Açık Oturum (513) | Komisyon raporu “Terörsüz Türkiye” mi vadediyor, demokratikleşme mi?

Kamuoyunda ‘çözüm süreci’ olarak bilinen ve iktidar kanadının ‘Terörsüz Türkiye süreci’ dediği süreç kapsamında ortaya çıkan komisyon raporunu değerlendiren DEM Parti milletvekili Cengiz Çiçek, TİP milletvekili Ahmet Şık ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu Göksel Göksu’nun sorularını yanıtladı.

‘Sorun’un tanımı ve çözüm yöntemi üzerindeki siyasal yaklaşımlar arasındaki farklılıkların dile getirildiği “Açık Oturum” programında, uzun yıllar süren çatışmalı dönemin ardından izlenecek yol haritasına ilişkin kabul edilen ilk ve en kapsamlı metin olması nedeniyle raporun önemine dikkat çekildi.

Programda “Raporu imzalayan partiler sorun tanımı ve çözüm yönteminde mutabık kaldı mı? DEM Parti ve CHP’nin rapora şerh düşmesi ne anlama geliyor? Raporda hâkim olan “terör merkezli” tanım, demokrasi, hak ve özgürlükler temelli talepleri göz ardı mı ediyor? TİP ve EMEP raporu neden imzalamadı?” sorularına cevap arandı. 

Komisyon raporu
Komisyon raporu “Terörsüz Türkiye” mi vadediyor, demokratikleşme mi?

DEM Partili Çiçek: “İlk beş maddeye katılmıyoruz”

DEM Parti’nin komisyonda görev alan milletvekilleri arasında yer alan Cengiz Çiçek sorunu “Kürt meselesi” olarak tanımladı ve meselenin “terör sorunu” olarak tanımlanmasını gerçek çözümün önünde bir engel olarak tarif etti. 

Çiçek, DEM Parti olarak raporun ilk beş maddesindeki vurgulara katılmadıklarını söyledi:

“İlk 5 maddedeki vurgulara, yaklaşımlara, tariflere, ele alışlara katılmamız mümkün değil. 

Yıllardır bu yaklaşımların karşısında, demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütüyoruz. Ama sonuçta şu sorumluluğu da taşıyoruz tabii  ki; çatışmanın sonlandırılması, gerçekten kalıcılaşması, aynı şekilde kürt meselesinin siyasal ve hukuki zemine çekilmesi…  Temel taraf olduğumuz için de raporun 6. ve 7. maddelerinin (PKK’nın kendisini feshetmesi ve Yasal düzenleme önerileri) uygulanması durumunda -her şeyi bir kere de çözecek demiyoruz ama- en azından diyaloğu,  müzakereyi, meseleyi siyasi zemine daha fazla yakınlaştıracak başlıklar olarak tahmin ediyorum. 

Aynı zamanda 7. başlıktaki (Demokratikleşme ile ilgili öneriler) demokratikleşme başlıkları. Çünkü bizim açımızdan Kürt  sorunu, Kürt meselesi Aynı zamanda bir demokrasi meselesidir. Yani Kürtlerin dil, kültür,  kimlik meselesidir. Kürtlerin gerçekten doğuştan gelen bütün haklarının inkarı meselesi  ama onun yanında da bir sistemsel sorun bağlamında da bir demokrasi meselesidir.” 

Cengiz Çiçek beklentilerini de sıraladı. Çatışmanın kalıcılaşması ve Kürt meselesinin siyasi-hukuki zemine çekilmesi için müstakil bir yasaya ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Çiçek, bu yasanın sadece silah bırakmayı değil, çatışmalı sürecin tüm sonuçlarını (demokrasi, hak ve özgürlüklerin askıya alınması, kayyum uygulamaları, terör tanımı) ortadan kaldıracak kapsayıcılıkta olması gerektiğini vurgular. CHP’nin komisyonda yer almasının sürecin enfekte olmasını engellemek açısından önemli olduğunu belirtti.

CHP’li Kayışoğlu: “Faili meçhul cinayetler geçmeliydi”

CHP milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da siyasi partiler arasındaki farklılıklara karşın ortak bir rapor çıkarılabilmesinin, tarihsel süreç açısından önemine vurgu yaptı. Kayışoğlu farklılıkları şöyle sıraladı:

“Diliyle ilgili, söylemlerle ilgili eleştirilerimiz oldu mu? Oldu. Yani eşit yurttaşlık, sorunun  tanımı veya bazı ifadeler çok fazla etnik, yani Türk, Kürt, Arap ifadelerinin örneğin fazlasıyla geçmesi, bazı hususların yer almaması, özellikle Türkan Elçi vekilimizin çekimser oy kullanmasına sebebiyet veren faili meçhul cinayetler… Çok mağduriyetlere sebebiyet verilmiş. Bu acının bir nebze olsun giderilmesi için bir adım  atılması gerekiyorsa bunlardan biri de faili meçhuller, kayıplarla ilgili, işkenceyle ilgili suçlarda, zaman aşımı ile ilgili bir düzenleme yapılması önerilmeliydi diyoruz. Zaten bu komisyonun bir yasa yapma yetkisi yok. Bu öneriler, raporda da yer almalıydı. Fakat bu maalesef karşılık bulmadı. Aslında baktığınızda hiç kimsenin de karşı çıktığı bir husus değil. Herkesin de vicdanını yaralayan, olması gerektiğini düşündüğü bir husus.” 

Raporda olumlu metinlere de yer verildiğine dikkat çeken Kayışoğlu özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması, kayyum uygulamalarının kaldırılması, siyasi parti ve basın özgürlüğü gibi maddelerin raporda iktidar partisinin de onayıyla yer almasının önemini vurguladı. Kayışoğlu, bu maddelerin raporda yer almasının, bu yöndeki alınmış kararların uygulanması gerektiğinin kabulü anlamına geldiğini ve mecliste takibini yapacaklarını vurguladı.

Ahmet Şık: “Sorun ‘Kürt meselesi’ olarak adlandırılmıyor”

Komisyon raporuna ret oyu veren Türkiye İşçi Partisi milletvekili Ahmet Şık da raporu neden imzalamadıklarını anlattı. Şık, raporda sorunun “Kürt meselesi” olarak adlandırmadığını ve devletin “güvenlikçi” ve “terör merkezli” yaklaşımının sürdürdüğünü belirtti. Rapordaki demokratikleşme önerilerinin hayata geçirileceği konusunda ciddi soru işaretleri taşıdığını aktaran Şık, raporda yer verilen AİHM ve AYM kararlarının zaten yasa gereği uygulanması gerektiğini ifade etti. 

İktidarın sorunu çözmekten ziyade “yönetmek” istediğini ve güvenlikçi anlayışla yoluna devam edeceğini düşündüğünü söyleyen Ahmet Şık, raporun TBMM’deki süreciyle ilgili beklentisini de şu sözlerle anlattı:

İktidar bu sürece, hayata geçmesi  beklenenler ve beklemeye alınanlar diye kategorize etmiş diye düşünüyorum. Ve şartlı bir süreci önceliyor. Ne diyor? Diyor ki, “bir kurul oluşturulacak, güvenlik  bürokrasisi içerisinden, PKK’nın silah bıraktığı, ülkeden çekildiği, kendini lağvettiğine  dönük, bir teyit mekanizması geliştirecek. O şartlara uyup  uyulmadığının teyidi  ve olumlu görüşü bildirip bildirmeyeceği  bu iktidarın insafına  bırakılmış durumda. Burada gerçekten kocaman bir soru işareti var. İktidarın insafına bıraktığınız bir süreçten çok hayırlı bir sorun çıkacağını düşünmüyorum.  Her şeyden önce rapor da bize gösterdi ki saray rejimin demokratikleşmenin şart olduğu bir yapısal süreç olarak bakmıyor meseleye. Şimdi hal böyleyken dilek ve temennilerde bulunan bir  rapordan beklentiyi yüksek tutmamak lazım.”

Gelinen noktada atılmasın gereken ilk adımın raporun meclise getirilip bir an önce yasalaşması olduğunu söyleyen Şık, iktidarın bu konuda aceleci davranmayacağı, aksine süreci zamana yayarak DEM Parti’yi seçmeniyle karşı karşıya getiren bir tutum almaya zorlayacağı yorumunu yaptı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.