor. Mesela ne yaptı Sabah gazetesi? Tapu bilgilerini sorgulayanları ifşa etti. Sonra dün üç kişi ya da dört kişi tutuklandı bununla ilgili. Ama burada da şöyle bir husus var tabii. Tapu bilgisini sorgulayanları tutukluyorsunuz ama onların paylaştığını, CHP’ye ilettiğini düşündüğünüz ya da iddia ettiğiniz bilgiler hakkında hiçbir açıklama yok. Yani şimdi Tapu Kadastro Müdürlüğü işin içerisinde, bunu anlıyoruz. Çünkü kendi çalışanlarını çıkartıyor, saptıyor. Aynı Tapu Kadastro Müdürlüğü pekâlâ bu iddialarla ilgili birtakım açıklamalar da yapardı. Bunu görmüyoruz.
Şimdi AK Parti’nin buradaki tavrını şöyle görmek mümkün: Topa girmemek, unutturmak, zamana yaymak; nasıl olsa insanlar ilgilenmez. İnsanların ilgilenip ilgilenmediğine nereden bakacağız? Medyadan bakacağız. Medyanın büyük bir kısmı bu olayı görmüyor. Yani iktidar medyası hiçbir şekilde görmüyor. İktidar medyası dışındaki medyanın içerisinde bazıları çok ciddi bir şekilde görüyor. Bazıları da ilginçtir görmezden geliyor ya da hafif geçiyor. Çok fazla deşmiyor. Bunların kimisi internet sitesi, kimisi televizyon kanalı, kimisi gazete. Çünkü Akın Gürlek şu anda yaşanan büyük İBB davasının mimarı. Sadece o değil, Türkiye’deki birçok şeyi daha başsavcıyken kontrol eden birisiydi. Şimdi Adalet Bakanı oldu ve korkulacak birisi. Onun için burada bir şey görüyoruz; bir tereddüt. Birilerinin bu konuya fazla dokunmaması yani ‘‘dokunan yanar’’ olayı görüyoruz, muhalif bilinen birileri.
Bir de tabii istisnai bir olay var. Çünkü Yılmaz Özdil hep farklı birisiydi. Yılmaz Özdil de kendisi yaptığı bir videoda, yani Sözcü televizyonunda değil anladığım kadarıyla, kendi başına yaptığı bir videoda çok ilginç şeyler söylüyor. Onu söyleyeyim şimdi. Görmüşsünüzdür ama yine de söyleyeyim: ‘‘Özgür Özel’in açıklamalarını sorgusuz sualsiz herkesin kabul etmesi isteniyor. ‘CHP’ye yakın gazeteciysen, muhalif gazeteciysen sorgusuz sualsiz bunu kabul edeceksin’ diyor. Vay işte Akın Gürlek’in 450 milyona 16 tane ev almış demesini, bunu demeyen gazeteciler linç ediliyor, sarayın adamı ilan ediliyor. Eğer Özgür Özel’in söylediklerini kabul etmezsen gizli AKP’lisin. Hep aynı yöntemle hareket ediyor.’’ Şimdi bu yaşanan benim de ele aldığım Barış Terkoğlu ve başkalarıyla ilgili meselede gündeme gelen bir olay. Oradan yürüyerek gidiyor. Ama ben bu şeyi size iktidar yanlısı olduğunu bildiğimiz bir sosyal medya hesabından aktardım, onların çok hoşuna gitmiş. Dolaşıma sokuyorlar. Tabii ki böyle şeyler söylenebilir. Bu doğrudur, yanlıştır ayrı bir şey, Yılmaz Özdil’in dedikleri. Ama orada o iddia, ‘‘yok bilmem neymiş.’’
Yani CHP iddiaları dile getirdi, ID numaraları verdi, görüntülerini verdi. En son yine birtakım ödeme belgeleri verdi vesaire yaptı. Yapabileceği her şeyi yapıyor, yapmaya çalışıyor. Öyle diyelim. Öte yandan bütün devlet elinde olan birisi var. Bunu ilk yayında da söylemiştim. Madem bunlar iftira, bu çok kolay bir şey onlar için. Yani bütün bunların iftira olduğunu hızlı bir şekilde bize gösterebilirler. Hâlâ bunu görmedik. “Özgür Özel’in her söylediğine inanmamızı bekliyorlar” söyleminin ne kadar anlamı var? Bir diğer tarafta da “Akın Gürlek bizi niye hâlâ ikna edemedi?” meselesi var. Burada Akın Gürlek ile ilgili iddiaların en önemli boyutlarından birisi de onun başını çektiği bütün bu operasyonların temelindeki iddianın, ithamın, yolsuzluk gücünü, aldığı gücü, yetkisinden aldığı gücü kendi amaçları için kullanma var. Yani iddia edilen bütün belediye başkanlarına, belediye bürokratlarına vesaire. Burada da bir başka iddia var. Şimdi bu çok daha anlamlı kılıyor bu iddiaları. Doğrudur, yanlıştır. Şu anda Özgür Özel’in söyledikleri var. Akın Gürlek’in bir söylediği ‘‘Benim dört evim var.’’ deyip ‘‘Bunlar iftiradır, tazminat davası açacağım.’’ demesi dışında bir şey görmedik.
Ve ilginç bir şekilde tekrar hiç beklenmedik isimler bu konuyu didiklerken yine beklenmedik birtakım isimler bu konuda sessiz kalıyor. Normalde Akın Gürlek’e sahip çıkmasını beklediğimiz kişiler. Hadi onlar bunu bir strateji olarak benimsedi diyelim. Bazı kişiler de, bu iddianın peşine gitmesini beklediğiniz bazı kişiler de mesela muhalefet partileri; yani bunu niye muhalefet olma iddiasındaki parti, mesela İYİ Parti bu olayı niye gündeme getirmez? Özgür Özel’in söylediklerine inanmıyorsa bunu da dile getirmesi lazım ya da diğer partilerin. DEM Parti ne dedi? Grup yapmadıkları için bilmiyorum ama şu ana kadar oradan herhangi bir açıklama görmedik. İşte Saadet Partisi’nin, İYİ Parti’nin, DEVA Partisi’nin de bu olaya ilgisiz kaldığını, mesafeli kaldığını görüyoruz.
Sonuçta Özgür Özel ve CHP yalnız gibi duruyor ve kendisine yakın diye bilinen medyanın da tamamını yanına alabilmiş değil. Bu bağlamda da dün yaptığım yayını hatırlatmak isterim. CHP’nin bağımsız medyaya ihtiyacı var. Bağımsız ama, yani kendine bağımlı değil. CHP’yi de sorgulayan, CHP’nin iddialarını da sorgulayan ama esas olarak burada Türkiye’nin daha özgür, daha demokratik bir ülke olmasını kendine hedef belirlemiş bir medyaya ihtiyacı var. Şu haliyle eşitsiz, zaten eşitsiz başladı bu mücadele, eşitsiz devam ediyor. Ama tekrar söyleyeyim; bu kadar büyük güce sahip olan bir kişinin iftira olduğunu ilan ettiği olayın iftira olduğunu kanıtlaması için bu kadar zaman geçmesi beklenmiyordu. Yapacak mı bunu? Yapacak olsaydı çoktan yapardı diyorum ve burada kesiyorum.
Evet, bugünün ithafı kim? Tom Waits, şarkıcı. Tom Waits’i Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken, Orta Kantin müdavimiyken keşfettik. Ve o tarihlerde yani 80’li yılların başlarında Türkiye’de bir kesimin gözde isimlerindendi, Leonard Cohen gibi. Tom Waits de öyleydi. Deli dolu, şaşırtıcı; müziği de sözleri de ele aldığı konular da şaşırtıcı birisi. Yıllardan beri bu işi yapıyor ve iyi yapıyor. Çok önemli bir şarkıcı. Kendi şarkılarını besteliyor, sözlerini yazıyor. Aynı zamanda enstrümanlar çalıyor. Bir ara piyano, sonra gitar vesaire ama Tom Waits aynı zamanda sinema oyuncusu.
Zaten benim bugün Tom Waits’i anmamın nedeni geçen gün Jim Jarmusch’un son filminde karşımıza çıkması; ‘‘Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş’’ filminde, yepyeni film. Orada baba rolünde ve bence üç epizotlu filmin en iyi, en başarılı epizodu bu birinci baba bölümüydü. Tom Waits’i orada gördüm ama şunu da biliyorum ki Tom Waits özellikle Jim Jarmusch’un birçok filminde oynadı. İlk aklıma gelenler bir hapishanede geçen bir film vardı, adını unuttum. Belki buradan hatırlarım. Hapishanede geçen film vardı, ilk filmlerinden birisi, ‘‘Down by Law’’. Evet, hapishanede geçen bu. 86’da çekilmiş. Orada oynamış. ‘‘Mystery Train’’de oynamış yine, ‘‘Gizem Treni’’ diyelim, yine bu Jim Jarmusch’un. Coppola’nın filmlerinde de oynuyor. Yani ağır abilerin yönettiği filmlerde oynayan tam nevi şahsına münhasır, değişik birisi. ‘‘Çatlak’’ diye düşünüyorsunuz ama çatlak birisi bu kadar uzun süreli, bu kadar başarılı bir performansı sürdüremezdi diyorum. Jim Jarmusch’a buradan selam iletiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.







