Spekülatif’te bu hafta Emre Dündar teknolojinin gerçek ekosistemini, teknoloji tarihine dair yerleşik “garaj efsanesini” değerlendirdi. Dündar, Silikon Vadisi anlatısında öne çıkarılan bireysel deha hikâyelerinin arkasında devlet fonları, askeri Ar-Ge yatırımları ve stratejik kamu altyapılarının bulunduğunu savundu.
Spekülatif’te bu hafta Emre Dündar teknoloji tarihini değerlendirdi. Dündar, Apple’ın doğuşundan Google’ın algoritmasına, Amazon ve SpaceX’in büyümesine kadar birçok örneğin, kamu destekli ekosistemlerle iç içe geliştiğini belirtti. İnternetin atası olan ARPANET’in ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı DARPA tarafından finanse edildiğini hatırlatan Dündar, “Teknoloji hiçbir zaman tamamen yalnız insanların işi olmadı. Her büyük sıçramanın arkasında bir ekosistem vardı. Devlet vardı. Savaş vardı” dedi.
“Garaj anlatısı, devletin rolünü görünmez kılan dramatik bir ışık”
Silikon Vadisi’nin yükselişinde üniversite-devlet-sanayi üçgenine dikkat çeken Dündar, yarı iletken devriminin askerî radar ve uydu teknolojileri ile bağlantılı olduğunu, Apollo ve Minuteman projelerinin çip endüstrisini beslediğini vurguladı. Dündar’a göre “Garaj anlatısı, devletin rolünü görünmez kılan bir ışık.”
Rönesans’tan günümüze uzanan bir paralellik kuran Dündar, Leonardo da Vinci’nin 1482’de Milano Dükü Ludovico Sforza’ya yazdığı mektupta kendisini öncelikle askerî mühendis olarak tanıttığını hatırlattı. “Leonardo’yu yalnızca hümanist bir sanatçı olarak görmek onu tarihten sterilize etmektir” diyen Dündar, savaş finansmanı ile bilgi üretimi arasındaki tarihsel ilişkiye dikkat çekti.

“Yapay zekânın ABD–Çin rekabetinde stratejik bir güç çarpanı”
Güncel örnekler arasında Elon Musk ve SpaceX’in NASA ve Pentagon sözleşmeleriyle büyümesini, Sam Altman liderliğindeki OpenAI’nin çift kullanımlı yapay zekâ modellerini ve Microsoft ortaklığını da ele aldı. Dündar, yapay zekânın ABD–Çin rekabetinde stratejik bir güç çarpanı hâline geldiğini söyledi.
Ayrıca Central Intelligence Agency’nin 2013’te bulut altyapısını Amazon Web Services teknolojisiyle kurdurmasını, devlet-özel sektör hibrit modelinin bir örneği olarak değerlendirdi.
Oryantalizm tartışmasına da yer veren Dündar, Edward Said’in 1978 tarihli Orientalism eserine atıf yaparak bilgi ile iktidar arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Napoléon’un 1798 Mısır Seferi’ni ve 1515’te Avrupa’ya getirilen Hint gergedanının Albrecht Dürer tarafından hiç görülmeden çizilmesini, temsil ile gerçeklik arasındaki kopuşun sembolik örnekleri olarak sundu.
Dündar, teknoloji ile ilgili:
“Teknoloji masum değil. Ama şeytanî de değil. O, gücün yoğunlaştığı yerde filizlenen bir organizma. Mesele ‘garaj mı, devlet mi?’ sorusu değil. Mesele, stratejik güç ile yaratıcı zekânın kesiştiği yerde neyin inşa edildiği” dedi.





