2018 yılında kurulan Yalova Atalık Tohum Takas Kulübü gönüllüleri, yerel tohumu korumak ve toprağı onaracak agroekolojik yöntemleri yaygınlaştırmak için yerelde başlayan ekolojik bir örgütlenme modeli öneriyor. Bunun için her yıl tohum takas şenlikleri düzenliyor. Agroekolojik yöntemleri bölgede bulunan çiftçilere öğretmek için çeşitli projeleri hayata geçiriyor. Yalova Kadıköy üretici pazarında stant açarak hem zehirsiz alternatifleri tüketiciye sunuyor hem de Kadıköylü üreticilere zehirsiz üretim metotlarını pazar alanında ve üreticilerin bahçelerinde verdikleri eğitimlerle aktarıyor. Ayrıca çocukların doğayla bağ kurması ve ekolojik döngüleri küçük yaşlarda kavramaları için Yalova’da belirlenen 5 pilot okulda “Doğanın Parçasıyız” temalı teorik ve pratik eğitimler veriyor.
Haber: Meral Tosun

“Elimdeki tohumları kim ister?”
Her şey 8 yıl önce Vicdan Karabudak’ın bu başlığı taşıyan sosyal medya paylaşımıyla başladı. 15 yıldır Karamürsel’deki arazisinde agroekolojik üretim yapan Karabudak’ın gönderisine ilk cevap veren Yalova’dan Behiye Aydın oldu. İkinci toplantıda sayıları dörde çıktı. Üçüncü toplantıda 10 derken katlanarak artmaya devam etti. Çeşitli kafelerde ve belediyenin sağladığı mekânlarda tohumlarını bir araya getirip, ayrıştırıp paketleyerek bir gönüllü tohum hareketine giriştiler. Topluluk Whatsapp grupları üzerinden büyüdü ve son 3 yıldır da başka şehirlerden katılımcıları kabul eden bir tohum takas şenliğine dönüştü.
Türkiye’de 2006’ yılında yürürlüğe giren 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’yla sertifikalı tohum alımı şart koşuluyor, sertifikasız yerel tohumların alım-satımı yasaklanıyor, devlet teşvikleri sadece sertifikalı tohum eken çiftçilere aktarılıyor. Böyle bir ortamda yerel tohum eken çiftçi ürününü satamaz hale geliyor. Bengü Kurtege Sefer “Gıda Krizi ve Yadigâr Tohumlar” başlıklı makalesinde Türkiye’de hibrit tohum politikalarının ata tohumlarını toplama, saklama ve yayma süreçlerine verdiği zararı vurguluyor. Buna göre 1980 sonrası dönemde uluslararasılaşma, özelleştirme ve deregülasyonla birlikte tohumculuk sektöründe özel şirketlerin etkisi artıyor. Sözleşmeli tarım ve sertifikalı melez tohum dağıtımıyla üretim süreçleri doğrudan etkileniyor.
2017’den itibaren başlayan ata tohumu projeleri, devlet politikalarında yer bulmaya başlasa da, bu girişimlerin sembolik düzeyde kaldıklarını söylemek gerekiyor. Öte yandan çok daha uzun zamandır ekoloji ve çevre odaklı sivil toplum kuruluşları, gıda toplulukları, yerel tohum grupları ve ata tohumlarına sahip çıkan çiftçiler, yerel tohumların saklanması ve korunması, onarıcı tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve agroekolojik bir bakış açısının yerleşmesi için ciddi bir çaba harcıyor. Bir sosyal medya paylaşımıyla doğan Yalova Atalık Tohum Takas Kulübü bu girişimler arasında çok yönlü etkinlikleriyle dikkate değer topluluklardan.
Aralarında ziraat mühendisi, emekli kimya öğretmeni, makine mühendisi, organik tarımla uğraşan çiftçiler, temiz üretim ve toprak sağlığını önemseyen gönüllerin bulunduğu topluluğun faaliyetleri tohum takas şenlikleriyle sınırlı değil. Gönüllü bir çabayla, bölgede konvansiyonel yöntemlerle tarım yapan çiftçilere ulaşarak onlara agroekolojik sürdürülebilir modelleri öğretmeye ve gruplarını büyütmeye çalışıyorlar. Bunun için Yalova Kadıköy üretici pazarında açtıkları stantta hem ürettikleri zehirsiz ürünleri uygun fiyatlarla satışa sunuyor hem de pazardaki çiftçilere agroekolojik yöntemlerle üretimin kolay ve verimli olabileceğini anlatıyorlar. Konuya ilgi gösteren ve talepte bulunan çiftçilerin tarlalarına giderek zehirsiz üretim uygulamalarını gönüllü olarak uyguluyorlar. Son olarak beş pilot okulda çocuklara ekoloji ve doğal döngüleri anlattıkları bir eğitim projesini yürütüyorlar.
“Amacımız bulunduğumuz yerdeki toprağı iyileştirebilmek”
Topluluk içinde aktif görev alan 112 Acil Servis Teknisyeni Behiye Aydın gönüllülük sürecini ve ata tohumu takas etkinliklerinin amacını şöyle anlatıyor;
“Çocuklarımın sağlıklı beslenmesi için yola çıktım. İnternette ilk önce Önder Abiyle (Önder Mergan) tanıştım. O hiç ilaç (tarım zehiri) kullanmıyor, bu benim için çok önemli çünkü oğlumun özel beslenmesi gerekiyor. Sonra Vicdan Anne (Karabudak) ile tanıştık. Facebook’ta tohumların nasıl dağıtılabileceğiyle ilgili bir gönderi yapmıştı. Bu şekilde üçümüz küçük bir grup olarak başladık, sonra sosyal medyada yavaş yavaş büyümeye başladık.
Amacımız yerel. Bulunduğumuz bölgede atalarımızdan gelen tohumları birbirimizle takas edip elimizde tutabilmek. Muhafaza etme işi tabii ki biraz daha profesyonel olabilir. Bir amacımız da bulunduğumuz yerdeki toprağı iyileştirebilmek, besinleri iyileştirebilmek, çiftçiyi iyileştirebilmek. Çiftçiyi iyileştirmek diyorum, çünkü çiftçi de attığı zehrin bilincinde değil. Yani ne kadar zarar verdiğinin farkında bile değil. Çünkü sadece üretim kısmı ve maliyetle ilgileniyor.”
Behiye Aydın’a hak vermemek elde değil. İklim krizinin etkileri ve kapitalist üretim-tüketim biçimleriyle bir araya geldiğinde, hibrit tohumlara ve bolca kimyasal girdiye dayanan şimdiki tarım sistemi toprak sağlığı, gıda güvenliği, ata tohumlarının yok olması gibi pek çok sorun yaratıyor.
Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin Ocak 2026’da yayınladığı Toprak Atlası’na göre Türkiye’de toprak sağlığı kritik düzeyde. Ülke yüzeyinin yüzde 59’u erozyon riski altında ve her yıl 642 milyon ton verimli üst toprak kaybediliyor. Yaklaşık 1,5 milyon hektar tarım alanı tuzluluktan etkilenirken, yılda 2,3 milyon ton kimyasal gübre ve 55 bin ton pestisit kullanımı toprak kirliliğini artırıyor. Gübre kullanımı son 20 yılda dönüm başına 6-7 kilogramdan 8-9 kilograma çıkmış durumda. İklim krizi ve yaygın anız yakma uygulamaları, topraktaki organik madde ve biyoçeşitlilik kaybını hızlandırarak durumu daha da ağırlaştırıyor. Türkiye’de sayıları her geçen gün artan Yalova Tohum Takas Kulübü gibi ekolojik topluluklar bu gerçekleri görünür kılmak ve alternatif çözümleri yaymak için ciddi çaba sarf ediyorlar.
Tohum takas şenlikleri
Topluluğun küçük bir grup arasında başlattığı takas etkinlikleri, 2024 yılında büyük, kapsamlı ve şehirlerarası bir organizasyonla Yalova Tohum Takas Şenliği’ne dönüştü. Üçüncüsü Nisan ayında gerçekleşecek olan şenliklere çevre illerden agroekolojik üretim yapan yüzlerce çiftçi ve vatandaş katılıyor.

Geçen yıl düzenlenen Ata Tohumu Takas Şenliği’ne farklı illerden ekolojik üretim yapan pek çok topluluk stant açarak katıldı. Yüzlerce katılımcının ziyaret ettiği şenlikte binlerce tohum el değiştirdi. Şenlikten edindiğim izlenimlere göre, tohumların takas yöntemiyle el değiştirdiği etkinlikte sadece stantlarda değil, bireysel katılan çiftçiler ve bu işle hobi olarak ilgilenen vatandaşlar arasında da etkileşim vardı. Birbirleriyle tohumlarını paylaşıp ekolojik yöntemler hakkında bilgi alışverişinde bulundular. Ortak çözümler ve bağlantıda olabilmek için iletişim bilgilerini birbirleriyle paylaştılar. Etkinlik sadece takas süreciyle sınırlı değildi. Yalova Raif Dinçkök Kongre Merkezi’nin fuaye alanında takas etkinliği gerçekleşirken, üst katta yer alan konferans salonunda topluluktan Önder Mergan ve Murat Köylü’nün konuşmacı olarak katıldığı, permakültür ve agrohomeopati yöntemleri üzerine bir panel düzenlendi.

Yıllarca organik üretim yapmış emekli çiftçi ve Yalova Tohum Takas Kulübü gönüllüsü Vahap Bektaşoğlu şenliklerle ilgili deneyimlerini şöyle açıklıyor;
“Tohum takasa Vicdan Hanım’la başlamıştık, o zaman 5-10 kişi falan bir araya gelip yapıyorduk. Şimdi Yalova’da ikinci büyük şenliği yaptık, festival haline dönüştürdük. Bu sene üçüncüsü olacak. Kendi tohumlarımız az olduğu için Eskişehir’den, İzmir’den, Nilüfer’den, Balıkesir’den başka şehirdeki tohum takas gönüllüsü arkadaşlarımızı buraya davet ediyoruz. Onlar da binlerce tohumla birlikte gelip burada ücretsiz dağıtıyorlar.”

Ata tohumundan çok yerel tohum denmesine önem veren Vicdan Karabudak, yerel tohumların bulunduğu coğrafyanın toprağına, iklimine ve nemine uyum sağladığını vurguluyor. Bu sayede yerel tohumların uzun vadede verimli ve hastalıklara karşı dayanıklı olduğunu belirtiyor.
“Hibrit tohuma gelince, hibrit tohumlardan da tohum elde edilir. Sağlığımız açısından belki bir zararı yoktur ama biz şu açıdan karşı çıkıyoruz, hibrit tohum kullandığımız zaman hasat sonunda verimli bir yeni tohum elde edemiyoruz. Bu bizi yabancı tohum tekellerine mecbur bırakıyor. Parayla tohum almak zorunda kalıyoruz. İnsanlar tohum elde edebilmek için 3-4 yıl beklemek yerine hibrit tohumu alıp ekiyorlar çünkü kısa vadede verim daha fazla. Üzerinde çalışılmış, laboratuvardan çıkmış, en güçlü tohumlar elde edilmiş. Evet, bunun ürününü yiyebiliriz, ancak tohum elde edemeyiz. Bu yüzden karşıyız.”
Vicdan Karabudak, okullarda ve üretici pazarında verdikleri eğitimlere ek olarak köy muhtarlarıyla görüştüklerini ve köylerde üretim yapan kadın ve erkek çiftçilere ulaşmak istediklerini belirtiyor. Topluluğun istedikleri üretkenliğe nihayet eriştiğini söyleyen Karabudak, şimdi de Kaymakamlıkla iş birliği yaparak Karamürsel’de bir tohum takas kulübü kurma aşamasında olduklarını aktarıyor. Tohum takas topluluğunun amacını ise şu cümlelerle ifade ediyor.
“Amacımız, bizim gibi tohum takas şenlikleri düzenleyen diğer illerdeki, ilçelerdeki kulüplerle bir araya gelip bir platform oluşturmak. Bu platformu ülke çapında örnek olmak, yaymak ve bir araya gelmek açısından önemsiyorum. Bir araya gelip örgütlenmenin hem yerel tohumu korumak ve zehirsiz tarım yapanları desteklemek hem de buna aykırı birtakım yasalara ve uygulamalara karşı sesimizi yükseltmek için önemli olduğunu düşünüyorum.”
“Ürün miktarı çok fazla, kalitesi yüksek”
Aynı zamanda topluluk gönüllüsü olan yüksek ziraat mühendisi Didem Koyuncu, “Çiftçilere atalık tohumların verim kalitesinin düşük olduğunu, ürün miktarının az olduğunu yaydılar; ancak aksine, ürün miktarı çok fazla, kalitesi yüksek. Bu bitkiye uygulamış olduğunuz yöntemlerle alakalı. Kimisi gübreyi fazla atıyor, kimisi eksik uygulama yapıyor. Fazla gübre atmak da iyi değil en iyisi toprağı iyileştirmek.” diyor.
Koyuncu, yerel tohumları korumanın çok önemli olduğunu belirtirken, bu alanda özellikle pandemide yaygınlaşan bir olumsuzluğa dikkat çekiyor. “İnsanlar ata tohumu diye yanlış zamanda yanlış tohum alıyorlar. Bu da ata tohumuna olan güveni zedeliyor. Son zamanlarda, özellikle pandemiyle beraber herkes maalesef tohumcu olduğunu, atalık tohumun elinde olduğunu ve bunları ürettiklerini iddia ediyor. Bizim amacımız da gerçek ata tohumlarını bulup muhafaza edip yaygınlaştırmak.”
Görüşlerine başvurduğumuz TMMOB Yalova Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Tayfun Güner’e de hibrit ve yerel tohumlarla ilgili görüşlerini soruyoruz. Güner, hibrit tohumların amacının minimum alandan maksimum verim almak olduğunu ve kalabalık nüfusları doyurabilmek için hibrit tohumların tercih edilmesini doğru bulduğunu açıklarken genetiği değiştirilmiş tohumlardan uzak durulması gerektiğini söylüyor. Ancak hibrit tohumların üreticileri tekelleşen tohum endüstrisine bağımlı kıldığı konusunda topluluk gönüllüleriyle benzer şekilde düşünüyor.
“Hibrit tohumlardan tohum alınabiliyor ancak alınan tohumun verimliliği ilk nesil kadar kuvvetli olmuyor. Örnek veriyorum, domatesten 80 kilo verim aldınız diyelim, bu domateslerden aldığınız tohumla gelecek sene 30 kilo, 40 kilo verim alıyorsunuz. Verim ciddi oranda düşüyor. Verimliliği korumak için de tohum şirketlerinden tohum almaya devam ediyorsunuz.”
Endüstriyel üretim sistemlerinin verimlilikten kastı tek yönlü ve niceliksel bir bakış açısına karşılık geliyor. Vandana Shiva’nın editörlüğünü yaptığı Tohum ve Gıda’nın Geleceği Üzerine Manifestolar adlı eserde bu konuya dikkat çekilmiş. Hakim üretim modellerinin gezegenin ihtiyacından çok fazla endüstriyel ürün ürettiği, üstelik bu ürünlerin akıllıca dağıtılmadığı anlatılıyor. Kitap, tarımın amacını “besinsel olarak dengesiz gıdaları devasa miktarlarda üretmek değil, sürdürülebilir yöntemlerle besinsel olarak dengeli gıdalar üretmek” olarak tanımlıyor.
Kadıköy Üretici Pazarı’nda zehirsiz tarım bilinci
Tohum Takas Kulübü gönüllüleri yerel tohumların ve toprağın sadece şenliklerle korunamayacağını, hem çocuklarda hem yetişkinlerde farkındalık yaratacak eğitimlerin yerel, zehirsiz ve ekolojik bir üretim modeli için önemli olduğunu düşünüyor.
Bu amaçla, Yalova Kadıköy Üretici Pazarı’nda stant açarak konvansiyonel üretim yapan çiftçilerle etkileşime geçmeyi özellikle önemsiyorlar. Tohum Takas Kulübü gönüllüsü olan ve zehirsiz üretim yapan çiftçiler, üretici pazarında hem stant açıp zehirsiz sebze ve meyvelerini ulaşılabilir fiyatlarla satışa sunuyor hem de pazar yerinde belirli aralıklarla verdikleri eğitimlerde agroekolojik tarım metotlarını pazardaki diğer üreticilere aktarıyor. Üretici pazarında haftalara göre değişiklikler olsa da stant açan çiftçi sayısı 8-10 kişi arasında. Topluluk gönüllüleri bu üreticilerin tamamının eğitimlere katıldığını belirtiyor. Şimdiye kadar bitkilerde köklendirme, zehirsiz agrohomeopatik tarım yöntemleri, bokashi kompost yapımı, organik tarım konularında eğitimler verildiği aktarılıyor.
Gönüllülerden Vahap Bektaşoğlu, üretici pazarında tezgah açan Kadıköylü üreticilerin başlangıçta kendilerini istemediklerinden, aralarında bazı gerilimler olduğundan söz ediyor. Kadıköy’de üretim yapan Sevim Yaşa da bu bilgiyi doğruluyor.
Yaşa, 18 yıldır çiftçilik yapan bir üretici olarak pestisit kullanımına mesafeli durduğunu söylüyor. Toprağı çoğunlukla güvercin ve at gübresiyle besliyor, ancak kurt, mantar ya da sümüklü böcek gibi sorunlarda zaman zaman pestisit kullanmak zorunda kaldığını belirtiyor. Tohum Takas Kulübü pazara ilk geldiğinde huzursuz olduğunu ve müşterilerini kaybetme endişesi yaşadığını aktarıyor.
Eğitim ve toplantılara katıldıkça pestisitsiz üretimi daha bilinçli biçimde benimsemiş. Artık bunu hem vicdanen hem bütçe açısından daha doğru buluyor. Örneğin ot ilacı olarak bilinen Roundup isimli kimyasalın toprakta yedi yıl boyunca kaldığını öğrendiğinde kullanmayı hemen bırakmış, yabancı otlarla çapalama ve bıçakla kazıma yöntemleriyle mücadele etmeye başlamış. Yaşa adına “ilaç” denilse de bunların aslında bir zehir olduğunu vurguluyor. Yaklaşık beş aydır toplulukla birlikte ilerlediğini ve şu an tezgahında roka, pancar, lahana ve pazı gibi zehirsiz ürünler sattığını söylüyor.
Roundup konusunda görüşüne başvurduğum TMMOB Yalova Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Tayfun Güner de kimyasalın toprakta yedi yıl kalabildiğini doğruluyor.

Foto 5 – Yalova Kadıköy Üretici Pazarı – Sol baştan Emir Güler, Türkmen Keçeci, Sevim Yaşa, Vahap bektaşoğlu, Didem Tokatlı, Önder Mergan ve Eda Yapanar
Didem Koyuncu da her hafta pazara gelerek yerel tohumların önemini ve zehirsiz üretmenin gerekliliğini bizzat kendi ürettiği ürünlerle pazarda temsil ediyor. Yüksek ziraat mühendisi olan Didem Hanım sadece pazarda tezgah açmıyor, aynı zamanda okullarda ve pazarda verilen eğitim süreçlerine de destek veriyor. Ayrıca, zehirsiz üretim yöntemlerini merak eden Kadıköylü üreticilerin bizzat tarlalarına giderek, çiftçilerle birlikte tarlalarda uygulama yapma konusundaistekli. En son Sevim Yaşa’nın tarlasında agroekolojik yöntemleri beraber uygulayıp gözlemleyerek çiftçiden çiftçiye öğrenme ve öğretme pratiğini deneyimlemişler.
Geçimini yaklaşık 3 dönümlük arazisinde peyzaj ve süs bitkileri yetiştiriciliğinden sağlayan Koyuncu, pazarda, zehirsiz olarak ürettikleri ürünleri diğer üreticilerle aynı fiyattan satışa sunduklarını belirtiyor. Bunu da zehirsiz gıdanın ulaşılamaz olduğu yönündeki yanlış inancı değiştirmek için yaptıklarını söylüyor. Kadıköylü üreticilere de bu şekilde açıklama yapıyorlar. Didem Koyuncu organik ürün başlığı altında gıdaların çok yüksek fiyatlara satışa sunulmasının yanlış olduğunu düşünüyor. Bu yaklaşımın zehirsiz gıdaya sadece belli bir ekonomik düzeydeki insanların erişebileceği anlayışını beslediğine inanıyor.

Foto 6 – Didem Koyuncu’nun üretim yeri
“Sürdürülebilir bir yaşamın kaynağı zehirsiz gıdadır”
Koyuncu bahçesinde odun külü, solucan gübresi, mutfak atıklarından elde ettiği kompost gübreleri ve hayvan gübreleri kullandığını, agrohomeopatik yöntemlerle zararlılara karşı mücadele ettiğini aktarıyor.
Süs bitkileri ve aromatik bitkiler yetiştiren Didem Hanım gönüllülük sebeplerini ise şöyle açıklıyor.
“İnsanların yaşam alanları kalmadı. Bbirçok kişi çileğin ağaçta yetiştiğini düşünüyor, çocuklar çoğu şeyi bilmiyor. Bugün çocuk olan bireylerin gelecekte yaşam alanlarının olmayacağı kaygısıyla çıktık bu yola. Sebzeye dönme amaçlarımdan biri de artık sürdürülebilir bir yaşamın kaynağının gıda olduğu, bunun zehirsiz de yapılabileceğini kanıtlayabilmek, çünkü sizi tanıyan insanlar yaptığınız şeyin doğru olduğunu gözlemliyor ve sizin yolunuzdan gitmeye çalışıyor. Onlara öncülük etmeye, daha doğrusu dahil etmeye çalışıyoruz.”
Didem Hanım ürettiği sebzeleri yemeye ve satmaya kıyamadığını, hediye etmekten çok daha mutlu olduğunu ifade ediyor. Ticari kaygılarını mümkün olduğunca ikinci planda tutarak bildiklerini başkalarıyla paylaşmayı kendine görev edinen Didem Koyuncu, bahçesindeki uygulamaları öğrenmek isteyen diğer çiftçilerle paylaşmaya her zaman hazır olduğunu söylüyor.

Yalova Tohum Takas Kulübü: Zehirsiz tarım için çiftçiden çiftçiye – (Gönüllülerin bahçesinden toprağın canlılığının göstergesi olan solucanlar)
Okullarda “doğanın parçasıyız” temalı eğitimler
Kulübün bir diğer önemli faaliyeti ise okullarda verdikleri eğitimlerle çocuklara ekolojik bilinç aşılamak. 2025 Aralık ayında başlayan Çocuklarla Doğayı ve Tarımı Buluşturma Projesi kapsamında Yalova’da bulunan beş okulda yaklaşık 800 öğrenci için çeşitli eğitimler düzenleniyor. Mayıs ayına kadar devam edecek olan eğitimlerde çocuklara her ay iki teorik, iki uygulamalı eğitim veriliyor. Çocuklar bu eğitimler sayesinde bitki yetiştirme, yatak yapımı, sıcak ve soğuk kompost yapımı, çatı suyu hasat yöntemi, mevsime uygun tohum ve fidelerin dikimi gibi yöntemleri uygulamalı olarak öğreniyorlar. Vehice Turna Anaokulu’nda, 75. Yıl Ziya Gökalp İlkokulu’nda, TOBB Meslek Lisesi, Şehit Osman Altınkuyu Anadolu Lisesi ve Yalova Fen Lisesi’nde düzenlenen eğitimlerde şimdiye kadar toprak ve su konulu iki eğitim verilmiş durumda. Yalova Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Tohum Takas Kulübü’nün ortaklaşa hayata geçirdiği projede çocuklara doğa sevgisi, üretim bilinci, ekolojik farkındalık, çevreye duyarlılık ve kentte doğa dostu kültürün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amaçlanıyor.

Yalova Tohum Takas Kulübü: Zehirsiz tarım için çiftçiden çiftçiye – (Vehice Turna Anaokulu ve Yalova Fen Lisesi eğitimlerinden – Eğitmen Hakim Menteş)
11 Şubat’ta Yalova Vehice Turna Devlet Anaokulu’nda Hakim Menteş tarafından verilen, benim de bizzat katılıp gözlem yapma şansı bulduğum eğitimde çocuklara bitkilerin ve ağaçların ekolojik döngüsü anlatıldı. 4-5 yaş grubundan 157 öğrenciye verilen eğitimde, tohumdan meyveye ve sonra tekrar tohuma giden döngü Hakim Menteş’in yumuşak diliyle çocuklara aktarılırken animasyon film gösterimleriyle desteklendi. Eğitim sonunda doğa temalı bir şarkıda çocuklar ve öğretmenler dans ettiler.

Foto 9 – Yalova Kent Konseyi ile uygulamalı eğitimlerde malzeme tedariği toplantısından bir kare
Yalova Tohum Takas Kulübü gönüllüsü ve emekli makine mühendisi olan Hakim Menteş şu anda Yalova Güneyköy’deki 13 dönümlük arazisinde organik tarımla uğraşıyor. Daha önce proje kapsamındaki okullara su temalı eğitimler vermiş. Bu alandaki motivasyonunu Hakim Bey şöyle anlatıyor.
“Burada büyüdük, bu topraklarda eğitim aldık. Şimdi geri vermek zamanı, bilgimizi, tecrübemizi ülkemize aktarma zamanı diye düşünüyorum. Bir tek Tohum Takas değil, kooperatifimiz var, derneklerimiz var, bu alanlarda faydalı olmaya çalışıyoruz. Dünyanın gidişatını görüyoruz. Ekoloji konusunda bildiklerimizle topluma faydalı olursak ne mutlu.
Asıl küçük çocuklara hitap etmemiz gerekiyor çünkü belli bir yaştan sonra, bilgiler kemikleştikten sonra öğretmek çok daha zor. Şimdi şu sonucu görüyoruz, ufacık çocuklar anne babasına yol gösteriyor, bunu çöpe atamazsın bu çöp değil diyor. Yetişkinlikte bir şeyleri değiştirmek çok daha zor.”
Hakim Bey kendi arazisine inşa ettiği evinin enerjisini dışarıdan temin etmek yerine kendisi üretiyor. Su için yağmur hasadı ve arazide bulunan sulama göletlerini kullanıyor. Elektrik için güneş panellerini ve rüzgâr tribünlerini kullanıyor. Geçen yıla kadar doğal gaz dahi kullanmadığını, sadece bir yıldır dışarıdan doğal gaz aldığını belirtiyor. Ticari olarak ise organik aronya üreticiliği yapıyor.
Vehice Turna Anaokulu Okul Müdürü Tülay Çakır da okullarının projede yer almasından mutluluk duyduğunu belirtiyor. Birinci dönemde başlayan eğitimlerde şimdiye kadar su, suyun doğadaki döngüsü, kompost, toprak, bitki ve ağaç konularının anlatıldığını söyleyen Çakır, Tohum Takas Kulübü tarafından yürütülen ekolojik eğitimlerin çocukların üzerinde olduğu kadar kendi üzerlerinde de etkili olduğunu düşünüyor.
“Bu tabii ki bizde de büyük bir bilinç uyandırdı çünkü biz de bilmiyorduk. Organik diye satın aldığımız birçok şeyin aslında organik olmadığını, daha zehirsiz alternatiflerinin olduğunu ve bizim buna nasıl katkı sunacağımızı öğrendik. Sadece çocuklar değil bizler de bilinçleniyoruz çünkü çok bilinçsiz bir yaşamın içindeyiz. Sürdürülebilir bir yaşam nasıl mümkün olur? Bu soruya cevap arıyoruz. Tüketmekten ziyade üretmenin ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyoruz. Dediğim gibi çocuklarla birlikte biz de öğreniyoruz.”
Yalova’da yakın zamanda yaşanan su krizine dikkat çeken Çakır, bunun Yalova’nın olduğu kadar ülkemizin ve dünyamızın da bir gerçeği olduğunu vurguluyor. Ekoloji ve gezegen merkezli bu eğitimlerin erken yaşlarda çocuklara verilmesinin çocuklarda kalıcı davranış değişikliğine yol açacağını belirterek, şimdiden çocukların suya dair daha dikkatli davranmaya başladıklarının altını çiziyor. Eğitimlerin baharda çocuklarla birlikte kompost yapma, bitki ekme ve yetiştirme uygulamalarıyla devam edeceğini belirten Tülay Hoca, kompost alanlarının şimdiden hazırlandığını sözlerine ekliyor.
Etkin Mikroorganizma Teknolojisi (EM)
Vicdan Karabudak 40 dönümlük arazilerinde 15 yıldır etkin mikroorganizma (EM) üretip kullandıklarını bildiriyor. Bu maliyeti düşük ve zehirsiz yöntemin bahçelerindeki tüm zararlıları temizlediğini söylüyor. EM Teknolojisi (Effective Microorganisms), Japon bilim insanı Prof. Dr. Teruo Higa tarafından 1980’de geliştirilen ve tarımdan çevre uygulamalarına kadar çeşitli alanlarda kullanılan “faydalı mikroorganizmalar” temelli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Kurumsal web sitesinde yer alan bilgilere göre Higa, farklı mikroorganizmaların birlikte uygulanmasının bitki gelişiminde belirgin bir iyileşme sağladığını gözlemledikten sonra, etkinin tek bir türden değil “doğru kombinasyon”dan kaynaklandığını savunarak bu yaklaşımı “EM” adıyla tanımlıyor. Karabudak bu teknolojiyi bahçelerinde kullandıklarını, kendi mikroorganizmalarını ürettiklerini, ağaçlarına bu mikroorganizmaları sıktıklarını, toprağa damlama sulama yöntemiyle etkin mikroorganizmaları verdiklerini belirtiyor.
Sebze adalarının önemi
Üretimlerini sebze adalarında yaptığını belirten Karabudak, bunun da verimliliği ciddi oranda artırdığını söylüyor. Sebze adalarına kendi ürettikleri bokashi gübresini attıklarını, bu adalarda toprağı çiğneme şanslarının olmadığını, ayrıca sebze adasında çapa yaparak topraktaki bakterileri öldürmediklerini söylüyor. Sebze adalarının içinde sadece ot yolarak zehirsiz, ucuz ve basit yöntemlerle verimliliği katladıklarını açıklıyor.
2002’den beri agroekolojik üretim yapan Karabudak, organik ürün sertifikasına sahip olduğunu, arazilerinde düzenli aralıklarla denetimler yapıldığını, topraktan numune alınıp test edildiğini ve çıkan raporlarda topraklarında kimyasal kalıntılara rastlanmadığını belirtiyor.

Yalova Tohum Takas Kulübü: Zehirsiz tarım için çiftçiden çiftçiye – Vicdan Karabudak’ın sebze adaları
Doğa dostu bir çiftlikte “off-grid” bir yaşam
Kıvılcımköy Permakültür Çiftliği’nde üretim yapan Murat Köylü de bir Tohum Takas Kulübü gönüllüsü. Gönüllü faaliyetleri arasında takas şenliklerinin organizasyon süreçlerine yardım, çiftçilere ve katılımcılara solucan gübresi yapımı gibi doğa dostu uygulamaları anlatan atölye çalışmaları ve permakültür tanıtıcı sunumları yer alıyor. Köylü, kendi çiftliğindeki uygulamaları ise şöyle anlatıyor:
“Kıvılcımköy Permakültür Çiftliği’nde doğa dostu sürdürülebilir yöntemlerle yaşamak için kendimize yetecek düzeyde bir tasarım yaptık. Zehir ve zirai gübre kullanmadan ata tarımı yapmaktayız. Toprak canlılığını artırmak ve sürdürmek için hem kompost hem doğal gübre ve bakterileri kullanarak, toprak altı ve üstünde bitkilerin yeterli beslenmesini sağlayacak ve bağışıklıklarını sürekli güçlü tutacak ortamı oluşturmayı önceledik. Yaptığımız uygulamalar toprak besin ağını çok ileri düzeyde olumlu etkiliyor. Artık daha az sulama yetiyor, verim düzeyleri oldukça iyi. Bitkiler daha dayanıklı ve güçlü. Su ihtiyacımızı yağmur suyu hasadı ile karşılıyoruz. Elektrik ihtiyacımızı ise güneş enerjisi sistemi ile karşılıyoruz. Off-grid, şebekeden bağımsız bir yaşam sürdürüyoruz.”
Dönüştürücü etki hemen olmuyor
Tohum Takas Kulübü’nün kendi iç enerjisi yüksek ve etkinlikleri oldukça çeşitli olsa da etkisi henüz yeterince yaygın değil. Üretici pazarında verilen eğitimler sonucunda zehirsiz üretimi merak eden çiftçiler olsa da bunu uygulamaya koyan sadece tek bir kişi var, o da Sevim Yaşa. Çiftçilerin mevcut üretim davranışlarını gönüllü çabalarla değiştirmesi yavaş ve zahmetli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.
Toplulukta büyük çaplı üretim yapan ve geçimini esas olarak çiftçilikten sağlayan tek üretici Vicdan Karabudak ve oğlu. Diğer üreticiler daha küçük çaplı üretimler yapıyor. Didem Koyuncu’nun asıl işi peyzaj. Sebze üretimine geçen yıl oğlunun sağlıklı beslenmesi için başlamış ve sadece üretimlerinin fazlasını pazara getiriyor. Geçimini pazardan elde ettiği gelirle sağlamadığını, bu faaliyeti zehirsiz tarım için farkındalık amaçlı yaptığını belirtiyor.
Üreticiler kendi topraklarındaki organik madde miktarını kompost ve ekolojik preparatlarla güçlendirseler de topraklarındaki iyileşmeyi analizlerle teyit etmiş değiller. Bunu daha çok aldıkları ürünün veriminden ve toprağın görüntüsünden anladıklarını ifade ediyorlar. Organik sertifikalı üretim yapan Vicdan Karabudak düzenli olarak analiz yaptıran tek çiftçi olarak toplulukta yer alıyor. Raporların toprakta pestisit kalıntısına rastlanmadığını kaydettiğini, tarlasındaki biyoçeşitliliğin ve bitki örtüsünün de topraktaki organik madde zenginliğini gösterdiğini belirtiyor.

Yalova Tohum Takas Kulübü: Zehirsiz tarım için çiftçiden çiftçiye – Vicdan Karabudak’ın bahçesinden topraktaki biyoçeşitliliği gösteren bir fotoğraf
Topluluğun bir sınırlılığı da aktif görev alan gönüllülerin azlığı. Tohum Takas Kulübünün Whatsapp grubunda 200 civarında üye olsa da aktif gönüllü sayısı 25’i geçmiyor. Aktif gönüllüler daha fazla kişiyi gönüllü çalışmalarda yer almaya çağırıyor.
Topluluk gönüllüleri yine de geçen yıllara göre daha aktif ve düzenli toplandıklarını belirtiyor. Üretici pazarında her pazar günü tezgâh açmaları sayesinde buluşmalarını da burada gerçekleştirebiliyorlar. Önemli kararları, toplulukta başından beri aktif olarak yer alan üreticilerin duyurusu sonucu düzenlenen toplantılarda alıyorlar. Bu toplantılara gruba dahil olan herkes katılabiliyor. Ancak topluluğun henüz yazılı bir amaç ve ilkeler metni bulunmuyor.
Yine de tüm bu sınırlılıklara rağmen, ülkenin pek çok yerinde kurulan gönüllü topluluklar, bir mücadele alanının küçük örnekleri olarak yol gösterici bir misyon üstleniyorlar. Yerel tohuma ulaşmak ya da zehirsiz üretim yapmak isteyen çiftçiler kolaylıkla bu topluluklara sosyal medya üzerinden ulaşabilir ve destek alabilirler. Ayrıca takas şenlikleri de bu türlü bilgi paylaşımları için uygun ortamı sağlıyor. Gönüllü faaliyetler ve dayanışma sayesinde küçük yerel model örneklerinin ortaya çıkması ülke geneline uygulanacak organize bir model için de önemli içgörüler sunuyor. Örgütlü yerel toplulukların pratikleri ve bu pratiklerden süzülen bilgiler, hem yeni kurulacak yerel topluluklar için kolaylaştırıcı ve dayanışmacı bir rol üstleniyor hem de ulusal düzeyde bir tarım politikası için agroekolojik bir model olma potansiyeli taşıyor.








