İSTANBUL (Medyascope) – Eski Fenerbahçeli futbolcu Miguel Crespo, sarı-lacivertli takımda geçirdiği üç sezonu, Galatasaray’a attığı golü, Kadıköy atmosferini, İsmail Kartal ve Ali Koç ile ilişkisini Medyascope’a anlattı.

2021 yazında Estoril’den Fenerbahçe’ye transfer edilen Miguel Crespo, sarı-lacivertli formayla kısa sürede taraftarın sevdiği futbolculardan biri hâline geldi. Özellikle 21 Kasım 2021’de Galatasaray deplasmanında 90+4’te attığı galibiyet golü, Portekizli futbolcunun Fenerbahçe kariyerinin simgesi oldu. Miguel Crespo, Fenerbahçe ve İstanbul’da geçirdiği günlere dair konuştu.
Crespo, Fenerbahçe’den transfer teklifi aldığı ilk an gurur duyduğunu belirterek, “Fenerbahçe’den transfer teklifi aldığım anı dün gibi hatırlıyorum. Ben ve ailem için çok önemli bir andı. Bu tekliften dolayı büyük bir gurur duyduk. Fenerbahçe’ye büyük bir mutluluk ve hırsla geldik. Fenerbahçe’deki ilk maçımı hiçbir zaman unutmayacağım. Hislerimi tarif etmek çok zor… Kariyerimdeki çok güzel bir hikâyenin, Fenerbahçe’de geçirdiğim üç yılın başlangıcıydı. Benim için gerçekten büyük bir mutluluktu” dedi.
Crespo, Fenerbahçe taraftarının ise Kadıköy’de “Benzersiz ve inanılmaz” bir atmosfer yarattığından bahsetti:
“Taraftarlar hakkında ne söyleyebilirim ki? Onları tarif edecek kelime bulamıyorum, gerçekten eşsizler. Aileme ve arkadaşlarıma her zaman Fenerbahçe’de en sevdiğim şeylerden birinin iç sahada oynamak olduğunu söylerdim. Taraftarlar benzersiz ve inanılmaz bir atmosfer yaratıyordu. Onlar için oynamak benim için gerçekten büyük bir mutluluktu.”
“Türkler neşeli ve eğlenceli insanlar”
Bir şehir olarak İstanbul sizin için nasıldı? Bu şehir sizde nasıl duygular uyandırdı?
İstanbul hakkında yalnızca güzel şeyler söyleyebilirim. İnanılmaz bir şehir. İstanbul’u çok seviyorum. Kariyerimin beş yılını İstanbul’da geçirdim. Eşim de ben de orada yaşamaktan gerçekten büyük keyif aldık. Çok güzel bir şehir, insanları ve yemekleri çok güzel. Söyleyebileceğim olumsuz hiçbir şey yok. Gerçekten inanılmazdı. Orada yaşadığım beş yıldan büyük keyif aldım.
Türk insanına ilişkin hafızanızda neler kaldı? Türklere karşı neler hissediyorsunuz?
Türk insanı hakkında yalnızca güzel şeyler söyleyebilirim. Beni çok iyi karşıladılar, bana çok iyi davrandılar ve orada bulunduğum süre boyunca bana daima saygı gösterdiler. Bu yüzden çok keyif aldım. Türkler aynı zamanda neşeli ve eğlenceli insanlar, hayatın tadını çıkarmayı ve gülmeyi seviyorlar. Aynı zamanda çok çalışmayı da seviyorlar, bu da önemli. Dolayısıyla Türk insanı hakkında söyleyebileceğim yalnızca güzel şeyler var.
Fenerbahçe ile Galatasaray arasında büyük ve tarihî bir rekabet var. Galatasaray’a o golü attığınızda neler hissettiniz?
Evet, Fenerbahçe ile Galatasaray arasında büyük bir rekabet var. Bunu herkes biliyor. Bu çok önemli bir karşılaşma ve böyle bir maçta oynamak bir futbolcu için çok güzel bir deneyim. Galatasaray’a attığım gol elbette her zaman kalbimde olacak. O gol kariyerimde birçok şeyi değiştirdi. Çünkü golün ardından herkes bana daha fazla güvenmeye başladı. Bu nedenle hem kariyerimde hem de özgüvenimde ileriye doğru attığım bir adım oldu. Benim için çok güzel ve çok önemli bir goldü.
“İsmail Kartal çok mütevazı bir insan”
Fenerbahçe’nin teknik direktörü İsmail Kartal ile birlikte çalıştınız. Onu nasıl bir teknik direktör ve insan olarak tanımlarsınız? Aranızdaki ilişki nasıldı?
İsmail Kartal’la çalıştım ve onun hakkında yalnızca güzel şeyler söyleyebilirim. Çok mütevazı bir insan. Çok çalışmayı seviyor ve oyuncularının da çok çalışmasını istiyor. Onunla çok iyi bir ilişkimiz vardı. Kendisine büyük saygı duyuyorum, o da bana büyük saygı gösterdi. Birlikte çok iyi çalıştığımızı düşünüyorum. Dolayısıyla onun hakkında söyleyebileceğim yalnızca güzel şeyler var.
“Ali Koç, sözünün eri ve güçlü bir insan”
Eski Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’la ilişkiniz nasıldı? Sizce Ali Koç nasıl bir insan?
Bana her zaman büyük bir saygıyla davrandı, ben de kendisine büyük saygı duyuyorum.
Çok iyi bir insan ve güçlü bir karaktere sahip. Aynı zamanda sözünün eri birisi. Bu benim için çok önemli. Bu nedenle onun hakkında yalnızca güzel şeyler söyleyebilirim. Hayatında kendisine en iyi dileklerimi sunuyorum.
Birlikte çalıştığınız bir diğer teknik direktör Jorge Jesus’tu. Onu nasıl hatırlıyorsunuz?
Jorge Jesus’la çalışmak benim için büyük bir mutluluktu. Taktik açıdan kariyerimde çalıştığım en iyi teknik direktörün o olduğunu düşünüyorum. Ondan çok şey öğrendim. Onunla çalışmak benim için gerçekten büyük bir mutluluktu.
“Lig şampiyonluğunu enerji kaybettiğimiz için kaçırdık”

Fenerbahçe formasıyla geçirdiğiniz üç sezonda lig şampiyonluğuna ulaşamadınız. Hangi sezon veya hangi mağlubiyet içinizde daha büyük bir ukde olarak kaldı? Geriye baktığınızda, Fenerbahçe’nin o dönemde şampiyon olmasını engelleyen temel eksiklik neydi?
Dürüst olmak gerekirse neden şampiyon olamadığımızı bilmiyorum. Ancak şampiyonluğa en fazla yaklaştığımız sezonun Jorge Jesus’la geçirdiğimiz sezon olduğunu düşünüyorum.
Ne yazık ki o sezon yalnızca kupayı kazanabildik. Lig şampiyonluğunu ise sanırım oynadığımız çok sayıdaki karşılaşma nedeniyle biraz enerji kaybettiğimiz için kaçırdık. Avrupa Ligi, lig, yeniden Avrupa Ligi, yeniden lig… Sürekli maç oynamak ve seyahat etmek kolay değildi. Sezonun son dört ayında enerjimizin bir bölümünü kaybettiğimizi ve bunun bize lig şampiyonluğuna mâl olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki futbol böyle.
Fenerbahçe’nin bu sezonki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce lig şampiyonluğuna ulaşabilir mi?
Fenerbahçe’nin bu sezonuna ilişkin söyleyebileceğim şey, sezona çok iyi başladığı. Sezonun hedeflerinden birine ulaştı ve Şampiyonlar Ligi’nin lig aşamasına kaldı. Bu, kulüp açısından büyük bir başarı. Fenerbahçe 18 yıldır Şampiyonlar Ligi’ne katılamıyordu. Dolayısıyla bu sezon çok önemli bir adım attı. Lig de başladı ve önünde uzun bir yol var. Ancak Fenerbahçe’nin bu sezon şampiyon olabileceğine gerçekten inanıyorum.
Fenerbahçe’de oynadığınız dönemde en iyi anlaştığınız takım arkadaşlarınız kimlerdi? O takımdan bazı arkadaşlarınızla hâlâ görüşüyor musunuz?
Yalnızca bir ya da iki futbolcunun adını söylemek benim için gerçekten çok zor. Çünkü Fenerbahçe’de herkesle geçirdiğim zamandan büyük keyif aldım. Şaka yapmayı, gülmeyi ve herkesle konuşmayı seven bir oyuncuyum.
Türk oyunculardan İrfan ve Serdar Aziz çok eğlenceli, çok iyi insanlardı. Brezilyalılardan Willian Arão ve João Pedro çok iyi insanlardı. Lincoln, Gustavo Henrique ve Luiz Gustavo da öyle. Batshuayi çok eğlenceli biriydi. Džeko ve Szymański harika insanlardı. Ferdi de öyleydi.
Daha pek çok iyi ve mütevazı insan, çok çalışkan oyuncu vardı. Orada geçirdiğim zamandan gerçekten büyük keyif aldım.
“Fenerbahçe’de oynayan futbolcular, burada oynayabilecek kişiliğe ve cesarete sahip olmalı”
Fenerbahçe’de futbolcular yalnızca rakipleriyle değil, çok büyük bir şampiyonluk beklentisi ve yoğun kamuoyu baskısıyla da mücadele ediyor. Şampiyonluk hasreti uzadıkça bu baskının soyunma odasına ve oyuncuların sahadaki kararlarına yansıdığını hissediyor muydunuz? Fenerbahçe formasının ağırlığı takımın gücü müydü, zaman zaman önündeki bir engel mi oluyordu?
Fenerbahçe’de oynuyorsanız ve kulüp sekiz, dokuz, on, on bir, on iki yıl boyunca şampiyon olamıyorsa, aradan geçen her yıl üzerinizde giderek daha fazla baskı hissedersiniz. Bu çok doğal.
Ancak dürüst olmak gerekirse ben bunu düşünmüyordum. Fenerbahçe’ye imza atan futbolcuların, burada oynayabilecek kişiliğe ve cesarete sahip olmaları gerektiğini düşünüyorum.
Oyuncular elbette baskıyı hissediyor fakat bu sağlıklı bir baskı. Benim için bu, bir futbolcu olarak zevk aldığım bir baskıydı. Çünkü Fenerbahçe gibi büyük bir kulüpte oynuyorsunuz.
Türkiye’de şampiyonluk yarışı yalnızca sahada oynanan futboldan ibaret değil; hakem tartışmaları, federasyon açıklamaları, medya baskısı ve kulüpler arasındaki gerilim sezonun tamamını etkileyebiliyor. Portekiz’den gelen bir futbolcu olarak bu atmosferi nasıl deneyimlediniz? Saha dışındaki tartışmaların oyuncular ve şampiyonluk yarışı üzerinde gerçekten etkisi oluyor muydu?
Türk futbolunun nasıl işlediğini biliyorum. Ancak günün sonunda biz futbolcuların yalnızca kendimize, yaptığımız işe ve günlük çalışmalarımıza odaklanmamız, sahada mümkün olan en iyi performansı gösterebilmek için en iyi şekilde hazırlanmamız gerekiyor.
Sahada mümkün olan en iyi performansı gösterirseniz her şeye karşı mücadele edebileceğinizi düşünüyorum. Kontrol edemediğiniz şeyleri düşünerek zihninizi meşgul etmemeniz ve enerjinizi tüketmemeniz daha doğru. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz, değil mi?
Günün sonunda siz ve takım arkadaşlarınız herkese karşı mücadele ediyorsunuz. Yapılması gereken çok çalışmak ve sahada performans göstermek. Futbol budur dostum.
Fenerbahçe’deki ilk sezonunuzda giderek takımın en önemli oyuncularından biri hâline gelmiştiniz. Ancak Nisan 2022’de Çaykur Rizespor karşılaşmasında ayağınız kırıldı ve sezonu tamamlayamadınız. Kariyerinizin yükselişte olduğu bir dönemde yaşadığınız bu ciddi sakatlık sizi fiziksel ve psikolojik olarak nasıl etkiledi?
Fenerbahçe’deki ilk sezonum inanılmazdı. Her maçta kendimi ve oyunumu geliştiriyordum. Benim için olağanüstü bir sezondu. Sakatlığın ardından elbette üzülmüştüm çünkü çok iyi bir dönemden geçiyordum. Ancak sakatlıklar futbolun bir parçası. Bunu kabullendim ve mümkün olan en iyi şekilde iyileşmeye çalıştım.
Sonuçta bu sakatlığın beni olumsuz etkilediğini düşünmüyorum. Çünkü sonraki sezonun başlangıcında da Jorge Jesus yönetiminde oldukça yüksek bir seviyede oynuyordum.








