İsrail’de sandığın kilidi Arap partilerinde

İsrail, Arap partileri

İsrail’de seçimler öncesi anketler ne Binyamin Netanyahu’nun ne de muhalefetin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşabileceğine işaret ediyor. İsrail Parlamentosu’nda (Knesset) 14-15 sandalye kazanabilecek Arap partileri ise yeni hükümetin belirlenmesinde kilit rolde olacak.

İsrail’de 27 Ekim Salı günü yapılacak genel seçimler öncesinde gözler, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Filistinli vatandaşlara ve onları temsil eden siyasi partilere çevrildi.

Kamuoyu araştırmaları, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki sağcı ittifakın da eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un öncülüğündeki muhalefet blokunun da parlamentoda çoğunluğu sağlayamayabileceğini gösteriyor.

120 sandalyeli İsrail Parlamentosu’nda (Knesset) hükümet kurmak için en az 61 milletvekili gerekiyor. Anketlere göre iki büyük blok yaklaşık 50’şer sandalyede kalabilirken Arap partilerinin toplam 13 ila 15 milletvekili kazanması bekleniyor.

Bu tablo, Netanyahu’nun seçim kampanyasında hedef aldığı Arap partilerini yeni hükümetin kurulmasında belirleyici konuma getirecek.

Netanyahu’nun kampanyası: “Sağ mı, Filistin mi?”

Netanyahu, seçim kampanyasında muhalefetin Arap partilerinin desteği olmadan hükümet kuramayacağını savunuyor. Likud’un reklam panolarında “Sağ mı, Filistin mi?” sloganı yer alırken yapay zekâyla hazırlanan videolarda Eisenkot, Filistinli siyasetçi Mansur Abbas’la birlikte gösteriliyor.

Netanyahu’nun X hesabında yayımlanan bir videoda da “Eisenkot Arap partileri olmadan hükümeti kuramaz” mesajı veriliyor. Yapay zekâ ile hazırlanan videoda Eisenkot, İsrailli bir seçmene sarılmak üzereyken son anda yanından geçip Mansur Abbas’a sarılıyor.

Netanyahu’nun bu söylemi Filistinliler arasında tepkiyle karşılanıyor.

Kudüs İbrani Üniversitesi’nden siyaset bilimci Gayil Talshir, Netanyahu’nun Arapları seçim kampanyasında bir tehdit unsuru olarak kullandığını söylüyor. Talshir’e göre 7 Ekim 2023 saldırısının ardından artan toplumsal gerilim de bu stratejinin parçası.

Netanyahu’nun geçmişte Mansur Abbas’la koalisyon görüşmeleri yapmış olması dikkat çekici. 2021’deki bu girişim sonuçsuz kalmış, Abbas daha sonra Naftali Bennett ve Yair Lapid’in kurduğu hükümete katılmıştı.

Netanyahu’nun Arap seçmenleri hedef alan söylemi de yeni değil. Başbakan, 2015 seçimlerinde “Arap seçmenler akın akın sandıklara gidiyor” diyerek sağcı seçmenleri uyarmış, daha sonra bu sözleri için özür dilemişti.

Ra’am Partisi lideri Mansur Abbas.

Eisenkot, Arap partileriyle hükümeti kurar mı?

Seçimlerin en önemli sorularından biri, Netanyahu karşıtı blokun Filistinli siyasetçilerle işbirliği yapıp yapmayacağı.

Washington Post’un aktardığına göre Eisenkot, yaz aylarında düzenlenen Herzliya Konferansı’nda Netanyahu’nun Arap partilerine yönelik korku söylemine karşı çıkmıştı:

“Netanyahu’nun ‘Müslüman Kardeşler’le işbirliği yapacaklar’ şeklindeki korku kampanyasına teslim olmamalıyız.”

Eisenkot aynı konuşmada, “Bir Haredi ya da Arap partisine evet veya hayır demiyorum” diyerek kapıyı tamamen kapatmamış ve şunları söylemişti: “İsrail’in Yahudi ve demokratik bir devlet olduğuna inanan herkesle aynı masaya otururum.”

Gadi Eisenkot.

Ancak seçim kampanyası ilerledikçe Eisenkot’un koşulları da sertleşti. Son açıklamalarından birinde, “Hamas’ı, İsrail Devleti’nin yok etmekle yükümlü olduğu bir terör örgütü olarak tanımayan partiler, kuracağımız hiçbir hükümette yer almayacak” dedi.

Muhalefetin diğer isimleri arasında da görüş ayrılıkları bulunuyor. Solcu Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, Arap siyasetçilerin hükümette bakanlık üstlenmesini açıkça desteklerken sağcı Yisrael Beiteinu lideri Avigdor Liberman, Arap partilerinin desteğine dayanılarak hükümet kurulmasına karşı çıkıyor.

Arap partileri ne istiyor?

Seçimlerde Filistinli seçmenlerin karşısına iki önemli seçenek var.

Hadash, Balad ve Taal partilerinin oluşturduğu Ortak Liste, Filistinli vatandaşlar için eşit haklar, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail askerî işgalinin sona ermesi ve iki devletli çözüm çağrısı yapıyor.

Ortak Liste Başkanı Yousef Jabareen, Netanyahu’ya alternatif bir hükümeti koalisyona katılmadan, parlamento dışından değil parlamentodaki milletvekillerinin oylarıyla dışarıdan destekleyebileceklerini söylüyor ancak bunun için organize suçla mücadele ve iki devletli çözüm yönünde müzakereler gibi taleplerinin karşılanmasını istiyor.

Diğer önemli siyasi hareket ise Mansur Abbas’ın liderliğindeki Birleşik Arap Listesi (Ra’am).

Abbas, yalnızca parlamentoda temsil edilmenin yeterli olmadığını savunuyor ve yeni hükümette doğrudan görev almak istiyor.

BBC’ye konuşan Abbas, “Yalnızca parlamentoda temsil edilmenin Arap toplumuna hizmet etmek için yeterli olmadığı sonucuna vardık” diyor.

Abbas’ın seçim listesinin ikinci sırasına Yahudi siyasetçi ve eski polis yetkilisi Yoav Segalovitz’i koyması da Arap-Yahudi siyasi işbirliği açısından dikkat çekici bir adım.

Ancak muhalefetteki Yahudi partiler arasında Arap partileriyle işbirliği konusunda uzlaşma yok. Eisenkot, koalisyon için çeşitli siyasi koşullar öne sürerken sağcı siyasetçi Avigdor Liberman Arap partilerinin desteğine dayanılmasına karşı çıkıyor. Solcu Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ise Arap siyasetçilerin hükümette yer almasını açıkça destekliyor.

İsrail vatandaşı Filistinliler hükümeti belirleyebilirler mi?

Filistinliler için seçimlerin en önemli meselelerinden biri yaşadıkları kentlerde artan organize suç ve silahlı şiddet.

Yahudi-Arap sivil toplum kuruluşu Abraham Initiatives’in verilerine göre 2025’te suç bağlantılı şiddet olaylarında 252 İsrail vatandaşı Filistinli öldürüldü.

İsrail vatandaşı Filistinliler
İsrail vatandaşı Filistinliler, hükümeti suç ve çetelere karşı kayıtsız kaldıkları için eleştiriyor.

İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün eylül ayında yaptığı araştırmada, Arap seçmenlerin yüzde 53,5’i oy tercihlerinde en önemli unsurun suç ve şiddetle mücadele olduğunu söyledi.

Filistinli vatandaşlar, hükümetin güvenliklerini sağlamakta yetersiz kaldığını savunuyor. İsrail polisi ise cinayet soruşturmalarını ciddiyetle yürüttüğünü belirtiyor.

Nazareth’te öğrenci arkadaşlarıyla seçim broşürleri dağıtan 23 yaşındaki Arkan Badran, BBC’ye neden sandığa gitmek istediğini şöyle anlatıyor: “Bu aşırılıkçı hükümeti devirmeyi görevimiz olarak görüyorum. Bize ikinci sınıf insan muamelesi yapıyorlar.”

7 Ekim’den sonra Filistinli vatandaşların ifade özgürlüğünün de kısıtlandığını söyleyen Mossawa Merkezi’nden Suha Salman Mousa, Gazze’deki işgale karşı çıkan kişilerin gözaltına alındığını ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle işlerini kaybettiklerini anlatıyor.

Seçim öncesinde Arap partilerine yönelik bir başka girişim de yargıdan döndü. İsrail Yüksek Mahkemesi, Merkez Seçim Komitesi’nin iki Arap listesini ve bazı adaylarını seçimden men etme kararını iptal etti.

Filistinli vatandaşların seçimlere katılımı son yıllarda yaklaşık yüzde 50 düzeyinde seyretti.

İsrail Demokrasi Enstitüsü araştırmacısı Arik Rudnitzky, 27 Ekim’de katılımın yüzde 65’e kadar çıkabileceği görüşünde.

Sandığa katılımın yükselmesi, Arap partilerinin parlamentodaki sandalye sayısını ve hükümet kurma görüşmelerindeki etkisini artırabilir.

Ancak bu partilerin kazanacağı sandalyelerin yeni hükümetin kurulmasını sağlayıp sağlamayacağı, seçim sonuçlarının yanı sıra diğer partilerin onlarla işbirliğine ne ölçüde açık olacağına da bağlı.

Netanyahu’nun seçim kampanyasında siyasi bir tehdit olarak gösterdiği Filistinli vatandaşların temsilcileri, sandıkların kapanmasının ardından İsrail’de kimin hükümet kuracağını belirleyen aktörler arasına girebilir.

Kaynak: BBC, Washington Post

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş