Doğan Göçmen yazdı | Netanyahu ve Trump’ın savaşı: Politikanın başka araçlarla devamı ve ahlaki temelsizliği


İran savaşında asıl kaybeden bir kez daha kibirden, ekonomik ve teknolojik üstünlüğün yarattığı emperyalist büyüklük duygusundan başka bir şey olmamıştır. ABD ve İsrail, her tarafından kibir fışkıran, herkesi küçük gören, neredeyse kendilerinden ve dostlarından başka herkesi “insansı” diye aşağılayan üstünlük tutumuyla İran’a yaklaştıkları için “sert kayaya” çarpmaktan başka bir şey deneyimleyemezlerdi. Ama “Epstein dosyaları” ne olacak?

Gazze’nin ahı ve Epsteinlı kız çocuklarının ‘intikamı’

ABD ve İsrail, savaşı artık askeri bakımdan kazansa bile insanlığın gözünde ahlaki bakımından kaybetmiştir. Ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin, ne kadar çabalarsa çabalasın ABD ve İsrail, İran büyük bir hata yapmadığı sürece ahlaki bakımdan kabul görülmeyeceklerdir. Epstein dosyaları onları zaten çoktan batırmıştır. Epstein dosyaları Trump’ı götürecektir. Trump giderse, İsrail büyük çöküntüler yaşamaktan kendini kurtaramayacaktır. Herkesi şaşırtan savaşın başlangıcında acele edilmesinin nedeni budur. Gazze’nin ‘ahı’, Epsteinlı kız çocuklarının ‘intikamı’ duruyor. Kendinde ahlaki tanınma içermeyen zafer hep “pirus zaferi” olmuştur.

Netanyahu ve Trump’ın savaşı
Netanyahu ve Trump’ın savaşı | Politikanın başka araçlarla devamı ve ahlaki temelsizliği

Politika kavramının anlamında devrim

Politikada ileriden beri taktikler, ayak oyunları, kumpaslar, komplolar, tezgâhlar, tuzaklar kuraldandır. Zira politika her türlü araç ve yönteme başvuran bir çeşit güç ve iktidar kavgasıdır.

Fakat bu kavgaya gerçek tatmin ve meşruluk duygusu kazandıran, politikaya amacında özgürlük, yani ahlakın gerçekleşmesi olmasıdır. Bu bakımdan tarihte Epikürosçuluk ve Stoacılık ile birlikte politika yepyeni bir içerik, yepyeni bir anlam kazanmıştır: Özgürlüğü, eş deyişle ahlaklılığı gerçekleştirmek.

Buna rağmen politika kavramını Nietzsche’den veya onu takip eden Carl Schmitt’ten öğrenmekte ısrar edenlerin elinde sonunda onların kendilerini de yiyen bir canavardan başka bir şey kalmaz. Rousseau, amacında güçten başka bir şey olmayan güç, hak, yani özgürlük kazandırmaz, ahlaklılık getirmez, der haklı olarak. Marx ve Engels, hâlihazırda Alman İdeolojisi’nde iktidarı amaçlayan politikanın nihai ereğinde özgürlük olması gerektiğini göstermişlerdir.

Machiavelli’nin ve Hobbes’un hak etmediği ün ve modern politika kavramı

Bunu ilk gören ve kavramlaştıran hiç kuşkusuz Niccolò Machiavelli olmuştur. Machiavelli sanki iktidar için her şey mubahtır der gibidir, der de, çünkü politikada kural koyan hep iktidardaki veya güç sahibi diğeridir ve iktidar savaşında diğerinin ne yapacağı belli olmaz. Buna rağmen Machiavelli’nin gözünde güç kavgasına meşruluk, böylelikle ahlaki üstünlük kazandıran nihai amacında özgürlüğün olmasıdır.

Thomas Hobbes’un gözünde tüm yetkiyle donatılmış egemenin eylemlerine anlam ve meşruluk kazandıran ‘canın kutsal’ olduğu ilkesi ve “ölümsüz barış” hedefidir. Canı mümkün kılmayan, canı muhafaza etmeyen, canı yok eden, canı iyileştirmeyen politika akıl dışıdır ve bu nedenle meşru değildir. Ebedi barışı amaçlamayan politika, insanı en ‘aşağılık’ hayvandan daha aşağı bir varlığa dönüştürdüğü için herhangi bir ahlaki temeli olmayan bir politikadır.

Netanyahu ve Trump’ın savaşı | Politikanın başka araçlarla devamı ve ahlaki temelsizliği

Machiavelli, İran halkı ve gelenin gideni aratması

Machiavelli, son derece güncel olan bir gözleminde ‘bir hükümdar silahlı güçler yönünden ne denli güçlü olursa olsun, yerli halkın desteği olmadan bir toprağı işgal edemez’ der. Ve İran halkı tutumuyla Trump’ı ve Netanyahu’yu desteklemediğini yeterince gösterdi. İran halkı, Machiavelli’nin tabiri ile ‘gelenin gideni aratacağını’ çok iyi bilmektedir. Koyma su ile değirmenin dönmediği tüm halkların ortak bilgeliğidir.

ABD’nin ve İsrail’in hedefinde ne özgürlük ne de barış vardır. Bu artık taşın toprağın bile malumdur. İran halkı mağdur. Kentleri bombalanmaktadır. Binlerce yıldır nice bedellerle yarattığı kültür bombaların şiddetli patlaması altında bir harabeye dönüştürülmektedir. Binlerce yıllık insanlık zenginliği yok edilmektedir. Bu nedenle mevcut rejimini altında bile olsa direnişi insanlığın tam ahlaki desteğine sahiptir.

Yener Orkunoğlu, Ruşen Çakır’ın gerçekleştirdiği bir söyleşide ‘bugün İran’ın yanında durmak gerekiyor. Amerikan emperyalizmine karşı durmayan, yani bugün seyirci kaldığı zaman insanlık karşısında suç işliyor diye düşünüyorum’ demekle çok haklıdır.

Fakat İran yönetimine olan ahlaki destek de bu savaş ile sınırlıdır. İran rejiminin de insanlığın gözünde kalıcı bir meşruluğu yoktur. ABD’ye ve İsrail’e karşı savaşı kazansa bile elde edeceği ‘meşruiyet tazelemesi’ geçici olacaktır.

Çin ve insanlığın politik olgunluğu

Netanyahu ve Trump’ın savaşı | Politikanın başka araçlarla devamı ve ahlaki temelsizliği

İnsanlığın bu son derece zor ve karmaşık durumda politik duruşunu belirlerken sap ile samanı birbirinden ayırmayı başarmış olması, insanlığın politik olarak ulaştığı olgunluk durumuna işaret ediyor. Politik olgunluğun da bir güç olması gerekiyor. Bu olgunluğun oluşmasında kuşkusuz Çin’in varlığının, ekonomik, politik ve teknolojik gücünün ve tutumunun önemli etkisi vardır. Çin son derece sakin, adeta bir Stoacı dinginliği ile sergilediği politik olgunluk, her şeyin her şeye karıştığı ve karıştırıldığı bu kaotik durumda her şeyin kendi gerçek renginde görülmesini sağlıyor.

Politikada Hegelci bilgelik ve emekçi bakışı

Eğer bu savaştan bir ders çıkarılacaksa Hegel’e dönmek gerekebilir. Hegel’e göre karşıtını ne kadar yüceltirsen onun karşısında yenilgi alma olanağını o kadar azaltmış olursun. Karşıtını ne kadar küçük görürsen yenilgiye götürecek sürprizlerle karşılaşma şansın o kadar artar. Bu, Hegelci bir insanlık bilgeliğidir. Hegel ile değil de Nietzsche ile “Übermensch” gibi düşünmeyi tercih edenlerin Trump’ın trajedisini paylaşmaktan başka çıkarı kalmayabilir.

Fakat karşıtını güçlü görebilmenin sanatı, meseleye işçi ve emekçilerin prensi olarak bakabilmekte yatan bir beceridir. Bugün politikada ahlaki üstünlük ve meşruluk sağlayan ve uzun erimli olarak zafer kazandıracak politik bakış, emekçilerin çıkarlarına dayandırılmış bakıştır. Zira ekonomik ve politik mücadelesinin hak, barış ve özgürlük kavramı olan tek toplumsal güç emekçilerdir.

Gazzeli ve İranlı çocukların ahı ve Epsteinlı kız çocuklarının ‘intikamı’ ancak böyle alınabilir, yeryüzünde vicdan ancak bu yolla tesis edilebilir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.