Medyascope okurları yazıyor: Emek verenler de kazanır

Okurlarımızı, takipçilerimizi, izleyicilerimizi ve tüm destekçilerimizi görüşlerini Medyascope’ta dile getirmeye davet ediyoruz. Yazınız editoryal ilkelerimize uyar ve Yayın Kurulumuz tarafından da uygun görülürse, web sitemizde imzanızla yayınlanacaktır. Konuşan, tartışan, farklı fikirlerin dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. Zeynel Abidin Göçer, “Emek verenler de kazanır” başlıklı yazıyı kaleme aldı.

Medyascope okurları yazıyor: Emek verenler de kazanır

Bazen aynı gün, birbirinden yüzlerce kilometre uzakta yaşanan iki gelişme aynı duyguyu hatırlatır: Emek boşa gitmez, mücadele karşılıksız kalmaz.

20 Eylül günü bunun iki ayrı örneğine tanıklık ettik.

Biri Diyarbakır’da, yeşil sahada yaşandı. Amedspor, Türkiye futbolunun köklü kulüplerinden Beşiktaş’ı 3-2 mağlup ederek milli araya ligin zirvesinde girdi.

Ancak Amedspor’u yalnızca aldığı puanlarla, attığı gollerle ve ligdeki sıralamasıyla değerlendirmek, bu kulübün yıllardır taşıdığı toplumsal anlamın önemli bir bölümünü gözden kaçırmak olur.

Amedspor, geçmişte bazı deplasmanlarda yalnızca rakip takımla mücadele etmedi. Takımın Kürt kimliğiyle özdeşleştirilmesi üzerinden ayrımcı ve ırkçı söylemlerle karşılaştığı, futbolun sınırlarını aşan siyasi sembollerin tribünlere taşındığı olaylar yaşandı.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri 2023 yılında Bursa’da oynanan Bursaspor-Amedspor karşılaşmasıydı. Tribünlerde, 1990’lı yılların faili meçhul cinayetleriyle özdeşleşen “Beyaz Toros” görselleri ile “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın fotoğrafları açıldı. Karşılaşma öncesinde ve sırasında şiddet olayları da yaşandı. 

Bunlar futbol rekabetinin olağan sınırları içinde değerlendirilebilecek görüntüler değildi. Toplumun acılı bir döneminin sembollerini bir futbol takımına karşı tehdit ve aşağılama çağrışımı yaratacak biçimde kullanmak, sahadaki rekabeti başka bir noktaya taşıyordu.

Bu yüzden Amedspor, taraftarlarının önemli bir bölümü açısından salt bir futbol kulübü değildir. Aidiyetin, dayanışmanın, kendini ifade etmenin ve görünür olmanın da sembollerinden biridir.

Dolayısıyla Amedspor’un bugünkü sportif başarısının başka bir anlam kazandığını da düşünüyorum.

Türkiye’nin Kürt sorununa demokratik ve barışçıl bir çözüm arayışının konuşulduğu bir dönemde, futbol gibi milyonlarca insanın ortak heyecan duyduğu bir alanın ayrıştırıcı değil, yakınlaştırıcı bir rol oynayabilmesi tarihî bir fırsattır.

Amedspor’un başarısı tek başına hiçbir siyasi veya toplumsal sorunu çözmez. Ancak farklı şehirlerden ve farklı kimliklerden insanların birbirlerini tanımasına, yıllardır önyargılar üzerinden kurulan mesafelerin azalmasına katkı sunabilir.

Bu nedenle Amedspor’un Süper Lig yolculuğunu yalnızca sportif bir yükseliş olarak değil, toplumsal temas açısından da değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

Diyarbakır’a gelen deplasman taraftarlarının kendilerini güvende hissetmeleri, şehirde rahatça dolaşabilmeleri ve futbol rekabetinin doksan dakikayla sınırlı kalması son derece önemlidir.

Diyarbakır halkının misafirperverliği bu açıdan değerli bir örnektir. Kürt kültüründe misafirin yeri başkadır; sofra paylaşılır, kapı açılır, gelen insan misafir olarak görülür.

Ancak bu nezaket yalnızca Diyarbakır’dan beklenmemelidir. Türkiye’nin bütün şehirlerinde deplasman taraftarları aynı güveni, saygıyı ve centilmenliği görmelidir. Diyarbakır’a gelen nasıl misafir olarak karşılanıyorsa, Amedspor taraftarı da gittiği her şehirde aynı anlayışla karşılanmalıdır.

Misafirperverlik bir kentin geleneği olabilir; centilmenlik ise bütün futbol dünyasının ortak sorumluluğudur.

Çünkü yılların oluşturduğu önyargılar yalnızca siyasi demeçlerle ortadan kalkmaz. İnsanların birbirleriyle karşılaşması, aynı sofraya oturması, aynı sokakta yürümesi ve birbirlerini doğrudan tanıması da önemlidir.

Bir deplasman taraftarı hangi formayı giyerse giysin, hangi şehirden gelirse gelsin, tehdit edilmeden, aşağılanmadan ve kimliği hedef alınmadan maçını izleyebilmeli ve güven içinde evine dönebilmelidir.

Amedspor’un ve Diyarbakır’ın örnek alınması gereken taraflardan biri tam da budur:

Kötülüğe kötülükle değil, centilmenlikle cevap vermek.

Dışlanmaya yeni bir dışlamayla değil, kapıları açarak karşılık vermek.

Futbolu düşmanlık üretmenin değil, insanların birbirine dokunmasının alanına dönüştürmek.

Elbette hiçbir şehrin veya taraftar grubunun tamamını tek bir davranış üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Asıl ihtiyaç, nerede ve kime karşı yapılırsa yapılsın ırkçılığa, şiddete ve nefret söylemine aynı açıklıkla karşı çıkabilmektir.

Belki de Amedspor’un Süper Lig’deki varlığı bu açıdan tarihî bir fırsata dönüşebilir.

Türk ile Kürdün, doğu ile batının, Diyarbakır ile İstanbul’un birbirini tribünlerin öfkesinden değil, günlük hayatın içinden tanıdığı yeni bir ilişkiye küçük de olsa katkı sunabilir.

Futbolun gücü bazen tam burada ortaya çıkar. Birbirini hiç tanımayan binlerce insanı aynı şehirde buluşturur. Rekabet ederken birbirine saygı göstermenin mümkün olduğunu hatırlatır.

Elif Eralp’in partisi birinci oldu

Aynı gün yüzlerce kilometre ötede, Berlin’de başka bir mücadele sandıkta karşılığını buldu.

Elif Eralp’in liderliğindeki Sol Parti, Berlin eyalet seçimlerinde yüzde 25,3 oyla birinci parti oldu. Berlin’in yeni yönetiminin nasıl oluşacağı ise koalisyon görüşmeleri sonucunda belli olacak.

Diyarbakır ile Berlin…

Birinde futbol topu, diğerinde sandık.

Birinde tribünler, diğerinde seçim salonları.

İki alanı birbirine eşitlemek mümkün değil. Ancak benim bu iki gelişmede gördüğüm ortak bir taraf var: Uzun süre emek veren, örgütlenen, dayanışma gösteren ve kolay vazgeçmeyen insanlar sonuç alabilir.

Muhalefette olmak başarısızlığa mahkûm olmak değildir.

Dışlanmak görünmez olmaya mahkûm olmak değildir.

Geçmişte yaşanan acılar da toplumların geleceğini sonsuza kadar belirlemek zorunda değildir.

Demokrasinin, barışın ve birlikte yaşamın değeri belki de tam burada ortaya çıkar.

İnsanlara birbirlerinin kimliklerini değiştirmeden, birbirlerinden korkmadan ve birbirlerini düşmanlaştırmadan aynı ülkede eşit yurttaşlar olarak yaşayabilecekleri bir alan açabilmek…

Amedspor’un başarısını benim için değerli kılan yanlardan biri de budur.

Süper Lig’de lider olmak elbette önemlidir. Güçlü takımları yenmek ve tribünleri sevindirmek önemlidir.

Ama bundan daha büyük bir başarı da mümkündür:

Amedspor’un Türkiye’nin farklı şehirleri arasında yeni karşılaşmaların, yeni dostlukların ve yeni bir dilin kurulmasına katkıda bulunmasıdır.

Diyarbakır’a gelen insanların önyargılarının bir kısmını burada bırakıp evlerine dönmesi…

Amedspor taraftarının da gittiği her şehirde aynı güven ve saygıyla karşılanması…

Emek verenler de kazanır…

İşte o zaman futbol, yalnızca futbol olmaktan çıkar ve toplumsal barışın küçük ama anlamlı köprülerinden birine dönüşür.

Diyarbakır’dan Berlin’e uzanan bu iki farklı gelişme bana aynı cümleyi hatırlatıyor:

Emek verenler de kazanır.

Muhalifler de başarabilir.

Dışlananlar görünür olabilir.

Önyargılar aşılabilir.

Dayanışma büyüyebilir.

Ve en önemlisi:

Barış da emek ister.

Bazen bir sandıkta, bazen bir futbol sahasında, bazen de rakip takımın formasını taşıyan bir misafire uzatılan dostluk elinde…

Tarih yalnızca güçlü görünenlerin hikâyesini yazmaz.

Bazen direnenlerin, emek verenlerin ve birbirine el uzatanların hikâyesini de yazar.


Zeynel Abidin Göçer kimdir?

1971’de Adıyaman’da (Semsur) doğdu. Öğretmen babasının Mersin’e sürgün edilmesi ile birlikte 1980’de Mersin’e göç etti. Ortaokul ve liseyi Mersin’de, sosyoloji bölümünü ise Anadolu Üniversitesi’nde tamamladı.

1990-92 yıllarında politik nedenlerle iki yıl Mersin ve Malatya cezaevlerinde tutuklu kaldı. Daha sonra bu davadan beraat ettim. 2000’de İsviçre’ye yerleşti. Uzman sağlık personeli ve kültürler arası tercümanlık alanlarında görevler yaptı.

Halen bir kamu psikiyatri kliniğinde sosyal pedagog olarak çalışıyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş