Açık Oturum (515): Ekrem İmamoğlu’nun siyaset dışı olduğu bir Türkiye mi isteniyor?

Açık Oturum’da bu hafta 9 Mart’ta başlayan İBB yolsuzluk davası ele alındı. Göksel Göksu’nun sorularını cevaplayan siyasetbilimci Burak Bilgehan Özpek, CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan ve İBB operasyonlarını ve Silivri’deki duruşmaları ilk günden bu yana izleyen Fırat Fıstık, duruşmanın ilk dört gününü ve davanın siyaseten ne anlama geldiğini yorumladı.

Özpek: “Türkiye’nin Erdoğan sonrasının da kuruluş sürecini yaşıyoruz”

Davanın hukuki olmaktan ziyade siyasi bir süreç olduğunu vurgulayan Burak Bilgehan Özpek, bir geçiş sürecinde olunduğunu ve bu süreçte Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş gibi siyasetçilerin rekabet dışına itilmesinin hedeflendiğini aktardı:

“Mesele sadece bir sonraki seçim meselesi de değil. Bence Türkiye’nin Erdoğan sonrasının da kuruluş sürecini yaşıyoruz. Yani bir geçiş süreci yaşıyoruz. Bunu insanlar fark etse de fark etmese de, bugün çözüm süreci aslında biraz buraya çıkar. Ekrem Bey’in tutuklanması buraya çıkar. Mansur Bey üzerindeki baskılar buraya çıkar. CHP’nin mutlak butlan davası buraya çıkar. Dolayısıyla siyasi atmosfer, şu anda bana sorarsanız, Ekrem İmamoğlu’nun olabildiğince tutuklu kalması yönünde bir eğilim gösteriyor; siyasi rekabetin bir parçası olmamasını istiyor. Ekrem Bey’in olmadığı bir siyaset sahnesinde muhalefet, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından tek başına temsil edilemiyor. CHP diğer muhalefet partileriyle bir mimari kurmak zorunda kalıyor. Bu durum topluma istikrar sinyali veremiyor, dolayısıyla seçimlerin Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yeniden kazanıldığı bir durum üretiyor. O yüzden bu kişiler önemli. Onların olmadığı bir Türkiye’de muhalefet CHP’ye ve CHP’nin yapacağı ittifak anlaşmalarına bağımlı kalacak. O da kaçınılmaz olarak belli sayıda seçmeni muhalefetten uzaklaştırıyor.”

Özpek, İmamoğlu’nun davanın siyasi olduğunu söyleyebilmek için mahkemede bir alan açmaya, gündeme gelmeye çalıştığını belirterek “Ekrem İmamoğlu suçlu mu suçsuz mu yargılaması yok. Burada siyasi bir yargılama mı yoksa hukuki bir yargılama mı anlatısının hangisinin galip geleceği tartışması var” dedi.

Duruşmanın başlamasıyla davanın etkin pişmanlık ve gizli tanık ifadelerine dayandığının kamuoyunca görüleceğini söyleyen Çağlar Çağlayan, duruşmaların TRT’den yayınlanmasıyla ilgili tartışmaların temelinde bu durumun olduğunu vurguladı. Çağlayan, “Şimdi ısrarla etkin pişmanlıktan faydalanmış bir kişiyi ya da bir gizli tanığı göreceğiz. ‘Duydum’ ifadesi belki bu yargılama esnasında en çok duyacağımız kelime olacak gibi görünüyor. Bu dosyanın temeli etkin pişmanlık ifadeleri, gizli tanık ifadeleri, HTS baz kayıtları. Bunun üzerine kurulu” dedi. Mahkeme başkanının İmamoğlu’na hitap ediş şeklini de eleştiren Çağlar Çağlayan, mahkeme başkanının “Sanık Ekrem İmamoğlu” şeklinde hitap etmesinin doğru bir hitap kurma şekli olmadığını söyledi.

Açık Oturum (515): Ekrem İmamoğlu'nun siyaset dışı olduğu bir Türkiye mi isteniyor?
Açık Oturum (515): Ekrem İmamoğlu’nun siyaset dışı olduğu bir Türkiye mi isteniyor?

Çağlayan: “Bu dosyaların altından illa kalkılacak”

İBB davasının partinin kapatılması talebinden, Aziz İhsan Aktaş iddianamesinden, diploma ve kurultay davalarından ayrı düşünmediklerini ve bu davanın bir sürecin parçası olduğunu söyleyen Çağlayan, çözümün siyaset mekanizmasında olduğunu belirtti:

“Dosya üzerinde gizlilik varken sanıklar kendini hiç anlatamıyorken, toplum önüne çıkıp kendini anlatma imkânı buluyorken, algının ‘bu kişiler suçluymuş’ tarafına dönme imkânı yok. Bundan sonra dosyanın içine ne sokarsanız sokun böyle bir imkân yok. Halkın tercihi Cumhuriyet Halk Partisi’ni birinci parti yapmaktan, Ekrem İmamoğlu’nu en güçlü aday yapmaktan dönmemişken, kendimizi anlatabiliyorken hiç dönmeyecektir. Yeter ki siyasi arenadaki mücadele gücü yüksek kalsın. Hukuken bu dosyaların altından illa kalkılacak. Ama Ergenekon’daki gibi insanlar intihar etmeden, iş işten geçmeden kalkılabilmesi için siyaset mekanizmasının mücadele gücünü kırmaması, bu işleri takip eden insanların da umudunu kaybetmemesi lazım. Umut kaybolmazsa bunların hepsinin altından kalkarız.”

Açık Oturum (515): Ekrem İmamoğlu'nun siyaset dışı olduğu bir Türkiye mi isteniyor?
Açık Oturum (515): Ekrem İmamoğlu’nun siyaset dışı olduğu bir Türkiye mi isteniyor?

“Diploma davasında heyetin tutumuyla İBB davasındaki tutum farklı”

19 Mart soruşturmalarını ve İBB davasını ilk günden itibaren izleyen Fırat Fıstık da mahkeme heyetinin tutumunu gerek Diploma davası gerek Akın Gürlek’e hakaret davalarındaki mahkeme heyetinin tutumuyla kıyasladı:

“Ekrem İmamoğlu’nun gazetecilere seslenmesi, o duruşmalarda söz alması kadar doğal bir şey yok. Önceki duruşmalarda buradaki duruşmanın ve mahkeme heyetinin tutumunun aksine, görece Ekrem İmamoğlu gazetecilere seslendiğinde bunun sorun olmadığı, durdurulmadığı veya iki saatlik ara verilmediği; İmamoğlu söz istediğinde de söz aldığı davalardı. Bu dava farklı yürütülüyor. Bu davada mahkeme heyetinin biraz telaşlı bir hâli var. Hani nasıl denir, psikolojik harp demiştim; ‘buranın patronu biziz aslında’ gibi anlamsız bir didişmeye giriliyormuş gibi bir hâl var. Önceki duruşmalarda görmediğimiz bir şey.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.