Resul Emrah Şahan yazdı | O sofrada hepimize yer var: Ekrem İmamoğlu’nun Kırklar Meclisi hayali üzerine

İSTANBUL (Medyascope) – Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Medyascope için kaleme aldığı yazısında Ekrem İmamoğlu’nun “Neden bu memleketin kendisi kocaman bir Kırklar Meclisi olmasın? Alevi’si, Sünni’si, Ermeni’si, Süryani’si, Kürt’ü, Türk’ü aynı sofrada buluşmasın?” sözlerini değerlendirdi.

Resul Emrah Şahan yazdı | O sofrada hepimize yer var: Ekrem İmamoğlu’nun Kırklar Meclisi hayali üzerine
Resul Emrah Şahan yazdı | O sofrada hepimize yer var: Ekrem İmamoğlu’nun Kırklar Meclisi hayali üzerine

Ekrem Başkan’ın Silivri’deki savunmasında bir soru vardı. Dinlediğim andan beri zihnimde yankılanıyor:

“Neden bu memleketin kendisi kocaman bir Kırklar Meclisi olmasın?”

Bu soruyu duyunca aklıma önce çocukluğumun Ankara’sı geldi. Geçen sene yine Silivri’den yazdığım bir yazımda anlatmıştım: 1990’larda küçük bir memur evinde, kalabalık sofraların ve bitmeyen sohbetlerin arasında büyüdüm. Annemin bize öğrettiği üç ilke vardı: Alnın açık olsun, sofran açık olsun, gönlün açık olsun. O evde farklı siyasi fikirlerden, inançlardan, memleketlerden insanlar buluşur, kimi zaman tartışır, kimi zaman saz dinler, sonunda yeniden birbirlerine yer açarlardı. Ben onların çocuklarıyla kapının önünde oyun kurardım. Sofrada kimin nereden geldiğini bilmeden, birlikte yaşamayı öğreniyordum.

Bir başka yazımda da 1993 yazına, Sivas Katliamı’nın ardından bizim evin nasıl bir dayanışma mekânına dönüştüğüne ışık tutmaya çalışmıştım. O günlerde Arif Amca’yı, Yıldız Teyze’yi, acılı aileleri, sanatçıları, siyasetçileri ağırladık. Yas vardı, derin bir yara vardı. Ama birbirine sarılma, acıyı birlikte taşıma ve yeniden ayağa kalkma iradesi de vardı.

1993 yazında Ankara Hipodromu’nda düzenlenen Arif Sağ konseri, çocukluk hafızamda ayrı bir yere sahip. Sivas Katliamı’nın üzerinden henüz birkaç ay geçmişti. O gün Ankara’da bir araya gelen insanların yüzlerindeki hüznü, heyecanı ve birbirlerine tutunma ihtiyacını bugün bile hatırlıyorum. Sivas’ın ardından binlerce Alevi yurttaşın aynı meydanda buluşması, yaşanan büyük acıya rağmen hayata ve birbirine sahip çıkma iradesinin ifadesiydi. Henüz çocuk yaşımda, bizlere kentin kapılarının böyle cömertçe açılmasının verdiği güveni iliklerimde hissetmiştim. Yıllar sonra bunun, Ankara’nın Rizeli belediye başkanı Murat Karayalçın’ın siyasetinin bir sonucu olduğunu, yani siyasi iradeyle mümkün olduğunu daha iyi anladım.

2021 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’nde bu hafızanın başka bir şehirde, başka bir kuşakla yeniden hayat bulduğuna bizzat şahit oldum. Belediyenin, bir kamu kurumunun ev sahipliğinde, Alevi toplumunun inancıyla, kültürüyle, müziğiyle ve hafızasıyla İstanbul’un ortak hayatına katıldığı büyük bir buluşma yaşandı. Alevi kurumlarının ve binlerce yurttaşın kamusal bir meydanda bu ölçekte bir araya gelmesi, İstanbul’un kime ait olduğu sorusuna da güçlü bir cevap veriyordu. Murat Karayalçın’ın Ankara’da, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da gösterdiği siyasi iradeyi aynı demokratik anlayışın iki önemli örneği olarak görüyorum. Kentin yönetimi, bütün yurttaşların o kentin hayatında eşit biçimde yer bulmasını sağlayabildiği ölçüde demokratikleşiyor.

Kentin demokratik iradesini temsil eden belediye başkanının açtığı meydan, kurduğu sofra, tanıdığı söz hakkı önemlidir. Ortak yaşam tahayyülü, herkesin kamusal hayatta kendine gerçekten yer bulmasıyla güçlenir. Dolayısıyla kentte yaşayan Alevi, Sünni, müslüman, gayrimüslim tüm toplulukların varlığını görünür kılmak, onların geçmişini, bugününü ve yarınını ciddiye almak demokratik siyasetin işidir.

Resul Emrah Şahan yazdı | O sofrada hepimize yer var: Ekrem İmamoğlu’nun Kırklar Meclisi hayali üzerine
Resul Emrah Şahan yazdı | O sofrada hepimize yer var: Ekrem İmamoğlu’nun Kırklar Meclisi hayali üzerine

Ekrem Başkan’ın savunmasında Kırklar Meclisi’ne dönmesi tam da bu nedenle kıymetli. “Birimiz kırkımız, kırkımız birimiz” sözüyle anlattığı şey, tüm derinliğiyle beraber yaşama ahlakıdır. Kimsenin kimliğinden dolayı üstün sayılmadığı, herkesin kıymetinin ve sözünün olduğu, kırgınlıkların giderilmesinin ortaklığın şartı kabul edildiği bir meydan.

Savunmasında o sofraya bakmamızı istiyor Ekrem Başkan. Kim oturuyor, kim kapıda kalıyor? Kimin tabağı dolu, kimin sesi duyulmuyor? Bizim kültürümüzde yeni biri geldiğinde yana kayıp yer açmak var. Ama siyasetin sorumluluğu bu güzel alışkanlığı bir yönetim ilkesine dönüştürmek. Kapıda kalanların davet beklemediği, bu ülkenin eşit yurttaşları olarak haklarını kullandığı bir düzeni kurmak.

Türkiye’nin tarihsel yaraları da bu sorumluluğun parçası. Sivas’ın acısı, Başbağlar’ın acısı ve daha nice kırgınlık, birbirine karşı kullanılan siyasi malzemeler haline getirildiğinde derinleşiyor. Birbirimizin acısını tanımak, adalet talebini ortaklaştırmak ve hakikatle yüzleşmek toplumsal barışın temelini oluşturuyor. Gönül kırıklığıyla birlik kurulmayacağını söyleyen Ekrem Başkan’ın sözleri bu yüzden bir teselliden daha fazlasını ifade ediyor.

Ben çocukken bizim evin kapısı herkese açıktı. Fakat bugün biliyorum ki farklılıklarla, farklılıkların getirdiği acı hatıralarla bu memleketin ortak geleceği, insanların iyi niyetine emanet edilemeyecek kadar büyük bir sorumluluk. Eşit yurttaşlık hukukla, kurumlarla, kamusal hizmetlerle ve bunları hayata geçirecek siyasi iradeyle güvence altına alınmalı. Sofrada herkese yer açmakla başlayan ahlak, meydanı, kenti ve memleketi hep birlikte yönetme iddiasına dönüşmeli.

O büyük mahkeme salonunda, Ekrem Başkan’ın “Bu memleket kocaman bir Kırklar Meclisi olsun” çağrısını tam da böyle duydum. Ankara’daki evimizde öğrendiğim, Hipodrom’daki kalabalıkta hissettiğim, Yenikapı’da yeniden gördüğüm bir hakikat var: Bu memleket hepimizin. Acısı, sözü, sofrası, meydanı ve geleceği hepimizin.

Şimdi bize düşen, o sofrayı büyütecek cesareti ve siyasi iradeyi göstermek. Kimsenin kapıda bırakılmadığı, her canın eşit sayıldığı bir Türkiye’yi birlikte kurmak.

Resul Emrah Şahan kimdir?

Şehir plancısı Resul Emrah Şahan, 11 Haziran 1982’de Ankara’da dünyaya geldi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde şehircilik eğitimi aldı. 2005’te Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun oldu.

İstanbul’un tarihi alanlarına katkı sağladı

Şahan, mezuniyetinin hemen ardından İBB’de çalışmaya başladı. Metropolitan Planlama ve Tasarım Merkezi’nde görev aldı. Bu süreçte İstanbul’un tarihi kent alanları için çeşitli projeler geliştirdi.

Kariyer yolculuğuna 2006-2014 yılları arasında kendi girişimiyle devam etti. Ulaşım, altyapı ve kentsel politikalar konusunda danışmanlık hizmeti verdi. Aynı dönemde teknoloji odaklı bir şirket kurdu. Kentsel planlama ve teknoloji entegrasyonu üzerine çalıştı.

Ekrem İmamoğlu ile çalışma dönemi

Şahan’ın kariyerinde önemli bir dönüm noktası 2014’te gerçekleşti. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde belediyede görev aldı, teknik Koordinasyon ve Projeler Birimi Koordinatörü olarak çalıştı.

Şahan, bu görevinde katılımcı kent planlama projeleri geliştirdi, AR-GE çalışmalarını yönetti, Beylikdüzü Vizyon 2030 çalışmasında öncü rol üstlendi.

Şahan ayrıca İmamoğlu’nun İBB Başkanlığı adaylığı sürecinde de aktif görev aldı. 2019 seçimleri için hazırlanan Politika ve Projeler Bildirgesi’nin teknik koordinasyonunu yönetti.

İBB ve Şişli’deki görevleri

Seçim sonrası İstanbul Planlama Ajansı Başkanlığı görevine getirildi. Aynı zamanda Bimtaş Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalıştı.

Şahan, İBB’deki görevlerinin yanı sıra Şişli Belediyesi’nde de çalıştı, Belediye Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.

Şişli’nin yeni başkanı seçildi

2024 Yerel Seçimleri’nde CHP, Şişli Belediyesi için Şahan’ı aday gösterdi. Mevcut başkan Muammer Keskin’in yerine yarışa katıldı ve seçimlerde yüzde 66,6 oy oranına ulaştı.

Bu sonuçla Şişli tarihinin en yüksek oy oranıyla seçilen belediye başkanı unvanını kazandı. Şişli’nin yeni başkanı 4 Nisan 2024’te mazbatasını alarak resmen görevine başladı.

Tutuklandı

Resul Emrah Şahan, 19 Mart operasyonları kapsamında “kent uzlaşısı” soruşturmasından gözaltına alındı, 23 Mart’ta tutuklandı. Şahan daha sonra bu dosyadan tahliye edildi ama İBB soruşturmasına dahil edildiği için Silivri Cezaevi’nde tutulmaya devam etti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş