PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, İran’daki savaş ve bölgesel gelişmeleri değerlendirirken çözümün dış müdahalede değil, İran halklarının ortak iradesinde olduğunu savundu. Kalkan, “Öyle bölünüp parçalanmasına da kimse itibar etmemeli” derken, Kürtlerin de “kimsenin askeri, çıkar aracı olacak durumda olmadığını” söyledi.
PKK’nın feshinden sonra kurulan Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi Üyesi ve örgütün eski yöneticilerinden Duran Kalkan, Medya Haber Televizyonu’nda yayınlanan özel programda Ortadoğu’daki savaş, İran’daki gelişmeler, Kürtlerin tutumu ve Abdullah Öcalan’ın çağrısına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Kalkan, özellikle İran’daki savaş bağlamında en dikkat çekici vurgusunu çözümün niteliğine dair yaptı. “Çözümü İran’ın halkları yaratacak. İran bütünlüğü içerisinde yaratılacak. Öyle bölünüp parçalanmasına da kimse itibar etmemeli” diyen Kalkan, Kürtlerin de İran’daki olası gelişmelere dış güçlerin hesabıyla değil, halkların ortak demokratik geleceği açısından yaklaşması gerektiğini söyledi.
Kalkan, Kürtlerin herhangi bir dış gücün askeri ya da çıkar aracı olmayacağını vurgulayarak, “Kürtler onun bunun askeri olacak, onun bunun çıkar aracı olacak durumda değiller” dedi. Rojhilat Kürtlerinin olası saldırılar karşısında örgütlenip kendini koruma ve savunma pozisyonu geliştirmesi gerektiğini söyleyen Kalkan, bunun İran’ın demokratikleşmesinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
“İran’da eskiye dönüş kesinlikle olmayacak”
Konuşmasında İran’daki savaşın yeni başlamadığını, bunun “36 yıldır süren bir savaş” olduğunu savunan Kalkan, mevcut çatışmanın yalnızca askeri değil, aynı zamanda bölgesel hegemonya ve çıkar savaşı olduğunu söyledi.
“Bu savaşın Ortadoğu halklarına herhangi bir faydası yok, yararı yok” diyen Kalkan, ne ABD-İsrail hattının ne de ulus-devlet statükoculuğunun halklara çözüm sunacağını belirtti.
Kalkan, “Farz edelim saldıran güçler ABD, İsrail kazandılar. Ne olacak, ne değişecek? İran egemenliğinin yerini İsrail hegemonyası, ABD etkinliği alacak. Acaba daha özgürlükçü, barışçı, demokratik mi olacak? Yok” ifadelerini kullandı. İran’ın ayakta kalması halinde de eski düzenin sürmeyeceğini savunan Kalkan, “İran’da eskiye dönüş kesinlikle olmayacak” dedi.
Bu nedenle taraflardan birinin askeri zaferinden çok, halkların demokratik çözüm üretmesinin önemli olduğunu söyleyen Kalkan, “Biz üçüncü siyasi çizgiyiz. Ne ulusüstü küresel sermaye sisteminin saldırılarının tarafıyız ne de ulus devlet statükoculuğunun tarafıyız. Biz üçüncü siyasi çizgiyiz. Demokratik Cumhuriyet tarafıyız” diye konuştu.
“Her zaman Rojhilat halkımızın yanındayız”
Kalkan, İran’daki Kürtlerin tutumuna ilişkin değerlendirmesinde, olası saldırılar karşısında Rojhilat halkının yalnız bırakılmayacağını söyledi. “Böyle bir şey olunca Kürt halkı, Kürtlerin tutumu denilince Kürt halkına saldırılar olursa, böyle şey çıkarsa biz tabii hareket olarak her zaman Rojhilat halkımızın yanındayız” diyen Kalkan, Rojhilat halkının direnişçi, bilinçli ve yurtsever bir halk olduğunu ifade etti.
Ancak bu desteğin, Kürtlerin İran’dan kopuşu ya da etnik çatışma senaryoları üzerinden okunmaması gerektiğini vurguladı. Kalkan, “Rojhilat Kürdü’nün özgürlüğünü İran’ın demokrasisinde görmeli. Demokratik sisteminde görmeli. İran’da demokrasi kuracak dostlar, ittifaklar, müttefikler yaratmalı. Başka türlü olmaz” dedi.
Kürtlerle Azeriler, Kürtlerle Farslar arasında bir halklar çatışması çıkacağı yönündeki yorumlara da karşı çıkan Kalkan, “Aman öyle olmamalı. Biz öyle olacağına inanmıyoruz. Azerilerle Kürtlerin ne kadar dost olduklarını, iç içe yaşadıklarını görmüş bir durumdayız. Fars halkıyla daha fazla kardeşlik yakınlığı içinde yaşıyorlar. Bunlar kardeşleşmiş halklar” ifadelerini kullandı.
Kalkan’a göre asıl tehlike halkların kendisi değil, “ulus devlet milliyetçiliği, faşist, ırkçı şovenizm.” Bu nedenle “Kürtler de uzak durmalı, diğer halklar da uzak durmalı. Daha fazla dostluk şeyleri geliştirilmeli” dedi.
“Kürtler kimsenin askeri olacak durumda değil”
Duran Kalkan, Türkiye’de ve bölgede Kürtlerin dış güçlerin askeri olacağı yönündeki değerlendirmelere de sert tepki gösterdi. “Bilmem kime askerlik yapacakmış Kürtler. Kürtler kendilerini biliyorlar. Tarihin derinliklerinden geliyorlar. Yüzyıldır da özgürlük için mücadele ediyorlar. Milyonlarca şehit verdiler” diyen Kalkan, Kürtlerin onurlarına ve özgürlük mücadelesine vurgu yaptı.
Bazı dönemlerde hata yapan ya da işbirlikçi çizgiye kayan çevreler çıktığını kabul eden Kalkan, buna rağmen son elli yılda Kürtlerin PKK öncülüğünde farklı bir çizgiye ulaştığını savundu. “50 yıldır PKK öncülüğünde yürütülen mücadeleyle doğru bir varlık ve özgürlük çizgisini tutturdu Kürtler. Onun bunun askeri olacak, onun bunun çıkar aracı olacak durumda değiller” dedi.
Bu tür yorumları yapan çevrelerin aslında Kürt düşmanlığıyla hareket ettiğini belirten Kalkan, “İran’da Kürtlerin kötülük yapacağını düşünenler Türkiye’de Kürt düşmanlığı yapanlardır. Faşisttirler, ırkçıdırlar, soykırımcıdırlar” ifadelerini kullandı.
Öcalan vurgusu: “Türkiye’nin güvenliğini bu süreç sağlıyor”
Kalkan’ın konuşmasında çözüm sürecinin yalnızca Kürtler için değil, Türkiye’nin güvenliği açısından da belirleyici olduğunu savundu.
“Türkiye’nin güvenliğini barış ve demokratik toplum süreci sağlıyor. Önder Apo sağlıyor” diyen Kalkan, Ortadoğu’daki savaş ve tehdit ortamına rağmen Türkiye’nin görece daha sakin bir tablo içinde olmasını sürece bağladı. “Türkiye’nin güvenliği öyle tehditlerle, silah zoruyla, böbürlenmekle sağlanamaz. Neyle sağlanır? Barışla, demokrasiyle, özgürlükle sağlanır” dedi.
Kalkan, Türkiye’de demokratikleşme yönünde somut adımlar atılması gerektiğini, bunun da Abdullah Öcalan’ın “özgür yaşar ve çalışır koşullara” kavuşmasıyla mümkün olacağını söyledi. “Türkiye’yi seviyorum sözü ancak böyle anlam bulabilir” diyen Kalkan, bu süreçte Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için mücadele çağrısı yaptı.





