Resul Emrah Şahan: “Madımak Utanç Müzesi olmalıdır”

İSTANBUL (Medyascope) –  Tutuklu seçilmiş Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Madımak Katliamı’nın yıldönümünde avukatları aracılığıyla anma mesajı paylaştı. Şahan mesajında “Madımak Utanç Müzesi olmalıdır” dedi.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde anma mesajı paylaştı.
  • Şahan, mesajında Madımak’ın Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
  • Tüm partilerin ve Türk demokrasi güçlerinin ortak irade sergilemesi gerektiğini belirtti.
  • Şahan, ayrımcılık ve nefret söylemine karşı güçlü bir yasal çerçeve oluşturulması çağrısında bulundu.
Resul Emrah Şahan: "Madımak

Silivri cezaevinde tutuklu bulunan seçilmiş Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, avuakatları aracılığıyla, 2 Temmuz Madımak Katliamı’nı 33. yıldönümünde andı. Şahan paylaştığı mesajında, Madımak Katliamı’nın yaşandığı binanın, Utanç Müzesi’ne dönüştürme talebini tekrarladı.

Şahan, “Barışı konuştuğumuz bu günlerde, mecliste grubu bulunan partiler ve Türkiye’nin tüm demokratları ortak irade sergilemeli ve Madımak utanç müzesi olmalıdır. Ayrıca ayrımcılık ve nefret söylemine karşı güçlü bir yasal çerçeve oluşturulmalı, eşit yurttaşlık güvence altına alınmalıdır” dedi.

Resul Emrah Şahan ne dedi?

Resul Emrah Şahan, mesajında kendi anısından hareketler paylaştı. İşte Şahan’ın, kendi anısından da hareketler paylaştığı Madımak mesajı:

“2 Temmuz 1993, televizyonlardan canlı yayında çaresizlikle izlediğimiz, benim ise küçük bir çocuk olarak, Madımak’tan kurtulup dönenlerin aile evimize gelişiyle hafızama kazınan büyük acıdır. Türkiye’nin ortak hafızasında olduğu kadar benim çocukluğumda da silinmeyecek bir yaradır. Aradan geçen yıllar acıyı dindirmedi. Çünkü böyle acılar zamanla değil, yüzleşmeyle hafifler. Toplumun ortak acısı olması gereken bu ağır yükün büyük ölçüde Alevilerin omuzlarına bırakılmış olması da hepimizin sorumluluğudur. 33. yılda, 33 canımızın anısına geleceğe kalıcı iki eser bırakmanın zamanı gelmiştir. Her şeye rağmen barışı konuştuğumuz bugünlerde, Türkiye’nin bütün demokratları bu iki konuda ortak irade göstermelidir.

İlk olarak, Madımak kesinlikle ve vakit kaybetmeden bir Utanç Müzesi’ne dönüştürülmelidir. Uzun yıllardır dile getirilen bu talep, yaşamını yitiren canlara duyulan saygının ve toplumsal hafızanın korunmasının bir gereğidir. Dünyanın birçok ülkesinde insanlığa karşı işlenmiş suçların yaşandığı mekânlar unutturulmaz. Korunur, yaşayan hafıza mekânlarına dönüştürülür ve gelecek kuşaklara emanet edilir. Çünkü geçmişi hatırlamak, benzer acıların bir daha yaşanmamasının en güçlü güvencesidir. “Utanç Müzesi” ifadesi son derece önemlidir. Çünkü utanç, bir toplumun kendi karanlık sayfalarına bakabilme cesaretidir. Suçun değil, yüzleşmenin dilidir. Aynı kötülüğün bir daha yaşanmaması için verilmiş ortak sözdür.

İkinci olarak, ayrımcılık ve nefret söylemine karşı güçlü bir yasal çerçeve oluşturulmalıdır. Eşit yurttaşlığın teminatı olacak bir Ayrımcılıkla Mücadele Yasası gecikmeden TBMM gündemine alınmalıdır. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Müslüman’ın, Gayrimüslim’in; bu ülkenin her yurttaşının hukuk önünde eşitliğini güvence altına alan böyle bir düzenleme, Türkiye’nin demokrasi meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Barışı, milli birlik ve bütünlüğü, ülkede güvenin yeniden tesis edilmesini konuştuğumuz bugünlerde, böylesi bir adım en güçlü samimiyet göstergesi olacaktır. Barış, ancak hukuki güvenceyle ve ortak toplumsal hafızayla inşa edilir. Acıları tanıdığımızda, eşit yurttaşlığı güvence altına aldığımızda ve vicdanı kamusal hayatın temeline yerleştirdiğimizde kalıcılaşır.

Bu vesileyle TBMM çatısı altındaki bütün siyasi partilere ve Türkiye’nin siyasi liderlerine çağrıda bulunuyorum. Madımak Oteli’nin Madımak Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi konusunda ortak irade gösterelim. Ayrımcılıkla Mücadele Yasası’nı TBMM gündemine taşıyalım ve eşit yurttaşlığın hukuki güvencelerini birlikte kuralım. Sivas Katliamı başta olmak üzere tarihimizde utanç vesilesi olarak hatırladığımız bütün katliamlar ve nefret suçları devletin resmî hafızasının bir parçası olmalı; devlet törenleriyle anılmalı ve açık biçimde lanetlenmelidir. Bu adımlar geçmişi değiştirmeyecektir. Ama geleceği değiştirme iradesini gösterecektir. Türkiye’nin demokrasiye, toplumsal barışa ve ortak geleceğe olan inancını güçlendirecektir. Çünkü ortak gelecek, ortak geçmişle yüzleşme cesareti gösteren toplumlar tarafından kurulur.

Madımak’ın utancı, geleceğe karşı sorumluluğumuzu hatırlatmaktadır.

2 Temmuz’da yitirdiğimiz tüm canlarımızı saygıyla, özlemle ve minnetle anıyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş