Mütalaa (7) | Yargı kıskacında gazetecilik: Alican Uludağ

Mütalaa programının yedinci bölümünde, gazeteciler Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in gazeteci Alican Uludağ hakkındaki açıklamasını, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin açılan ceza davasını ve ESP’ye yönelik operasyonda tutuklanan gazeteci Pınar Gayıp’ın dosyasını konuştu.

CHP’ye yönelik kurultay davasında yaşananlara değinen Fırat Fıstık, “Tanık ifadeleri üzerinden kurulmuş soruşturmalar ve davaları da eleştiriyoruz. Bu iddialar araştırılmasın veya bunların üzeri örtülsün demiyoruz. Ancak şöyle bir durum var mesela. Tolgahan Erdoğan adlı bir kişi var. Zaten CHP’nin neredeyse CHP’ye açılan bütün dava ve soruşturmalarda tanık olarak yer alıyor” dedi.

Mütalaa (7) | Yargı kıskacında gazetecilik: Alican Uludağ
Mütalaa (7) | Yargı kıskacında gazetecilik: Alican Uludağ

Fıstık devamında şunları söyledi:

“Tolgahan Erdoğan ifadeleri çok dikkat çekiciydi. Yine mesela şunu tekrarladı, kamuoyunda da gündeme gelmişti. Über’le 50 milyon dolar taşınma dair bir şeyi kafede birisinden duymuştum demişti. Bu çok tartışılmıştı. Bu yine mahkemede konuşuldu. Sonra Tolgahan Erdoğan kurultayla bağımsız olarak İstanbul’daki soruşturmaya dair bir şeyler söyledi. Orada hakimin cevabı çok dikkat çekiciydi. Hakim dedi ki kurultayla ilgili gördüğün duyduğun bir şey varsa onu anlat diye araya girdi ve Tolgahan Erdoğan’ın aslında ifadesini kesmiş oldu. Rüşvetle ilgili de mesela şöyle bir şey var, dikkat çekiciydi o da. Birisi 500 dolar almış, sonra 3000 dolar teklif etmişler. Ben bunu kendime yediremedim ve kabul etmedim diyor. Yani işte ama 500 doları aldın mı orası muallak.”

Alican Uludağ’ın tutuklanması

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında konuşan Fırat Fıstık, “Gazeteci arkadaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması. yani sürekli olarak gazeteci arkadaşlarımız gözaltına alınıyor, soruşturmalar geçiriyor, tutuklanıyorlar ve Alican Uludağ’a konuşurken de şöyle şeylerden ortaklaşmıştık aslında bu bir hep söylediğimiz bir rutin bir şey var bir eşik daha aşıldı diye hani gerçekten de Alican’ın tutuklanması bir eşik” dedi.

Furkan Karabay ise devamında “Aslında eşik kalmadı biliyor musun? Evet sadece yapabildikleri şeyler vardı yapmak istemedikleri ya da yapmaya tenezzül etmedikleri şeyler vardı. Artık her şeyi yapabiliyorlar. Ve bu eşik olmadığı için bunu yapıyorlar. Yani devamında bir şey daha yaparlar. Çünkü yapabiliyorlar” diye konuştu.

Mütalaa (7) | Yargı kıskacında gazetecilik: Alican Uludağ
Mütalaa (7) | Yargı kıskacında gazetecilik: Alican Uludağ

“Kağıt üzerinde hukuk devletiyiz”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Alican Uludağ hakkındaki açıklamasını değerlendiren Furkan Karabay şunları belirtti:

“Bir önceki Adalet Bakanımız kimdi? Yılmaz Tunç. Yılmaz Tunç son zamanlarda neyle anılıyordu? Türkiye bir hukuk devletidir açıklamasıyla anılıyordu. Yılmaz Tunç’un dilinden düşmezdi. Türkiye bir hukuk devletidir. Biz Türkiye’nin hukuk devleti olduğunu biliyoruz. Biz hukuk devletiyiz madem, neden insanlar katalog suç olmamasına rağmen, suç şüphesi olmamasına rağmen sadece belli başlı güçlü isimlerin, bürokraside güçlü isimlerin şikayetiyle tutuklanabiliyor? Madem biz hukuk devletiyiz, neden bağlayıcı olan aynı Anayasa Mahkemesi kararları, AİHM kararları birinci derece mahkemeler tarafından tanınmıyor? Madem biz hukuk devletiyiz Tayfun Kahraman hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararı var, hak ihlali kararı var, cezaevinde kalmamalı, yeniden yargılama yapılmalı kararı var. Madem biz hukuk devletiyiz, neden 1. Derece Mahkeme, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımıyor? Neden ayın kararları tanımıyor? Osman Kavala, Selahattin Demirtaş hala içeride. Yani biz kağıt üzerinde dediğim gibi hukuk devletiyiz.”

Pınar Gayıp nelerle suçlandı?

Devamında tutuklu gazeteci Pınar Gayıp’ın dosyasından bahseden Furkan Karabay, “Pınar Gayıp’a takip ettiği haberler, kamuoyunu ilgilendiren duruşmalar vs. soruluyor. Bir konuşması var hatta, adliyede bir duruşmayı takip edecek Pınar. Bu duruşmaya dair biriyle konuşuyor, arkadaşıyla konuşuyor. Suruç Aile Mezarlığı’na gidiyor. Burada zaten boynunda fotoğraf makinesi var. Gittiği tüm eylemlerde. Yani gazeteci olarak gazeteci faaliyeti için oralarda bulunduğunu gösteren somut bunlar. Somut fotoğraflar, somut gerçeklikler. Kendisine diyorlar ki sen bu ammada niye yer aldın? 27 Mayıs 1995’te Galatasaray Meydanı’na ilk çıkan annelerden biri Emine Koca. Kaybedilen oğlunu arayan annelerden biri. Emine Hoca’nın cenaze törenini takip ediyor Pınar Gayıp. Pınar Gayıp’In fotoğrafını koymuşlar oraya, dosyaya. Cenaze törenine katıldığına dair. Neden katıldın? Talimatı kim verdi diye soruyorlar bu sebeple tutukluyorlar” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.