İSTANBUL (Medyascope, Antalya Kent Haber) – Antalya’da “kuyu tipi” olarak nitelendirilen yüksek güvenlikli cezaevlerindeki tutulma koşullarını anlatan mahpus annesi Hülya Ayık, oğlunun sağlık durumunun kötüleştiğini ve hastane sevklerinde gecikmeler yaşandığını aktardı.

Antalya’da yüksek güvenlikli cezaevlerinde tutulma koşulları, güneş ışığına erişim ve sosyal izolasyon, mahpuslar ve ailelerinin aktarımlarıyla tartışılıyor. Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaklaşık beş yıldır tutulan, yüzde 76 engelli ve ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın annesi Hülya Ayık, oğlunun sağlık hizmetlerine erişemediğini belirterek, “Devrim’in yeri cezaevi değil, tam teşekküllü hastane odası” dedi.
Mahpuslar, avukatlar ve hak örgütleri tarafından 2021’den itibaren faaliyete geçen bazı yüksek güvenlikli cezaevlerinin mimarisini ve tutulma koşullarını tanımlamak için kullanılan “kuyu tipi” ifadesi, resmi bir cezaevi türü olarak yer almıyor. Yüksek duvarlarla çevrili havalandırma alanları, güneş ışığına erişimin kısıtlı olması ve sosyal izolasyon gibi koşullara dikkat çekmek için kullanılan bu ifade, Antalya’da da gündeme geliyor. Antalya Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticilerinden ve mahpus annesi olan Hülya Ayık, Antalya Kent Haber’e yaptığı açıklamada, “kuyu tipi” hapishanede kalan oğlunun sağlık durumunun giderek kötüleştiğini ifade etti.
“Kuyu tiplerine” ilişkin gözlem notları tutulma koşullarının sertliğini ortaya koyuyor
İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi Hapishane Komisyonu’nun 17 Temmuz’da Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaptığı görüşmelerin ardından hazırladığı 22 Temmuz tarihli gözlem notunda, farklı mahpusların anlatımlarının ortak hak ihlali örüntülerine işaret ettiği belirtildi. Notta, aktarılanların münferit olaylardan ziyade “kuyu tipi” model ve idari uygulamalarla bağlantılı sistematik ihlallere işaret edebileceği ifade edildi.
“Kendinizi hep kuyunun dibindeymiş gibi hissediyorsunuz”
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, kaldığı ve “kuyu tipi” olarak nitelendirilen Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki havalandırma alanının yaklaşık beş metre genişliğinde ve duvarlarının 13 metre yüksekliğinde olduğunu belirterek, “Kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz. Akşam olduğunda da o kuyunun kapağı kapatılmış gibi hissediyorsunuz” demişti.
Komedyen Deniz Göktaş, 28 Eylül’de ilk duruşmada tahliye edilmesinin ardından Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde geçirdiği 88 güne ilişkin değerlendirmelerini paylaşmıştı.
“Güneş yüzüme gelsin diye, avluda köşe kapmaca oynamam gerekiyor”
Göktaş, insan hakları savunucuları ve avukatlar tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki tutulma koşullarını şöyle anlattı:
“Kaldığım cezaevi ‘Kuyu Tipi’ olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkûmlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen yedi metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor.”
- Deniz Göktaş’tan mektup var: “İşinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor”
“Hastane sevkleri bir buçuk yıla kadar uzayabiliyor”
Antalya Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticilerinden ve mahpus annesi olan Hülya Ayık, Antalya Kent Haber’e yaptığı açıklamada, “kuyu tipi” cezaevinde kalan oğlunun sağlık durumunun giderek kötüleştiğini söyledi.
Ayık, oğlunun hastane sevklerinin aylarca, kimi zaman bir buçuk yıla kadar uzayabildiğini belirterek, “Bazen hastaneye götürüyorlar ama ‘doktor yok’ denilerek geri getiriliyorlar. Revire çıkışların aylık olması gerekiyor ama bazen bir buçuk, iki, üç hatta dört ayı bulabiliyor” dedi.
“Ani sayımlar yapılıp, mahpuslara yönelik tehditkâr ifadeler kullanılıyor”
Ayık, ay içinde birden fazla kez ani sayımlar yapıldığını ve mahpuslara yönelik tehditkâr ifadeler kullanıldığını ileri sürerek, geçen hafta sayım sırasında ayağa kalkmayı reddettikleri gerekçesiyle üç sol görüşlü mahpusun tekme ve yumruklarla darbedildiğini ifade etti.
“Devrim burada her gün biraz daha ölüyor”
Oğlunun kilo kaybettiğini, renginin solduğunu ve ellerinin sürekli soğuk olduğunu anlatan Ayık, “Bazen görevliler bile ‘Devrim neden hâlâ burada?’ diye soruyor. ‘Devrim burada her gün biraz daha ölüyor’ diyenler oluyor. Cezaevi müdürü de onun yerinin hastane olduğunu söylüyor” dedi.
Ayık, son telefon görüşmelerinde oğlunun Crohn hastalığına bağlı şikayetlerinin arttığını, üç gün boyunca kendisini kötü hissettiğini ve tuvaletten çıkamadığını söylediğini aktardı. Devrim’in kanayan hemoroit yaraları nedeniyle oturmakta ve ayakta durmakta zorlandığını belirten Ayık, bu süreçte revire götürülmediğini ifade etti. Ayık ayrıca, oğluna 14 günde bir yapılması gereken enjeksiyonunun bir hafta geciktirildiğini belirtti.
“Burada yaşamak tam bir vahşettir”
Devrim’in yüksek duvarlarla çevrili havalandırma alanlarında sıcak ve nem nedeniyle nefes almakta zorlandığını belirten Ayık, oğlunun “Bir hayvanı dahi böyle, gökyüzünü bile görmeyen karanlığa koyarsanız azgınlaşır. Bizler politik insanlar olduğumuz için direniyoruz ama adli tutuklular her gün kavga ediyorlar. Burada yaşamak bir vahşettir” dediğini aktardı.
Devrim’in sağlık sorunlarının psikolojisini de etkilediğini söylediğini belirten Ayık, oğlunun “Her gün bir yerlerim ağrıyor. Bir hastalığımın ağrıları dinmeden bir diğer hastalığımın ağrıları başlıyor. Bu da psikolojik olarak ciddi anlamda beni etkiliyor. Üstüne sıcaklardan dolayı nefes alamıyorum. Her ne kadar politik insanlar olsak dahi gerçekten bir yerden sonra psikolojik olarak patlama noktasına gelebiliyoruz” dediğini paylaştı.
Ayık’a göre Devrim, cezaevinde odaklanmakta ve düşüncelerini toparlamakta da zorlandığını ifade ediyor.
“Hasta mahpuslar için saatler, dakikalar bile önemli”
Hülya Ayık, yürütülen mevcut barış sürecini desteklediğini belirterek, devletin özellikle hasta mahpusların durumuna ilişkin adım atması gerektiğini söyledi.
Bazı hasta mahpusların günlerinin, hatta haftalarının kalmadığını ifade eden Ayık, “Onlar için saatler, dakikalar bile çok önemli” dedi. Oğlunun durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirten Ayık, “Cezaevi müdürünün de söylediği gibi Devrim’in yeri dört duvar arası, cezaevi koşulları değil; tam teşekküllü bir hastane odası” ifadelerini kullandı.






