Amerikan basınında yer alan iddialar, İran siyasetinin en tartışmalı isimlerinden birini yeniden gündeme getirdi. ABD’nin İran ile olası müzakerelerde Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ı “çalışabilir bir muhatap” olarak gördüğü iddia ediliyor. Peki İran’ın güvenlik aygıtından siyasete uzanan kariyeriyle öne çıkan Kalibaf kimdir ve bu iddialar ne kadar gerçekçi?
Haberin özeti
- Amerikan basını, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ı müzakereci bir figür olarak görüyor.
- Kalibaf, iddiaları reddederek ABD ile bir temasının olmadığını açıkladı.
- Çift yönlü kimliği, Kalibaf’ı İran siyasetinde nadir kılan bir profil oluşturuyor.
- Siyasi kariyerinde zaman zaman ‘yönetici’ olarak konumlandı, ancak geçmişteki güvenlikçi rolü ile iç içe geçti.
- Kalibaf, sistem içinde önemli bir aktör ama bağımsız hareket edebilecek bir figür değil.
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Donald Trump yönetiminin İran ile yürütülen diplomasi arayışında yeni bir isim üzerinde durduğu yazıldı-çizildi.
Amerikan basınında yer alan haberler göre Beyaz Saray çevresindeki bazı çevreler, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ı hem müzakere edilebilir bir aktör hem de savaş sonrası dönemde öne çıkabilecek bir figür olarak değerlendiriyor.
Anlaşılan Amerikan tarafı Kalibaf’ın, Venezuela’da Nicolás Maduro sonrasında öne çıkan Delcy Rodríguez benzeri bir “içeriden ama çalışılabilir” figür olarak kurguluyor.
Kalibaf ise bu iddiaları net bir şekilde reddetti. Sosyal medya hesabından açıklama yaparak, ABD ile herhangi bir teması olmadığını söyledi, haberleri “sahte” olarak nitelendirdi.
Amerikan tarafında Kalibaf’ın öne çıkmasının temel nedeni, Kalibaf’ın İran siyasetinde taşıdığı çift yönlü kimlik.
Bir yandan Devrim Muhafızları kökenli bir güvenlik aktörü. Diğer yandan uzun yıllardır seçimlere giren, belediye başkanlığı yapmış ve Meclis Başkanlığı görevini sürdüren bir siyasetçi.
Bu iki kimliğin kesişimi, Kalibaf’ı İran’da nadir bulunan bir profil haline getiriyor. Amerikan yönetimi, özellikle savaşın yarattığı ekonomik ve jeopolitik baskı altında, sistemin içinden ama belirli ölçüde pragmatik davranabilecek bir isim arayışında. Kalibaf’ın adı da bu nedenle öne çıkıyor.
Ancak uzmanlara göre bu değerlendirme fazlasıyla indirgemeci. Çünkü İran’da güç, tek bir siyasetçinin elinde değil; dini liderlik, güvenlik bürokrasisi ve siyasi kurumlar arasında dağılmış durumda.

Peki Muhammed Bakır Kalibaf kimdir? Hakkında neler biliyoruz?
1960’ların başında Meşhed yakınlarındaki Torkebe’de doğdu. İran siyasetinde “savaş kuşağı” olarak tanımlanan neslin temsilcilerinden.
Genç yaşta İran-Irak Savaşı’na katıldı ve kısa sürede yükseldi. Devrim Muhafızları’nın önemli birliklerinden biri olan 5’inci Nasr Tümeni’ni komuta etti. Bu dönem, onun sistem içindeki meşruiyetinin temelini oluşturdu.
İran’da savaş deneyimi yalnızca askeri bir geçmiş değil, aynı zamanda siyasi güvenilirliğin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Kalibaf’ın kariyerinin sonraki aşamalarında bu geçmiş belirleyici oldu.
Bu savaş deneyimi yalnızca biyografik bir detay değil. İran siyasetinde bu tür geçmiş, ideolojik sadakatten bile daha güçlü bir meşruiyet kaynağı olarak görülüyor. Kalibaf’ın sistem içindeki kabulü büyük ölçüde bu “savaş kredisine” dayanıyor.
Güvenlik aygıtından devlet yönetimine
Savaş sonrası dönemde Muhammed Kalibaf, Devrim Muhafızları içinde yükselmeye devam etti. Hava kuvvetlerinin başına getirildi.
2000’de ülkenin polis teşkilatının başına atandı.
Ancak kariyerinin en kritik zamanlarından biri, Devrim Muhafızları’nın inşaat ve ekonomi kolu olan Khatam al-Anbiya’daki rolü oldu. Khatam al-Anbiya, İran’da yalnızca bir mühendislik kurumu değil, aynı zamanda askeri gücün ekonomik alana yayıldığı bir “devlet içinde devlet” mekanizmasının parçası.
Kalibaf bu dönemde yalnızca bir komutan değil, aynı zamanda devlet ihaleleri, altyapı projeleri ve ekonomik ağlar üzerinden güç üreten bir elitin parçası haline geldi. Bu deneyim, onun sonraki siyasi kariyerinde “yönetici” kimliğini kurmasına zemin hazırladı.
Aldığı bu görevler, Kalibaf’ın devletin güvenlik mimarisi içindeki merkezi rolünü pekiştirdi. Aynı zamanda dini lider Ali Hamaney’e yakınlığı ve sistem içindeki güvenilirliği de bu süreçte güçlendi.
Kalibaf’ın kariyerinin bu aşaması, onu yalnızca bir asker değil, aynı zamanda devletin kritik kurumlarını yöneten bir figür haline getirdi.
“Yönetici” imajı ve güvenlik geçmişi
Kalibaf, siyasi kariyerinde kendisini çoğu zaman bir “yönetici” olarak konumlandırdı. Verimlilik, kalkınma ve teknik yönetim becerileri üzerinden bir profil çizdi ancak bu imaj, geçmişteki güvenlikçi rolüyle her zaman iç içe geçti.
1999’daki öğrenci protestolarında, Devrim Muhafızları komutanlarıyla birlikte hükümete sert müdahale çağrısı yapan isimlerden biri oldu. Daha sonra bu süreçte sahada aktif rol aldığını ve bundan gurur duyduğunu açıkça ifade etti.
Benzer şekilde 2022’deki Mahsa Amini protestolarında da güvenlik güçlerinin daha sert hareket etmesi gerektiğini savundu.
Tahran Belediyesi’nden ulusal siyasete
Kalibaf’ın siyasi kariyerindeki en önemli dönemeçlerden biri, 2005-2017 yılları arasında yürüttüğü Tahran Belediye Başkanlığı görevi oldu.
Bu dönemde büyük altyapı projelerine imza attı. Metro hatlarının genişletilmesi, ulaşım yatırımları ve kentsel dönüşüm projeleriyle destekçileri tarafından “iş yapan yönetici” olarak öne çıkarıldı. Ancak aynı yıllarda yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi.
Özellikle kamuoyunda “Sismoni-gate” olarak bilinen ve ailesinin yurtdışındaki lüks harcamalarını konu alan skandal, ekonomik kriz altındaki İran toplumunda ciddi tepki yarattı ve onun “halktan biri” imajını zedeledi.
2017’de Tahran’daki Plasco binasının çökmesi ise yönetim kapasitesine yönelik eleştirileri artırdı ve imajına zarar verdi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri ve sınırlı başarı
Kalibaf, birkaç kez cumhurbaşkanlığına da aday oldu. 2005’te yarışa katıldı ancak beklenen başarıyı elde edemedi. 2013’te ikinci oldu. 2017’de ise yarıştan çekilerek başka bir adayı destekledi.
Bu süreç, Kalibaf’ın siyasi hırsını gösterdiği kadar sınırlarını da ortaya koydu. Kendisini “modern muhafazakâr” olarak sunmasına rağmen, geniş seçmen tabanını ikna etmekte zorlandı.
Bugünkü konumu: Sistem içinde ama sınırlı
2020’de Meclis’e giren Kalibaf, kısa sürede Meclis Başkanı oldu ve sistem içindeki etkisini sürdürdü.
Kalibaf’ın en önemli özelliği, İran’daki güç yapısının tam merkezinde yer alması.
Dini lider Ali Hamaney’e yakınlığı ve Devrim Muhafızları ile kurduğu ilişkiler, Kalibaf’ı “güvenilir” bir sistem aktörü haline getiriyor.

Bu nedenle Kalibaf’ın tek başına belirleyici bir lider olarak öne çıkması kolay görünmüyor.
Öte yandan Kalibaf’ın ABD ile ilişkilendirilmesi, İran içinde riskli bir durum yaratıyor.
Tahran’a yakın çevreler, bu tür iddiaların yalnızca yanlış değil, aynı zamanda siyasi olarak “zararlı” olabileceği görüşünde. Bu tür haberlerin Kalibaf’ı içeride zayıflatabileceği ya da hedef haline getirebileceği belirtiliyor. Savaş ortamında Washington ile ilişkilendirilen bir isim olmak, avantajdan çok yük haline gelebilir.
Öte yandan Kalibaf, sistem içinde önemli bir aktör. Ancak ne tek başına karar verici ne de dış politikada bağımsız hareket edebilecek bir figür. Bu nedenle Washington’da dile getirilen bu senaryolar, şimdilik daha çok bir arayışın ve belirsizliğin göstergesi olarak okunuyor.
Kaynak: Guardian, Politico, Al Majalla







