İSTANBUL (Medyascope) – BLOG KAPANMIŞTIR… Ekrem İmamoğlu tutuklanmasından 19 ay sonra 14 Ekim’de ilk kez savunma yaptı. Bugün Ekrem İmamoğlu’nun (17 Ekim) savunmasının son günü. İmamoğlu savunmasını tamamladı, mahkeme açıkladığı ara kararda 7 kişinin tahliyesine karar verdi. Üçüncü duruşma 2 Kasım’da yapılacak. Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır Silivri’den, editörleri canlı blogtan gelişmeleri size aktardı. İşte Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının son günü.
- İmamoğlu İBB davasında savunma yapacak: İşte bilmeniz gerekenler
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (14 Ekim 2026): “Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar”
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (15 Ekim 2026): “Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘tanık’ olarak dinlenmesini talep ediyorum”
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (16 Ekim 2026): “Biz cemaatlere, vakıflara, derneklere hizmet işi dönemini bitirdik, onun için buradayız”
- İmamoğlu’nun savunmasının ikinci gününden izlenimler: “Aklanması gereken kişi ben değilim”
Üçüncü duruşma 2 Kasım'da
İkinci duruşma sona erdi. Üçüncü duruşmaya, 2 Kasım’da tanık ve gizli tanıkların beyanlarıyla devam edilecek.
Ara karar açıklandı: 7 kişinin tahliyesine karar verildi
Mahkeme başkanı, ara kararlarını açıkladı. İtirafçı sanık Ümit Polat, Nilgün Cendek, Tolga Kılıç, Fatih Temür, Melih Gecek, Aytekin Karaarslan, Adem Başer’in tahliyesine, diğer tutuklu isimlerin tutukluluğunun devamına karar verildi. Tutuksuz sanıkların, ev hapsi ve imza yükümlü adli kontroller kaldırıldı. Melih Gecek, hakkında verilen yeni tutuklama kararı nedeniyle hapishaneden çıkamayacak.
Ekrem İmamoğlu, “Adalet dışarıda, adalet millette. Millet ayağa kalksın” dedi.
Ara karar bekleniyor
Duruşma savcısı, tutuklu itirafçı sanık Ümit Polat ve birleşen dosyada tutuklu olan Nilgün Cendek’in tahliyesini, diğer 51 tutuklu ismin tutukluluğunun devamını talep etti. Duruşmaya, ara karar için ara verildi.
Tora Pekin’in ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklu olmasının canını acıttığını, Pehlivan’ın tutuklanmasına neden olan itirafçı sanık Adem Soytekin’in ifadesi olduğunu söyledi.
İmamoğlu, Soytekin’e bugün bazı soruların başka mihraklar tarafından sordurulduğunu ifade etti. İmamoğlu, “Olmayan bir toplantı, ki benimle ilgili bir toplantı yapacaksa zaten bilgim olur. Bu kadar nettir ilişkimiz, diyaloğumuz. Gerçekten bunun da ağır bir yara olduğunu ben de o soruya cevabımda hatırlatacaktım ama peş peşe gelen sorularda ıskaladığım bir husustu. Hem soruyu kasıtlı buluyorum hem de olmayan bir toplantı ve bunun gibi mesleğini yapmaktan ötürü burada tutsak bulunması yetinmiyor. Bir de üstüne üstlük sizin de katkınızla bir nebze de olsa nefes aldığı şekliyle buraya getirilmesi gibi birtakım muamelelere tabi tutulması da ikinci ağır bir yaradır” dedi.
Muhabir: Furkan Karabay
“Asliye cezalık isnatla tutuklu 20 sanık: 18 aylık azami süre doldu” diyen Avukat Tora Pekin, mahkeme salonunda hazırladığı tabloyu ekrana yansıttı. İşte o tutuklu listesi:
İçişleri Bakanlığı’nın avukatları, Ekrem İmamoğlu’na sorular yöneltti. İçişleri Bakanlığı avukatı, “İBB veya iştiraklerine ilişkin zarara uğradığına dair tarafınıza rapor ulaştı mı, denetim yapıyor muydunuz?” diye sordu. İmamoğlu, göreve geldikten sonra teftiş yaptırdığını, İBB’de AKP yönetiminde 30’un üzerinde usulsüzlük tespiti yapıldığını, dosyaya İçişleri Bakanlığı’nın el koyduğunu ancak bakanlığın herhangi bir işlem yapmadığını söyledi. İmamoğlu, “2019’da göreve geldik, yaptırdığımız denetimlerde 33 dosya hazırlandı. İçişleri Bakanlığı ‘Sen soruşturma, ben soruşturacağım’ dedi ve dosyaları elimizden aldı. O günden beri çıt yok” dedi.
Sanık ve avukat sorularının sona ermesiyle Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarının savunmalarına geçildi. İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin, “Bu sözü ben değil avukat Mehmet Pehlivan almalıydı. Hem kollukta hem savcılıkta o vardı. Ben onu dinlemeliydim” diyerek savunmasına başladı. “19 Mart’tan bu yana bir darbenin gölgesi altındayız” diyen Pekin, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in İBB davasına yönelik sözlerine dikkat çekti. Pekin, “Bu dava bitecek mi yoksa adalet bakanının müjdelediği gibi ek iddianamelerle sonsuza kadar sürecek mi bilmiyoruz” dedi.
İçişleri Bakanlığı’nın avukatları, Ekrem İmamoğlu’na sorular yöneltti. İçişleri Bakanlığı avukatı, “İBB veya iştiraklerine ilişkin zarara uğradığına dair tarafınıza rapor ulaştı mı, denetim yapıyor muydunuz” diye sordu. İmamoğlu, göreve geldikten sonra teftiş yaptırdığını, İBB’de AKP yönetiminde 30’un üzerinde usulsüzlük tespiti yapıldığını, dosyaya İçişleri Bakanlığı’nın el koyduğunu ancak bakanlığın herhangi bir işlem yapmadığını söyledi. İmamoğlu, “2019’da göreve geldik, yaptırdığımız denetimlerde 33 dosya hazırlandı. İçişleri Bakanlığı ‘Sen soruşturma, ben soruşturacağım’ dedi ve dosyaları elimizden aldı. O günden beri çıt yok” dedi.
“Bu sorunun yargılamaya bir katkısı yok”
İtirafçı tutuksuz sanık Ertan Yıldız’ın avukatı Özlem Altun Akyol, “Müvekkilime sesinizi duyuramamaktan ama onun böğürmesini duymaktan bahsettiniz. Cezaevinin duvarı nasıl bir duvardır ki, sizin sesinizi duyulmuyor, Ertan Yıldız’ın sesleri duyuluyor” dedi.
Ekrem İmamoğlu, “Geceler boyunca duyduğum sesi tarif ettim” diye konuştu. Mahkeme başkanı araya girerek Yıldız’ın avukatı Akyol’a “Bu sorunun yargılamaya bir katkısı yok” ifadelerini kullandı.
İtirafçı tutuksuz sanık Ertan Yıldız’ın avukatı Özlem Altun Akyol son olarak “Müvekkilim hakkında hayal kırıklığı yaşadığınızı söylediniz. Aynı zamanda yetkinliğine inandığınız kişileri görevlendirdiğinizi de söylüyorsunuz. Hayal kırıklığı tanımı etkin pişmanlıktan yararlanması nedeniyle mi” diye sordu. Ekrem İmamoğlu, “Etkin pişmanlık ifadesinin içindeki iftiralarından dolayı” yanıtını verdi.
İtirafçı tutuksuz sanık Ertan Yıldız’ın avukatı Özlem Altun Akyol söz aldı. Akyol, “Husumetiniz var mıydı” diye sordu. İmamoğlu, “Hayır yok. Kendisinin olduğunu düşünüyorum” dedi. Akyol, “Neden olduğunu düşünüyorsunu” sorusunu yöneltti. İmamoğlu, “Heralde hapise girdikten sonra ruh hali değişmiştir. Yan koğuşumda kalıyordu, sesler çıkarıyordu. Sağlığını iyi görmüyordum. Gece yarıları ağır derecede bağrış çağrış şeklindeki seslerini duyarak şahitlik ettim” diyerek yanıtladı.
YENİ Parti İzmir’de il başkanlığı önseçimi: "Biz de hizmet alabilmek için AKP’ye mi geçecektik?"
YENİ Parti’nin Tepekule Kongre Merkezi’nde yapılan İzmir İl Başkanlığı önseçimi adayların konuşmalarıyla devam ediyor. İl başkanlığı için yarışan Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç ile İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Aziz Kocaoğlu, partililere hitap ederek örgütün mevcut durumu, siyasi gelişmeler ve gelecek döneme ilişkin hedeflerini anlattı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Aziz Kocaoğlu, konuşmasında siyasi yaşamı ve belediye başkanlığı dönemindeki çalışmalarına değindi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesini eleştiren Kocaoğlu, “AKP her vilayeti aldı. Güneydoğu’da belli vilayetler hariç. ‘İzmir’i almadan olmaz’ dedi Sayın Cumhurbaşkanı. İzmir’i kurulduğundan bu tarafa alamadı. 27,5 yıldır İzmir sosyal demokratların elinde. İzmirlinin vermediği, ‘Ben sana İzmir’i teslim etmeyeceğim’ dediği Büyükşehir Belediyesini, bizim oylarımızla seçilen bir kişi gitti, AKP’ye teslim etti. Gerekçe, hizmet almak kisvesi alında dönüyor" dedi.
Belediye hizmetlerinin siyasi parti değişikliği için gerekçe gösterilemeyeceğini söyleyen Kocaoğlu, şunları kaydetti:
"Bizim dönemimizde de AKP vardı. Biz de hizmet alabilmek için AKP’ye mi geçecektik? İzmirli, AKP’ye oy verince hizmet alacağını bilmiyor muydu, şu andaki belediye başkanlarından önce? İzmirli niye oy vermedi de sen bizim oylarımızla gidip İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni AKP’ye teslim ettin ey belediye başkanı? Neden yaptın? Siyaset ilkeyle, inançla, partinin tozunu yutmakla, ruhunu sindirmekle yapılır. 'Ben de bir belediye başkanı olayım, koltuk kapayım' diye yapılmaz."
(ANKA)
Furkan Karabay Silivri'den bildirmeye devam ediyor.
Adem Soytekin’in ardından bir diğer itirafçı tutuksuz sanık Yakup Öner, söz aldı. Öner, kendisinden bahsetmeye başladı. Mahkeme başkanı, Öner’e sorusunu sormasını istedi. Öner, kendinden bahsetmeye devam etti. Mahkeme başkanı, Öner’in soru sormaması üzerine mikrofonu elinden aldırdı.
İmamoğlu ile savcı arasında Cebeci Maden Sahası tartışması: “Sizin işiniz başka, bizimki başka”
Mahkeme başkanının soruları sonrası duruşma savcısı söz aldı. Savcı, iddianamede yer alan ve İstanbul Valiliği, AKP’li Sultangazi Belediyesi ve bakanlığın sorumlu olduğu, İBB iddianamesinde suçlama konusu olan Cebeci Maden Sahası’yla ilgili sorular yöneltti. İmamoğlu “Bu konunun ne siz uzmanısınız ne de ben” derken savcı, “Uzmanı olduk” diye yanıt verdi. İmamoğlu, “Yok olmadınız, sizin işiniz başka bizim de başka” dedi. İmamoğlu devamında, Cebeci maden sahası iddiaları üzerine savcının sorusuna, “Neden Vali, vali yardımcısı, MAPEG burada değil? Vali beyin AFAD’daki odasında vali yardımcısı Murat Gülibrahimoğlu’nun ne kadar iyi bir işadamı olduğunu anlatıyordu. Neden onları buraya getirmiyorsunuz, neden ciddiye almıyorsunuz?” diye yanıt verdi.
Mahkeme başkanına seslenen İmamoğlu, “Niye MAPEG başkanı burada değil. Niye Vali bey burada değil. MAPEG adına bile ben konuşuyorum burada. Lütfen bu talebimizi dikkate alın” dedi. Sonrasında duruşma savcısına dönen İmamoğlu, “Hemen Sultangazi Belediyesi hakkında suç duyurunda bulunun” diye belirtti.
Savcı, itirafçı sanıklardan iş insanı Adem Kameroğlu’nun “lüks mobilya” iddiasını sordu. İmamoğlu, “Büyük bir haysiyetsizlikle suçlama yapılıyor, yalan söylüyor” dedi. Adem Kameroğlu, Tuncay Yılmaz’a dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’na ruhsat-iskan sorunu olmaması için rüşvet verdiğini söylemiş, projesinin 2017 yılında mühürlendiğini açıklamıştı. Avukat Ali Kemal Yıldız’ın “Belediyede kim vardı o zaman” sorusunaysa “AKP” diye yanıt vermişti.
Savcı devamında, Ekrem İmamoğlu’na, tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in “kasa” olduğu iddiasına yönelik soru sordu. İmamoğlu, “Ertan Yıldız’ın ortaklık iddiaları var. Mehmet Türk ve kardeşiyle ilgili suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Sayın Bakan da kendisini iyi tanır” dedi. Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunmasında, Mehmet Türk ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili iddialarda bulunmuştu. Ongun şunları söylemişti:
”Mehmet ve Fatih Türk isimli insanları iyi tanıyan biri var. O da Sayın Adalet Bakanımız. Ben bizzat Mehmet Türk'ten, Akın Bey'le iyi ahbap ilişkisi olduğunu dinledim. Belki Ekrem Başkan daha fazlasını da biliyordur. Mehmet Türk ile Sayın Gürlek'in samimi bir tanışıklığı vardır. Mehmet Türk söyledi bana bunu. Fatih Türk de Mehmet Türk ile çalışan kardeşidir. Asıl patron abi Mehmet tabii ki. O zaman şüphe sorduruyor: Acaba Ertan'ın itirafçı olarak devşirilmesinde, iddia makamının dostu Türk Ailesi etkili oldu mu? Böylece soruşturma gadrine uğramamış olabilirler mi? Beyanlara göre ortaya çıkan durum, kuvvetli şüphe yaratıyor. Çünkü Ertan'ın sorumluluk döneminde bu arkadaşların 6 firmasına ihale yağmış. Hepsi, Ertan'ın yönettiği iştirak şirketlerinden, İBB'den değil. Ve asıl konu, bu aile neden şüpheli bulunmamış? Savcılığın radarından nasıl çıkmış?"
Savcının soruları sona erdi. Tutuksuz itirafçı sanık Adem Soytekin, soru sormak için söz aldı. Soytekin, “Ne yaptığım kreş, okul, camide öncelikle tercih edilmedim. Bağışçıları tanımıyorum. Hatay’da 4 ayda inşaatı yaptım, kendi cebimden ödedim, sonra bağışçı aradılar” dedi. İmamoğlu, “Bu açıklamayı bana mı yaptın ben buna bir şey demedim” diye araya girdi. Mahkeme başkanı, “Bana yaptı. Adem tamam soruna geç sen” dedi. Soytekin, “Madem bu işlemler rüşvetle yapıldı, benim neden bilgim olmadı” diye sordu. İmamoğlu, “Ben burada anlattım, sen de duydun. Bizim kapıdan içeri rüşvet girmeyeceğini anlattım” dedi.
Muhabir: Furkan Karabay
"Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığınız var mı?" sorusuna cevap: “Allah korusun”
Mahkeme başkanı, itirafçı Ertan Yıldız’ın "2023 yılının ikinci yarısında Saraçhane'de bir toplantıda ben, Can Akın Çağlar, Ekrem İmamoğlu ile birkaç kişinin daha bulunduğu bir yerde Ekrem İmamoğlu, Can Akın Çağlar'a Doğuş ile olan 10 milyon dolar ile ilgili ne yaptın diye sordu. Can Bey de 'Ben görüşüyorum. Resmi olarak bu parayı nasıl tahsil edeceğimizi şirketin CEO'su Hüsnü Bey ile görüştüklerini' söyledi” ifadesini sordu. İmamoğlu, “Siz bunu gerçek olarak mı kabul ediyorsunuz Sayın Başkan, yoksa beyan olarak mı” dedi.
Mahkeme başkanı, “Ben şu an kabul etmiyorum. Siz muhatap olduğunuz için soruyorum. Hani şimdi böyle bir iddiada bulunduğu için” diye yanıt verdi. İmamoğlu devamında, “Tamam. Niye sordum? Şunun için sordum: Çünkü aynı beyana karşılık Doğuş, ‘Ben böyle söylemedim’ dedi. ‘Böyle bir... Böyle bir muhataplıkla karşı karşıya kalmadım’ dedi. Can Bey de ‘Benim yanımda böyle bir konuşma geçmedi’ dedi. Dolayısıyla Ertan gibi artık her yönüyle ne yazık ki beni de şaşırtan, kurum içindeki birçok tespitli yapmaması gereken birtakım işleri yapmış birisi olarak benim için muteber bir söz değildir. Sizin önünüzde şu anda onun aleyhine üç tane daha bana göre muteber beyan var, onları dikkate almanızı öneririm” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, mahkeme başkanının "Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığınız var mı" sorusunuysa “Allah korusun” diyerek yanıtladı.
Mahkeme başkanı son olarak, itirafçı sanık Ali Nuhoğlu’ndan üç ev ve 500 bin dolar karşılığında alınan iki villayı sordu. Ekrem İmamoğlu, “450 metrekarelik iki ev aldım, 1500 metrekarelik üç ev ve 500 bin dolar verdim. Elimde belge var, sözleşme var, noter evrakı, arabulucu sözleşmesi var. Karşıda ne var? Beyan var” dedi.
İmamoğlu devamında, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in açıkladığı Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki 500 milyon TL'yi bulan tapuları hatırlatarak “Bu iddianameyi yazdıranlar gizlediği tapuları, mahkemeye gönderemediği tapuları açıklasın” diye konuştu.
Öğle arası sonra erdi
Öğle arası sonra erdi. İzleyiciler tutukluları, “Foncular içeri, başkanlar dışarı”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganıyla karşıladı.
Mahkeme başkanı, “Adem Soytekin ile ilk tanışıklığınız ne zamana dayanıyor” diye sordu.
İmamoğlu, “Adem bey 2007 ya da 2008 yılında ortağı olduğum firmanının henüz siyasette değilken taşeronluğunu yaptığı işlerimiz oldu. O zamandan tanırız. İşini iyi yapar, pratik bir yüklenicidir, hızlı, kaliteli iş yapar” dedi. İmamoğlu, “Saha üretilen işleri konusu geçen kreşler, ibadethaneler, camiler, cemevi gibi yaptığını da biliyorum. Kurumların arşivinde mevcuttur” yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’na dosyanın itirafçılarından harita mühendisi Yakup Öner’le olan tanışıklığını sordu. İmamoğlu, “Yakup Öner ile Beylikdüzü’nde görev yapan bir arkadaş olarak biliyorum. İmar uygulamaları hususundaki yeteneklerini o dönemdeki çalışma arkadaşımdan dinlemiştim. Kendisinin göreve devam etmesini talep etmiştim. Beylikdüzü’nde muhtelif alanların kamuya kazandırılmasını, tapu sorunlarının çözülmesinde katkı sunan bir arkadaş olarak bizimle çalıştı. Daha çok teknik arkadaşlarla muhatap oldu. 2019’dan sonra İBB döneminde de bu ve buna benzer İstanbul ölçeğinde benim de önüme gelen imar, özel mülkle ilgili çalıştı” dedi.
Mahkeme başkanı, Yakup Öner’in “Bana maaşım dışında 100 bin dolar veriyordu” iddiasını sordu. İmamoğlu, “Öyle bir şey yok. Bunu kabul etmiyorum” yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı, itirafçı iş insanı Adem Soytekin’in tutuklu olduğu sırada, Ekrem İmamoğlu’ndan el yazısıyla “Dik dur bizi satma” denilen notlar geldiği, avukatlar üzerinden baskı altına alındığına yönelik ifadeleri soruldu. Ekrem İmamoğlu, “‘Dik dur’ demek güzel bir söz, öyle bir not yollamadım da kötü bir söz değilmiş zaten. Bizim orada horon dik oynanır. Keşke herkes dik dursa” dedi.
Muhabir: Furkan Karabay
İBB davasında ara verildi
İBB davasında ara verildi. Duruşma aranın ardından çarpraz sorguyla devam edecek.
İmamoğlu'nun savunması bitti
“Hz. Ali’nin sözünü tekrar ediyorum” deyip halka seslenen Ekrem İmamoğlu, savunmasını şu sözle sonlandırdı:
“Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”
Mansur Yavaş: "Parti değiştirenler bunun hesabını sandıkta verecekler"
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Etimesgut Bağlıca Bulvarı'nda Cumhuriyet Yüzme Havuzu ve Spor Kompleksi'nin açılış törenine katıldı.
Yavaş, "Siyasette bir transfer gündemi devam ediyor. Önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay istifa etti, bir süre bağımsız kaldı. Sonra AK Parti'ye geçti. Siz istifa ettiniz, bağımsız kalacağım dediniz. Geçtiğimiz günlerde de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras istifa etti. Ama AKP'den de 'Yeni büyükşehir belediye başkanları partimize katılacak' sesleri yükselmeye devam ediyor. Bu konuda ne söylersiniz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Tabii, önce bu parti değiştirmenin sebebini bir araştırmak lazım. Sebebini araştırırsanız bir şeyler ortaya çıkar çünkü şimdiye kadar bu kadar yoğunlukta bir parti değiştirme olmamıştı. Onun için bunu özellikle parti değiştiren belediye başkanlarımıza da sorun onlar bir cevap vereceklerdir. Vermezlerse de inşallah zaman içerisinde bunların sebepleri ortaya çıkacaktır. Kendisini seçen insanlara karşı belediye başkanları sorumludur. Bu parti değiştirenler de o hesabı sandıkta vereceklerdir. Ben bir başkasının takdirine karışacak durumda değilim ama biz şu anda bağımsızız. Ankara halkına eşit bir şekilde hizmet ediyoruz. Bağımsız kalırken de malum, Cumhuriyet Halk Partisi ve YENİ Parti ayrışması oldu onların birini diğerine tercih etmeden, tabanı kastediyorum, oy veren, bizi bu makama getiren insanları kastediyorum. Ayrıca rozetimizi çıkarmış bir vaziyette tüm Ankara'ya hizmet etmeye biz devam edeceğiz."
(ANKA)
"Ben milletimi temsil ediyorum"
“İleride tarihçiler bu karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar” diyen Ekrem İmamoğlu, “Bir belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak. Bunu nasıl yaptılar diye utanacak. Bunu yapanların çocukları okuyacak, utanacak. Ar edecekler. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak dede, baba yerine düşürmesin. (Amin.) Ve o gün herkese hesap soracak. Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? O soruların cevabını bu salon verecek, tarih verecek. Ve o tarih çok yakındır” ifadelerini kullandı.
Süreci kurgulayanlara seslendiğini belirten İmamoğlu, “Evet bugün elinizde bir devlet gücü var. Bir avuç militan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz. Bir avuç danışmanla Türkiye'ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz. Seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz. Kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle bu ülkenin geleceğine karanlık mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Ama ne siz ne de o bir avuç militan bürokrat ne de o çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz. Beni teslim alamayacaksınız” dedi.
İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Beni hapse atabilirsiniz. Zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz. Oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz. Aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı
Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız bu operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider."
"Artık etrafınızda olup biteni dahi göremiyorsunuz, fark edemiyorsunuz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak o parantezin kapanmayacağını, bu devrin böylece devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum: Devriniz bitmiştir” dedi.
İmamoğlu, şunları söyledi:
“Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış ve uzatmalara oynayan bir ara dönem. Zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış, yürümekte zorlanan bir ara dönem. Enerjisi bitmiş. Artık etrafınızda olup biteni dahi göremiyorsunuz, fark edemiyorsunuz. Küçük bir grubun yönlendirmesiyle yalnızca onlardan aldığınız haberlerle kararlar veriyorsunuz. Halktan kopuksunuz, sokaktan kopuksunuz. Meydandan, pazardan, camiden, milletten kopuksunuz. Milletin dışındasınız. Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatıyorsunuz. Sonra da yaptığınız o millî irade hırsızlığını kutluyorsunuz.
Bu bir bitiştir. Bu, ‘Sandıktan korkan iktidar, milletten korkuyor demektir’in daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin. Size üzülmüyorum ama milletimizi düşürdüğünüz duruma üzülüyorum. Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara, yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin. Yaradan sizi, sizden bu milleti korusun, bu milleti de sizden korusun. Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı ve artık taştığı bir dönem yaşıyoruz ama Türkiye bu tuhaf, bu absürt, kendisine bu kadar yabancı dönemi mutlaka geride bırakacak. Kendi gerçek kimliğine kavuşacak. Bu kabus bitecek. Bu kabusun bittiği günler yakındır. Yaradan’a dua ediyorum, Allah’ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra da pırıl pırıl bir Türkiye’ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim.”
"Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin"
Furkan Karabay aktarıyor
Basımı engellenen ve yasaklanan kitabının maketini mahkeme heyetine gösteren Ekrem İmamoğlu, “Bunun içinde bomba yok. Savunmamın genişletilmiş hali bu kitaptır. İçinde şiddete çağıran cümle yok. Allah büyüktür, millet şahittir” dedi.
İmamoğlu, “Şahsımda millet iradesini tutsak alan siyasi iradeye sesleniyorum. Devriniz bitmiştir. Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşamıştır. Bu ara dönem de bitmiştir. Yürüyemeyen, gözünün feri sönmüş, sokaktan, pazardan, camiden uzaklaştınız. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin” diye devam etti.









