İSTANBUL (Medyascope) – COP31 öncesi Zonguldak’ta düzenlenen COP67 Zirvesi’nde, kömürden çıkışın işçilerin hakları, halk sağlığı ve yeni istihdam olanakları gözetilerek planlanması çağrısı yapıldı. Katılımcılar, kent için kamusal kaynaklarla desteklenen bir adil dönüşüm programı istedi.
Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, Zonguldak’ta kömürden çıkış ve adil geçişi tartışmaya açan “COP67” başlıklı bir zirve düzenlendi. Zonguldak’ın plaka kodunu kullanarak COP31’e atıf yapan zirve, “Zonguldak için adalet” çağrısıyla kamuoyuna duyuruldu. Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu’nun organize ettiği, TMMOB Maden Mühendisleri Odası lokalinde düzenlenen etkinlik, 17 Ekim’de gerçekleşti. Bartın, Ereğli, Çaycuma ve Devrek’ten de katılımın olduğu zirvede siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra Genel Maden İşçileri Sendikası, Zonguldak Eczacılar Odası, TEMA, Zonguldak Demokrasi Platformu, Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı, Yeşil Düşünce Derneği, Zonguldak Barosu gibi kurumlardan temsilciler ile çevre gönüllüleri yer aldı.

COP31 öncesi düzenlenen zirvede, kömürden çıkış sürecinin yalnızca santral ve madenlerin geleceğine odaklanmadan, işçilerin gelir güvencesi, halk sağlığı ve yeni geçim olanakları da gözetilerek planlanması talep edildi. Ayrıca, Zonguldak’ın uluslararası adil geçiş fonlarından ve kamusal kaynaklardan öncelikli olarak yararlandırılması çağrısı yapıldı. Avukat Yakup Okumuşoğlu ise kent için takvimi ve kaynakları belirlenmiş, kent halkının da karar süreçlerine katıldığı bir adil dönüşüm programı hazırlanması gerektiğini vurguladı.
Zirvenin açılışında konuşan Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Çetin Yılmaz, Zonguldak’ın 200 yıldır ülke ekonomisi için ağır bedeller ödediğini belirterek kent için adalet ve pozitif ayrımcılık talep etti. Maden ocakları daraltılırken işsizliğin arttığını, termik santraller ve demir çelik tesislerinde ise milyonlarca ton ithal kömür yakıldığını söyleyen Yılmaz, Zonguldak’ın kömür üreten değil, tüketen bir kente dönüştüğünü vurguladı. Sağlık sorunlarına ve ormanların, sulak alanların, hatta mezarlıkların maden aramasına açılmasına dikkat çekerek sürdürülebilir bir kent ekonomisi için öncelikli desteğin hakları olduğunu ifade etti.
Zonguldak’ta kömürün bedeli
Zonguldak Barosu avukatlarından Yakup Okumuşoğlu, iklim krizinin yalnızca bir çevre sorunu değil, insan hakları ve adalet meselesi olduğunu vurguladı. Kömürlü termik santrallerin yarattığı hava kirliliğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Okumuşoğlu, 2022 tarihli bir çalışmaya göre Zonguldak’taki dört santralin 1989–2020 döneminde 132 milyar liralık sağlık maliyetine, binlerce erken ölüme ve çocuklarda bronşit vakalarına neden olduğunu aktardı.
Almanya, İsviçre ve Hollanda’daki iklim davalarını da hatırlatan Okumuşoğlu, yurttaşların devletlerin yetersiz iklim politikalarına karşı önemli hukuki kazanımlar elde ettiğini söyledi. Bu kararların, gerekli önlemlerin alınmamasının temel hakları ihlal edebileceğini ortaya koyduğunu belirtti.
Adil dönüşüm programı
Türkiye’nin sanayileşmesinde özel bir yeri olan Zonguldak’ın ekonomik, toplumsal ve çevresel açıdan ağır bedeller ödediğine dikkat çeken Okumuşoğlu, kentin dönüşüm sürecinde öncelikli destek alması gerektiğini ifade etti. Devlete, Zonguldak’a özgü, takvimi ve kaynakları belirlenmiş bir Adil Dönüşüm Programı hazırlama çağrısı yaptı.
Okumuşoğlu, programın altı temel başlık üzerine kurulmasını önerdi:
Geçiş takvimi: Hangi tesisin hangi şartlarda dönüşeceğini, hangi üretim alanlarının geliştirileceğini önceden belirleyen bir geçiş takvimi.
Çalışanların güvencesi: İşini kaybetme riski bulunan insanlar için gelir güvencesi, mesleki eğitim, yeniden istihdam ve emeklilik gibi seçenekler.
Çevresel izleme ve şeffaflık: Havası, suyu ve toprağı düzenli olarak ölçülen, sonuçları herkesin anlayabileceği ve ulaşabileceği biçimde açıklanan sağlıklı bir çevre.
Kirlenmiş alanların onarımı: Geçmişten kalan kirli maden ve sanayi alanlarının temizlenip sorumlularla finansman kaynaklarının belirlendiği bir çevre onarım süreci.
Yeni ekonomik olanaklar: Kentin yetişmiş işgücünün; mühendislik birikimi, limanı ve demiryolu altyapısının temiz üretim ve yeni sanayi alanlarına yönlendirildiği yeni ekonomik olanaklar.
Katılımcılık: Yalnızca bakanlıkların, şirketlerin değil sendikaların, meslek odalarının, yerel yönetimler ve kent halkının da içinde yer aldığı katılımcı süreç.
Zonguldak kömürden çıkışta yalnız bırakılmamalı
Enerji üretiminin, sanayinin ve uluslararası ticaretin kuralları değişirken Zonguldak’ın da dönüşmesi gerektiğini söyleyen Okumuşoğlu, geçmişte ülke kalkınması için emeğini ve sağlığını veren, insanlarını kaybeden kentin bu kez de dönüşümün bütün yükünü taşımasının kabul edilemeyeceğini vurguladı. Pozitif ayrımcılık talebinin bu geçmişe ve bugünkü risklere dayandığını belirterek öncelikli kamusal destek ve güçlü sosyal güvenceler istedi.
Zonguldaklıların sağlıklı bir çevrenin yanında güvenceli iş, yeni üretim alanları ve kentte yaşamayı sürdürebilecekleri bir gelecek talep ettiğini belirten Okumuşoğlu, kentin talebinin kömürde kalmak değil, kömürden çıkışta yalnız bırakılmamak olduğunu söyledi. İklim adaletinin, iklim kriziyle mücadele ederken insanları da korumayı gerektirdiğini vurguladı.
Alternatif üretim alanları geliştirilmeli
Bülent Ecevit Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sefa Kocabaş, Zonguldak’ta çevre sorunlarına işsizlik, göç ve ekonomik daralmanın eşlik ettiğini belirterek alternatif üretim alanlarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın demir çelik ve çimento gibi sektörler üzerindeki etkilerine dikkat çeken Kocabaş, bölgedeki biyokütle kaynaklarının demir çelik üretiminde değerlendirilebileceğini, endüstriyel kenevir katkılı çimento üretilebileceğini ve yeraltı sularından ısıtmada yararlanılabileceğini ifade etti. Kıyı şeridinin rüzgâr enerjisi potansiyeline de işaret ederek kurumları ve yerel yönetimleri dönüşüm için harekete geçmeye çağırdı.
Dünyadan adil geçiş örnekleri

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü doktora öğrencisi Beyza İrem Şimşek, farklı ülkelerdeki kömürden çıkış deneyimlerinden hareketle adil geçişin tüm tarafların katıldığı bir müzakere süreciyle mümkün olduğunu vurguladı.
Avustralya’nın Latrobe Vadisi’nde ani kapanışın ardından çalışanlara danışmanlık, mesleki beceri belgelendirme ve mali destek sağlandığını, İspanya’nın Asturias bölgesinde ise hükümet, sendikalar ve işverenlerin uzlaştığı süreçte erken emeklilik ve maden sahalarının onarımında eski madencilere öncelik tanınması gibi uygulamaların hayata geçirildiğini aktardı. Almanya’nın Ruhr Havzası’nda kömürden çıkışın yaklaşık 60 yıllık planlamayla, zorunlu işten çıkarma olmadan yönetildiğini belirten Şimşek, Zonguldak’ta da tüm aktörlerin karar süreçlerine katılması gerektiğini söyledi.
“Adil geçiş herkese aynı desteği sunmak değil, farklı kesimlerin yaşadığı eşitsizlikleri gözeten araçlar geliştirmek demektir”
Yeşil Düşünce Derneği’nden Özge Doruk, kömürün Zonguldak için yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve hafıza olduğunu vurguladı. Taşkömürü istihdamının 1980’lerde 43 binden 2018’de 9 bin 200’e gerilediğini belirten Doruk, dönüşümün zaten kontrolsüz biçimde yaşandığını söyledi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın enerji yoğun sanayiler ve ihracat üzerinden kenti doğrudan etkilediğine dikkat çekerek kömürden çıkışın sosyal ve ekonomik sonuçlarının birlikte planlanması gerektiğini ifade etti. Doruk, adil geçişin herkese aynı desteği sunmak değil, farklı kesimlerin yaşadığı eşitsizlikleri gözeten araçlar geliştirmek olduğunu belirtti.
“Ortak mücadeleyle başarıya ulaşılabilir”
TEMA Vakfı, Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Eylem Tuncaelli, COP31’in Türkiye ve Avustralya öncülüğünde Antalya’da yapılmasının, Türkiye’nin fosil yakıt politikalarını ve adil geçiş tartışmalarını gündemin merkezine taşıdığını söyledi. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması gibi önemli metinlere rağmen atmosferdeki karbondioksit birikiminin arttığına dikkat çeken Tuncaelli, Paris Anlaşması’nın kabul edildiği dönemde 401 ppm olan karbondioksit yoğunluğunun 2025’te 427 ppm’e ulaştığını aktardı. Uluslararası anlaşmaların tek başına iklim krizini çözmeye yetmediğini vurgulayan Tuncaelli, buna karşın ortak mücadeleyle başarıya ulaşılabileceğine inandığını ifade etti.
Zonguldak İklim Zirvesi’nde sunumların ardından düzenlenen forumda katılımcılar, ortak mücadeleye vurgu yaptı. Kömüre alternatif olarak önerilen gübre fabrikasına da karşı çıkıldı. Zirvenin sonunda, kentin geleceğine ilişkin talepleri içeren kapsamlı bir sonuç bildirgesi hazırlamak üzere komisyon oluşturuldu. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.








