Sosyal psikolog Jonathan Haidt, uzun süredir “çocuklarınızı akıllı telefondan uzak tutun” diyen bir isim. Konu üzerine çokça makalesi ve verdiği demeçler var, 2024 yılında yayımladığı The Anxious Generation da büyük ilgi gördü. Kitapta ergenlik çağındaki depresyon ve kaygıdaki artışı akıllı telefonların ve sosyal medyanın yükselişine bağlayan Haidt, teknoloji şirketlerinin ve sosyal medya platformlarının, “bağımlılık yaratan içerik akışı tasarlayarak” ve çocukların sosyal etkileşimden uzaklaşıp yalnızlığı tercih etmelerine neden olarak, “çocukluğu yeniden şekillendirdiğini ve insan gelişimini neredeyse hayal edilemeyecek bir ölçekte değiştirdiğini” savunuyor. Işıl Öz yazdı.

Jonathan Haidt, “Cebimizde binlerce veya milyonlarca şirketin dikkatimizi çekmeye ve bizi uygulamalarında tutmaya çalıştığı bir şey var. Artık akıllı telefonlar kitlesel dikkat dağıtma araçları. Ve biz yetişkinleriz, bununla başa çıkabiliriz. Televizyonla başa çıktık. Ancak gençler için durum tamamen farklı” diyor. Çocukların, düşünmek zorlaştığında, eğlence aramaya başlama fikrine çok daha yatkın olduklarının, dürtü kontrolünde çok iyi olmadıklarının altını çiziyor.
Sosyal medya kullanımını televizyon izlemeye benzeten ebeveynlere söylediği şey şu:
“Televizyon izlemek ebeveynlerimiz şikayet etse de, geriye dönüp baktığımızda, genellikle sosyal bir aktiviteydi. Başka biriyle birlikte oluyorsunuz, dizi hakkında konuşuyorsunuz, ara verip bir şeyler yemeye gidiyorsunuz. Yani birlikte oluyorsunuz. Sosyal bir aktivite. Peki şimdi ne oluyor? Bazen arkadaşlarının evlerine gidiyorlar – çok sık değil – ve ayrı ayrı telefonlarıyla ilgileniyorlar. Biri dizi izliyor olabilir, diğeri sosyal medyasını kontrol ediyor olabilir. Yani fiziksel olarak birlikte olsalar bile… Sosyolog Sherry Turkle’ın harika bir sözü var: ‘Telefonlarımız yüzünden sonsuza dek başka bir yerdeyiz.’ Asla tam olarak orada değiliz.”
Bir bilgi: Amerika Birleşik Devletleri’nde 2000’lerde oldukça istikrarlı olan depresyon ve anksiyete oranları, 2010’dan 2019’a kadar birçok çalışmada yüzde 50’den fazla artmış. 10-19 yaş arası ergenlerde intihar oranı yüzde 48 artmış. 10-14 yaş arası kızlarda ise bu oran yüzde 131.
Orta yaşlı insanlar ise daha az mutlu
Sorun sadece ABD ile sınırlı değil: Benzer durumlar aynı dönemde Kanada, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda, İskandinav ülkeleri ve daha birçok ülkede ortaya çıkmış. Çeşitli ölçütlere ve çeşitli ülkelere göre, Z kuşağı (1996 ve sonrasında doğanlar) anksiyete, depresyon, kendine zarar verme ve ilgili bozukluklardan, elimizde veri bulunan diğer kuşaklardan daha yüksek seviyelerde mustarip.
Haidt, yirmili yaşlarındaki gençlerin eskiden en mutlu insanlar olduğunu hatırlatıyor, bahsettiği mutlulukta U şeklinde bir eğri; 18-20 yaşlarındaki gençler, altmışlı ve yetmişli yaşlardaki insanlarla birlikte en mutlu olanlar. Orta yaşlı insanlar ise daha az mutlu. Bu durumun birkaç yıl öncesine kadar dünya genelinde geçerli olduğunu söylüyor.
Bu konuda uzman olan David G. Blanchflower’ın ortak yazarlığını yaptığı bir çalışmaya göre mutluluktaki U şeklindeki eğri uluslararası alanda sona erdi. Otuz dört ülke incelenmiş ve 18-20 yaşlarının başındakilerin aslında şu anda en az mutlu veya en endişeli (ölçüt ne olursa olsun) olduğu bulunmuş. Yani gençlerde büyük bir değişim var. Eskiden en mutlu olanlardı, şimdi ise en az mutlu olanlar. Yirmili yaşlarında bu durumdan kurtulacaklar mı? Henüz öyle görünmüyor. Z kuşağının hayatlarının geri kalanında daha endişeli ve kırılgan olması mümkün fakat kendilerini hızla iyileştirmek için yapabilecekleri çok şey var.
Haidt’e göre, ergenlikte beyin, kelimenin tam anlamıyla yeniden şekilleniyor, yani nöronlar birbirlerini arıyor. Kullanılmayan nöronlar kayboluyor, sinapslar oluşuyor veya kayboluyor. Bu, yaşamın ilk birkaç yılında çok hızlı gerçekleşiyor, sonra yavaşlıyor, ancak ergenlikte hızlanıyor. Dolayısıyla ergenlik, gerçekten önemli bir yeniden şekillenme dönemi.
Geleneksel toplumlar gençlere yetişkinliğe geçiş konusunda rehberlik ederlerdi. Biz bunu yapmıyoruz. Onlara bir iPhone ve bir iPad veriyoruz ve diyoruz ki, “internette algoritma tarafından seçilmiş bir sürü rastgele insan tarafından yetişkinliğe yönlendirileceksiniz – beyninizi böyle yeniden şekillendireceksiniz.”
Avustralya’nın, dünyanın ilk ulusal yaş sınırını yürürlüğe koyması ile konu tekrar dünya genelinde gündemde. Birçok ülkede yaş sınırı ve ek koruma sağlayan yasalar yaygınlaşacak diye düşünülüyor.
Hatırlatma: Dikkatimiz sahip olduğumuz en değerli şey.
Uyarı: Her gün hangi şirketlerin dikkatinizi almasına izin vereceksiniz?
Reçete: 14 yaşından önce akıllı telefon, 16 yaşından önce sosyal medya kullanılmamalı!
Konu üzerine detaylı bilgi için tıklayın.








