Kamuran Akkor Medyascope’a konuştu: “Her iktidar, kültür-sanat ortamını bir şekilde etkiler”

Sanatçı Kamuran Akkor, Medyascope’a verdiği röportajda 70’lerin kültürel yaşamından bugünün dijital hızına, kadın sanatçı olmanın değişen mücadele biçimlerinden iktidarların kültür-sanat üzerindeki etkisine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu. Akkor, “Gazino bir okuldu” derken, sanatın özgürlükle beslendiğini ve her dönemin kadına farklı baskı biçimleri dayattığını vurguladı.

Kamuran Akkor
Kamuran Akkor Medyascope’a konuştu: “Her iktidar, kültür-sanat ortamını bir şekilde etkiler”

Röportaj: Emir Berke Yaşar

Türk sanat müziğinin usta isimlerinden Kamuran Akkor, 1960’lı ve 70’li yılların gazino kültüründen bugünün dijitalleşmiş müzik dünyasına uzanan dönüşümü Medyascope’a değerlendirdi. Akkor, sahnenin bir dönem yalnızca eğlence değil bir “estetik terbiyesi” alanı olduğunu söylerken, kadın sanatçı olmanın geçmişten bugüne değişen mücadele biçimlerine de dikkat çekti. Kültür-sanat ortamının iktidarlarla ilişkisine, şöhretin kadınlar üzerindeki farklı etkilerine ve İstanbul’un kaybolan zarafetine dair görüşlerini paylaşan Akkor, “Sanat özgürlükle beslenir” dedi.

60’lar ve 70’ler Türkiye’sinde sahnenin, adeta bir ritüel olduğunu ifade eden Akkor, İnsanların gazinoya hazırlandığını, giyiminden tavrına kadar o geceye bir anlam yüklediğini belirterek “Müzik dinlemek sadece eğlenmek değil, bir zarafet hâline katılmaktı. Bugün ise kültür daha hızlı tüketiliyor. Dijitalleşme sayesinde erişim arttı ama derinlik zaman zaman azaldı. O dönemde az vardı ama kıymet bilinirdi; bugün çok var ama dikkat dağınık” diyor.

Akkor, 1960’ların ve 1970’lerin gazino kültürünü ise toplumun görgüsünü ve zevkini besleyen bir yapı olarak nitelendiriyor:

“Gazino kesinlikle bir “okul”du. Sahneye çıkan da izleyen de belli bir estetik disiplinin parçasıydı. Alkışın zamanı, sanatçıya hitap şekli, sahne adabı… Bunlar kendiliğinden oluşmaz. Gazino kültürü, toplumun görgüsünü ve zevkini besleyen bir yapıydı.”

“Mücadele biçim değiştirdi”

70’ler-80’ler ve 90’larda bir kadın sanatçı olmak nasıl bir güç mücadelesiydi? Bu dönem ile bugünü kıyaslar mısınız?

O yıllarda kadın sanatçı olmak hem güçlü hem kırılgan bir yerde durmaktı. Saygı vardı ama sınırlar keskin, önyargılar yoğundu. Kendinizi ispat etmek zorundaydınız. Bugün kadınlar daha görünür ve daha cesur; fakat bu kez de farklı baskılar var: Sosyal medya yargısı, hızla yükselip hızla unutulma korkusu. Mücadele biçim değiştirdi.

Kadın şarkıcıların temsili sizce zamanla özgürleşti mi yoksa başka bir biçimde dönüştü mü?

Özgürleşme var ama beraberinde başka kalıplar da geldi. Eskiden “hanımefendi assolist” beklentisi vardı; bugün “trend olma” baskısı var. Kadının sahnedeki temsili genişledi, çeşitlendi; fakat her dönem kendi normlarını dayatıyor.

Bugünkü iktidarın Türkiye’nin Kültür-Sanat hayatına etki ettiğini düşünüyor musunuz?

Her iktidar, kültür-sanat ortamını bir şekilde etkiler. Önemli olan sanatın nefes alabileceği alanın korunmasıdır. Sanat, toplumun aynasıdır; özgürlükle beslenir. Sanatçının görevi de bu aynayı dürüstçe tutmaktır.

“Her dönemin kendi sınavı var”

Sizin gençliğinizde Türkiye daha mı zarifti, yoksa biz mi  geçmişi romantize ediyoruz?

Biraz ikisi de… Gençlik her dönemi güzelleştirir. Ama şunu inkâr edemem: İnsan ilişkilerinde daha fazla incelik, sabır ve mesafe vardı. Bugün samimiyet arttı, fakat nezaket bazen aceleye kurban gidiyor.

Şöhretin kadınlar üzerindeki baskısı erkek sanatçılardan farklı mı?

Kadınlar için şöhret her zaman daha dikkatle yaşanır. Görünüş, yaş, davranış… Kadın sanatçı çoğu zaman yeteneği kadar görüntüsüyle de yargılanır. Erkekler için bu baskı daha hafif hissedilir.

Bugünün genç kadın sanatçılarına en önemli uyarınız ne olurdu?

Kalıcı olmaya çalışsınlar. Hızlı şöhret caziptir ama sanat sabır ister. Seslerine, repertuvarlarına ve kişiliklerine yatırım yapsınlar. Sahne, sadece görünmek değil, iz bırakmaktır.

70’lerin İstanbul’unda bir akşamüstü ile bugünkü bir akşamüstü arasında nasıl bir ruh farkı var?

70’lerin İstanbul’unda akşamüstü daha yavaş inerdi. İnsanlar sokakta birbirine bakardı, selamlaşırdı. Şehir bugüne göre daha sakin, daha “insan ölçekliydi”. Bugün tempo yüksek; İstanbul hâlâ büyüleyici ama daha yorucu.

70’lerin ve 80’lerin kadın-erkek ilişkileriyle bugünün ilişkilerini kıyaslarsanız?

Eskiden roller daha belirgindi; bu hem güven hem de kısıtlama yaratıyordu. Bugün ilişkiler daha eşitlikçi, daha açık; fakat belirsizlikler de arttı. Her dönemin kendi sınavı var. Önemli olan saygının ve zarafetin korunması.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.