Dünya Alem (62) | AKP’de fon depremi: Vurgunun perde arkasında Finlandiya bağlantısı ve SPK ayrıcalığı

İSTANBUL (Medyascope) – Gazeteci Bülent Mumay, AKP MYK üyesi Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon kazancını değerlendirdi. Mumay’a göre 163 milyon liralık yatırımın 2 milyar liraya çıkması siyasal tahakkümün somut örneği.

Üst düzey bir AKP yetkilisinin 163 milyon liralık yatırımını kısa süre içinde 2 milyar liraya dönüştürmesiyle patlak veren fon skandalı, Türkiye’nin gündemine oturdu. Dünya Alem programında İslam Özkan’ın sorularını yanıtlayan gazeteci Bülent Mumay, eski bakan ve AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Fatma Betül Sayan Kaya’nın merkezinde olduğu bu krizin yalnızca bir borsa manipülasyonu olmadığını, siyasal tahakkümün ekonomik avantaja dönüşümünün en somut örneği olduğunu vurguladı.

İktidarın bu skandalın ortaya çıkmasına bilerek izin vermediğini, aksine sürecin kontrolden çıktığını belirten Mumay, fon balonunun şiştiğinin ekonomi yönetimi tarafından zaten bilindiğini ifade etti. Mehmet Şimşek’in göreve gelmesi ve Morgan Stanley’in MSCI raporları gibi uluslararası göstergeler, bu tür “şişirilmiş” yapıların sürdürülemez olduğunu ortaya koymuştu.

Mumay’a göre, balon patlamak üzereyken içeriden bilgi alan bir grup, paralarını Dubai’ye veya farklı ülkelere aktararak sistemden çıkmaya hazırlanıyordu. Ancak iktidar, bizzat kendi partisinin en üst yönetiminden bir ismin bu kadar pervasızca ve doğrudan kendi adıyla sürecin ortasında yer alacağını öngöremedi.

Dünya Alem (62) | AKP’de fon depremi: Vurgunun perde arkasında Finlandiya bağlantısı ve SPK ayrıcalığı

Siyasetin finansmanından kişisel zenginleşmeye

Türkiye’de iktidar gücünün uzun süredir yandaş sermayeyi ihalelerle büyütme üzerine kurulu bir sistem yarattığını belirten Mumay, bu durumun toplumda zamanla “normalleştiğini” söyledi. Ancak son dönemde bu yapının, siyasetin finansmanı işlevinden çıkarak doğrudan siyasilerin kişisel servetlerini artırma aparatına dönüştüğüne dikkat çekti. Geçmişte TÜRGEV veya Kızılay gibi kurumlar üzerinden dolaylı yollarla yürütülen para transferlerinin yerini, artık doğrudan kişisel hesapların aldığını vurgulayan Mumay, şu çarpıcı tespiti yaptı:

“Eskiden bir çekinme, ‘ayıp olur’ duygusu vardı. Şimdi Fatma Betül Hanım, başına bir şey gelmeyeceğinden o kadar emin ki, ‘Nasılsa bana bir şey olmaz’ özgüveniyle eşinin ve kendi adıyla bu ticaretin, vurgunun içine girmiş. Üstelik yaptığı şey sadece fona yatırım yapıp pahalıyken satmak değil. Kendi elindeki değersizleşen hisseleri, vatandaşlardan toplanan paralarla ayakta duran fon grubuna (Tera) alıcı olarak dayatıp satmasıdır. Küçük yatırımcının parasıyla kendi parasını kurtarmıştır.”

Dünya Alem (62) | AKP'de fon depremi: Vurgunun perde arkasında Finlandiya bağlantısı ve SPK ayrıcalığı
Dünya Alem (62) | AKP’de fon depremi: Vurgunun perde arkasında Finlandiya bağlantısı ve SPK ayrıcalığı

İçeriden bilgi ticareti (insider trading) ve SPK’nın çifte standardı

Skandalın en tehlikeli boyutunun, parti devletine dönüşen yapıda “içeriden bilgi alma” (insider trading) mekanizması olduğunu belirten Mumay, MYK masasında oturan bir ismin yarın alınacak iktisadi kararları önceden bilerek borsada işlem yapmasının devasa bir suç olduğuna dikkat çekti. Mumay’a göre Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in MYK’yı bilgilendirdiği toplantıların ardından bu tür fon hareketliliklerinin yaşanması şüpheleri daha da artırıyor.

Süreçteki hukuki çifte standarda da değinen Mumay, Sermaye Piyasası Kurulu’nun tutumunu eleştirdi. SPK’nın fon skandalına karışan diğer isimler hakkında suç duyurusunda bulunup mal varlıklarına el koyduğunu hatırlatan Mumay, Fatma Betül Sayan Kaya’nın adının bu listede yer almadığını belirtti. SPK bülteninde yer alan “Etkin pişmanlıktan yararlanıp kazandığının iki katını ödeyenler, hukuki takibattan muaf tutulur” maddesine dikkat çeken Mumay, Kaya hakkında soruşturma açılmadığı için bu cezai şarttan da kurtulduğunu, sadece anaparayı veya kendi kazancını iade ederek “aklanmış” gibi gösterilmeye çalışıldığını ifade etti.

Finlandiya bağlantısı tesadüf mü?

Programda, skandalın etrafındaki ilişkiler ağına dair ilginç bir detay da gündeme geldi. Fon şirketi Tera’nın yöneticilerinden Emre Tezmen’in bu yılın ocak ayında Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk-Finlandiya İş Konseyi Başkanlığı’na atanmasının hemen ardından, yayımlanan ilk büyükelçiler kararnamesiyle Fatma Betül Sayan Kaya’nın kız kardeşinin Finlandiya Büyükelçisi yapılması dikkat çekti. Mumay, bu atamaların ardından Kaya’nın elinde patlamak üzere olan hisselerin aynı fon şirketi tarafından kurtarılmasını, bürokrasideki menfaat ağlarının ulaştığı boyutu göstermesi açısından kritik bir örnek olarak değerlendirdi.

Mumay, bu düzeydeki bir servet transferinin ve yolsuzluk ağının Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tamamen habersiz yürütülmesinin inandırıcılıktan uzak olduğunu, eğer gerçekten habersizse bunun “devlet yönetimi zafiyeti” açısından çok daha vahim bir tablo ortaya koyduğunu vurguladı. Yıllarca Merkez Hakem Kurulu’ndan SPK’ya, Devlet Denetleme Kurulu’ndan Borsa İstanbul’a kadar tüm kritik kurumlara atanan isimlerin liyakatten ziyade sadakat kriteriyle seçilmesinin bu sonucu doğurduğunu belirten Mumay, krizin AK Parti tabanında da ciddi bir rahatsızlık ve küskünlük yarattığını ifade etti. Kendi birikimlerini kaybeden orta sınıf ve muhafazakâr seçmenin, bu çifte standardı net bir şekilde gördüğü ve siyasal faturanın önümüzdeki süreçte iktidar açısından ağırlaşabileceği belirtildi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş