İSTANBUL (Medyascope, Leyla Özgecan Kebabcı) – Bilet fiyatlarının pahalılığı, “kısıtlı görüş” kategorisi ve sponsorluk ilişkisi, kültür-sanatın erişilebilirliği ve finansmanı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Zorlu PSM’de sahnelenecek Halit Ergenç ve Zerrin Tekindor’un yer aldığı “Satıcının Ölümü” oyunu; hem yüksek bilet fiyatları hem de Rönesans Holding’in sponsorluğu nedeniyle tartışma yarattı. Resmi duyurularda sponsorluk ve fiyat bilgileri açıkça yer alırken, sosyal medyada ve tiyatro çevrelerinde yoğun eleştiriler gündeme geldi.
Oyun hakkında
Mekan: Zorlu PSM
Oyun tarihi: 26 Mart 2026
Bilet fiyatları:
VIP: 5,500 TL
1.Kategori: 3,900 TL
2.Kategori: 3,500 TL
3.Kategori: 3,100 TL
4.Kategori: 2,750 TL
5.Kategori – Kısıtlı Görüş: 2,250 TL
6.Kategori – Kısıtlı Görüş: 1,750 TL
7.Kategori – Kısıtlı Görüş: 1,250 TL
Arthur Miller’ın kapitalizm eleştirisiyle bilinen klasiğinin, büyük sermaye desteği ve yüksek fiyatlarla sahnelenmesi özellikle X’te geniş bir tartışma başlattı.
Peki tiyatro dünyası bu tartışmaya nasıl bakıyor?
“Fiyatlar zorunluluk ama sonuçları problemli”
Kim Bunlar Tiyatro Grubu Kurucusu Ozan Özdemir’e göre büyük prodüksiyonların maliyeti, seyircinin ödediği bilet fiyatından çok daha yüksek. Dekor, ışık, salon kirası, teknik ekip ve prova süreçlerinin ciddi giderler yarattığını belirten Özdemir, bu nedenle yüksek bilet fiyatlarının çoğu zaman bir tercih değil, zorunluluk olduğunu söylüyor.
Ancak Özdemir, eleştirilerin tamamen haksız olmadığını da vurguluyor:
“Bu fiyatlar tiyatroyu belirli bir kesime yaklaştırıyor. Bu da tiyatronun doğasına ters. Çünkü tiyatro halk içindir.”
Özdemir’e göre burada asıl mesele yalnızca fiyatlar değil, tiyatronun üretildiği ekonomik sistem:
“Kapitalizmi eleştiren bir oyun da kapitalist sistem içinde var olmak zorunda. Salon kiraları, ekip ücretleri… Oyun neyi eleştirirse eleştirsin, o sistemin dışında üretilemiyor.”
Bu çelişkinin izleyici tarafından tolere edilip edilmeyeceğinin ise eserin “samimiyetine” bağlı olduğunu ifade ediyor.
Özdemir, Türkiye’de kültür-sanat üretiminin genel yapısına da dikkat çekerek, sorunun yapısal olduğuna işaret ediyor:
“Devlet desteği sınırlı, özel tiyatrolar kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Sponsor bulmak zor. Seyirci ekonomik olarak zorlanıyor.”
“Mesele maliyet değil, sanatın neye dönüştüğü”
Tiyatro yönetmeni Kemal Aydoğan ise tartışmaya daha eleştirel bir yerden yaklaşıyor. Aydoğan’a göre büyük prodüksiyonların yüksek bilet fiyatlarını yalnızca maliyetlerle açıklamak yeterli değil:
“Büyük prodüksiyonların amacı 1 koyup 10 almaktır. Bu yapılar zaten sermaye ya da büyük sponsorlarla çalışır. Dolayısıyla ekonomik ilişkilerini şeffaf biçimde ortaya koymadan ‘maliyet’ tartışması yapmak çok anlamlı değil.”
Aydoğan, yüksek fiyatlara rağmen salonların dolmasının, bu yapılarla seyirci arasında bir “müşteri-marka ilişkisi” kurulduğunu gösterdiğini belirtiyor. Ona göre asıl tartışılması gereken, bu ekonomik modelin sanatın doğasını nasıl dönüştürdüğü:
“Seyirci müşteriye mi dönüşüyor, tiyatro şova mı evriliyor? Asıl mesele bu.”
Kapitalizm eleştirisi içeren bir eserin bu koşullarda sahnelenmesini ise yalnızca bir “çelişki” olarak görmüyor. Aydoğan’a göre burada daha derin bir etik problem söz konusu:
“Eğer bir sanat yönetimi ve etik manifesto olsaydı, ‘Satıcının Ölümü’ gibi bir oyun bu repertuara girmezdi. Kapitalist sistem tarafından ezilenleri anlatan bir oyunu, bu sistemin merkezinde yer alan bir mekân neden sahneler?”
Aydoğan, “Bu, oyuncuya göre prodüksiyon üretmek ve eserin prestijini satın almak gibi bir yaklaşım” diyerek bu tercihin sanatsal değil, ticari bir motivasyonla açıklanabileceğini savunuyor.
X’teki tepkiler: Tiyatro elit bir aktiviteye mi dönüşüyor?
Sosyal medyada yapılan paylaşımlar, özellikle bilet fiyatları ve “kısıtlı görüş” kategorisi üzerinden yoğunlaştı. 5 bin TL’yi aşan fiyatlar geniş kesimler için erişilebilirlik tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
X’te bir kullanıcı, “Tiyatro gibi bir ‘sahne ve gösteri’ sanatında, nasıl oluyor bu ‘kısıtlı görüş’ işi? Tam bilete paran yoksa yarım biletle dekorun yarısı, iki oyuncunun biri mi izleniyor?” ifadeleriyle fiyatlandırma modelini eleştirdi.
Bir başka kullanıcı ise “Kapitalist sistemi eleştir sonra kısıtlı görüşlü 1750’den sat” diyerek fiyat politikası ile eserin içeriği arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Benzer şekilde bir kullanıcı, “Eğitimciler tiyatroya gidemiyor, öğrenciler nasıl gidip izlesin? Beyaz yaka da gidemez. Kim izliyor anlamıyorum” sözleriyle fiyatların erişilebilir olmadığını savundu.
Sponsorluk tartışması: Asıl mesele büyük sermaye etkisi mi?
Tepkilerin bir bölümü de Rönesans Holding’in sponsorluğuna yöneldi.
Bir kullanıcı, “Bu hikayedeki asıl haber bilet fiyatları değil, bu oyuna Rönesans Holding’in sponsor olması” ifadeleriyle tartışmanın odağını sponsorluk ilişkisine çekti.
Bir başka kullanıcı ise “Sponsoru Rönesans İnşaat’mış. Haliyle boykot” diyerek doğrudan tepki gösterdi.
Mizahi eleştiriler ve “kısıtlı görüş”
X’te dikkat çeken bir diğer kategori ise mizahi paylaşımlar oldu.
“Kısıtlı görüş” ifadesi üzerinden yapılan yorumlarda, “Kısıtlı görüş dediği radyo tiyatrosu gibi bir şey sanırım” ve “1000 liralık paket var, hiç gözükmüyor ama sesleri atıyorlar kulaklıkla dinliyorsunuz” gibi ifadeler öne çıktı.
Savunanlar: “Büyük prodüksiyonlar zaten maliyetli”
Eleştirilerin yanında oyunu savunan paylaşımlar da yer aldı.
Bir kullanıcı, “Ya cidden çok lüzumsuz eleştiriler yapılıyor… Oyunda kapitalizm eleştirisi yapılıyor diye adam bedava oynasın, siz de bedava izleyin mi istiyorsunuz?” diyerek eleştirilere karşı çıktı.
Bir başka kullanıcı ise “Her ay hiç acımadan 4500 lirasını sigaraya verenler gelip burada yılda bir gidilecek etkinlik için hesap kitap yapıyor” ifadelerini kullandı.
Tartışma neyi gösteriyor?
Genel tabloya bakıldığında, Satıcının Ölümü etrafında şekillenen tartışmanın yalnızca bir tiyatro oyunu ile sınırlı kalmadığı görülüyor. Tartışma; Türkiye’de kültür-sanatın finansmanı, erişilebilirliği ve büyük sermaye ile ilişkisi gibi daha geniş sorulara işaret ediyor.








