Ortadoğu’da yeni bir savaş dengeleri hızla değiştirirken Ankara gelişmeleri en yakından izleyen başkentlerden biri. Türkiye bir yandan diplomasi çağrısı yapıyor, diğer yandan enerji, güvenlik ve göç risklerini hesaplıyor. Peki Türkiye bu krizin neresinde duruyor, İran savaşını nasıl izliyor?
Türkiye, komşusu ve önemli bir ekonomik ortağı olan İran’daki savaşı en yakından izleyen ülkelerden biri. Ankara, savaşın nereye evrileceğini ve bölgeyi nasıl etkileyebileceğini dikkatle analiz ederken, özellikle çatışmanın genişleyerek tüm Ortadoğu’yu içine çekecek bir krize dönüşmesinden endişe ediyor.
Bu kaygı, bugün yaşanan bir gelişmeyle daha görünür hâle geldi. İran’dan ateşlenen ve Irak ile Suriye hava sahasını geçtikten sonra “Türk hava sahasına yöneldiği” bildirilen bir balistik füze NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldü.
Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre füze Doğu Akdeniz’de konuşlu savunma unsurları tarafından imha edildi. İmha mühimmatının bir parçası Hatay’ın Dörtyol ilçesine düştü ancak olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmadı.
Bakanlık açıklamasında dikkat çeken bir uyarı da yer aldı: “Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz.”
AFP’ye konuşan bir Türk yetkili, füzenin Türkiye’yi hedef almadığını söyledi. Aynı yetkili, füzenin Güney Kıbrıs’taki bir üssü hedeflediğini ancak rotasından saparak Türk hava sahasına yöneldiğini düşündüklerini aktardı.
NATO cephesinden de mesaj geldi: NATO Sözcüsü Allison Hart, “İran’ın Türkiye’yi hedef almasını kınadıklarını” belirtirken, Reuters’ın aktardığına göre NATO’nun Türkiye dahil tüm müttefiklerinin yanında olduklarını, hava ve füze savunması dahil caydırıcılık ve savunma duruşunun güçlü biçimde sürdüğünü söyledi.
Ankara’nın en büyük endişesi: Savaşın yayılması
Ankara’daki güvenlik ve diplomasi çevrelerinde savaşın en tehlikeli boyutunun bölgesel yayılma ihtimali olduğu değerlendirmesi yapılıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 2 Mart’ta yaptığı açıklamada Türkiye açısından en olumsuz senaryonun bu olduğunu vurguladı. Fidan, “Türkiye için en olumsuz senaryo, çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması” dedi.
Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, İran’ın Körfez’de Amerikan üslerinin bulunduğu ülkelere ve onların enerji altyapılarına saldırmasının savaşın yeni cephelere yayılmasına yol açabileceği düşünülüyor.
Fidan da 3 Mart’ta katıldığı TRT Haber yayınında bu riske dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Yani sadece Amerikan üsleri hedef alınmıyor. O ülkelerin enerji altyapıları hedef alınıyor. Birtakım sivil kuruluşlar hedef alınıyor. Bunlar belli bir noktadan sonra devam ederse onların da sessiz kalmasını mümkün kılmayacak hususlar. Burada bu yayılma riski bizi açıkçası endişelendiriyor.”
Enerji hattı ve küresel etkiler
Türkiye’nin kaygılarından biri de savaşın enerji piyasalarına etkisi.
Ankara’ya göre İran’dan doğalgaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında yaşanacak ciddi aksaklıklar yalnızca Türkiye için değil, küresel enerji güvenliği açısından da risk oluşturuyor.
Fidan, savaşın etkilerinin İran sınırlarının ötesine geçtiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Savaşın etkilerine baktığımız zaman İran’la sınırlı kalmıyor. İlk vurulduğu yer enerji piyasaları oldu.”
Bakan Fidan’a göre bu durum Avrupa’da enerji açığı ve enflasyon baskısını da artırabilecek yeni bir risk alanı yaratıyor.

Diplomasi trafiği: Erdoğan’ın temasları sürüyor
AKP Genel Başkanı ve Cumıhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son günlerde yürüttüğü diplomasi trafiğinin merkezinde de bu risklerin önlenmesi yer alıyor.
Erdoğan’ın İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmelerde diplomasiye dönülmesi çağrısı yaptığı ve Ortadoğu’nun yeni bir bölgesel savaşı kaldıramayacağını vurguladığı belirtiliyor.
Fidan da Türkiye’nin savaşın çıkmaması için yoğun çaba harcadığını söyledi. Fidan, “Yaratıcı çözümler de sunduk açıkçası. Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk. Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama İran eski yönteme dönmeyi tercih etti” ifadelerini kullandı.
Savaş ne kadar sürebilir?
Ankara’da yetkililer savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin kesin tahminler yapmaktan kaçınıyor. Fidan, savaşın süresinin tarafların hedeflerine bağlı olduğunu belirterek iki farklı senaryoya işaret etti:
“Savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran’da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir.”
İran’ın geniş bir coğrafyaya sahip olduğunu vurgulayan Fidan, füze sistemleri, radar ağları, hava savunma sistemleri ve askeri kapasitenin ülke geneline yayılmış olmasının askeri operasyonların zaman alabileceğini söyledi.
İncirlik ve Kürecik tartışması
Savaşın başlamasının ardından en çok merak edilen konulardan biri de İran’ın Türkiye topraklarında Amerikan askerlerinin bulunduğu askeri tesislere yönelik olası misillemeleri.
Adana yakınlarındaki İncirlik Üssü Türkiye’nin egemenliğinde olmakla birlikte ikili anlaşmalar çerçevesinde önemli bir Amerikan askeri varlığı barındırıyor. Malatya’daki Kürecik ise NATO’nun kritik radar üslerinden biri olarak biliniyor.
Fidan, bu ihtimale ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz.”
Ankara’daki değerlendirmelerde, İran’ın Türkiye topraklarındaki bu tesisleri hedef alması durumunda misillemeyle karşılaşacağını bildiği, bu mesajın Tahran’a iletildiği ve Türkiye’nin NATO üyeliği nedeniyle olası bir saldırının ittifak mekanizmalarını, özellikle de 5. madde tartışmalarını tetikleyebileceği vurgulanıyor.

Sınır güvenliği ve göç senaryosu
Türkiye’nin kriz hesaplarında göç ihtimali de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Fidan, en kötü senaryolardan birinin yeni bir göç dalgası olduğunu belirterek Türkiye’nin sınır güvenliğinin güçlü olduğunu vurguladı:
“Bizim sınır güvenliğimiz gerçekten çok iyi. İran sınırı boyunca son yıllarda duvarlar örüldü. Sadece terörle mücadele ve kaçakçılığı önleme açısından değil, böyle bir durumda da alınan tedbirlerin ne kadar gerekli olduğu görülüyor.”
Ankara, bir yandan diplomasi trafiğini sürdürürken diğer yandan güvenlik ve ekonomik risk senaryolarını da yakından izliyor. Fidan, Türkiye’nin tüm olasılıkları kurumlar arası koordinasyon toplantılarıyla değerlendirdiğini belirterek şöyle konuştu:
“Biz kendimizle ilgili bütün senaryoları çok profesyonel bir şekilde masaya yatırıyoruz. Bu bir kriz yönetimi ve biz devlet olarak buna alışığız.”
Türkiye’nin önceliğinin ise savaşın daha geniş bir bölgesel krize dönüşmesini engellemek olduğunu vurgulayan Fidan, “Birinci önceliğimiz bölgede cereyan eden bu savaşı bir an önce durdurmak” dedi.







