Özgür Özel: “Benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın”

CHP lideri Özgür Özel, “İran Hürmüz Boğazı’nı kapatınca, petrol fiyatları fırladı. Sakın benzine, mazota zam yapmayın. Mazottan, benzinden yüzde 40 ÖTV alıyorsunuz. ÖTV’den karşılayın farkı, pompaya yansıtmayın” dedi.

Özgür Özel "Sakın benzine
Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 94’üncüsü Eyüpsultan-Kağıthane’de yapıldı.

Birçok yurttaşın evlerinin balkonlarından ve pencerelerden izlediği mitingde konuşan Özgür Özel, 19 Mart 2025’ten bu yana neredeyse bir yıldır mücadele ettiklerini belirterek, “Ben size bakınca görüyorum ki karanlık hiçbir zaman kazanamayacak. Güneş doğacak, gün doğacak, aydınlık kazanacak. Zulmedenler değil, zulme direnenler kazanacak. Korkaklar değil, cesurlar; direnen, cesaretli insanlar kazanacak. Sizi görünce görüyorum ki biz kazanacağız. Biz kazanacağız. Biz kazanacağız” dedi.

CHP’nin Eyüpsultan Belediyesi’ni 35 yıl sonra kazandığını söyleyen Özel, Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in seçildikten sonra, “7 kreş, 1 emekli lokali, aile sağlık merkezi ve 4 yeni park” açtığını yenileri için de çalıştığını belirterek, “‘Sosyal yardımları CHP keser’ demişler; o beş katına çıkarmış” dedi.

“Toplam 14 belediye başkanımız tutuklu”

Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

CHP’nin Kağıthane Belediyesi seçimlerinde yüzde 36 oy aldığını ancak belediyeyi kazanamadıklarını hatırlatan Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“Toplamda 14 belediye başkanımız tutuklu. İkinci bölgeden Beşiktaş Belediye Başkanımız sevgili Rıza Akpolat 411 gündür tutuklu. Şişli Belediye Başkanımız kardeşim Emrah Şahan 345 gündür tutuklu. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe 272 gündür tutuklu. Beyoğlu’nun yiğit evladı, sevgilisi İnan Güney 196 gündür tutuklu. Bayrampaşa’nın çalışkan öğretmeni, her şeyini Bayrampaşa’ya veren Hasan Mutlu 168 gündür tutuklu. Ayrıca Hakan’la, İnan’la, Hasan Mutlu’yla beraber Büyükçekmece ve Şile Belediye Başkanlarımız maalesef aylardır iddianame bekliyorlar. Onları alıp içeri koyanlar iddianameyi yazmıyorlar, zulmü sürdürüyorlar. Buradan tüm başkanlarımızı selamlarken iddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak için değil, iftiralarınızı yargılamak için bekliyoruz. İçeride olan arkadaşlarımızdan istenen cezayı alsalar yatarı olmayanlar tutuklu. İstenen cezayı zaten yatmış olanlar tutuklu. Bir yandan haklarında hiçbir iddia olmayan, iddianame bekleyenler tutuklu. Bu sebepten bu milletin vicdanına, tarihin bu en acımasız sistemini, en haksız sistemini, AK Parti’nin kara düzenini şikâyet ediyoruz. Ve şunu söylüyoruz ki bu zulme direneceğiz. Bu zulmü yeneceğiz. Teslim olmayacağız. Ama eninde sonunda biz kazanacağız.”

“Attıkları yalanın altında kaldılar”

Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

İktidarın, Ekrem İmamoğlu’na yönelik, “terör örgütü mensubu, terör örgütüne yardım ediyor, bu PKK’lı”, “evrakta sahtecilik yaptı, diploması sahte”, “ajanlık, casusluk yaptı”, “seçimlerde hile yaptı”, “yolsuzluk yaptı” gibi iddialarda bulunduğunu kaydeden Özel, AKP’li ve MHP’li seçmenlere seslenerek, şunları söyledi:

“Düşünün, bir insan aynı zamanda hem seçimlerde hile yapmış, hem diploması sahte, hem hırsız, hem terörist, hem casus, hem de ajan olabilir mi? Bunların hepsi bir kişide olmayacağına göre, bunların hepsini birden bir kişiye yüklediklerine göre karşı karşıya olduğumuz mesele, tarihte rakibinden en çok korkan bir anlayıştır. Vallahi, billahi ben ömrümde rakibinden bu kadar çok korkan birisini görmedim. Bütün mesele Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu korkusudur. Buradan AK Parti’nin, MHP’nin değerli seçmenine söylüyorum: Bir kişiye her suçu atıp hiçbirini ispat edemiyorsan o kişide bir şey yok ama sen iftiracısın demektir. ‘Yok, ben iftira atmadım, ben ispat ederim’ diyorsan; bir kere bunları TRT’de yayınlayıp ya da televizyonlarda yayınlayıp bütün bir yaz, sonbahar boyunca üzerinde tepinip sonra iddianameye yazmamak olmaz. Çünkü bir şeyi iddia ediyorsan televizyonda anlatmayacaksın; karşında bunu söyleyecek, savunacak kimse yok A Haber’de, TGRT’de, TRT’de. Bunu çıkacaksın, iddianameye yazacaksın, cevabını alacaksın. İşte bu yüzden buradan açıkça söylüyoruz: Biz ilk gün durduğumuz yerdeyiz. Bu haksızlığa karşı tutuksuz yargılamayı savunuyoruz. Bu iftiralara karşı televizyonlardan canlı yayın istiyoruz. Canlı yayın. İstanbul’a soruyorum, İstanbul’a: Hatırlıyor musunuz? Devlet Bey ‘canlı yayın’ dedi. Erdoğan, ‘Devlet Bey öyle diyorsa münasiptir’ dedi. Ama şimdi 9 Mart geldi, kanun teklifini verdik, AK Parti oylarıyla reddedildi. Buradan soruyorum: Bu yargılamayı televizyondan canlı verebilirler mi? Veremezler. Çünkü attıkları yalanın altında kaldılar. ‘560 milyar yolsuzluk var’ dediler. 560 kuruş ispat edemediler. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler. Bir tanesini bile ispat edemediler.

‘İBB’de parkelerin altında milyon dolarlar vardı, bulurken kayda geçirdik, video çektik’ dediler, yalan çıktı. Bir otoparkta Türkiye’nin en pahalı arabalarını çekip ‘İmamoğlu’nun’ dediler; MHP’li bir milletvekilinin çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne gittiler. Başkan odasını aradılar. Gizli bir kasa buldular. Kasayı açtılar. Ekrana ‘Gaziosmanpaşa’nın gizli kasası’ yazdılar. Dolarları çıkardılar. Bu kardeşiniz inanmadı. ‘Allah bir deseler şüphe ederim’ dedim. ‘Acil acil getirin bakalım’ dedim. ‘Getirin bakalım arama tutanağını. Nasıl olur Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde para kasası, nasıl içinden dolarlar çıkar? Bu nasıl olur?’ dedim. Tutanak geldi. Belediyenin kasasından sadece mühür çıktı. Arayın TRT’yi. ‘Bu ne görüntü?’ dedim. ‘Elimizde arama görüntüsü yoktu, stoktan kullandık. Yanlışlıkla bunlar çıktı’ dediler. Yani dünyanın en büyük iftiralarını attılar. Pırıl pırıl insanların çocuklarını, analarını, babalarını sokakta, mahallede, okulda zor durumda bıraktılar. Onlara belki de etrafı ‘yolsuzun, hırsızın evladı’ diye baktı. Çocuklar kahroldu. Buradan bir teşekkürüm var: Kim ne derse desin, siz evlatlarınıza, kardeşlerinize inandınız. Bu kumpaslara karşı onları yalnız bırakmadınız. Bu meydanları doldurdunuz. Bugünlere geldik. Kumpaslar çöktü, yalanlar çöktü. Siz haklı çıktınız. Siz güvendiniz. Siz başardınız. Helal olsun size. Arkadaşlarımızın haysiyetine sahip çıkan bu meydanın karşısında saygıyla eğiliyorum.”

“Emekliler dünyanın en büyük vefasızlığıyla karşı karşıyadır”

Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

19 Mart operasyonu nedeniyle Türkiye’nin demokrasisinin de ekonomisinin de kan kaybettiğini, yargıya duyulan güvenin yüzde 18’e düştüğünü ve Türkiye ekonomisinin 160 milyar dolar kaybettiğini ifade eden Özel, emeklilere verilecek bayram ikramiyesine zam yapılmamasını eleştirdi. Özel, şöyle konuştu:

“Bayram yaklaşmaktadır. Bayramda emeklilere ikramiye Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2015 seçim vaadidir. 2018’de verilen bin liradan beri bugüne kadar devam etmektedir. Emekliler, 2018’de verilen ilk bayram ikramiyesiyle, o bin lirayla ramazan bayramında bayram sofrası için kuşbaşı et alsa 24 kilo kuşbaşı et almaktaydılar. Bugün o bayram ikramiyesi 4 bin liradır. Bu sene için AK Parti’nin açıklaması: ‘Kasada para yok, 4 bin lirayı arttırmayacağız. Geçen senekinin aynısını vereceğiz’ demektedir. İşte böyle olunca, o 4 bin lira 4 kilo kuşbaşı eti zor almaktadır. Bakın, sadece 7 yıl önce 24 kilo et alan bayram ikramiyesi, şu anda 4 kilo ete düşmüştür. Dünyada emeklisine; o emekli, elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş… Artık ‘Sen çok çalıştın, biz sana bakacağız’ diye devletin çalıştırmadığı, emekli ettiği insanlar dünyanın en büyük vefasızlığıyla karşı karşıyadır. Sefalet ücretiyle karşı karşıyadırlar. Çünkü para kalmamıştır. Çünkü 19 Mart darbesi, yani Erdoğan’ın kendinden sonraki cumhurbaşkanına mani olmak için Erdoğan hükümetinin, kendinden sonraki Cumhuriyet Halk Partisi hükümetine engel olmak için yaptığı darbe, ülkeyi bu hale getirmiştir. Ne emeklimiz, ne emekçimiz, ne esnafımız, ne çiftçimiz halinden memnun değildir. Hepsi birden sürüklenmekte, sürünmektedir.”

“Trump ve Netanyahu İran’a demokrasi getiremezler”

Özgür Özel "Sakın benzine
Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

Özel, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve hızla bölgeye yayılan savaşa ilişkin ise şunları kaydetti:

“Malum, cumartesi günü sabahleyin bir kalktık, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran’a saldırmışlar. Biz her ne kadar İran’daki rejime, kadınlara muamelelerine, hak ihlallerine karşı olsak da İran’a demokrasi gelmesini, demokratik bir cumhuriyet olmasını, başta kadın ve insan haklarına saygılı olmasını beklesek de bu işi yapacak olan İran’dır; İranlıların kendisidir. Elinde Irak Savaşı’ndan 1,5 milyon Müslümanın kanı olanlar, Gazze’de 76 bin Müslümanın çoğu çocuk ve kadın kanı olanlar, Netanyahu gibi bir savaş suçlusuna savaş kahramanı diyen küstah Trump ve Netanyahu İran’a demokrasi getiremezler. Attıkları füzelerle, İran’a yaptıkları saldırılarla uluslararası hukuk ayaklar altındadır. Ve buna sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır.

Dünyanın herhangi bir yerinde 160 civciv ölse, bu tehlikeli ve üzüntülü bir durumdur. Üzülürsün, yanarsın, sebebini ararsın. 160 kız çocuğu Amerikan bombasıyla, İsrail bombasıyla öldürülmüştür. Batı buna susmakta, bu haberlere karartma uygulamaktadır. İran’da ölümler bini geçmiştir. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Erdoğan’dan farklı olarak gücümüzü Trump’tan almadığımız için, Netanyahu’ya laf söyleyince Trump kızar mı diye endişe etmediğimiz için, okyanus ötesinde meşruiyet aramadığımız, Trump’ın oğluna taviz sözü verip görüşme koparmadığımız için tam bağımsız Türkiye’yi savunduğumuz için Amerikan’ın da İsrail’in de karşısında cesaretle duruyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Kahrolsun İsrail’in soykırımları. Yazıklar olsun bunlara, susanlara ve teslim olanlara.”

İktidarın bir yandan savaşa karşı “iç cephe” çağrısı yaptığını bir yandan da Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı tutukladığını belirten Özel, Özcan’ın tutuklanmasının gerekçesini şöyle anlattı:

“Olayın gerçeği şu: Bolu’da bir vakıf kuruluyor. Vakfın görevi, Bolulu yoksul öğrencilere burs vermek. Tanju Başkan var, AK Partili Başkanvekili var, MHP’li var, esnaf odaları var. Bolu’da Tanju’nun bir derdi var. Üç harfli marketler geliyor, Bolu’nun her sokağına açılıyorlar, esnafı batırıyorlar, parayı Bolu’dan kazanıyorlar; ondan sonra gidip vergiyi başka yerde veriyorlar. Bolu’ya hiçbir faydaları yok. Diyorlar ki: ‘Siz bu vakfa yardım yapacaksınız, karşılığında da bu reklam panolarına isimlerinizi yazacağız.’ Böylelikle Bolu’nun yoksul çocukları üniversitede kolay okuyacak ya da Bolu’ya gelen yoksul çocuklara bakılacak. Bakın, bunun dışında bir soru yok.

“19 Mart darbesini sürdürmek, bu ülkeye ihanet etmektir”

Özgür Özel "Sakın benzine
Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

Ben bütün soruları, verilen cevapları bizzat okudum. Tanju’nun suçu, yoksul çocuk okutmak için üç harflileri bağış yapmaya yönlendirmek. Ve bunu sorarak, aslında Kartalkaya yangınında AKP’lileri haklamak ve başkalarını suçlamak isteyen başsavcıyı Tanju şikayet etti diye, o husumetle buradan Tanju’ya suç bulup neleri neleri araştırmış, bir şey bulamamış, vakıf üzerinden suç bulup güya Tanju’yu suçlayacak, Tanju’yu utandıracak, Tanju’yu küçük düşürecek. Dün kendisini ziyaret ettim. Tanju’nun gözünün içine baka baka dedim ki: ‘Senin suçun buysa, bütün Cumhuriyet AKP’liler seninle gurur duyuyoruz kardeşim. Gurur duyuyoruz.’ Nerede bu yordum bolluğu, Erdoğan? Nerede? Bu işlerin patenti sende: Bütün vakıfların yönetimi ailende. Oraya TÜRGEV’e, TÜGVA’ya, Okçuluk Vakfı’na paraları milletten yatırtmayı bırak; belediyelerden aktaran sensin. O vakıflar sadece burs vermiyor, her türlü imtiyazı kullanıyor; bunun için kanunlar çıkaran sensin. Vakıf ve vakıfa zorla bağışlayınca bu işin patenti Erdoğan’da. Her vakıfın başında ya bir evlat, ya eşi, ya gelini, ya damadı utanmadan kalkıyor; sormaya hesabı Tanju gibi sadece yoksulu düşünen çocuklara. Buradan sesleniyorum: Hem o üç harflilere, hem Erdoğan’a, tutukluluğa yapıldığı itiraz benim derdim değil; Tanju’nun özgürlüğü sizin derdiniz. Aklınızı başınıza alacaksınız, bu yanlıştan döneceksiniz; yoksa bu millet hesabını teker teker soracak sizden. Dünya ve bölgemiz bu haldeyken 19 Mart darbesini sürdürmek, bu ülkeye ihanet etmektir.

Ben buradan başta Ekrem Başkan, içeride tutuklu 14 belediye başkanımız, meclis üyelerimiz, bürokratlarımıza her birine ayrı ayrı sesleniyorum: Hepinizin, hepinizin ne için içeride olduğunuzu biliyoruz. Erdoğan’ın hazımsızlığını biliyoruz, yapılan haksızlıkları biliyoruz. Siz bizim yiğit evlatlarımızsınız.”

“Dünyada, bölgemizde, Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri ve planları millete göre olmayan, millete dayatılan bir düzen var. Bu düzenin adına kimi ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ diyor, kimi başka isimler takıyor. Ama bu düzen; müesses nizamdır. Türkiye’deki bu müesses nizamın adı; AK Parti’nin kara düzenidir. Diploması olanı içeri atıp, diplomasızı tutan da emeklileri sefalet ücretine mahkum eden de gençlerin umudunu tüketip yurt dışına gitme hayalleri kurdurtan da AK Parti’nin kara düzendir.

Bugün nasıl Erdoğan Irak işgali sırasında, işgali yapan Amerika’ya destek verdi ve 1 Mart tezkeresini geçirmek için uğraştıysa bugün de İsrail’le birlikte Amerika’nın planlarına sessiz kalmaktadır. Bu planların karşısında Müslüman bir ülkeye yapılan saldırının karşısında durmak yerine bu ayıbın ortağı olmaktadır. Sayın Erdoğan’ın kendine ait bir planı, Türkiye’ye ait bir planı yoktur; Trump’ın planının bir parçası olmuştur. Tek hesabı Trump’tan alacağı destekle bir kez daha Türkiye’de seçim kazanmaktır. Ancak bu millet meşruiyeti Trump’tan alana, Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapıp sonra Filistin’in bulunmadığı sözde barış masasına Netanyahu ile birlikte oturana bu yalanların hesabını sorar. Bunun için biz kendisine ait bir planı olmayıp, başkasının planının parçası olanlara karşı Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, onurlu duruşunu savunuyoruz. Bizim Erdoğan gibi Trump’tan meşruiyet almaya ihtiyacımız yok. Meşruiyetin kaynağı millettir, sandıktır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisidir, son seçimlerin birinci partisidir, gelecek ilk sandıkta Türkiye’nin iktidar partisidir.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin liyakatli harici kadrolarına hızla kulak verilmeli”

Özgür Özel "Sakın benzine
Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

Bir yanda 20 gün önce daha ‘İran’da bir savaş beklemiyorum’ diyen Hakan Fidan… O Hakan Fidan’ın; sadece ve sadece kendisine imaj çalışması yapmakla meşgul olan, olanı biteni başka ülkelerin perspektifini takip ederek ilerleyen Hakan Fidan’ın bölgeden sağlıklı bilgi alması gereken büyükelçileri varmış. İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan’daki hiçbir büyükelçimiz kariyer olarak diplomat kökenli değildir. Büyükelçilerin tamamı diplomat kökenli değil; AK Parti’nin siyasetinin beslendiği SETA’dan, TÜGVA’dan ya da AK Parti’nin eski milletvekillerinden seçilmiştir. Dünyanın en zor bölgesinde diploması gibi en zor vazifeyi yapacak olanlar en iyi seçilmişler olması gerekirken maalesef Erdoğan tarafından liyakata göre değil, kendisine sadakate göre atanmış kişilerdir. Bunun için AK Parti’nin kara düzeninin ahbap – çavuş ilişkilerine inat, bir an önce iktidar değişmeli; Türkiye Cumhuriyeti’nin liyakatli harici kadrolarına hızla kulak verilmeli; diplomasi, bölgesel barış, sözü dinlenen saygın Türkiye, dışarıda yeniden değer gören güçlü bir pasaporta ihtiyaç vardır.

“F35’leri Erdoğan’ın dostu Trump vermemektedir”

Bu AK Parti iktidarında, duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacaksınız; son 14 yıldır bir tek savaş uçağı Hava Kuvvetleri’ne kazandırılamamıştır. Hava savunma sistemimiz yoktur. İHA’lar vardır ama bu durumlarda savaş uçaklarına, dışarıdan gelen saldırılara karşı deniz kuvvetlerinin güçlü hava savunma sistemi olan fırkateynlerine, yüzer birliklerine ihtiyaç vardır. Erdoğan hükümetleri hepsini ihmal etmiş. Bugün Hatay’a yönelen füze NATO tarafından düşürülmese büyük bir facia ortaya çıkacaktı. F35’leri Erdoğan’ın dostu Trump vermemektedir, F16’ları Erdoğan hükümetleri modernize ettirememektedir. S400’leri aldığı için F35 projesinden çıkmış ama Amerika korkusundan S400’leri de hangarda tutmuş ve bugün Hatay’a, Kahramanmaraş’a konuşlandıramamaktadır. Sanki bütün dünya Amerika Birleşik Devletleri’ne teslim olmuş gibi düşünmeyin. Biz İran’daki baskıcı rejime tek başına ve muhalefet olarak karşı çıkmıyoruz. İspanya Başbakanı dostum, ağabeyim, kardeşim Pedro Sanchez İspanya’da baştadır ve Amerika’ya üslerini kullandırmamaktadır. Trump efelenip Pedro Sanchez’e meydan okumaktadır. Pedro Sanchez’e bugün bir mektup yazarak sonuna kadar yanında olduğumuzu, Amerika’nın katliamına karşı dik duran İspanya’yı yürekten kutladığımız ifade ettim.

“Sen benzine, mazotta zam yaparsan iğneden ipliğe her şeye zam gelir”

Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

Malum savaş böyle olunca İran da Hürmüz Boğazı’nı kapatınca, petrol tankerleri Hürmüz Boğazı’ndan geçemeyince petrol fiyatları fırladı. Dün dediler ‘Mazot 6,7 lira zam olacak.’ Doldu bütün benzin istasyonlarının önü. Dün uyardım. ‘Sakın bu zammı yapmayın’ dedim. ‘Nasıl yapalım?’ ‘Böyle yapın. Mazottan, benzinden yüzde 40 ÖTV alıyorsunuz. ÖTV’den karşılayın farkı, pompaya yansıtmayın.’ Niye? Sebebi şu: Sen benzine, mazotta zam yaparsan iğneden ipliğe her şeye zam gelir. Sonra petrol düşer, Hürmüz aşılır petrol düşer. Zamlar geri gelmez. Bu memlekette artan fiyat bir daha düşmez. Büyük bir enflasyon olur. Dün bunu söyledik, ekonomist arkadaşlar reçeteyi çalıştı. Duyurduk. Dün akşam ertelediler. Şimdi düşünüyorlarmış. Ya bu gece yüzde 13,5 zam yapacaklar, ya da ÖTV’den bunu karşılayacaklar. Bir kez daha sesleniyoruz: Kesinlikle ve kesinlikle zammın ÖTV’den karşılanması, pompaya yansıtılmaması, iğneden ipliğe her ürüne zam gelmesinin, yeni bir enflasyon furyasının karşısında durulması gerekir. Biz muhalefet partisiyiz. Ama enflasyon olsa sevinmeyiz. Çünkü artan her fiyat bu milletin sırtına yüktür. Biz ülkesini seven, halkını seven, siyasi başarıdan önce milletin huzurunu düşünen bir partiyiz. Onun için de yapılacak her zamma karşıyız.

“Bu iktidarın anneyi ve kızını korumayan düzeninde bir büyük acıyı yaşadık”

Maalesef bugün İstanbul Ümraniye, bir başka Fatma’nın cenazesine tanıklık etti. Fatmanur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra’yı toprağa verdik. Bu iktidarın anneyi ve kızını korumayan düzeninde bir büyük acıyı yaşadık. Fatmanur Çelik eski eşi hakkında hem kendisine hikaye çok acıklı. Fatmanur Çelik küçükken kocası olacak ahlaksız, namussuz ona tacizde bulunmuş, tecavüzde bulunmuş. Sonra Fatmanur Çelik’le zorla evlendirmişler. Fatmanur Çelik buna katlanmış. Tecavüzcüsüyle, tacizcisiyle evlenmiş, için için ağlamış. Sonra Hifa İkra olmuş, kızı. Sekiz yaşındayken kızı, görmüş ki sapık kocası bu sefer de kızını taciz ediyor. Kızını almış, kaçmış. Devlete sığınmış. Devletten yardım istemiş. Ancak devlet ne Fatmanur’u ne kızını koruyamamış. İşin içinde bir cemaatin yöneticisi olan kocası tutuksuz olarak yargılanıyor. Fatmanur Çelik ise adliyenin önünde sekiz yaşında kızıyla ve kendi eliyle yazdığı yamuk yumuk bir yazıyla ‘O daha çok küçüktü, onu koruyun, ona kıymayın’ yazıyor. Ve bütün kış o adliyenin önünde titriyormuş. Onu korumayanlar, geçtiğimiz akşam onun ve evladının cansız bedenini kıyıya vururken bulmuşlar.

Hemen ‘İntihar etti’ diyorlar. Koca koca kurumlar ‘intihar’ diyorlar. O anneyle evladın gerçek akıbetini sormuyorlar, soruşturulmasının önüne bariyer çekiyorlar. Böylesi bir sapık, hangi siyasi güce sahip olursa olsun, hangi cemaatin, hangi tarikatın üyesi olursa olsun, bu namussuzu koruyanlar alçaktır, onun kadar namussuzdur. Onun için tüm kamu görevlilerine sesleniyoruz: Üzerinize ne baskı gelirse gelsin kanunsuz emir tanımayın. Vicdanınızdan sapmayın. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Sizin talimatınız aşağıya doğru hızla gitmelidir. Birileri o tarikattan, bu cemaatten diye asla korunmamalıdır. Fatmanur Çelik’in ve evladı Hifa İkra’nın kanı yerde, canı yerde kalmamalıdır. O alçak derhal cezasını bulmalı, hakikat de derhal ortaya çıkmalıdır. Bu konuda basına ve yandaş basına, merkez medyaya sesleniyorum. Dünyanın neresinde böyle bir trajediye kulak kapanır, göz yumulur? Olur olmaz konuları bir gecede altı saat tartışanlar bu annenin ve evladın trajedisine nasıl susarlar? Nasıl görmezler? O görmeyen gözler büyük bir günahın ortağıdır. O verilmeyen haberler, o sansürlenen haberler kimden niye korkmaktadır? Bu haberleri yapan özgür gazetecilere, Fatmanur Çelik’in ve evladının yasını tutan herkese teşekkür ediyorum. Ve şunu söylüyorum: Kötülük karşısında iyilik kazanacak. Siz kazanacaksınız, siz kazanacaksınız…

“Haksızlıklara karşı büyük bir mücadeleyi hep birlikte örgütlüyoruz”

Özgür Özel “Sakın benzine, mazota zam yapmayın, farkı yüzde 40 ÖTV’den karşılayın” dedi.

Biz bu meydanlarda sadece haksızlığa uğrayan, adaletsizliğe uğrayan, arkadaşlarımız için toplanmıyoruz. Biz kadın cinayetlerinin kurbanları için, biz istismara uğrayan evlatlarımızın yarınları için toplanıyoruz. Biz bu meydanlarda emeklinin sesini duymaya, duyurmaya uğraşıyoruz. Emekçilerin uğradığı haksızlıklara karşı büyük bir mücadeleyi hep birlikte örgütlüyoruz. Yokluğa, yoksulluğa karşı hep birlikte çalışmayı, hep birlikte kazanmayı ama hakça, adil bir şekilde bölüşmeyi istiyoruz. Bunun için AK Parti’nin kara düzenine karşı hep birlikte yeniden adaletli, hakkaniyetli, sosyal bir hukuk devletini ayağa kaldırmak için mücadele ediyoruz. Bu AK Parti’nin kara düzeni gitmelidir. Bu müesses nizam bitmeli, bir devir kapanmalı, bir devir açılmalıdır.”

(ANKA)

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.