İSTANBUL (Medyascope, Ajanslar) – ABD Başkanı Donald Trump savaşın başında İran’a karşı geniş ve iddialı hedefler koydu ancak haftalar içinde bu hedefler daraldı, bazıları kısmen gerçekleşti, bazıları ise yerini daha sınırlı amaçlara bıraktı. Peki Trump bu savaşa neyi hedefleyerek girdi, hangileri gerçekleşti?
Haberin özeti
- ABD Başkanı Donald Trump’ın İran savaşındaki hedefleri zamanla daraldı. Başlangıçtaki iddialı hedeflerle güncel ifadeleri arasında belirgin farklar var.
- Savaşın başında İran’ın füze programını tamamen yok etme sözü veren Trump, şimdi yalnızca önemli ölçüde zayıflatmayı hedefliyor.
- Bölgedeki vekil güçlerin etkisi kırılmadı. Husiler ve diğer gruplar hala aktif durumda.
- Rejim değişikliği hedefi artık söz konusu değil.
Bilmeniz gerekenler
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat’ta başlayan İran savaşında hedeflerini zaman içinde değiştirdi. 2 Nisan Perşembe günü yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında ABD’nin “çok yakında” stratejik hedeflerine ulaşacağını söyledi ancak savaşın başındaki iddialı hedeflerle bugünkü söylem arasında belirgin farklar var.
Füze ve İHA kapasitesi gerçekten yok edildi mi?
Savaşın ilk günlerinde Trump, İran’ın füze programını tamamen ortadan kaldırma sözü verdi. Savaş öncesinde İran’ın yaklaşık 2 bin 500 balistik füzeye sahip olduğu tahmin ediliyordu.
Bugün İran’ın saldırı kapasitesi önemli ölçüde azaltıldı. Füze fırlatma oranı yaklaşık yüzde 90 geriledi ancak İran hâlâ İsrail ve Körfez ülkelerine sınırlı saldırılar düzenleyebiliyor.
İsrail kaynaklarına göre savaşın dördüncü gününden itibaren İran günde 7 ila 19 dalga saldırı gerçekleştirdi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise bir günde 26 İHA ve 19 füzeyi engellediğini açıkladı.
ABD kaynakları, İran’ın füze envanterinin yalnızca üçte birinin kesin olarak imha edildiğini belirtiyor. Trump’ın son açıklamalarında da “tamamen yok etme” söyleminin yerini “önemli ölçüde zayıflatma” vurgusu aldı.
İran nükleer programı ne durumda?
Trump savaşın başında İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeyi temel hedef olarak ilan etti. O dönemde İran’ın elinde yüzde 60 zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum bulunuyordu.
Ancak Batılı istihbarat servisleri ve uzmanlar, İran’ın tek başına bir nükleer silah üretme kapasitesine sahip olmadığını değerlendiriyordu. Özellikle önceki saldırılar sonrası bu kapasitenin daha da zayıfladığı belirtiliyor.
Son haftalarda nükleer tesislere yönelik yeni saldırılar düzenlendi. Buna rağmen nükleer materyalin büyük ölçüde yerinde kaldığı ve özellikle İsfahan’daki yer altı tesislerinde bulunduğu düşünülüyor.
Trump ise bu konuda “umurumda değil” diyerek hedefin tonunu düşürdü.
Deniz ve hava gücü tamamen etkisiz hale getirildi mi?
Trump savaşın başında İran donanmasını yok etme hedefini dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İran hava kuvvetlerinin devre dışı bırakılmasını hedefler arasına ekledi.
ABD’ye göre bu hedefler büyük ölçüde gerçekleşti. Mart ayı sonunda 150 İran gemisinin imha edildiği açıklandı. İran hava kuvvetlerinin ise etkisiz kaldığı ve ABD ile İsrail’in başından itibaren hava üstünlüğünü sağladığı ifade edildi.
Ancak İran’ın asimetrik kapasitesi sürüyor. Hürmüz Boğazı zaman zaman insansız hava araçlarıyla kapatıldı ve İran’ın mayınlama kapasitesini koruduğu değerlendiriliyor. Trump ise son açıklamasında sorumluluğu diğer ülkelere bıraktı.
Bölgesel müttefikler hâlâ aktif
Trump’ın ilk hedeflerinden biri İran’a bağlı vekil güçlerinin etkisini kırmaktı ancak sahadaki tablo bu hedefin tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösteriyor.
İsrail’in Hizbullah’a yönelik operasyonlarına rağmen roket saldırıları sürüyor. Husiler İsrail’e füze saldırıları düzenledi ve Kızıldeniz’i kapatma tehdidinde bulundu.
Irak’ta ise Batı üslerine yönelik İHA saldırıları devam ediyor. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yaptı.
Trump bu hedefi de daralttı ve artık amacın İran’ın bu gruplara destek verme kapasitesini sınırlamak olduğunu söyledi.
Rejim değişikliği hedefi rafa kalktı
Savaşın başında Trump, İran halkına “özgürlük saati yaklaşıyor” çağrısı yaparak rejim değişikliğini gündeme getirdi.
Ancak İran dini lideri Ali Hamaney’in savaşın ilk gününde öldürülmesine rağmen ülkede geniş çaplı bir ayaklanma olmadı.
Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in geçmesi, rejimin ayakta kaldığını gösterdi. Trump ve çevresi bu hedeften geri adım attı ancak Trump son açıklamasında “rejim değişikliği zaten oldu” diyerek söylemini yeniden şekillendirdi.
Uzmanlara göre asıl soru, yeni yönetimin uzun vadede ayakta kalıp kalamayacağı. Savaş bugün sona erse bile İran’ın zayıflamış ve yalnızlaşmış bir ülke olarak yoluna devam edeceği değerlendiriliyor.
Kaynak: Guardian
- Hafta Başı (73): İran savaşı ve Türkiye | İBB davası başladı
- Ruşen Çakır yorumladı | Erdoğan’ın yurtta barışa ne zaman ihtiyacı olacak?
- Yusuf el Şerif ile söyleşi: Körfez ülkeleri İran savaşını nasıl yaşıyor?
- Haftaya Bakış (307): Türkiye savaşın neresinde? İBB davasının gidişatı
- Savaşın 34. günü: Bölgesel ve küresel etkiler derinleşiyor





