CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin 1.261’inci nöbetine destek verdikten sonra yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne yaptığı ziyareti kastederek, “Bazı ziyaretleri itmeden, kakmadan, kahretmeden, çıldırtmadan, düşmanlaştırmadan yapabilirsiniz ama bu medeniyetten yoksun birisi ülkeyi yönetiyor maalesef” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’ni ziyaret ederek, 1.261’inci kez rektörlük binasına sırtlarını dönerek nöbet tutan akademisyenlere destek verdi.
Destek ziyaretinin ardından Boğaziçi Üniversitesi önünde açıklama yapan Özel, geçtiğimiz hafta öğrenci kulüp odalarının boşaltılmasıyla başlayan ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın üniversiteye gerçekleştirdiği ziyaret nedeniyle süren gerilimden sonra üniversiteye gelmeye karar verdiğini söyledi.
Boğaziçi’ne, öğretim görevlilerinin eylemine destek vermeye, öğrencilerle sohbet etmeye ve bir anlamda geçmiş olsun dilemeye geldiğini ifade eden Özel, geçmişte defalarca Boğaziçi’ne geldiğini hatırlattı.
ANKA’nın geçtiği habere göre, bu ziyaretinde öğrencilerin gözünde daha önce görmediği bir şey gördüğünü söyleyen Özgür Özel, “Bugün, geçen hafta olanlardan dolayı bir kırgınlık, bir öfke ve bir travma hâli var” dedi ve ekledi:
“Mizansen yaptılar”
“Evinize siz yokken, size rağmen birisi izinsiz girip evinizi kullanırsa, eşyalarınıza dokunursa, evinizi size rağmen kullanırsa ne hissederseniz, öğrenciler de onu hissediyor. Bir üniversiteye gelmenin bir adabı var. Gelirsiniz, o üniversitedeki yaşamı felç etmeden, üniversite öğrencisine peşinen suçlu muamelesi yapmadan, saygı çerçevesinde okula, öğrencisine ve öğretim görevlisine saygı duyarak bir ziyaret yaparsınız.
Erdoğan buraya geldi. Bir gün öncesinden trafiğe kapattılar, mahalleyi boşalttılar. Öğrencileri kampüse almadılar, öğretim görevlilerini kampüse almadılar. Kampüse dışarıdan getirdikleri gençlik kollarını sokarak Erdoğan’a burada karanfil attırdılar ve bir Boğaziçi mizanseni yapmaya çalıştılar.

“Bugün öğrenciler o mizansene inanılmaz bir cevap verdi”
Bugün öğrenciler bu mizansene inanılmaz bir cevap verdi. Geçen sefer, üniversite öğrencisiymiş gibi gösterilen AK Gençliğe seslenilmişti, ‘Hadi Mavi Boğaziçi kartınızı gösterin de görelim’ denmişti. Bir tane kart görememiştik.
Bugün bizi burada nezaketle karşılayan, ağırlayan, sorular soran ve sohbet eden arkadaşlarımız, hatıra fotoğrafında yüzlerce öğrenci kartını kaldırıp onunla poz verdi. Dünün ve bugünün özeti budur.
“Pirincin içindeki beyaz taş”
Bir üniversiteye oraya saygı duyarak gelirseniz, üniversite de size saygı duyar. Neden korkuyor Erdoğan? Protesto edilecekmiş. E, protesto edilecek şeyler yapmasaydı. Şöyle bir hatırlayalım, ne yaptı?
Beş yıl önce buraya ilk olarak Melih Bulu’yu rektör olarak atadı. Bu üniversitede ders verme niteliğinde olmayan, akademik olarak bu üniversitenin kurallarına göre Boğaziçi’nde ders veremeyecek durumda olan birini kayyum olarak buraya atadı. Buna isyan edildi. Protestolar yapıldı. Belli bir süre sonra o bıraktı, gitti. İstifa etti.
Pirincin içinden bir beyaz taş aradılar. Bu üniversitede ders verebilen, görev almış birisi içine sindirip kayyum olmayı kabul etti. ‘Pirincin içindeki beyaz taşım ben’ dedi. O günden bugüne yaptığı rektörlük göreviyle birlikte üniversitenin geleneğine saldırıyor, kurumsallığına saldırıyor.
Üniversiteyi üniversite yapan ve Türkiye’de en güçlü öğrenci kulübü geleneği var. Öğrenci kulüplerine saldırıyor, onların mekânlarına saldırıyor, çalışmalarına saldırıyor. İşte yaptıkları heykellere, çaldıkları müzik aletlerine saldırıyor. Biraz önce oradaydık, kapalı kapılarının önünde küçük, mini protesto konserini dinledik. O konsere bile saldırıyorlar. Dün gelip tehdit ettiler.
Eğer bir ülkenin geleneği olan kurumları hedefteyse, o ülkeyi var eden en güçlü, en önde kurumlar gerilettiriliyorsa, o ülkeye düşmanlık ediliyordur. Erdoğan, Boğaziçi’ne saldırarak, Boğaziçi’ni dünya sıralamasında 60 sıra kadar gerilettirecek yanlışları yaparak buraya…
- Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odaları polis baskınıyla boşaltıldı
- Boğaziçi’nde yine polis ablukası: Öğrencilere biber gazı sıkıldı
“Kaybettiği Üsküdar Belediyesi’nden 600 memuru buraya getirdi”
Şaka gibi, fıkra diye anlatılmaz bu. Kara mizah. Üsküdar Belediyesi’ni kaybetmiş. Üsküdar Belediyesi’ndeki memurları getiriyor buraya. Kaybettiği AK Partili belediyenin 600 memurunu üniversiteye koymuş, maaş veriyor.
Üniversiteye şu kadar bir katkıları yok. Ne katkıları olabilir Boğaziçi Üniversitesi’ne? Belediye çalışanı ne yapabilir burada?

“Cumhurbaşkanı üniversiteye kapıdan girip de gelemedi”
120 tane paraşütle öğretim görevlisi getirmiş. Yani okulun kendi kuralları, kaideleri, yükselme ve burada ders verme yetkinlikleri olmayanları paraşütle getirip buraya atıyorlar.
Ama ne oldu? Ülkenin cumhurbaşkanı, ülkenin en önemli eğitim kurumlarından bir tanesine böyle kapıdan girip de gelemedi. Bütün üniversiteyi boşaltıp süpürdüler. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini dışarı süpürdüler. Akademisyenleri süpürdüler. AK Gençlik’le işgal yapıp orada güya açılış yaptılar, fotoğraf çektirdiler.”
- Cumhurbaşkanı Erdoğan Boğaziçi Üniversitesi’nde: “Üniversiteler değişime adapte olmalı”
- Erdoğan’ın Boğaziçi ziyaretinde gözaltına alınan öğrencilere adli kontrol
“Biz normal şekilde geldik, medeni şekilde sohbet ettik”
Kendilerinin ise bu zorlama ve işgal siyasetine karşı, üniversiteye normal şekilde geldiklerini, öğretim görevlilerinin her gün yaptıkları 12.15–12.30 saatleri arası eyleme destek verdiklerini sonra da üniversite öğrencileriyle sohbet ettiklerini belirten Özel, öğrencilerin kendilerine sorular sorduklarını, yeri geldiğinde eleştirdiklerini, medeni şekilde görüştüklerini aktararak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu öğrencilerin hepsi CHP’li değil. İçlerinde CHP üyesi belki Türkiye ortalaması gibidir, yüzde ondur belki. Hepsi politik değil. Farklı partilere oy verenler de var. Ama medeniyet diye bir şey var, medeniyet. Bazı ziyaretleri itmeden, kakmadan, kahretmeden, çıldırtmadan, düşmanlaştırmadan yapabilirsiniz ama bu medeniyetten yoksun birisi ülkeyi yönetiyor maalesef.
Onun dışında biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin nasıl rektör seçeceğini anlattık. Öğretim görevlilerinin, öğrencilerin, okulla bağını koparmamış mezunların belli katsayılarla oy kullanacakları bir seçimle belirleneceğini anlattık. Nasıl bir üniversite tahayyül ettiğimizi anlattık. Nasıl saygılı olacağımızı anlattık.
Tabii çok sorunlar var, uzun uzun konuşmak lazım. Genç araştırma görevlilerinin sorunları var. Türkiye’de yeni mezunların dörtte üçünün, fırsatını bulursa yurt dışına gitmek istemesi gibi Türkiye açısından en önemli beka sorunu var.
Buradaki şikâyetlerin en önemlisi, özgürlüklerin kısıtlanması, kayyum siyaseti, kayyum atama modeli, üniversitenin kimliğine yapılan dışarıdan müdahale. Sadece Boğaziçi’nin değil, İstanbul’daki bütün üniversitelerin, Türkiye’deki bütün üniversitelerin sorunları var.
Buradan, geçen hafta uğradığı saldırı, işgal, yaşadığı travma ve üzüntü karşısında yaptığımız bu ziyaret vesilesiyle Türkiye’deki tüm üniversite öğrencilerini ve tüm öğretim görevlilerini, akademisyenleri saygıyla selamlıyoruz. Hangi görüşte olurlarsa olsunlar; onların düşünce özgürlüğünü, söz söyleme özgürlüğünü, kendi kendilerini yönetme ve bilimin gerektirdiği şekilde eğitim verme ve eğitim alma haklarını savunuyoruz arkadaşlar.”







