Bir ortaokul öğrencisine sosyal medyadan taciz mesajlarının yıllara yayılan etkisi: “Uzun süre görünür olmak istemedim”

Sosyal medyada ekranın arkasındaki dijital taciz, anonim hakaret ve cinsiyetçi söylem, genç kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere bireylerin özgüvenini derinden etkiliyor.

Sosyal medya tacizi
Sosyal medya tacizi: “Uzun süre görünür olmak istemedim”

Haber: Lale Özgecan Kebabcı

“Sosyal medya kullanımı öz saygımı ve bu dünyada bir kız olma algımı mahvetti…”

The Guardian’da yayımlanan bir yazı, 15 yaşındaki anonim bir kız çocuğunun sosyal medyada maruz kaldığı kadın düşmanı içeriklerin özgüvenini ve geleceğe dair umutlarını nasıl zedelediğini anlatıyor. Ancak bu tablo yalnızca İngiltere’ye özgü değil.

TÜİK’in 2024 verilerine göre 11-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 79’u sosyal medya kullanıyor. UNICEF’in 2019 verilerine göre ise, dünya çapında 15-24 yaş grubundan gençlerin yüzde 70,6’sının internette şiddet, siber zorbalık ve dijital taciz gibi olgulara maruz kaldığı belirtiliyor. Kız çocuklarının bu tür saldırılara maruz kalma olasılığı erkeklere göre daha yüksek.

“Bir daha eskisi kadar kolay iletişim kuramadım”

Ancak bu istatistiklerin arkasında gerçek deneyimler var. Genç bir kadın, ortaokuldayken yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Sekizinci sınıftaydım. Sahte bir sosyal medya hesabından mesajlar gelmeye başladı. Hesap, okulumdan öğrencileri ve arkadaşlarımı takip ediyordu. Mesajlarına yanıt vermememin üzerine herkese açık bir şekilde ima içeren yazılar paylaşmaya başladı.

Okuldan biriymiş gibi davranıyor, rahatsız edici cümleler kuruyordu. ‘Beni Allah’ıma ulaştır’ gibi abartılı ifadelerle belirli bir gün ve yer belirterek bir şeyler yaşadığımızı ima ediyordu.

O dönem çok sosyal bir öğrenciydim. Voleybol takımındaydım, fen projelerine katılıyordum, piyano çalıyordum, okul başkanıydım. Görünür olmayı ve alkışlanmayı seviyordum. Bir süre bunun başıma bu kadar görünür olduğum için geldiğini düşündüm.

Durumu hemen biriyle paylaşamadım. Arkadaşlarımın o hesabın yazdıklarına inanıp arkamdan konuşmalarından korkuyordum, rezil olacağımı düşünüyordum. Ancak ‘Okul çıkışında benimle buluşmazsan herkese seninle bir şeyler yaşadığımızı söylerim’ gibi tehditler başlayınca anneme gittim. Sonrasında babam da devreye girdi ve olay adli sürece taşındı. Mesajları atan kişinin 40’lı yaşlarında, evli ve çocuklu bir erkek olduğu, hatta okuluma yakın oturan ve sima olarak tanıdığım biri olduğu ortaya çıktı.

O gün yaşadıklarımın etkisini o yaşta tam kavrayamadım. Ailem hızlıca müdahale ettiği için olayın psikolojik boyutunu çok fark etmemiştim. Ama etkilerini sonraki yıllarda hissettim. Daha mesafeli birine dönüştüm. Özellikle ikili ilişkilerimde ‘ya yaşanmamış bir şeyi yaşanmış gibi anlatırsa’ kaygısı oluşmaya başladı. Lisede kimseyle ortaokuldaki kadar kolay iletişim kuramadım. Bu olay içimde insanlara karşı bir duvar ördü. Uzun süre görünür olmak istemedim; arka planda kalabileceğim alanlara yöneldim.”

“Yaşadığın şey senin kimliğin değil”

Psikolog Didar Bademci’ye göre erken yaşta maruz kalınan dijital taciz, yalnızca o an yaşanan bir rahatsızlıkla sınırlı kalmıyor:

“Ergenlik dönemi, kimlik algısının ve romantik ilişkilerle ilgili güven duygusunun yeniden şekillendiği kritik bir dönem. Bu dönemde yaşanan çevrimiçi taciz, gencin ‘yakınlık’ kavramını tehdit algısıyla ilişkilendirmesine neden olabiliyor.

Özellikle beden ve kimlik üzerinden yapılan saldırılar, ergenlik dönemindeki bir gencin benlik algısını doğrudan hedef alıyor. Bu saldırılar çoğu zaman içselleştirilmiş bir utanç duygusuna yol açabiliyor. Kişi yaşadığı saldırıyı ‘bana bunu yaptılar’ yerine ‘demek ki ben değersizim’ biçiminde yorumlayabiliyor. Bu değersizlik duygusuyla çalışırken temel hedef şu: tacize uğramış olmakla değersiz olmak arasındaki bağı koparmak. Utanç odaklı çalışmalar, içsel eleştirmeni fark etmek, öz-şefkat geliştirmek ve gencin anlatısını mağduriyet ekseninden özne eksenine taşımak terapötik açıdan oldukça etkili.

Bu tarz bir durumla karşı karşıya kalan gençlere ve çocuklara, yeniden güvenli bağlar kurabileceği sadece sözle anlatılamaz, deneyimletilmeli. Kişinin sınır netliği ve yargısız kabul sahibi bir yetişkinle -bu bir ebeveyn, öğretmen veya terapist olabilir- güvenli ilişki deneyimini yaşaması gerekiyor. Sosyal destek ağının güçlendirilmesi ve dijital sınır koyma becerilerinin öğretilmesi de sürecin önemli parçaları.

En kritik mesaj ise şu: ‘Yaşadığın şey senin kimliğin değil. Bu bir deneyimdi ve sen bundan ibaret değilsin.’”

Cinsel amaçlı mesaj suç

Türk Ceza Kanunu’na göre bir kişiyi cinsel amaçlı mesaj, yorum veya içerik göndererek rahatsız etmek suçtur ve üç aydan iki yıla kadar, çocuğa karşı işlenirse altı aydan üç yıla kadar uzayan hapis cezasına ilerleyebilir.

18 yaş altı bir çocuk, sosyal medyada maruz kaldığı taciz ve tehdit durumunda karakola, savcılığa veya çocuk birimlerine başvurarak şikayette bulunabilir. Çocukların ifadeleri genellikle Çocuk İzlem Merkezleri’nde (ÇİM) alınır. Soruşturmalar ise Cumhuriyet savcılıklarında bulunan Çocuk Büroları tarafından yürütülür. Süreç içerisinde çocuğun ailesine veya yasal temsilcisine bilgi verilmesi de genellikle hukuki sürecin bir parçasıdır.

Uzmanlara göre bu sistemin amacı, çocuğun hem hukuki hem de psikolojik olarak korunmasını sağlamak ve ifadesinin güvenli bir ortamda alınmasını garanti etmektir.

  • Görsel yapay zeka kullanılarak yapıldı

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.