Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (21): Molla rejiminde hırsızlık olur mu?

Basın Tarihi için 2014 yılının Mart ayını gözden geçirirken bugünkü “Umut Hakkı” tartışmalarının 18 Mart 2014 yılındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dayandığını gördüm.

Molla rejiminde
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (21): Molla rejiminde hırsızlık olur mu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutukluluk koşullarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu iddiasıyla Abdullah Öcalan‘ın Ankara’ya karşı 2003 yılında açtığı davada kararını 11 yıl sonra 2014’de veriyor.

Kararda, Öcalan‘ın sadece cezaevi koşullarının iyileştirilmesi, aile üyelerinin ve avukatlarının ziyaretlerinin kolaylaştırılması ve kendisine tıbbi olanaklar sağlamasının yeterli olmayacağı vurgulanıyor ve “Başvuruyu yapan Öcalan ile aynı koşullar altındaki tutuklular için ‘şartlı tahliye’ imkânları sağlayacak yasal mekanizmaların oluşturulması gerektiği” belirtiliyor.

AİHM’nın kararlarını uygulamak bizim Anayasa’nın 90. Maddesi’nin emri.

Siz bir ülke düşünün ki 2014 yılındaki AİHM kararını tam 12 yıldır uygulamıyor… Ve 12 yıldır uykuya yattırdığı hukuksal bir meseleyi de siyasileştiriyor.

Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 118., Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde 124. sırada olmak böyle bir şey işte…

Tam bu konuyla ilgili medyadaki gelişmeleri araştırırken Ortadoğu’da savaş patladı. 12 yıl önceki Mart ayı gelişmelerini büyüteç altına almayı durdurdum.

Ağır sarsıntılar yaşayan Orta-Doğu’nun kaderini “hukuk ve yolsuzluk” ikilemi üzerinden sorguladım.

İlk önce gündemdeki İran aklıma geldi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) yayımladığı 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde İran180 ülke arasında 153. sırada. 2024’te 151. sıradaymış, 2022’de 147. sırada.

Maşallah rejimin yolsuzluk kapasitesi istikrarlı bir biçimde genişlemiş.

Yolsuzlukta obez olan bir rejimde hukuk askıda demektir.

Nitekim İran’da yaşanan tam da bu… İran, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde de 142 ülke arasında 128. sırada.  

Yolsuzluk azmışsa, hukuk da yok gibi ise bundan belli ki suyun başını tutanlar nasipleniyor.

Gelir dağılımı bozulmakla kalmıyor, halkın büyük kesimi sürekli yoksullaşıyor. 

Enflasyonun geçen yıl yüzde 60’a yakın seyrettiği İran, gelir dağılımı adaletsizliğinin de en yüksek olduğu ülkelerden biri.

2025 yılı sonu itibarıyla resmi rakamlara göre nüfusun %30’u, yaklaşık 26 milyon kişi, mutlak yoksulluk içinde yaşıyor.

Ancak yoksulluk oranının çok daha yüksek olduğunu iddia eden raporlara da rastlanıyor.

Orta sınıfın buharlaştığı, giderek yoksulluğa sürüklendiği de görülmekte.

Asgari ücret çok düşük, emekli maaşları ise temel yaşam giderlerinin yarısını bile karşılamamakta.

Özetle İran’da gelir dağılımı, geniş halk kitlelerinin temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorlandığı, orta sınıfın eridiği ve eşitsizliğin zirve yaptığı bir “ekonomik kriz” ortamında şekillenmekte.

Peki yolsuzluğu kimler yapıyor? 

Hazineyi kim talan ediyor?

Petrol zenginliği nereye gidiyor?

“Ekonominin büyük kısmı Devrim Muhafızları’nın (IRGC) kontrolündedir, bu durum kaynakların belirli bir zümrede toplanmasına yol açmaktadır.”

“Devrim Muhafızları’nın kontrolünde ekonomi”nin ne manaya geldiğini “milli ve yerli” paranın dolar karşısındaki macerası gösteriyor:

İran’da 1979 devrimi sırasında 1 ABD doları yaklaşık 70 İran riyaline karşılık geliyormuş. 2026’nın başı itibarıyla bu rakam 1,4 milyon riyale çıkmış. 

Daha fazla bir açıklama gerekir mi? 

Ve çok “aydınlatıcı” bir cümle daha: “Kamu gelirleri, yoksullukla mücadeleden ziyade güvenlik ve baskı araçlarına aktarılmaktadır.” 

İran’daki bu sefil durum, petrolü tam zıttı yönde, bir özgürlük ve refah kaldıracı olarak kullanan Norveç örneğini çağrıştırıyor.

Hırsızlık yok, yolsuzluk yok, hukuksuzluk yok.

Norveç, insan hakları, basın özgürlüğü ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında dünyanın en üst sıralarında yer alıyor.

Norveç Varlık Fonu, etik kurallara uymayan (örneğin insan hakları ihlallerine karışan) şirketlere yatırım yapmayı reddediyor.

Norveç, petrol gelirini güçlü bir sosyal devlet yapısı, ücretsiz eğitim, sağlık için kullanıyor.

Gayya kuyusunu andıran Orta-Doğu’yu konuşacaksak, hırsızlığı, yolsuzluğu, adaletsizliği, hukuksuzluğu konuşarak işe başlamalıyız.

Petrol zengini Norveç’e bakın… 

Norveç’den çok daha büyük bir petrol servetine sahip İran’daki Molla rejimine bakın.

İran her konuda yeryüzünün diplerinde gezinirken, Norveç her konuda zirvelerde yer alıyor.

Çünkü birinde yönetim kendi halkını soyuyor, diğerinde yönetim insanların zenginliği ve mutluluğu için çalışıyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.