İSTANBUL (Medyascope / ANKA) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, grup toplantısında yeni çözüm sürecinin ikinci aşamasının net bir takvime bağlanmasını talep etti. Hatimoğulları, İran savaşını gerekçe göstererek süreci yavaşlatmayı “politik basiretsizlik” olarak niteledi ve çerçeve yasanın günler değil saatler içinde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Son dakika haberlerini Medyascope’tan takip edin.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemine ilişkin konuştu. Konuşmasına 30 Mart 1972’deki Kızıldere katliamını anarak başlayan Hatimoğulları, Mahir Çayan ve yoldaşlarını andı, “Kızıldere katliamı Türkiye Sosyalist Hareketi için unutulmayacak bir dönüm noktasıdır. Mahir Çayan ve yoldaşları, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın idamını engellemek için kendilerini feda ettiler” dedi.
“2026 Nevroz’unda beş mesaj okundu”
Hatimoğulları, 2026 yılı Nevroz kutlamalarını beş ana mesajla özetledi, yüzlerce meydanda toplanan milyonlarca insanın Öcalan’a özgürlük istediğini, barış sürecine sahip çıktığını ve demokratik birlik iradesini ortaya koyduğunu aktardı. Hatimoğulları, Nevroz’da gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması gerektiğini vurguladı ve kutlamalara katıldığı için gözaltına alınan iki işçiye işkence uygulandığını öne sürdü:
“O vücutlarındaki izleri hepimiz gördük. O işkence gören işçi kardeşlerimiz yalnız değildir, onların hak mücadelesinin sonuna kadar yanında olacağız.”
Hatimoğulları, milyonların bu sürecin tarafı olduğunu da şöyle dile getirdi:
“Milyonlarca insan barış sürecinin öznesiyiz, tarafıyız, yeni bir yaşamın kurucu iradesiyiz dedi. İktidar ve parlamento bu milyonlara kayıtsız kalamaz, kalmamalı.”
İmralı Heyeti 27 Mart’ta Öcalan ile görüştü
Hatimoğulları, DEM Parti İmralı Heyeti’nin 27 Mart’ta Öcalan ile önemli bir toplantı gerçekleştirdiğini aktardı ve bu toplantıda Öcalan’ın ilettiği mesajlara değindi:
“Silahlı mücadele dönemi kapanmıştır. Artık çözüm kimliklerin özgürce tanındığı ve toplum temelli demokratik entegrasyonun inşa edildiği bir ortak yaşam düzenidir. Demokrasi cumhuriyetin güçlenmesini sağlayacak yegane çözümdür. Cumhuriyete katılım kimliğiyle, ifade ve fikir özgürlüğüyle, örgütlenme özgürlüğüyle ve kadın özgürlüğüyle olmalıdır.”
Hatimoğulları, bu perspektifin ikinci aşamanın sorumluluğunu iktidar, parlamento ve devlete yüklediğini belirterek “Bundan sonra gözler ve kulaklar yasama, yürütme ve yargı erkinde olacak” dedi.
“Süreçteki yavaşlık toplumda hoşnutsuzluk yarattı”
Hatimoğulları, sürece toplumsal desteğin yüzde 90’ları gördüğünü ancak somut adım atılmadıkça bu desteğin azalmaya başladığını vurguladı. Hatimoğulları, Meclis’e henüz taslak gelmemiş olmasını da sert bir dille eleştirdi:
“Hükümet temsilcilerinin açıklaması bu yasanın bayramdan hemen sonra geleceği yönündeydi, ama hala taslağını göremedik; hala komisyona gelen bir taslak yok.”
Hatimoğulları, yasanın bir an önce gündeme alınması gerektiğini de şu sözlerle dile getirdi:
“Bu yasa artık saatlere kurulmalı. Günler değil saatler içerisinde hızlandırılarak hayata geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.”
“İran savaşı süreci hızlandırmalı, yavaşlatmamalı”
Hatimoğulları, Ortadoğu’daki gelişmelerin barış sürecini ertelemek için değil hızlandırmak için gerekçe oluşturduğunu öne sürdü ve iktidara doğrudan seslendi:
“Türkiye halklarının ihtiyacı olan şey İran savaşının sonuçlarını beklemek değildir. Daha önce Rojava’da beklediler. İran savaşını barış sürecinin el freni yapmak politik basiretsizlik olur.”
Hatimoğulları, barış sürecinin ikinci aşamasının somut bir takvime bağlanması gerektiğini de şu sözlerle vurguladı:
“Öngörülebilir, net ve şeffaf bir şekilde belli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır; bu hem sürece olan güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir.”
Hatimoğulları, kayyum uygulamasının, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay’ın tutukluluğunun barış süreciyle bağdaşmadığını da sözlerine ekledi.
“Öcalan’ın statüsü tanınmalı”
Hatimoğulları, grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hatimoğulları, İmralı’da bir konut inşa edildiği bilgisinin kendilerine ulaştığını, ancak Öcalan’ın bu konuta henüz taşınmadığını belirtti. Hatimoğulları, asıl meselenin konut değil statü olduğunu şu sözlerle vurguladı:
“Buradaki mesele görüşmeci statüsünün ve baş müzakereci statüsünün tanımlanması. Bu müzakerelerin yürütüldüğünün bir hukuki forma kavuşması asıl olan.”
Hatimoğulları, Öcalan’ın Türkiye’deki aydın, yazar, gazeteci, akademisyen ve siyasetçilerle görüşmek istediğini de aktararak “Bu diyalog yolunun açılabilmesi ve bunun hem siyasi hem teknik olarak kolaylığının sağlanması önemli bir aşama” dedi.







