İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “ABD-İsrail’in siyasi amacı İran’da rejim değişikliği, baskıyı artırmak için Kürt kartını oynamak istiyorlar”

Medyascope’un sorularını yanıtlayan CHP Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının hedefinin yalnızca askeri olmadığına, nihai amacın rejim değişikliği olduğuna dikkat çekti. Askeri müdahaleyle rejim değiştirme girişimlerine karşı olduklarını belirten Uzgel, ABD-İsrail’in İran üzerindeki baskıyı artırmak için “Kürt kartını oynamak istediğini” vurguladı. Uzgel hükümeti daha aktif diplomasi yürütmeye çağırırken Türkiye’nin savaşa çekilmemesi gerektiği konusunda uyardı.

İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”

CHP Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel, ABD-İsrail’in İran’a saldırıları ve Türkiye’nin pozisyonuyla ilgili Medyascope’un sorularını yanıtladı. KHK ile ihraç edildiği 2017 yılına kadar Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı yapan Prof. Dr. İlhan Uzgel, bölgedeki güncel durumu oldukça kapsamlı değerlendirdi. 

CHP’nin İran’da otoriter ve siyasal İslamcı rejimi desteklemediğini belirten Uzgel, ABD müdahaleciliğine karşı olduklarını, bunun daha çok ölüm ve yıkım getirdiğini vurguladı. Uzgel, Türkiye’nin savaşın içine çekilmemesi gerektiği noktasında uyararak, hükümete yönelik eleştiri ve önerilerini paylaştı. İran’dan Türkiye’ye yönelen füzeyle ilgili de görüşlerini paylaştı.

Ayrıca Uzgel, ABD ve İsrail’in İran’a daha fazla baskı kurmak için “Kürt kartını” devreye sokmaya çalıştığına ve savaşın amacının rejim değiştirmek olduğu tespiti yapmak gerektiğine dikkat çekti

  • İran savaşı ile ilgili güncel gelişmeleri, güvenilir haberleri ve araştırma dosyalarını Medyascope’tan takip edebilirsiniz

İran savaşına CHP nasıl bakıyor?

  • CHP, bölgede büyüyen yeni savaşı ve İran’daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyor?

Bizim durduğumuz yerle İran rejiminin durduğu yer aynı değil. Ne otoriterliği, ne siyasal İslamcılığı, ne de kadınlar üzerine baskıyı destekleriz. İran’da tasvip etmediğimiz bir rejim var ama bu müdahaleyi desteklemek anlamına gelmiyor. Dünyada demokratik olmayan ülke sayısı, demokratik ülke sayısından daha fazla. Demokratik olmayan her ülkeye Amerika’nın askeri olarak müdahale edip, o ülkede rejim değiştirmeye çalışmasını desteklerseniz dünya bir kaosa düşer. 

Dünya sistemi ABD’ye “Sen beğenmediğin otoriter rejimlere saldır, rejim değiştirmeye çalış ama beğendiklerinle düzenini devam ettir” gibi bir açık çek vermiş değil. Hem etik olarak, hem siyaseten, hem de dünya düzeni açısından hiçbir şekilde kabul edilebilir bir şey değil.

Askeri güç kullanarak rejim değiştirme girişimleri bu coğrafyada sonuç vermedi. Bu coğrafyaya faydası olmadı. Daha çok kaos, daha çok ölüm, daha çok yıkım getirdi. Dolayısıyla da parti pozisyonumuz itibariyle, biz bu kuvvet kullanarak rejim değiştirme siyasetine karşı çıktığımızı ifade ediyoruz.

İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği"
İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”

Hükümetten beklenti “daha aktif bir caydırıcılık siyaseti”

  • Türkiye’de hükümetin bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz en başından beri hükümetin hava sahasını, üsleri kullandırmamasını; yani 1 Mart’taki hatayı tekrar etmemesini söyledik. Onun (1 Mart 2003 tezkeresi) ağırlığı altında ezilen bir hükümet var. Zaten 1 Mart’a yakın bir tarihte başladı İran operasyonu, ona denk geldi. Dolayısıyla hükümetin bu konuda biraz daha temkinli davrandığını fark ediyoruz.

Türkiye bu savaşın bir parçası olmamalı. Hükümetin yapabileceği başka şeyler olabilirdi. Türkiye bölgenin önemli ülkelerinden biridir. Mesela bir bölgesel toplantı yapabilirdi. Hükümetten daha aktif bir caydırıcılık siyasetini beklerdik. AKP hükümetinin burada da sessiz kaldığını, Trump ve Netanyahu ikilisinin İran’a operasyon yapması durumunda Trump’ı rahatsız edecek şeyler yapmaktan çekindiğini görüyoruz. Bunu doğru bir siyaset olarak görmüyoruz. “Trump bize kızmasın ama bölgede ne olursa olsun” siyaseti doğru bir siyaset değildir.

İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği"
İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”

Türkiye’ye yönelen İran füzesi 

  • Türkiye şu an fiili anlamda savaşın bir parçası değil. NATO üyesi bir ülke olarak tarafsızlığını ne kadar sürdürebilir?

Türkiye hiçbir koşulda savaşın içine çekilmemeli. Bunun şakası yok. Türkiye bu istikrarsızlığın bir parçası olmamalı. İran bizim komşumuz. Mesele rejim değil, mesele Türkiye ve İran halkı. Dolayısıyla da Türkiye savunma önlemlerini almalı. Hava sahasını kontrol etmeli. Hava savunma sistemlerini harekete geçirmeli. Savaşın parçası olmadan da Türkiye’nin topraklarının ve hava sahasının korunması mümkündür. Hükümetin görevi bunu yerine getirmektir.

  • Sıcak gelişme olarak İran’ın Türkiye’ye yönelen bir balistik füzesi NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldü, ardından hedefin Güney Kıbrıs olduğu yönünde açıklama yapıldı. İran füzesi sahiden yanlışlıkla mı Türkiye’ye yöneldi, yoksa Türkiye savaşın içine mi çekilmeye çalışılıyor?

Normal koşullarda İran’ın Türkiye’yi hedef almasını beklemem. Türkiye bir NATO üyesi. Öncelikle bana sorarsanız İran yönetiminin çıkıp bu konuda bir açıklama yapması, “Biz Türkiye’yi hedef almadık” demesi lazım. Ben bunu beklerim. İkincisi, bu sürecin içinde olan, Türkiye’ye doğru gelen füzeyi tespit eden, onu havada düşüren birimlerin bu konuda daha detaylı bilgi vermesi lazım. Son gelen bilgiler bunun Kıbrıs’a giden ve yolundan sapmış bir füze olabileceğiydi. 

(Not: İlhan Uzgel bu yanıtı verdikten saatler sonra, İran Türkiye’yi hedef aldığı iddialarını yalanladı.)

  • İran ya da ABD, Türkiye’yi savaşın içine mi çekmek istiyor?

İran bir ülkeyi savaşın içine çekmek istiyorsa herhalde bunu bir tek bir füzeyle değil, biraz daha yoğunluğunu artırarak yapardı diye düşünüyorum. Bu hiç olmayan bir şey değil, İran bu stratejiyi izliyor. Bölge ülkelerini hedef alarak savaşın maliyetini Amerika, İsrail ve bölge ülkeleri için artırmaya çalışıyor. Bölgesel bir savaşa yöneltirse dünyadan çok tepki gelir, enerji fiyatları artar, bölge topyekun bir istikrarsızlığa doğru gider. 

Birinci Körfez Savaşı’nda bu taktiği sınırlı olarak Saddam da uyguladı. Amerika ve koalisyon güçleri Irak’ı vururken Saddam İsrail’i vuruyordu. İsrail’i savaşın içine çekmeye çalışıyordu. Bu tür üçüncü ülkeleri çatışmaların, savaşların içine çekme çabası ilk defa görünmüyor. Ama şu an Türkiye’yi çekmeye çalıştığına dair elimizde yeterince veri yok. Eğer bu devam ederse, Türkiye’ye füzeler yönelmeye başlarsa o zaman anlarız ki İran Türkiye’yi de savaşın içine çekmeye çalışıyor. Ama bana sorarsanız mantıklı ve akılcı bir strateji değil bu İran açısından. Biz zaten kesinlikle savaşın dışında kalmalıyız. Şu an İran daha çok savunma pozisyonunda. O yüzden Türkiye bu savaşın bir parçası olmamalı.

  • ABD tarafının Türkiye’ye böyle bir baskısı olabilir mi? 

Şimdiye kadar olmadığını görüyoruz ama savaşın ilerleyen aşamalarında Amerika her türlü talep ve istekte bulunabilir.

  • Trump savaşın haftalar sürebileceğini söyledi ama daha da uzaması mümkün. Temmuz’da ise Türkiye’de NATO zirvesi toplanacak. Böyle bir atmosferde Türkiye’nin NATO’ya ev sahipliği yapması nasıl yankılanacak sizce?

Onu göreceğiz. Daha en az dört ay var. Bu savaş eğer dört ay sürerse zaten bölge ve dünya ekonomisi için her açıdan yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Savaşın bir süre daha devam edeceğini düşünüyorum ama dört-beş ay süren bir savaş hakikaten yıkım getirir bu bölgeye.

Ama savaş dışında, Amerikan-İsrail saldırısı yeni bir istikrarsızlığın kapısını da açabilir İran’da. Savaşın kendisi kadar, yol açacağı olası istikrarsızlıklar da bizim için önemli.

  • İran’da çıkabilecek bir iç savaşa mı işaret ediyorsunuz?

Olabilir.

Türkiye ne yapabilirdi?

  • Türkiye’nin bölgede tansiyonun yükselmemesi konusunda daha efektif olabileceğini söylediniz. Nasıl olabilirdi?

Savaş öncesinde bu imkan biraz daha vardı. Mesela Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi. Neden bu toplanmadı? 12 Gün Savaşı’nda Doha’da görüşmeler sürerken Amerika saldırmıştı. Burada da bu ihtimalin yüksek olduğunu, Hamaney’in hedef olabileceğini herkes görüyordu. “Liderleri hedef alacağız” dedi defalarca. Dolayısıyla bu “Geliyorum” diyen bir savaştı.

Türkiye’de hükümet arka kapıdan diplomatik girişimleri olduğunu söylüyor ama mesela neden bölge ülkelerini toplamadı. Mesela 2003 öncesinde bile Türkiye diplomasisi, yani Ecevit hükümeti, Irak’a komşu ülkeler toplantısı yapmıştı. Savaşı önlemeye çalışmıştı. Bugün hükümetin bu tür hamleleri bile yapmadığını görüyoruz.

  • ABD-İran arasındaki görüşmeler Umman’da sürüyordu, Türkiye’de olsa farklı bir tablo olur muydu? Türkiye ABD-İran müzakerelerinden dışlandı mı?

Türkiye’de olsa farklı bir şey olur muydu bilemeyiz, olmamış bir şeyin analizini yapmak olur. Ancak iki taraf da Türkiye’yi istemedi.

İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği"
İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”

Savaş nereye evrilecek?

  • Öngörülemezliğin altını çiziyorsunuz ama bu savaşın nereye evrileceği, ne kadar süreceği konusunda bir okumanız var mı?

Amerika ile İsrail, İran’ı zayıf bir noktada yakaladıklarını düşünüyorlar. Rusya, Ukrayna ile meşgul. Çin, Amerikan askeri güç kullanımını engelleyecek bir şey yapmıyor: Venezuela, Suriye, Esad’ın gidişi, İran… İçeride rejim meşruiyet sorunu çekiyor. Daha yeni çok kapsamlı gösteriler vardı. Ekonomik olarak İran 47 yıllık rejim tarihinin en zor dönemini yaşıyor. Korkunç bir enflasyon var. Devalüasyon yaşanıyor. Ülke ağır yaptırım altında. Enerji sektörünü yenileyemiyor. Dünyayla rahat ticaret yapamıyor. Bunun yarattığı çok yoğun bir ekonomik kriz yaşıyor İran’ın milleti. 

Toplumda rejime yönelik tepki var. Rejimin tabanı çok daralmış durumda. Bazıları uzlaşsa da İran’ın bölge ülkeleri içinde dostu yok. Hamas, Hizbullah, Esad’ın tasfiyesi, Irak’ta Haşdi Şabi’ye yönelik baskı… İran vekillerini kaybetti çoğunlukla. Dolayısıyla da bir saldırıya karşı koyacak imkan ve kabiliyetleri çok azaldı. 

Bu savaşa hazırlıklı olduğu anlaşılıyor. Ama eldeki füzeleri ya da savaş planı yetmeyebilir. Çünkü Amerika elindeki bütün imkanlarla ve İsrail’le beraber İran’ın üzerine yükleniyor.

İran’a karşı “Kürt kartı”

  • Beklendiği ve aslında Amerika’nın da teşvik etmek istediği gibi bir halk ayaklanması İran’da henüz olmadı. Bu konuda ABD hayal kırıklığına uğradı mı sizce?

Şöyle bir şey yok: “İran halkı; Amerikan jetleri, füzeleri İran’ı vururken Trump’ı dinleyip koşa koşa sokağa çıkıp rejimi protesto edecek.” Hayat böyle işlemiyor. Ama şimdi Amerika, İran’a karşı Kürt kartını oynamak istiyor. Tom Barrack bu konuda çok aktif inisiyatif aldı. Trump, Kürt liderlerle görüştü. Yani burada fiiliyata geçiremese bile, bunu göreceğiz, en azından rejim üzerinde ekstra bir baskı oluşturmak istiyor. Toplumsal rahatsızlıklar da çıkarsa İran rejimi daha da zorlanır.

  • Amerikan basınında çıkan haberlere göre CIA, İran’da rejime karşı ayaklanmayı tetiklemek amacıyla Kürt güçlerini silahlandırma planı üzerinde çalışıyor. Sizin de ifade ettiğiniz gibi Trump Irak’taki Kürt liderlerle görüşüyor. Bu çaba karşılık bulur mu?

Haberler var ama silah verdi mi, vermedi mi onu benim tespit etmem mümkün değil. Doğrudan İran Kürtlerine nüfuz etmesi çok kolay değil. Irak Kürtleri üzerinden deniyor. Hem Netanyahu, hem Trump Kürt kartını masaya sürdüler. Ama bunun nasıl bir şekil alacağı, Kürt örgütlerinin tutumuna bağlı olacak. Geçtiğimiz hafta beş Kürt örgütü pozisyon aldı, birleştiklerini söylediler. Tom Barrack çok aktif bu konuda, İran sınırına kadar gitti. Barzani ve Talibani ile görüştü, Trump’ın görüşmesini sağladı. Trump bu liderleri aradı.

Amerika elinde böyle bir kart olduğunu da gösterdi. Ama bunu aktif bir şekilde sahaya sürüp süremeyeceği; istihbarat örgütlerinin silahlandırma, rejime karşı kullanma gibi inisiyatifler alıp alamayacağı biraz da oradaki Kürt örgütlerine bağlı. Bunlar riskli hareketler. Bunları geçmişte gördük. Irak Savaşı’nda da, 90-91’de de gördük. Dolayısıyla da şu anki durum, Amerika’nın Kürt örgütleri unsurunu İran yönetimine hatırlattı gibi duruyor.

İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği"
İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”

Sıra Türkiye’de mi, korku siyaseti mi?

  • MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu hafta grup toplantısında ABD ve İsrail’den bazı isimlerin “sıranın Türkiye’de olduğuna” dair açıklamalarını gündeme getirdi. Sizce bu ciddiye alınması gereken bir tehdit mi? 

Bu tür söylemleri, korku siyasetini doğru bulmuyorum. Türkiye demokrasisiyle, tarihsel birikimiyle, Kurtuluş Savaşı yıllarında bile kendini korumuştur. O zamanki koşullarda bile, 10 yıllık savaştan yenik çıkmış, paylaşılmış durumdayken; işgal edenleri yenip yeni bir cumhuriyet kurmuş bir ülkenin günümüzde bir korku içinde yaşaması doğru değil. Ülkelerin değişen tehdit algılamaları olabilir ama sonuçta devletin görevi topluma bu güveni vermektir. 

Türkiye savunma harcamalarına çok büyük kaynak ayırıyor. NATO’da kişi başı ulusal gelire göre en çok kaynak ayıran ülkelerden bir tanesi. Yeri gelince savunma sanayii ile, askeri gücünüzle övüneceksiniz. Sonra da bir korku siyaseti izleyeceksiniz. Bu ikisi birden olmaz. Türkiye bir İran değil. Türkiye sıradan bir ülke değil. Dolayısıyla da doğrudan yetkisi, görevi olmayan insanların kafasına göre yaptığı konuşmalara göre Türkiye’nin pozisyon alması doğru değildir. Bu ülke kendi savunma planlarını yapacak kapasiteye sahip olmalı. İsrail’le ortak bir sınırımız yok. İsrail’in Türkiye’yi hedef alarak, doğrudan saldırarak elde edebileceği bir şey yok. Dolayısıyla da bunlar şu anki koşullarda gerçekçi senaryolar değil.

Saldırının amacı İran’da rejim değişikliği

  • CHP Genel Başkanı Özgür Özel grup toplantısında “Trump, Netanyahu ne yapacağını biliyor. Ama bunlar ne oyunun içinde olduklarını bilmiyorlar” diyerek iktidarı eleştirdi. Kimisi de Trump’ın ne yaptığını bilmediği, onu İsrail’in sürüklediği yorumları yapıyor. Sizce Trump ve Netanyahu ne yaptığını sahiden biliyor mu?

Bu Trump’ın ötesinde bir konu. Amerika sistemi İran’da bir rejim değişikliği istiyor. Bunu İsrail de istiyor. Dolayısıyla burada Amerikan politikası ve İsrail’in politikası örtüşüyor. Daha önce dediğim gibi, İran’ı zayıf yakaladıklarını düşünüyorlar. Amerika bir dünya gücü, buraya iki tane uçak gemisi grubu gönderdi, bir savaş hazırlığı yapıldı. Dolayısıyla bunun “Hadi hadi gidelim, biraz da İran’ı vuralım” gibi Trump’ın dengesizliğine bağlayacağımız bir konu olduğunu düşünmüyorum. 

Bölgede şu an İsrail’e sorun çıkaran tek ülke neredeyse İran kaldı. Tarihsel sürece baktığımızda; Irak, Libya, Suriye hepsinin ortak noktası var. Bunların hiçbirinin İsrail’le diplomatik ilişkisi yok. Hepsi yabancı sermayeye büyük ölçüde kapalı ülkeler. Bunların sırayla tasfiye olduğunu görüyoruz.

  • İran’da bir rejim değişikliği bekliyor musunuz? Savaş nasıl sonlanırsa sonlansın, sonuç bir rejim değişikliği olur mu?

Bana sorarsanız bu nükleer silahlarla ilgili bir harekat, bir saldırı değil. Burada amaç bir rejim değişikliği. Dolayısıyla Amerika, İsrail ile birlikte savaş aşaması, saldırı aşaması bitse bile rejim değişikliği için uğraşacak. Benim öngörüm bu. Rejimin dayanıklılığı zaman içinde kendini gösterecek. Dayanıklı mı değil mi? Onu zaman içinde göreceğiz. Bunu kimse öngöremez. Bunu başlatanlar da öngöremez. Dolayısıyla savaşın şu an siyasi hedefinin rejim değişikliği olduğu tespitini yapmamız gerekiyor. Askeri saldırı boyutu, bunun bir parçası olarak anlam ifade ediyor.

Ayetullah Ali Hamaney
İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”

Hakan Fidan’ın öngörüsü: “Kurumsal zafiyet, kişisel yetersizlik”

  • Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 9 Şubat’ta katıldığı programda “Şu anda ani bir savaş tehdidi yok” demişti. Fidan’ın isabetsiz öngörüsü, Suriye’de Esad rejimi devrilmeden hemen önce Esad’ı muhatap gösterdiği için Özgür Özel’in yoğun eleştirilere maruz kalmasını akıllara getirdi. Fidan gerçekten öngörüsüz müydü, siyaseten bir söylem mi geliştirdi? Esad devrildiğinde CHP’ye yönelen eleştirileri bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin her ülkede büyükelçiliği var, istihbaratı var. Türkiye NATO’ya üye. Yani bu kadar geniş istihbarat ağına, bu kadar geniş diplomatik ağa sahip bir ülke Türkiye. Büyükelçilik sayısıyla övünüyorlar. Doğru dürüst bilgi alamıyorsan en çok ülkede büyükelçiliğin olmasının faydası ne? Bir Dışişleri Bakanı’nın, Amerika’nın komşu bir ülkeyi vurmak için yığınak yaptığı bir ortamda “Ben savaş olacağını düşünmüyorum” demesi müthiş bir gaftır, müthiş bir beceriksizliktir. 

“Ortada bir belirsizlik var, sürecin nasıl ilerleyeceğini tam olarak öngöremiyoruz” gibi cümleler olabilir. Ama “Bir saldırı düşünmüyorum” diyor Sayın Dışişleri Bakanı. Bu hem kurumsal bir zafiyeti gösteriyor. Hem de kişisel bir yetersizliği ve öngörü eksikliğini gösteriyor. 

Sonuçta biz ana muhalefet partisiyiz ve bütün bölgedeki büyükelçilikler bize rapor geçmiyor. Bizi bu kadar kolay eleştirenlerin dönüp kendi Dışişleri Bakanlarına bir bakması, onu sorgulaması gerekiyor.

hakan fidan
İlhan Uzgel Medyascope’a konuştu: “Amaç İran’da rejim değişikliği”
  • Halklar için bu savaş ne anlam ifade ediyor?

İran rejimi evet baskıcı, İran rejimi İslamcı. İdeolojik olarak biz onun tam antitezini temsil ediyoruz neredeyse. Ama kimse Amerika’ya dünyada onunla uyuşmayan rejimleri değiştirme görevi de vermedi. O zaman diğer ülkeleri ne yapacaksınız? İslamcı, şeriatla yönetilen ve baskıcı rejimleri ne yapacaksınız? Böyle bir dünya düzeninde Amerika’ya böyle bir kredi açarsanız, bunun arkasını alamazsınız. Bir yerde Amerika’ya direnmek gerekiyor. Tarihsel olarak da, etik olarak da doğru yerde durmak gerekiyor. Şu anda biz burada duruyoruz. Ve Deniz Baykal liderliğindeki CHP’den günümüze, CHP’nin tutumunda bir değişiklik olmadı. Bu konuda tutarlıyız biz. Hükümet kendine bir baksın o açıdan.

  • Son sözünüzü sorarak bitirelim.

Bu bir tercih savaşı ve buradan bölge için iyi bir şey çıkma olasılığı yok.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.