İSTANBUL (Medyascope) – Ekrem İmamoğlu tutuklanmasından 19 ay sonra 14 Ekim’de ilk kez savunma yaptı. Bugün Ekrem İmamoğlu’nun (17 Ekim) savunmasının son günü. İmamoğlu savunmasını tamamlayacak, 53 tutuklu sanığın tutukluluk hali de gözden geçirilecek.Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır Silivri’den, editörleri canlı blogtan gelişmeleri size aktaracak.
- İmamoğlu İBB davasında savunma yapacak: İşte bilmeniz gerekenler
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (14 Ekim 2026): “Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar”
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (15 Ekim 2026): “Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘tanık’ olarak dinlenmesini talep ediyorum”
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (16 Ekim 2026): “Biz cemaatlere, vakıflara, derneklere hizmet işi dönemini bitirdik, onun için buradayız”
- İmamoğlu’nun savunmasının ikinci gününden izlenimler: “Aklanması gereken kişi ben değilim”
"Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığınız var mı?" sorusuna cevap: “Allah korusun”
Mahkeme başkanı, itirafçı Ertan Yıldız’ın "2023 yılının ikinci yarısında Saraçhane'de bir toplantıda ben, Can Akın Çağlar, Ekrem İmamoğlu ile birkaç kişinin daha bulunduğu bir yerde Ekrem İmamoğlu, Can Akın Çağlar'a Doğuş ile olan 10 milyon dolar ile ilgili ne yaptın diye sordu. Can Bey de 'Ben görüşüyorum. Resmi olarak bu parayı nasıl tahsil edeceğimizi şirketin CEO'su Hüsnü Bey ile görüştüklerini' söyledi” ifadesini sordu. İmamoğlu, “Siz bunu gerçek olarak mı kabul ediyorsunuz Sayın Başkan, yoksa beyan olarak mı” dedi.
Mahkeme başkanı, “Ben şu an kabul etmiyorum. Siz muhatap olduğunuz için soruyorum. Hani şimdi böyle bir iddiada bulunduğu için” diye yanıt verdi. İmamoğlu devamında, “Tamam. Niye sordum? Şunun için sordum: Çünkü aynı beyana karşılık Doğuş, ‘Ben böyle söylemedim’ dedi. ‘Böyle bir... Böyle bir muhataplıkla karşı karşıya kalmadım’ dedi. Can Bey de ‘Benim yanımda böyle bir konuşma geçmedi’ dedi. Dolayısıyla Ertan gibi artık her yönüyle ne yazık ki beni de şaşırtan, kurum içindeki birçok tespitli yapmaması gereken birtakım işleri yapmış birisi olarak benim için muteber bir söz değildir. Sizin önünüzde şu anda onun aleyhine üç tane daha bana göre muteber beyan var, onları dikkate almanızı öneririm” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, mahkeme başkanının "Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığınız var mı" sorusunuysa “Allah korusun” diyerek yanıtladı.
Öğle arası sonra erdi
Öğle arası sonra erdi. İzleyiciler tutukluları, “Foncular içeri, başkanlar dışarı”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganıyla karşıladı.
Mahkeme başkanı, “Adem Soytekin ile ilk tanışıklığınız ne zamana dayanıyor” diye sordu.
İmamoğlu, “Adem bey 2007 ya da 2008 yılında ortağı olduğum firmanının henüz siyasette değilken taşeronluğunu yaptığı işlerimiz oldu. O zamandan tanırız. İşini iyi yapar, pratik bir yüklenicidir, hızlı, kaliteli iş yapar” dedi. İmamoğlu, “Saha üretilen işleri konusu geçen kreşler, ibadethaneler, camiler, cemevi gibi yaptığını da biliyorum. Kurumların arşivinde mevcuttur” yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’na dosyanın itirafçılarından harita mühendisi Yakup Öner’le olan tanışıklığını sordu. İmamoğlu, “Yakup Öner ile Beylikdüzü’nde görev yapan bir arkadaş olarak biliyorum. İmar uygulamaları hususundaki yeteneklerini o dönemdeki çalışma arkadaşımdan dinlemiştim. Kendisinin göreve devam etmesini talep etmiştim. Beylikdüzü’nde muhtelif alanların kamuya kazandırılmasını, tapu sorunlarının çözülmesinde katkı sunan bir arkadaş olarak bizimle çalıştı. Daha çok teknik arkadaşlarla muhatap oldu. 2019’dan sonra İBB döneminde de bu ve buna benzer İstanbul ölçeğinde benim de önüme gelen imar, özel mülkle ilgili çalıştı” dedi.
Mahkeme başkanı, Yakup Öner’in “Bana maaşım dışında 100 bin dolar veriyordu” iddiasını sordu. İmamoğlu, “Öyle bir şey yok. Bunu kabul etmiyorum” yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı, itirafçı iş insanı Adem Soytekin’in tutuklu olduğu sırada, Ekrem İmamoğlu’ndan el yazısıyla “Dik dur bizi satma” denilen notlar geldiği, avukatlar üzerinden baskı altına alındığına yönelik ifadeleri soruldu. Ekrem İmamoğlu, “‘Dik dur’ demek güzel bir söz, öyle bir not yollamadım da kötü bir söz değilmiş zaten. Bizim orada horon dik oynanır. Keşke herkes dik dursa” dedi.
Muhabir: Furkan Karabay
İBB davasında ara verildi
İBB davasında ara verildi. Duruşma aranın ardından çarpraz sorguyla devam edecek.
İmamoğlu'nun savunması bitti
“Hz. Ali’nin sözünü tekrar ediyorum” deyip halka seslenen Ekrem İmamoğlu, savunmasını şu sözle sonlandırdı:
“Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”
Mansur Yavaş: "Parti değiştirenler bunun hesabını sandıkta verecekler"
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Etimesgut Bağlıca Bulvarı'nda Cumhuriyet Yüzme Havuzu ve Spor Kompleksi'nin açılış törenine katıldı.
Yavaş, "Siyasette bir transfer gündemi devam ediyor. Önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay istifa etti, bir süre bağımsız kaldı. Sonra AK Parti'ye geçti. Siz istifa ettiniz, bağımsız kalacağım dediniz. Geçtiğimiz günlerde de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras istifa etti. Ama AKP'den de 'Yeni büyükşehir belediye başkanları partimize katılacak' sesleri yükselmeye devam ediyor. Bu konuda ne söylersiniz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Tabii, önce bu parti değiştirmenin sebebini bir araştırmak lazım. Sebebini araştırırsanız bir şeyler ortaya çıkar çünkü şimdiye kadar bu kadar yoğunlukta bir parti değiştirme olmamıştı. Onun için bunu özellikle parti değiştiren belediye başkanlarımıza da sorun onlar bir cevap vereceklerdir. Vermezlerse de inşallah zaman içerisinde bunların sebepleri ortaya çıkacaktır. Kendisini seçen insanlara karşı belediye başkanları sorumludur. Bu parti değiştirenler de o hesabı sandıkta vereceklerdir. Ben bir başkasının takdirine karışacak durumda değilim ama biz şu anda bağımsızız. Ankara halkına eşit bir şekilde hizmet ediyoruz. Bağımsız kalırken de malum, Cumhuriyet Halk Partisi ve YENİ Parti ayrışması oldu onların birini diğerine tercih etmeden, tabanı kastediyorum, oy veren, bizi bu makama getiren insanları kastediyorum. Ayrıca rozetimizi çıkarmış bir vaziyette tüm Ankara'ya hizmet etmeye biz devam edeceğiz."
(ANKA)
"Ben milletimi temsil ediyorum"
“İleride tarihçiler bu karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar” diyen Ekrem İmamoğlu, “Bir belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak. Bunu nasıl yaptılar diye utanacak. Bunu yapanların çocukları okuyacak, utanacak. Ar edecekler. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak dede, baba yerine düşürmesin. (Amin.) Ve o gün herkese hesap soracak. Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? O soruların cevabını bu salon verecek, tarih verecek. Ve o tarih çok yakındır” ifadelerini kullandı.
Süreci kurgulayanlara seslendiğini belirten İmamoğlu, “Evet bugün elinizde bir devlet gücü var. Bir avuç militan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz. Bir avuç danışmanla Türkiye'ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz. Seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz. Kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle bu ülkenin geleceğine karanlık mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Ama ne siz ne de o bir avuç militan bürokrat ne de o çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz. Beni teslim alamayacaksınız” dedi.
İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Beni hapse atabilirsiniz. Zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz. Oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz. Aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı
Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız bu operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider."
"Artık etrafınızda olup biteni dahi göremiyorsunuz, fark edemiyorsunuz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak o parantezin kapanmayacağını, bu devrin böylece devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum: Devriniz bitmiştir” dedi.
İmamoğlu, şunları söyledi:
“Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış ve uzatmalara oynayan bir ara dönem. Zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış, yürümekte zorlanan bir ara dönem. Enerjisi bitmiş. Artık etrafınızda olup biteni dahi göremiyorsunuz, fark edemiyorsunuz. Küçük bir grubun yönlendirmesiyle yalnızca onlardan aldığınız haberlerle kararlar veriyorsunuz. Halktan kopuksunuz, sokaktan kopuksunuz. Meydandan, pazardan, camiden, milletten kopuksunuz. Milletin dışındasınız. Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatıyorsunuz. Sonra da yaptığınız o millî irade hırsızlığını kutluyorsunuz.
Bu bir bitiştir. Bu, ‘Sandıktan korkan iktidar, milletten korkuyor demektir’in daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin. Size üzülmüyorum ama milletimizi düşürdüğünüz duruma üzülüyorum. Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara, yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin. Yaradan sizi, sizden bu milleti korusun, bu milleti de sizden korusun. Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı ve artık taştığı bir dönem yaşıyoruz ama Türkiye bu tuhaf, bu absürt, kendisine bu kadar yabancı dönemi mutlaka geride bırakacak. Kendi gerçek kimliğine kavuşacak. Bu kabus bitecek. Bu kabusun bittiği günler yakındır. Yaradan’a dua ediyorum, Allah’ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra da pırıl pırıl bir Türkiye’ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim.”
"Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin"
Furkan Karabay aktarıyor
Basımı engellenen ve yasaklanan kitabının maketini mahkeme heyetine gösteren Ekrem İmamoğlu, “Bunun içinde bomba yok. Savunmamın genişletilmiş hali bu kitaptır. İçinde şiddete çağıran cümle yok. Allah büyüktür, millet şahittir” dedi.
İmamoğlu, “Şahsımda millet iradesini tutsak alan siyasi iradeye sesleniyorum. Devriniz bitmiştir. Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşamıştır. Bu ara dönem de bitmiştir. Yürüyemeyen, gözünün feri sönmüş, sokaktan, pazardan, camiden uzaklaştınız. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin” diye devam etti.
“Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hâkim karşısına çıkacak” diyen Ekrem İmamoğlu, “Şafak vakti kapıları kırılmadan çıkacak insanlar, avukatlarıyla adil bir savunma yapacak” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, şunları söyledi:
"Biz kamuya hizmet ettik, kamuya iş ürettik ve insanların gönlünü, hayatını mutlu ettik, huzurlu kıldık.
Buradan çok açık söylüyorum, ben ayrıcalık istemiyorum. Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç ama hiç istemiyorum. Çünkü bizim mücadelemiz intikam mücadelesi değil. Bizim mücadelemiz adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesidir. Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hâkim karşısına çıkacak. Adım gibi eminim! Ekrem İmamoğlu’nun kelimesi kadar, harfi kadar gelecekten eminim. Yaradan bunu bana yaşatacak, 87 milyona bunu yaşatacak.
Ama şafak vakti kapıları kırılmadan çıkacak insanlar, avukatlarıyla adil bir savunma yapacak insanlar, biz böyle bir Türkiye istiyoruz. Kapısı açılıp geceliğiyle kadını çekmek için gayret eden insanlar, onu görüntüleyen, oradan bir ses “Abi kapatın kapıyı, içeri dal, içeri dal” diyen bir sabah operasyonunu, gece operasyonunu, iffete, namusa saldıran bir anlayışı bu ülkeye yaşattırmamak için mücadele edeceğiz biz."
"Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı çünkü öyle bir örgüt yok"
İBB davasına ve dosyayı hazırlayanlara tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. 3’te 2’sini Maden Kanunu’nu açmadan davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar.
'Örgüt' dediler, şemaya koydukları adam 'Ben örgüt yöneticisi değilim' dedi. Örgütün kuruluş cümlesini saydı, 'Ben onu şablon olarak gördüm' dediler. Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok!
'Casus' dediler, delil diye 5 dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Millî İstihbarat Başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus!
'Rüşvet' dediler, rüşvet verdiğini söyle, verdiği söylenen 'Hissettik' dedi. Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Vatan Emniyet’te gördüğünü söyledi. Rüşveti kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptıklarını herkes bu salonda gördü. Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 'borcu yoktur' yazısı, belgesi var. Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, bir gecede değişmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var. Bir de neyi bulacağı önceden söylenmiş bilirkişilerin raporları var. İşte akşamdan sabaha Melih’in yaşadıkları var."
"Türkiye hayalimize bütün kalbimle inanıyorum"
Ekrem İmamoğlu, “Türkiye hayalimize bütün kalbimle inanıyorum, bütün aklımla inanıyorum, bütün ruhumla inanıyorum. Böyle bir Türkiye uzak bir hayal değildir. Ne kadar biliyor musunuz? Elinizin uzandığı yer kadar yakındır. Böyle bir Türkiye mümkündür. Böyle bir Türkiye bu milletin hakkıdır. Hazırdır bu millet buna. Zamanı ilk seçimdir. İlk sandıktır. Sandığa hazırlıklı olmaktır mesele” dedi.
İBB dosyasında “Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” yazdığını belirten İmamoğlu, “Ama biliyorum ki bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart’ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Bu ülkede geleceği tasarlayacak ve kararı verecek milletin gelecekteki seçimdeki iradesi yargılanıyor. Bugünden geleceğe vesayet ortaya konulmaktadır. 1 kez değil, 3 kez aynı kararı veren İstanbullu hemşehrilerim yargılanıyor. Bu ülkede iktidarın sandıkla değişebileceğine hâlâ inanan 87 milyon yurttaş yargılanıyor” diye konuştu.
İmamoğlu, “Onun için en başta ne dediysem en sonda da onu söylüyorum. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
"Ben, içine kapanmış bir Türkiye’yi hayal etmiyorum"
“Ben, içine kapanmış bir Türkiye’yi hayal etmiyorum. Dünyada sözü dinlenen bir Türkiye hayal ediyorum” diyen Ekrem İmamoğlu, “Öngörülebilir bir Türkiye, güvenilir bir Türkiye, itibarlı bir Türkiye. Dış politikasını hamasetle değil, akılla, bilgiyle, liyakatle, stratejik devlet anlayışıyla yöneten bir Türkiye. Ulusal bağımsızlığımızı koruyan, vatandaşın refahını sağlayan, bölgesinde barış üreten, dünyada itibarı yüksek, demokratik bir Türkiye istiyoruz biz” ifadelerini kullandı.
Kurmak istedikleri Türkiye’ye dair konuşan İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Vatandaşın pasaportunun değerli olduğu bir Türkiye. Avrupa, Karadeniz, Akdeniz, Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya arasındaki eşsiz konumunu milletin refahına dönüştüren bir Türkiye istiyoruz biz. Dünyada güçlü, dönüştürücü, lider bir Türkiye istiyoruz. Dış politikadaki pusulamız Türkiye’nin uzun vadeli millî çıkarları, barış, öngörülebilirlik ve kurumsal akıl. Türkiye gelişmeleri yalnızca izleyen değil, çözüm öneren ve yön veren bir ülke olmalıdır.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesi tarihsel ve jeopolitik bir sorumluluktur. Bu bir dış politika tercihi olmanın ötesinde Cumhuriyetimizin çağdaşlaşma yolculuğunun doğal bir devamıdır. Biz Avrupa’nın kapısında bekleyen değil, ortak geleceğe eşit haklarla katılan bir Türkiye istiyoruz. Çünkü güçlü ortaklık eşitlikle kurulur. Avrupa Birliği bugün adaylık ile üyelik arasındaki yolu yeniden tasarlamaya çalışıyor ve bizi çok uzakta görüyor. Türkiye bu tasarımın dışında kalmamalıdır. Masada olmayanın geleceği başkaları tarafından yazılır. Biz o masada yerimizi alacağız.”
“Bu ülkede ilk kez bir kuşak, daha önceki kuşaklardan çok daha yoksul"
Annesiyle yaptığı cemevi ziyaretini anlatan Ekrem İmamoğlu, şunları söyledi:
"Ben anacığımla, ben siyasete başladığımda Aleviliği tanıdım. İtiraf etmiyorum, bunu yeri tutmuyor, böyle. Yani birçok şeyi hayatta insan öğreniyor. Baktım ki yani nasıl şeylerle insanların aklı, ben kaldı ki hiç kimseyi ayırt etmeden hayatımı geçirdim. Öyle bir aile terbiyem var Allah’ıma şükür. Kürt ortağım oldu, çalışanlarım oldu. Alevi ortağım oldu. Anneciğime dedim ki bir gün, ilçe başkanıyım Cumhuriyet Halk Partisi dönemimde, 'Bugün' dedim, 'cemevine gideceğim, senle oraya gideceğiz anne' dedim muharrem ayında. 'Uşağım ben oruçluyum' dedi. Dedim: 'Tamam, orada lokma yiyeceğiz, orada da insanlar oruçlu' dedim. 'Yapma ya' dedi. Anacığımla gittik. Pırlanta gibi insanlar, her gittiğimde beni her biri anne gibi karşılayan anneler, kadınlar yine karşıladı, annemin de gözleri doldu. Orucunu açtı insanlar, dualar edildi. Çıktık arabaya bindik, annemin ilk lafı ne oldu biliyor musun? 'Uşağım' dedi, 'Amin demiyorlar, Allah Allah diyorlar, daha güzelmiş' dedi ya. O kadar hoşuma gitti ki anamın o tarifi. Birbirimizin hakkında bilgimiz yok, aramızda dağlar var.
Dindar seküler yaşam tarzını tehdit saymayacak birbirine. Sekülerin dindarın inancından endişe etmediği bir Türkiye kuracağız. Birbirimize benzediğimiz için değil, birbirimizden farklı olduğumuz hâlde aynı ülkeye ait olduğumuz için güçlü olacağız. Çünkü Türkiye’nin çeşitliliği zaafı değildir. Onun için Türkiye’nin çeşitliliğine Türkiye’nin gücü olarak baktım ve bakıyorum. Farklı kimliklerimiz olacak, farklı inançlarımız olacak, farklı hayatlarımız olacak, farklı fikirlerimiz, farklı siyasi tercihlerimiz olacak ama ortak bir vatanımız var bizim. Ortak bir Cumhuriyetimiz var, ortak hukukumuz var ve en önemlisi ortak geleceğimiz olacak. 1 milimetrekaresine bu ülkenin zarar getirmeyeceğiz. Ulusal bütünlüğümüzü kimse bozamayacak."
Ekrem İmamoğlu savunmasının devamında, “Bu ülkede ilk kez bir kuşak, daha önceki kuşaklardan çok daha yoksul ve bunu kapatmak kolay olmayacak. Türkiye’yi zenginleştirmek zorundayız. Bunu birkaç kişinin zenginliğiyle açıklayamayız. Vatandaşın zenginliğini arttırmalıyız. Ürettiğimiz zenginliği adil paylaşacağız. İşçinin, çiftçinin, sanayicinin, esnafın, girişimcinin, sendikanın, kooperatiflerin, akademisyenin, gençliğin, kadının, yerel yönetimlerin, meslek örgütlerinin katıldığı büyük bir Türkiye iktisat seferberliği başlatacağız. Büyük bir seferberliğe ihtiyacımız var, çok geriye düştük ey dostlar. Çok geriye düştük ey halkım” dedi.
İnsanların devletinden korkmadığı bir Türkiye kuracaklarını söyleyen İmamoğlu, “Çiftçiyi, köylülüyü tarım alanlarını geliştireceğiz. Bu cumhuriyetin makbul olan da makbul olmayan vatandaşı da olmayacak. Kimse hakkını isterken minnet etmek zorunda olmayacak” diye konuştu.
Kadınların hayatın her alanında eşit ve özgür olacağını belirten İmamoğlu, “Cumhuriyet, herkesin cumhuriyeti olacak. Bizim Türkiye hayalimiz bu kucaklaşmadır. 86 milyonu can kulağıyla dinleyeceğiz” diye aktardı.
Medyascope ekibi Silivri'de: Ekrem İmamoğlu savunmasını tamamlıyor, dört günlük savunmada öne çıkanlar
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ile Ali Deniz Çakır, bugün 13:00'te Silivri'den İBB davasındaki izlenimlerini canlı yayında sizlere aktaracak.
🔗 https://youtube.com/live/DBQhW9nUymk
"Yoluma asla sapmadan devam edeceğim"
Furkan Karabay, Silivri'den aktarıyor.
“Yoluma asla sapmadan devam edeceğim” diyen Ekrem İmamoğlu, yerel yönetimlerin demokratik katılımını, şeffaflığını ve hesap verebilirliğini güçlendireceklerini belirtti. İmamoğlu, “Üniter devlet anlayışımızı koruyarak; yetkiyi, kaynağı, sorumluluğu vatandaşa en yakın yerde etkinleştireceğiz. Ulus bütünlüğümüzü koruyarak, bu memleketin her beldesini güçlendireceğiz. Şehirlerimizi rantın değil insanın ihtiyaçlarına göre kuracağız. Dayanıklı, güvenli, ferah ve yaşanabilir kentler var edeceğiz. Yurttaşın bir araya gelmesinden, konuşmasından, itiraz etmesinden, gösteri yapmasından, sevinmesinden, yas tutmasından korkmayan, meydanları ortak yaşamın kalbi olan bir Türkiye kuracağız” dedi.
“Güçlü devlet tümüyle fakirleşmiş, yoksullaşmış bir ortamda Sümerbank’ı kurmaktır, Etibank’ı kurmaktır, şeker fabrikalarını kurmaktır 100 yıl önce” diyen İmamoğlu, “Türkiye kendi içinde kavga etmekten yoruldu, yeter ya! Milleti böyle, böyle parçalaya, parçalaya... Böyle çatık kaşlar, asık suratlar... Yeter ya! 20 yıl, 25 yıl aynı koltuktan insanlara korkuyu, öfkeyi, şiddeti, kötü kötü göstermekten yeter, bıktı bu millet. Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün Türk’ten şüphe etmediği bir Türkiye. Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz biz” ifadelerini kullandı.
İBB davasından duruşma görüntülerinin paylaşılmasına ilişkin soruşturma
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB davasının 15-16 Ekim duruşmaları sırasında çekildiği anlaşılan görüntülerin sosyal medya hesaplarında paylaşılması üzerine res'en soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda 15 ve 16 Ekim tarihlerinde görülen İBB Davası esnasında çekildiği anlaşılan görüntülerin sosyal medya hesapları aracılığıyla paylaşıldığının tespit edildiği kaydedildi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
"İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/208 Esas sayılı dosyasının, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen 15-16/10/2026 duruşmaları esnasında çekildiği anlaşılan görüntülerin sosyal medya hesapları aracılığıyla paylaşıldığı tespit edilmiştir. Kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşarak nakleden kişiler hakkında, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca TCK 286. maddesi kapsamında re’sen soruşturma başlatılmıştır."
"Sen meşruiyetini kaybettin"
Furkan Karabay, Silivri'den bildirmeye devam ediyor.
“Depremde betonların altında 50-60 bin insanın ölmesi kaderimiz değildir” diyen Ekrem İmamoğlu, "Bu mahkeme ya bunu temsil edecek sırtımızı size dayayacağız ya da size rağmen bu millet sırt sırta verecek herkesle mücadele edecek bunu unutmayın" dedi.
İmamoğlu, şunları söyledi:
"Ya sen ne büyüksün Mehmet Akif ya. Sen neyi gördün de İstiklal Marşı'nı 'Korkma' diye başlattın. Sana kurban olurum Mehmet Akif. Hani Kur'an-ı Kerim 'ikra' diye başlamış ya 'oku' demiş ya. O kadar önemli biliyor musunuz bu millete emanet olan o İstiklal Marşı'nda Mehmet Akif'in korkma diyerek başlaması. Korkma demiş bize. Bunu hisseden var mı içinde. Ben hissediyorum. Diyorum ya o dörtlüğü sanki benim için yazmış diye. Korkmayı da benim için yazmış diyorum ya. 87 milyon insan da bunu diyecek benim için yazmış korkma. Sen kimsin de senden korkacağım ya.
Şuradaki jandarma kardeş benden niye korkacak ya. İnfaz memuru benden niye korkacak ya. Kimsin. Allah'ın kulusun; bir. Bu devletin, bu memleketin bir yurttaşısın; 2. Kanunun önünde eşitiz; 3. Sen neysen ben oyum; 4.
Bu mahkeme ya bunu temsil edecek sırtımızı size dayayacağız ya da size rağmen bu millet sırt sırta verecek herkesle mücadele edecek bunu unutmayın. Ben bütün bu kötülüklere razı değilim. Çünkü ben bu ülkeyi tanıyorum. Bu milletin neler yapabileceğini biliyorum. Enerjisini biliyorum zekasını biliyorum. Vicdanını biliyorum çalışkanlığını biliyorum. Benden daha çalışkan, benden daha zeki, benden daha enerjisi yüksek 10 milyonların bu ülkede yaşadığını biliyorum. Türkiye'nin en iyi haline ulaşacağını ben biliyorum. İnancım onun için yüksek. Onun için 12 metrekareden korkmadan sesimi yükseltiyorum. Onun için 12 metrekare bana Türkiye Cumhuriyeti'nin 786 bin kilometrekaresi gibi geliyor. Onun için birilerine saray 12 metrekareden bile küçük geliyor."
Ekrem İmamoğlu, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hala tutuklu olduğunu ve kendisinin de cumhurbaşkanı adayı olarak hapiste bulunduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen İmamoğlu, “Sen meşru olamazsın, meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olamaz” dedi.
"Bir kişiye esir olmak kaderimiz hiç değildir"
Muhabir: Furkan Karabay
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Ekrem İmamoğlu, "Buradan uyarıyorum ey Cumhurbaşkanı sen bu kirli düzenden kendini koru. Bu kalleş düzenden bu yürütülen iş ve işlerden bu kalleşlikten sen dahi kendini koru seni uyarıyorum” dedi.
“Bir kişiye esir olmak kaderimiz hiç değildir” diyen İmamoğlu, Ben kıymetli dostlarım, kıymetli yurttaşlarım, ben Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu şartları bu ülkenin kaderi olarak görmüyorum. Ben kaderin, bu ülkenin, bu yurttaşların nasıl yaşayabileceğinin yine bu yurttaşların kendi ellerinde olan bir süreç olduğunu düşünüyorum. Yoksulluk kaderimiz değildir. Adaletsizlik kaderimiz değildir. Korku kaderimiz değildir. Kutuplaşma kaderimiz değildir. Silmek kaderimiz değildir. Bir kişiye esir olmak kaderimiz hiç değildir” diye konuştu.
“Yedek tutuklama. Bu utanmazlık değil de nedir?"
İBB davasında tutuklu olan İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’in dün ikinci kez tutuklandığını açıklayan Ekrem İmamoğlu “Yedek tutuklama. Bu utanmazlık değil de nedir? Omurgaları darmadağın olmuş bana daire başkanlığı yapmış bir müptezelin (Naim Erol Özgüner) ifadesi üzerine bu arkadaşımın dün sabah ifadesini alıyorsun akşama tutuklama veriyorsun. Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da görmüyorsunuz. Sandalyeniz etrafında, bilgisayarınız içerisinde ahtapotun kolları var” dedi.
Muhabir: Ali Deniz Çakır
Duruşma Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla başladı
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 53’ü tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına 37. günde devam ediliyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’de görülen duruşmaya, İmamoğlu’nun dört gündür devam eden savunmasıyla başlandı.








